Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti.

فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَاۖ

fe keƶƶebūhu fe ǎḳarūhā fe demdeme ǎleyhim rabbuhum bi ƶenbihim fe sevvāhā

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَكَذَّبُوهُfe keƶƶebūhuك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.onu yalanladılar
2فَعَقَرُوهَاfe ǎḳarūhāع ق رKesmek, yaralamak, katletmek, topallık vermek, sonuç vermemek, kısır olmak (örn: rahim)ve onu kestiler
3فَدَمْدَمَfe demdemeد م د مBir şeyi çok fazla, aşırı derecede veya enerjiyle bulaştırdı veya üzerinden geçti ve bir şeyin üzerini bu şekilde kapladı.başlarına geçirdi
4عَلَيْهِمْǎleyhimonların
5رَبُّهُمْrabbuhumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRableri
6بِذَنْبِهِمْbi ƶenbihimذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmaksuçu yüzünden
7فَسَوّٰيهَاۖfe sevvāhāس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyeve orayı dümdüz etti

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken yalanlamışlardı onu da ayaklarını kesip öldürmüşlerdi deveyi, derken Rableri de suçları yüzünden onları helâk etmişti de orasını düzleyivermişti.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken yalanlamışlardı onu da ayaklarını kesip öldürmüşlerdi deveyi, derken Rableri de suçları yüzünden onları helâk etmişti de orasını düzleyivermişti.

Adem Uğur

Ama onlar, onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri günahları sebebiyle onlara büyük bir felâket gönderdi de hepsini helâk etti.

Ahmed Hulusi

Onu (Allah Rasulünü) yalanladılar da onu (dişi deveyi) vahşice öldürdüler! Bunun üzerine Rableri, suçları yüzünden onları toprağa gömdü de orayı düzledi!

Ahmet Tekin

Sâlih’i yalanladılar ve dişi deveyi kılıçla bacaklarından biçerek öldürdüler. Rableri de günahları sebebiyle onlara ağır bir ceza uyguladı. Orayı yerle bir etti.

Ahmet Varol

Ancak onu yalanladılar, o (deve)yi kestiler. Rableri de günâhları dolayısıyla üzerlerine şiddetli azap indirdi ve (orayı) dümdüz etti.

Ali Bulaç

Fakat, onu yalanladılar, deveyi yere yıkıp öldürdüler. Rableri de günahları dolayısıyla 'onları yerle bir etti, kırıp geçirdi'; orasını da dümdüz etti.

Ali Fikri Yavuz

Fakat onlar (Salih peygamberin kendilerine söylediği bu sözü) tanımayıb inkâr ettiler de, onu öldürdüler. Bunun üzerine, günahları yüzünden Rableri onları kökünden kazıyıb helâk etti de (büyük küçük bırakmadı) hepsini düzleyiverdi.

Ali Rıza Safa

Yine de Onu yalanladılar. Ardından, onu kestiler. Sonunda, Efendileri, suçları nedeniyle onları yıkıma uğrattı. Sonra, orasını dümdüz etti.

Bayraktar Bayraklı

Buna rağmen peygamberi yalanladılar ve deveyi kestiler. Rableri, günahlarından dolayı ülkelerini harap edip yerle bir etti.

Bekir Sadak

Onu yalanladilar ve deveyi bogazladilar. Bunun uzerine Rableri, suclarindan dolayi onlarin uzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onlari.

Celal Yıldırım

Buna rağmen onlar, peygamberi yalanlayıp deveyi yere devirerek kestiler. Rabları da onlara, günahları sebebiyle azâb indirdi de yerle bir etti.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Fakat onlar ona inanmayıp deveyi kestiler. Bunun üzerine rableri, günahları sebebiyle onlara ardı arkası kesilmez felâketler göndererek hepsini helâk etti.

Diyanet İşleri

Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti.

Diyanet İşleri (eski)

Onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onların üzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onları.

Diyanet Vakfi

(11-15) Semûd kavmi azgınlığı yüzünden (Allah'ın elçisini) yalanladı. Onların en bedbahtı (deveyi kesmek için) atıldığında, Allah'ın Resûlü onlara: «Allah'ın devesine ve onun su hakkına dokunmayın!» dedi. Ama onlar, onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri günahları sebebiyle onlara büyük bir felâket gönderdi de hepsini helâk etti. (Allah, bu şekilde azap etmenin) âkıbetinden korkacak değil ya!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Fakat onlar peygamberi yalanlayıp deveyi kestiler. Rableri de günahlarını başlarına geçiriverdi de orayı dümdüz etti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Fakat ona inanmadılar da onu (deveyi) devirdiler. Rableri de günahlarını başlarına geçiri geçiriverdi de o yeri düzleyiverdi!

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat inanmadılar ona da devirdiler onu. Alemlerin rabbı da günahlarını başlarına geçiri geçiriverdi de o yeri düzleyiverdi.

Erhan Aktaş

Fakat onu yalanladılar. Sonra onu kestiler. Rabb'leri suçları nedeniyle üzerlerini azapla kapladı. Orayı yerle bir etti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat onu yalanladılar. Sonra onu kestiler. Rabb'leri suçları nedeniyle üzerlerini azapla kapladı. Orayı yerle bir etti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat onu yalanladılar. Sonra onu kestiler. Rabb'leri suçları nedeniyle üzerlerini azapla kapladı. Orayı yerle bir etti.

Fizilal-il Kuran

Onu yalanladılar, deveyi kestiler. Rabbleri de, günahları yüzünden azabı başlarına geçirdi, orayı dümdüz etti.

Gültekin Onan

Fakat, onu yalanladılar, deveyi yere yıkıp öldürdüler. Rableri de günahları dolayısıyla 'onları yerle bir etti, kırıp geçirdi'; orasını da dümdüz etti.

Hamdi Döndüren

Ama onlar, onu yalanladılar ve deveyi de kestiler. Bunun üzerine Rableri, günahları yüzünden azabı başlarına geçirdi ve orayı dümdüz etti.

Hasan Basri Çantay

Fakat onu tekzib etdiler, derken o (deveyi) sinirleyib öldürdüler. Bundan dolayı Rableri (nin azabı) da onları, günahları sebebiyle, örtüverdi. öyle ki hepsini bir yapdı (helak etdi),

Hasib Asutay

Fakat onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri, günâhları sebebiyle azabı başlarına geçiriverdi ve orayı dümdüz yaptı.

Hayrat Neşriyat

Fakat kendisini yalanladılar da onu (o deveyi) kestiler; bunun üzerine Rableri, günahları sebebiyle üzerlerini büyük bir azabla kaplayıp onları dümdüz (ederek yerle bir) etti.

İbni Kesir

Fakat onu yalanladılar ve derken deveyi kestiler. Bunu üzerine günahları sebebiyle Rabbları onları kırıp geçirerek yerle bir etti.

Mehmet Okuyan

(Fakat) onlar onu (elçiyi) yalanlamış ve o (deve)yi de hunharca katletmişlerdi. (Bunun üzerine), Rableri günahları sebebiyle (orayı) başlarına geçirmiş ve orayı yerle bir etmişti.

Muhammed Esed

Ama onlar Elçi'yi (hiçe sayıp) yalanladılar ve deveyi vahşice boğazladılar; bunun üzerine Rableri, bu günahları yüzünden onları yıkıma uğrattı ve tümünü birden yok etti:

Mustafa İslamoğlu

Derken elçiyi dinlemediler onu işkenceyle boğazladılar. Sonunda Rableri, bu günahları yüzünden burunlarını sürte sürte onları yerle bir etti;

Ömer Nasuhi Bilmen

(13-14) Onlara Allah'ın Resûlü demişti ki: «Allah'ın dişi devesine ve onun sulanışına (dokunmayınız).» Fakat O'nu yalancı saydılar, deveyi boğazladılar. Artık onları günahları sebebiyle Rableri azap ile kuşattı da kendilerini müsavî bir ukûbete uğrattı.

Ömer Öngüt

Fakat onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Rableri de günahları sebebiyle onların üzerlerine katmerli azap indirdi ve yerle bir etti.

Suat Yıldırım

Fakat onlar o Peygamberi yalancı sayıp deveyi kestiler. Allah da böylesi suç ve isyanları sebebiyle azap indirdi, onları yerle bir etti.

Süleyman Ateş

Onu yalanladılar, deveyi kestiler. Rableri de, günahları yüzünden azabı başlarına geçirip, orayı dümdüz etti.

Süleymaniye Vakfı

Ama onu yalancı saydılar ve deveyi ayaklarını keserek öldürdüler. Rableri de bu günahları yüzünden onları yok etti ve orayı dümdüz etti.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ama onu yalancı saydılar ve deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler. Rableri de onları günahları yüzünden helak edip yerle bir etti.

Şaban Piriş

O'nu yalanladılar ve deveyi kestiler de Rab'leri suçları sebebiyle onları kırıp geçirdi, yerle bir etti.

Tefhim-ul Kuran

Fakat onlar, onu yalanladılar, deveyi de yere yıkıp öldürdüler: Rableri de günahları dolayısıyla 'onları yerle bir etti, kırıp geçirdi'; orasını da dümdüz etti.

Ümit Şimşek

Onu yalanladılar, deveyi kestiler. Rableri de günahları yüzünden başlarına azap indirip onları yerle bir etti.

Yaşar Nuri Öztürk

Fakat elçiye inanmadılar da deveyi devirip boğazladılar. Bunun üzerine, Rableri onların günahlarını kendi başlarına geçirdi de o yurdu dümdüz etti.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar isə peyğəmbəri yalançı sayıb, dəvənin diz vətərini kəsdilər. Onların Rəbbi də bu günahlarına görə onların hamısını qırıb yerlə-yeksan etdi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Lakin onlar (Salehi) yalançı saydılar və onu (dəvəni) tutub kəsdilər. Rəbbi də bu günahlarına görə onların kökünü kəsib yerlə yeksan etdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie ziehen ihn der Lüge und erschlugen sie. Ihr Herr vernichtete sie wegen ihrer Schuld und machte ihre Stadt dem Erdboden gleich.

Almanca — Der Edle Quran

Sie aber bezichtigten ihn der Lüge, und so schnitten sie ihr die Sehnen durch. Da schmetterte ihr Herr sie für ihre Sünde nieder, und so ebnete Er über ihnen die Erde ein.

Almanca — M. A. Rassoul

Sie aber bezichtigten ihn der Lüge und töteten sie; darum kam ihr Herr (zur Vergeltung) für ihre Schuld mit Seinem Zorn über sie und ebnete sie ein.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann bezichtigten sie ihn der Lüge, dann verletzten sie ihm (dem Kamelweibchen) die Beine, dann richtete ihr HERR sie wegen ihrer Verfehlung zugrunde, dann ließ ER es ihnen gleichmäßig sein.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But they considered him a liar; they disabled the She-Camel by cutting her hamstring muscles; and so Allah pounded them away in requital of their criminal deed, and of all hopes they were dashed to the ground;

Abdul Haleem

but they called him a liar and hamstrung her. Their Lord destroyed them for their crime and levelled them.

Abdullah Yusuf Ali

Then they rejected him (as a false prophet), and they hamstrung her. So their Lord, on account of their crime, obliterated their traces and made them equal (in destruction, high and low)!

Abul A'la Maududi

But they rejected his statement as a lie and hamstrung the she-camel. For that crime their Lord rumbled down upon them, utterly razing them to the ground.

Aisha Bewley

But they denied him and they hamstrung her, so their Lord crushed them for their sin and flattened them.

Al-Hilali & Khan

Then they denied him and they killed it. So their Lord destroyed them because of their sin, and made them equal in destruction (i.e. all grades of people, rich and poor, strong and weak, etc.)!

Ali Quli Qarai

But they impugned him and then hamstrung her, so their Lord took them unawares by night because of their sin, and levelled it.

Amatul Rahman Omar

But they belied (and disobeyed) him and hamstrung her. Then their Lord destroyed them completely for their sin, so much so that He leveled them (all to the ground).

Arthur John Arberry

But they cried him lies, and hamstrung her, so their Lord crushed them for their sin, and leveled them:

Bijan Moeinian

They laughed at him and killed the camel (as a sign of rebellion and challenging God. )

E. Henry Palmer

But they called him a liar, and they ham-strung her; but their Lord destroyed them in their sins, and served them all alike;

Edip-Layth

They rejected him, and they killed her. So their Lord repaid them for their sin and leveled it.

George Sale

But they charged him with imposture; and they slew her. Wherefore their Lord destroyed them, for their crime, and made their punishment equal unto them all:

Hamid S. Aziz

But they called him a liar, and they ham-strung her; so their Lord destroyed them in their sins, and served them all alike;

Mahmoud Ghali

Yet they cried lies to him. So they hamstrung her; then their Lord devastated them for their guilty (deed), so He leveled it (i.e., destroyed the whole country).

Marmaduke Pickthall

But they denied him, and they hamstrung her, so Allah doomed them for their sin and rased (their dwellings).

Mohamed Ahmed - Samira

But they called him a liar and hamstrung her. So God obliterated them for their crime, and (destroyed) all of them alike.

Muhammad Asad

But they gave him the lie, and cruelly slaughtered her - whereupon their Sustainer visited them with utter destruction for this their sin, destroying them all alike:

Mustafa Khattab

Still they defied him and slaughtered her. So their Lord crushed them for their crime, levelling all to the ground.[1]

Progressive Muslims

They disbelieved him, and they killed her. So their Lord repaid them for their sin and levelled it.

Sahih International

But they denied him and hamstrung her. So their Lord brought down upon them destruction for their sin and made it equal [upon all of them].

Sam Gerrans

Then they denied him, and hamstrung her; and their Lord destroyed them for their transgression, and He levelled them.)

Shabbir Ahmed

But they denied him and they killed her. Their Lord then doomed them all alike for their lagging behind in compliance.

Syed Vickar Ahamed

Then they rejected him (as a false prophet) and they injured her (by cutting her hamstrings, See 54. 29). So their Lord, on account of their crime, removed their traces and made them equal (in destruction).

Taqi Usmani

But they rejected him and killed her, so their Lord sent eradicating torment upon them because of their sin, and made it equal for all.

The Monotheist Group

But they disbelieved him, and they killed her. So their Lord repaid them for their sin and leveled it.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Mais, ils le traitèrent de menteur, et la tuèrent. Leur Seigneur les détruisit donc, pour leur péché et étendit Son châtiment sur tous.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca wan bawerî pê neanî û deve şerjê kirin. Êdî Xwedayê wan bi sedema gunehên wan, ezab bi ser wan de anî; bi yek carê ew birne helakê.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar zij beschuldigden hem van bedrog, en doodden het dier. Daarom verdelgde hun Heer hen, om hunne misdaad, en hij maakte hunne straf voor hen allen gelijk,

Hollandaca — Siregar

Maar zij loochenden hem en slachtten haar. Toen vernietigde hun Heer hen wegens hun zonden en maakte hen met de grond gelijk.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сочли они [самудиты] его [пророка Салиха] лжецом (в том, что он предупреждал их относительно ее) и (они) подрезали ее [верблюдицу], и истребил их Господь их за их грех и уравнял их [[Хотя зарезал верблюдицу самый несчастнейший из самудитов, Аллах налагает грех на всех самудитов, так как они были довольны его действием.]] (в наказании),

Rusça — Osmanov

Однако они не послушались его и подрезали ей поджилки, и Господь подверг их гибели за грехи, не различая, [где стар, где млад],

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men de påstod att han ljög, och så slaktades kamelstoet på det grymma sättet - varpå deras Herre lät straffet drabba dem och förgjorde dem till sista man på grund av deras synd;