Kitap ehlinden inkar edenler ile Allah'a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi.

لَمْ يَكُنِ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ مُنْفَكِّينَ حَتّٰى تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُ

lem yekuni (e)lleƶīne keferū min ehli l-kitābi ve l-muşrikīne munfekkīne Hattā te'tiyehumu l-beyyinetu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَمْlem
2يَكُنِyekuniك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvindeğillerdi
3الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
4كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(ler)
5مِنْmin-nden
6اَهْلِehliا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarehli-
7الْكِتَابِl-kitābiك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitap
8وَالْمُشْرِكِينَve l-muşrikīneش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.ve müşrikler(den)
9مُنْفَكِّينَmunfekkīneف ك كBir şeyi açmak, boşluk/gedik/kırık oluşturmak, ayırmak, serbest bırakmak, bırakmak, özgür bırakmak, serbest bırakmak, özgürleştirmek, yardım etmek, yerinden çıkmış/ayrılmış, yaşlı/eski/zayıf adambırakılacak
10حَتّٰىHattādek
11تَأْتِيَهُمُte'tiyehumuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekkendilerine gelinceye
12الْبَيِّنَةُl-beyyinetuب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık kanıt

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Vazgeçemezlerdi kâfirlikten kitap ehlinden kâfir olanlar ve şirk koşanlar, kendilerine apaçık kesin bir delil gelmedikçe.

Abdulkadir Gölpınarlı

Vazgeçemezlerdi kâfirlikten kitap ehlinden kâfir olanlar ve şirk koşanlar, kendilerine apaçık kesin bir delil gelmedikçe.

Adem Uğur

Apaçık delil kendilerine gelinceye kadar ehl-i kitaptan ve müşriklerden inkârcılar (küfürden) ayrılacak değillerdi.

Ahmed Hulusi

Ehl-i Kitap'tan ve müşriklerden hakikat bilgisini inkar edenler, kendilerine o beyyine gelinceye kadar (sapkınlıklarından) ayrılacak değillerdi.

Ahmet Tekin

Kutsal kitaplarda müjdelenen, oğulları gibi tanıdıkları âdil önder Allah’ın Rasulü Muhammed, hak delil Kur’ân ile tebliğ görevine başlayıncaya kadar, ehl-i kitaptan ve müşriklerden küfürde ısrar edenler, görevlendirilecek hak peygambere iman ederek tâbi olacakları konusunda verdikleri sözden ve kararlarından vazgeçmiş değillerdi.

Ahmet Varol

Kitap ehlinden ve müşriklerden inkar edenler kendilerine açık bir delil gelinceye kadar (bağlı bulundukları dinden) ayrılacak değillerdi.

Ali Bulaç

Kitap ehlinden ve müşriklerden inkar edenler, kendilerine apaçık bir delil gelinceye kadar, (bulundukları durumdan) kopup ayrılacak değillerdi.

Ali Fikri Yavuz

Ehl-i kitab (Yahûdi’lerle Hristiyanlar) ve müşriklerden (putlara tapanlardan) o kafir olanlar, kendilerine açık bir hüccet gelinceye kadar (üzerinde bulundukları dinden) ayrılacak değillerdi.

Ali Rıza Safa

Kitap halkının nankörlük edenleri ve ortaklar koşanlar, kendilerine Açık Kanıt gelinceye dek ayrılacak değiller.

Bayraktar Bayraklı

Kitap ehlinden ve müşriklerden inkar edenler, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar tutumlarından vaz geçecek değillerdi.

Bekir Sadak

(1-3) Kitap ehlinden ve putperestlerden olan inkarcilar, kendilerine apacik bir belge, icinde kesin ve en dogru hukumlerin bulundugu arinmis sahifeleri okuyan, Allah katindan bir peygamber gelene kadar dinlerinden vazgececek degillerdi.

Celal Yıldırım

(1-2-3) Kitap Ehli (Yahudi ve Hıristiyanlar) ve müşrikler (Allah'a i ortak koşanlar)dan küfre sapanlar, kendilerine açık ve kesin delil; içinde en âdil, en sağlam hükümler bulunan tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gönderilen bir peygamber gelinceye kadar (küfürden) ayrılmış olmadılar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(1-2) Ehl-i kitap’tan ve müşriklerden hakkı inkâr edenler, kendilerine açık kanıt ve Allah tarafından gönderilen, tertemiz sayfaları okuyan bir elçi gelinceye kadar (hakkı inkârcılıktan) ayrılacak değillerdir.

Diyanet İşleri

Kitap ehlinden inkar edenler ile Allah'a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi.

Diyanet İşleri (eski)

(1-3) Kitap ehlinden ve ortak koşanlardan inkarcılar, kendilerine apaçık bir belge, içinde kesin ve en doğru hükümlerin bulunduğu arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından bir Peygamber gelene kadar dinlerinden vazgeçecek değillerdi.

Diyanet Vakfi

Apaçık delil kendilerine gelinceye kadar ehl-i kitaptan ve müşriklerden inkârcılar (küfürden) ayrılacak değillerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kitap ehlinden ve müşriklerden (Hakk'ı) tanımayanlar, kendilerine açık delil gelinceye kadar inkârlarından ayrılacak değillerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kitap verilmiş olanlardan ve müşriklerden o küfredenler, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar ayrılacak değillerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ehli kitab ve müşriklerden o küfredenler, infilak edecek değildi gelinciye kadar kendilerine beyyine

Erhan Aktaş

Kitap Ehli'nden ve Müşriklerden Kafirler kendilerine beyyine gelmeden ayrılığa düşmüş değillerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kitap Ehli'nden ve Müşriklerden Kafirler kendilerine beyyine gelmeden ayrılığa düşmüş değillerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kitap Ehli'nden ve Müşriklerden gerçeği yalanlayan nankörler, kendilerine beyyine gelmeden ayrılığa düşmüş değillerdi.

Fizilal-il Kuran

Apaçık delil kendilerine gelinceye kadar kitap ehlinden ve müşriklerden inkarcılar küfürden ayrılacak değillerdi.

Gültekin Onan

Kitap ehlinden ve müşriklerden küfredenler kendilerine apaçık bir delil gelinceye kadar (bulundukları durumdan) kopup ayrılacak değillerdi.

Hamdi Döndüren

Kitap ehlinden ve müşriklerden inkâr edenler, kendilerine açık kanıt gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi.

Hasan Basri Çantay

(1-2-3) Kitablardan ve müşriklerden küfredenler kendilerine apaçık bir hüccet, (ya'ni) içinde (kitabların) en doğru (hükümleri) yazılı, (baatıldan azade ve) temiz sahifeleri okuyacak Allahdan bir peygamber gelinceye kadar (guya intizaar edeceklerdi, dinlerinden) ayrılacak değillerdi.

Hasib Asutay

Kitap ehlinden inkâr edenler ile Allah'a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi.

Hayrat Neşriyat

Kitab ehlinden ve müşriklerden inkâr edenler, kendilerine beyyine (apaçık delil)gelinceye kadar (bulundukları dinden) ayrılacak kimseler değildi.

İbni Kesir

Kitab ehlinden ve müşriklerden küfredenler, kendilerine apaçık bir huccet gelinceye kadar vazgeçecek değillerdi.

Mehmet Okuyan

Beyyine (apaçık bir elçi) kendilerine gelinceye kadar kitap ehlinden ve müşriklerden bazı nankörler (küfürden) ayrılacak değillerdi.

Muhammed Esed

Hakikati inkara şartlanmış olanlar, -ister geçmiş vahyin mensuplarından isterse Allah'tan başkasına da ilahlık yakıştıranlardan (olsunlar)- kendilerine hakikatin açık kanıtları gelmeden (O'nun tarafından) gözden çıkarılacak değillerdir,

Mustafa İslamoğlu

İnkarda ısrar edenler, -ister kitap ehline isterse şirki hayat tarzı edinenlere mensup olsunlar- kendilerine hakikatin açık delili gelinceye kadar dışlanacak değillerdi!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ehl-i kitaptan ve müşriklerden kâfir olanlar kendilerine apaçık bir hüccet gelinceye değin (küfürlerinden) ayrılacak değillerdir.

Ömer Öngüt

Ehl-i kitaptan ve müşriklerden inkâr edenler, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürlerinden) ayrılacak değillerdi.

Suat Yıldırım

Gerek Ehl-i kitaptan, gerek müşriklerden olan kâfirler, kendilerine o açık ve kesin delil gelmedikçe, inkârlarından ayrılacak değillerdi.

Süleyman Ateş

Kitap ehlinden ve müşriklerden (hakk'ı) tanımayanlar, kendilerine açık kanıt gelinceye dek (halleri üzere) bırakılacak değillerdi (mutlaka kendilerine açıklama gelecekti).

Süleymaniye Vakfı

Ehlikitaptan /kitaplarında uzman olanlardan ve müşriklerden kafirlik edenler, kendilerine o beyyine/ açık delil gelinceye kadar çözülmüş değillerdi;

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ehl-i kitaptan kafir olanlarla müşrikler, kendilerine o beyyine gelinceye kadar çözülecek değillerdir.

Şaban Piriş

Kitap ehlinden ve müşriklerden inkar edenler, kendilerine açık belgeler gelinceye kadar ayrılanlar olmadılar.

Tefhim-ul Kuran

Kitap ehlinden ve müşriklerden küfre sapanlar kendilerine apaçık bir delil gelinceye kadar, (bulundukları durumdan) kopup ayrılacak değillerdi.

Ümit Şimşek

Kitap Ehlinden kâfir olanlar ile müşrikler, kendilerine delil gelinceye kadar dinlerinden ayrılacak değillerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Ehlikitap'tan küfre sapanlarla müşrikler, kendilerine beyyine/açık kanıt gelinceye kadar çözülüp ayrılacak değillerdi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kitab əhlindən və müşriklərdən inkar edənlər onlara açıq-aydın dəlil gəlməyincə küfrlərindən əl çəkmədilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Kitab əhlindən (yəhudilərdən və xaçpərəstlərdən) kafir olanlar və müşriklər özlərinə açıq-aşkar bir dəlil gəlməyənə qədər (dinlərindən) ayrılan deyildilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen unter den Schriftbesitzern und die Anhänger der Vielgötterei wollten ihren hergebrachten Glauben nicht eher aufgeben, bis das klare Beweiszeichen zu ihnen käme:

Almanca — Der Edle Quran

Diejenigen von den Leuten der Schrift und den Götzendienern, die ungläubig sind, werden sich nicht (eher von ihrem Unglauben) lösen, bis (daß) der klare Beweis zu ihnen kommt,

Almanca — M. A. Rassoul

Diejenigen, die ungläubig sind unter dem Volk der Schrift und die Götzendiener können (von ihrem Irrtum) nichtbefreit werden, bis der deutliche Beweis zu ihnen kommt

Almanca — Muhammad Zaidan

Diejenigen von den Schriftbesitzern, die Kufr betrieben haben, und die Muschrik werden nicht loslassen, bis zu ihnen die Deutlichkeit kommt,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Neither the unbelievers among Ahl AL-Kitab nor the idolaters were going to change their position until they have received clear divine evidence-

Abdul Haleem

Those who disbelieve among the People of the Book and the idolaters were not about to change their ways until they were sent clear evidence,

Abdullah Yusuf Ali

Those who reject (Truth), among the People of the Book and among the Polytheists, were not going to depart (from their ways) until there should come to them Clear Evidence,-

Abul A'la Maududi

Those who disbelieved – be they from the People of the Book or from those who associated others with Allah in His Divinity – will not desist from unbelief until the Clear Proof should come to them;

Aisha Bewley

The People of the Book who are kafir and the mushrikun would not be cut off until the Clear Sign came to them:

Al-Hilali & Khan

Those who disbelieve from among the people of the Scripture (Jews and Christians) and Al-Mushrikûn,[1] were not going to leave (their disbelief) until there came to them clear evidence.

Ali Quli Qarai

The faithless from among the People of the Book and the polytheists were not set apart until the proof had come to them:

Amatul Rahman Omar

Those who disbelieve from among the people of the Scripture and (from among) those who associate gods with God, would not be rid of their bigotry and rejection of Faith until there should come to them the manifest proof -

Arthur John Arberry

The unbelievers of the People of the Book and the idolaters would never leave off; till the Clear Sign came to them,

Bijan Moeinian

It is obvious that the followers of the scriptures, as well as the idol worshipers, would not have followed Islam unless a clear proof was sent to them.

E. Henry Palmer

Those of the people of the Book and the idolaters who misbelieve did not fall off until there came to them the manifest sign, -

Edip-Layth

Those who rejected amongst the people of the book and those who set up partners would not leave until proof came to them.

George Sale

The unbelievers among those to whom the scriptures were given, and among the idolaters, did not stagger, until the clear evidence had come unto them:

Hamid S. Aziz

Those of the People of the Book and the idolaters who disbelieve did not fall away until there came to them the Manifest Sign -

Mahmoud Ghali

(The ones) who have disbelieved among the population of the Book (Or: family of the Book; i. e., the Jews and Christians) and the associators (Those who associate others with Allah) could not have left off (erring) until the Supreme Evidence came up to them-

Marmaduke Pickthall

Those who disbelieve among the People of the Scripture and the idolaters could not have left off (erring) till the clear proof came unto them,

Mohamed Ahmed - Samira

THOSE AMONG THE people of the Book who disbelieve, and the idolaters, would not have been freed (from false beliefs) until the clear proof came to them --

Muhammad Asad

IT IS NOT [conceivable] that such as are bent on denying the truth - [be they] from among the followers of earlier revelation or from among those who ascribe divinity to aught beside God should ever be abandoned [by Him] ere there comes unto them the [full] evidence of the truth:

Mustafa Khattab

The disbelievers from the People of the Book and the polytheists were not going to desist ˹from disbelief˺ until the clear proof came to them:

Progressive Muslims

Those who rejected amongst the people of the Scripture and those who set up partners would not leave until proof came to them.

Sahih International

Those who disbelieved among the People of the Scripture and the polytheists were not to be parted [from misbelief] until there came to them clear evidence -

Sam Gerrans

Those who ignore warning among the doctors of the Law and the idolaters were not to desist until the clear evidence came to them:

Shabbir Ahmed

It is inconceivable that those who are denying the Truth, whether they are among the People of the Scripture or the idolaters, could depart from their ways till the Clear Evidence reaches them. (The Qur'an liberates them from the shackles of their man-made dogmas and brings them from darkness to Light (7:157)).

Syed Vickar Ahamed

Those who reject (truth), among the People of the Book and among the polytheists, who were not going to depart (from their ways) until there should come to them Clear Evidence—

Taqi Usmani

Those who disbelieved from among the People of the Book and the polytheists were not (expected) to desist (from their wrong beliefs) unless there comes to them a clear proof,

The Monotheist Group

Those who rejected among the people of the Book and the polytheists would not leave until a proof came to them.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Les infidèles parmi les gens du Livre, ainsi que les Associateurs, ne cesseront pas de mécroire jusquʹà ce que leur vienne la Preuve évidente:

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji ehlîkitêb (fileh û cihû) û muşrikan ew ên ku kafir bûne dev ji wan nehate berdan û ew di rewşa ew tê de nehatin hêlan heyani ku rênîşanderek ji wan re hat.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij onder de mensen van het boek die ongelovig zijn en de veelgodendienaars zullen pas ophouden als het duidelijke bewijs tot hen komt:

Hollandaca — Salomo Keyzer

De ongeloovigen onder hen, aan wie de schriften werden gegeven en onder de afgodendienaars wankelden niet, dan nadat het duidelijke teeken tot hen was gekomen;

Hollandaca — Siregar

De ongelovigen onder de Lieden van de Schrift en de veelgodenaanbidders houden niet op (ongelovig te zijn) tot er een duidelijk bewijs tot hen komt.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Те, которые стали неверными из числа людей Писания [иудеи и христиане] и многобожников (из числа арабов и других народов), не отделялись (от своего неверия), пока не пришло к ним (от Аллаха) ясное знамение (указанное в их писаниях) -

Rusça — Osmanov

Не расстались [с прежней верой] те, которые не уверовали, будь то люди писания или многобожники, пока к ним не явилось ясное знамение -

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

DE SOM framhärdar i att förneka sanningen, antingen de är efterföljare av äldre tiders uppenbarelser eller sådana som sätter gudar vid Guds sida, utestängdes inte (från Guds nåd) förrän det klara vittnesbördet hade nått dem -