Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.
رَضُوا بِاَنْ يَكُونُوا مَعَ الْخَوَالِفِ وَطُبِعَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ
raDū bi en yekūnū meǎ l-ḣavālifi ve Tubiǎ ǎlā ḳulūbihim fe hum lā yefḳahūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Onlar, oturup kalanlarla berâber olmaya râzı olmuşlardır ve kalplerine mühür vurulmuştur onların, muhakkak ki onlar anlamazlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Onlar, oturup kalanlarla berâber olmaya râzı olmuşlardır ve kalplerine mühür vurulmuştur onların, muhakkak ki onlar anlamazlar.
Adem Uğur
Geride kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular, onların kalplerine mühür vuruldu. Bu yüzden onlar anlamazlar.
Ahmed Hulusi
Savaşa katılmayıp geride kalan kadınlar, çocuklar, acizler ile beraber olmaya razı oldular. . . Kalplerine mühür vuruldu (anlayışları kilitlendi)! Artık onlar anlayamazlar!
Ahmet Tekin
Savaşa giden orduya katılmayan, dışlanmış aşağılık bozguncularla birlikte kalmaya râzı oldular. Kalpleri, kafaları anlayışsız hale getirildi. Onların anlayacak kabiliyetleri kalmadı, düşünemez oldular.
Ahmet Varol
Geride kalanlarla birlikte olmaya razı oldular ve kalplerine mühür vuruldu. Onlar artık anlamazlar.
Ali Bulaç
(Savaştan) Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalbleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp anlamazlar.
Ali Fikri Yavuz
Kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Onların kalbleri üzerine nifak damgası vuruldu. Artık onlar, cihaddaki saadeti ve geri kalmaktaki şekaveti anlayamazlar.
Ali Rıza Safa
Geride kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Bu yüzden, yüreklerine damga vuruldu; artık anlamazlar.
Bayraktar Bayraklı
Geride kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı oldular. Artık kalpleri mühürlenmiştir ve bu yüzden anlamazlar.
Bekir Sadak
Geri kalan kadinlarla beraber bulunmaya razi oldular. Kalbleri kapanmistir, bu yuzden anlamazlar.
Celal Yıldırım
Geriye kalan kadınlarla beraber olmaya istekli çıktılar; kalblerine mühür vuruldu, artık onlar (gerçeği) anlayamazlar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Geride kalanlarla beraber olmayı yeğlediler de kalpleri mühürlendi; artık anlayıp kavrayamazlar.
Diyanet İşleri
Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.
Diyanet İşleri (eski)
Geri kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı oldular. Kalbleri kapanmıştır, bu yüzden anlamazlar.
Diyanet Vakfi
Geride kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular, onların kalplerine mühür vuruldu. Bu yüzden onlar anlamazlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Onlar, oturanlarla beraber oturmaktan hoşlandılar. Kalblerine mühür vuruldu. Bundan dolayı onlar anlayışsızdırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kadınlarla beraber olmaya razı oldular, kalplerine mühür vuruldu. Artık onlar gerçeği kavrayamazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kadınlarla beraber olmaya razı oldular, kalplerinin üzeri tab edildi, artık onlar gayeyi fehmetmezler
Erhan Aktaş
Onlar, geride kalanlarla beraber olmayı tercih ettiler. Kalpleri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlar, geride kalanlarla beraber olmayı tercih ettiler. Kalpleri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlar, geride kalanlarla beraber olmayı tercih ettiler. Kalpleri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.
Fizilal-il Kuran
Onlar evlerinde oturan güçsüzlerle birlikte kalmaya razı oldular, kalplerine mühür vuruldu; artık onlar anlayamazlar.
Gültekin Onan
(Savaştan) Geri kalanlarla birtikte olmayı seçtiler. Onların kalpleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayamazlar (la yefkahum).
Hamdi Döndüren
Geride kalanlarla birlikte olmak, onların hoşuna gitti. Bu yüzden onların kalplerine (nifak) mührü vuruldu. Artık, onlar anlamazlar.
Hasan Basri Çantay
Onlar oturanlarla beraber olmalarını hoş gördüler. Kalblerine mühür vurulmuş onların. Bundan dolayı onlar (cihadda olan hikmeti, gaayeyi, Resule muvaafakatdaki seadeti, ondan geri kalmanın şekaavetini) iyice anlamazlar.
Hasib Asutay
Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla beraber olmaya razı oldular. Onların kalplerine mühür vuruldu. Artık onlar anlamazlar.
Hayrat Neşriyat
Geride kalan (kadın)larla berâber olmaya râzı oldular ve (isyanlarındaki ısrarları yüzünden) kalbleri mühürlendi; artık onlar (hakkı) anlamazlar!
İbni Kesir
Geri kalanlarla birlikte oturmaya razı oldular. Kalblerine mühür vurulmuştur onların. Bu yüzden onlar iyice anlamazlar.
Mehmet Okuyan
Geride kalan kadınlarla birlikte olmaya (kalmaya) razı oldular; (bu nedenle) onların kalplerine mühür vuruldu. Artık (gerçeği) anlamazlar.
Muhammed Esed
Geride kalanlarla birlikte olmayı yeğlediler ve bu yüzden de onların kalpleri mühürlendi; öyle ki, artık hakkı kavrayamazlar.
Mustafa İslamoğlu
Geri kalanlarla birlikte olmayı gönülden kabullendiler; sonunda kalplerine mühür basıldı: artık onlar gerçeği kavrayamazlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlar, geriye kalanlar ile beraber olmaya razı oldular ve onların kalpleri üzerine mühür vurulmuştur. Artık onlar güzelce anlayamazlar.
Ömer Öngüt
Geride kalan kadınlarla beraber olmaya râzı oldular. Çünkü onların kalplerine mühür vuruldu, artık onlar anlamazlar.
Suat Yıldırım
Savaştan geri kalan kadınlarla birlikte oturmaya razı oldular. Kalplerine mühür vuruldu, artık onlar (cihattaki hikmeti, Resullullaha itaat etmedeki mutluluğu) anlayamazlar.
Süleyman Ateş
Geride kalan kadınlarla beraber olmağa razı oldular, kalbleri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.
Süleymaniye Vakfı
Kadınlarla beraber geride kalmaya razı oldular. Sanki kalplerinde yeni bir yapı oluşturulmuş da kavrayamıyorlar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Muhaliflerle birlikte kalmak onlara pek hoş gelir. Kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluşur; artık anlayamazlar.
Şaban Piriş
Geri kalan aciz kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Kalpleri kapanmıştır. Bu yüzden anlamazlar.
Tefhim-ul Kuran
(Savaştan) Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalbleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp anlamazlar.
Ümit Şimşek
Onlar geride kalanlarla birlikte olmaya razı oldular. Onun için kalpleri mühürlendi; artık birşey anlamazlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Geride kalan kadınlarla beraber olmayı yeğlediler. Kalpleri üzerine mühür basılmıştır. Artık anlayıp kavrayamazlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar arxada qalanlarla birgə olmağa razılaşdılar. Onların qəlblərinə möhür vuruldu. Buna görə də onlar haqqı anlamayacaqlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar arxada qalanlarla (qadınlar, uşaqlar və xəstələrlə) bir yerdə qalmağı özlərinə rəva bildilər. Onların ürəkləri möhürlənmişdir, buna görə də (Allahın öyüd-nəsihətini, cihadın savabını, ondan boyun qaçırmağın rəzalətini) anlamazlar.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Es gefiel ihnen, unter den Zurückbleibenden zu sein. Ihre Herzen sind so versiegelt, daß sie nicht begreifen können.
Almanca — Der Edle Quran
Sie waren damit zufrieden, (zusammen) mit den zurückbleibenden Frauen zu sein, und ihre Herzen wurden versiegelt; so verstehen sie nicht.
Almanca — M. A. Rassoul
Sie sind damit zufrieden, bei den Zurückbleibenden zu sein, und ihre Herzen sind versiegelt, so daß sie nichts begreifen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Sie waren einverstanden, mit den Zurückgebliebenen zu sein. Und ihre Herzen wurden versiegelt, so begreifen sie nicht.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Satisfied in mind to remain behind with the stay-at-home, they rejoiced beyond a common joy; their hearts have been impressed with dullness of comprehension and therefore they do not apprehend the voice from heaven nor can they be provoked to apprehend virtue
Abdul Haleem
they prefer to be with those who stay behind. Their hearts have been sealed: they do not comprehend.
Abdullah Yusuf Ali
They prefer to be with (the women), who remain behind (at home): their hearts are sealed and so they understand not.
Abul A'la Maududi
[9:87] They were content to stay behind with the womenfolk. Their hearts were sealed, leaving them bereft of understanding.
Aisha Bewley
They are pleased to be with those who stay behind. Their hearts have been stamped so they do not understand.
Al-Hilali & Khan
They are content to be with those (the women) who sit behind (at home). Their hearts are sealed up (from all kinds of goodness and right guidance), so they understand not.
Ali Quli Qarai
They are pleased to be with those who stay back, and their hearts have been sealed. So they do not understand.
Amatul Rahman Omar
They are pleased to be (counted) with the misbehaved and worthless (folk) and a seal has been set upon their hearts so that they do not understand.
Arthur John Arberry
They are well-pleased to be with those behind, and a seal has been set upon their hearts, so the they understand not.
Bijan Moeinian
Their choice of staying behind, has led their hearts to be sealed; thus they are deprived of the faculty of understanding.
E. Henry Palmer
They are content to be with those who are left behind. A stamp is set upon their hearts that they should not discern.
Edip-Layth
They were content to stay with those who remained behind, and it was stamped on their hearts, for they do not reason.
George Sale
They are well pleased to be with those who stay behind, and their hearts are sealed up; wherefore they do not understand.
Hamid S. Aziz
They are content to be with those who are useless, and a seal is set upon their heart that they understand not.
Mahmoud Ghali
They are satisfied to be with the ones tarrying behind, (i. e. among the women, who generally remain behind) and their hearts are stamped upon, so they do not comprehend.
Marmaduke Pickthall
They are content that they should be with the useless and their hearts are sealed, so that they apprehend not.
Mohamed Ahmed - Samira
They prefer to be with women who (are allowed to) stay at home during war, and their hearts are sealed; so they fail to understand.
Muhammad Asad
They were well-pleased to remain with those who were left behind - where for their hearts have been sealed, so that they cannot grasp the truth.
Mustafa Khattab
They preferred to stay behind with the helpless, and their hearts have been sealed so they do not comprehend.
Progressive Muslims
They were content to stay with those who remained behind, and God stamps their hearts, for they do not comprehend.
Sahih International
They were satisfied to be with those who stay behind, and their hearts were sealed over, so they do not understand.
Sam Gerrans
They are content to be with those who remain; and their hearts are sealed, so they understand not.
Shabbir Ahmed
They are well pleased to be with the disabled, the elderly, the women and children, and the ill. This attitude puts a seal on their hearts. They seldom understand (that fear can only be overcome with action (2:277), (6:48), (6:81)).
Syed Vickar Ahamed
They like to be with those, who remain behind: Their hearts are closed, and so they do not understand.
Taqi Usmani
They are happy to be with women who sit back, and their hearts are sealed; so they do not understand.
The Monotheist Group
They were content to stay with those who remained behind, and it was imprinted on their hearts, for they do not understand.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Il leur plaît, (après le départ des combattants) de demeurer avec celles qui sont restées à lʹarrière. Leurs cœurs ont été scellés et ils ne comprennent rien.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew razî bûn ku digel paşmayiyan (jin, nexweş û kalan) li mal bimînin û mor li ser dilên wan hat xistin, vêca ew tênagihîjin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Het bevalt hun bij de achterblijvers te zijn; hun harten zijn verzegeld, dus hebben zij geen begrip.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Zij zijn er toe geneigd, met hen achter te blijven, en hunne harten zijn verzegeld; daarom begrijpen zij niet.
Hollandaca — Siregar
Het behaagt hen om bij de thuisblijvers te behoren en hun harten zijn vergrendeld, omdat zij (het) niet begrijpen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Они [эти лицемеры] были довольны оказаться вместе с остающимися [с женщинами, детьми и теми, для кого есть оправдание], и наложена печать (лицемерия) на их сердца, и они не понимают (каким счастьем является подчинение Посланнику и усердие на Пути Аллаха).
Rusça — Osmanov
Они довольны были тем, что оказались в числе домоседов. На сердца их наложена печать [неведения], и они [ничего] не разумеют.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
De var nöjda med att få stanna hemma med de (andra) som lämnades kvar, och deras hjärtan förseglades så att de inte (längre) kunde se (sanningens ljus).