Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü'minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.

لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُ۫فٌ رَحِيمٌ

le ḳad cā'ekum rasūlun min enfusikum ǎzīzun ǎleyhi mā ǎnittum HarīSun ǎleykum bi l-mu'minīne ra'ūfun raHīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَقَدْle ḳadandolsun
2جَاءَكُمْcā'ekumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almaksize gelmiştir
3رَسُولٌrasūlunر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebir resul
4مِنْmin
5اَنْفُسِكُمْenfusikumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunaniçinizden
6عَزِيزٌǎzīzunع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sertağır gelen
7عَلَيْهِǎleyhiona
8مَا
9عَنِتُّمْǎnittumع ن تZorlukla karşılaşmak, sıkıntıya düşmek, aşırı yüklenmek, suç işlemek, bozulmak, birini bir şey yapmaya zorlamak, birinin yok olmasına sebep olmak, sertçe dövmek. a'nata - birini zorluğa sokmak, kabaca dövmek, rahatsızlığa sebep olmak, kafasını karıştırmak. anatun - günah/suç/hata/zorluk.sıkıntıya uğramanız
10حَرِيصٌHarīSunح ر صŞiddetle/hevesle/güçlü bir şekilde/açgözlülükle arzu etmek, tamah etmek, bir şeyi arzulamak, bir şeyi aşırı veya ölçüsüz ya da suçlu bir şekilde istemek, çabalamak veya emek vermek, kendini zorlamak, bir şeyi elde etmek/ulaşmak/edinmek için olağanüstü çaba göstermek, aşırı endişeli veya dikkatli ve korkulu olmak, bir kişiye aşırı merhametli veya şefkatli olmak, bir şeye sürekli veya sebatla kendini adamak. Bir şeyi yırtmak veya yarıp ayırmak, yüzeysel bir kısmı veya kabuğu ya da dış tabakayı sıyırmak/kazımak/sürtüp çıkarmak/aşındırmak/kaldırmak, bir şeyi döverek içinde delikler açmak.düşkün
11عَلَيْكُمْǎleykumsize
12بِالْمُؤْمِنِينَbi l-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minlere
13رَؤُ۫فٌra'ūfunر ا فMerhametli/nazik/şefkatli olmak, acımak, uzlaştırmak, şefkat, hoşgörülü, yumuşakşefkatli
14رَحِيمٌraHīmunر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.merhametlidir

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun, size içinizden, sizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki bir sıkıntıya düşmeniz pek ağır gelir ona, pek düşkündür size, müminleri esirger, rahîmdir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Andolsun, size içinizden, sizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki bir sıkıntıya düşmeniz pek ağır gelir ona, pek düşkündür size, müminleri esirger, rahîmdir.

Adem Uğur

Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki size Rasul geldi içinizden, Aziyz'dir; sizin sıkıntıya uğramanız O'na ağır gelir. . . Size haristir! İmanlılara (hakikatine iman edene) Rauf (şefkatli) ve Rahıym'dir (hakikatlerindeki kemalatlarını yaşatıcıdır).

Ahmet Tekin

Andolsun, size kendi içinizden, yakından tanıdığınız, meşrû ilişkilerle devam eden bir nesilden doğan, hakka ve tevhide yönelen, üstün meziyetlere sahip, asaletli, ibadete itaate düşkün bir Rasül gelmiştir. İslâm’ın izzet ve şerefine sahiptir, kudretli ve hükümrandır. Sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. Size çok düşkündür, üstünüze titrer. Mü’minlere, ama mü’minlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Ahmet Varol

Size içinizden, sıkıntıya düşmeniz kendisine ağır gelen, size oldukça düşkün, mü'minlere karşı şefkatli ve merhametli olan bir Peygamber gelmiştir.

Ali Bulaç

Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O'nun gücüne giden, size pek düşkün, mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir.

Ali Fikri Yavuz

Andolsun, size, içinizden bir Peygamber geldi ki, zahmet çekmeniz onu incitir ve üzer. Size çok düşkündür; müminlere çok merhametlidir, onlara hayır diler.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, kendi aranızdan, size bir elçi gelmiştir. Sıkıntıya düşmeniz, Ona ağır gelir. Size çok düşkün, inananlara karşı, sevecendir, merhametlidir.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkündür; müminlere karşı çok şefkatlidir; merhametlidir.

Bekir Sadak

Ey inananlar! And olsun ki, icinizden size, sikintiya ugramaniz kendisine agir gelen, size duskun, inanananlara sefkatli ve merhametli bir peygamber gelmistir.

Celal Yıldırım

And olsun ki size sizden bir Peygamber geldi. Meşakkat ve sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir; (doğru yolu bulup imân nimeti içinde hayra yönelmenizi) çok arzu eder, mü' minlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir, size çok düşkündür, müminlere karşı şefkat ve merhamet doludur.

Diyanet İşleri

Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü'minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.

Diyanet İşleri (eski)

Ey inananlar! And olsun ki, içinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, inananlara şefkatli ve merhametli bir peygamber gelmiştir.

Diyanet Vakfi

Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve şereflidir. Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir üstünüze titrer, müminlere gayet merhametli ve şefkatlidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, size kendinizden gayet izzetli bir peygamber geldi; zorlanmanız ona ağır geliyor, üstünüze çokça titriyor; mü'minlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanım hakkı için size bir Resul geldi ki: kendinizden, gayet ızzetli, zorlanmanız ona ağır geliyor, üstünüze hırs ile titriyor, mü'minlere rauf, rahimdir

Erhan Aktaş

Ant olsun ki, size kendinizden bir Resul geldi. Sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir; o, size düşkün, Mü'minlere şefkatli ve merhametlidir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki, size kendinizden bir Resul geldi. Sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir; o, size düşkün, Mü'minlere şefkatli ve merhametlidir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki, size kendinizden bir rasul geldi. Sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir; o, size düşkün, mü'minlere şefkatli ve merhametlidir.

Fizilal-il Kuran

Size kendinizden öyle bir peygamber geldi ki, sıkıntıya düşmeniz ağırına gider, size son derece düşkün, mü'minlere karşı şefkatli ve merhametlidir.

Gültekin Onan

Andolsun, size içinizden, sıkıntıya düşmeniz O'nun gücüne giden, size pek düşkün, inançlılara şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir.

Hamdi Döndüren

Kuşkusuz kendinizden size bir Peygamber gelmiştir. Sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir. O sizin (hidayete ermenizi) çok ister. Mü’minlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

Hasan Basri Çantay

Andolsun, size kendinizden öyle bir peygamber gelmişdir ki sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır ve güc gelir. Üstünüze çok düşkündür. Mü'minleri cidden esirgeyicidir, bağışlayıcıdır o..

Hasib Asutay

Doğrusu, size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. Size çok düşkündür. Müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir. (61) (61 Yüce Allah bu âyette kendi isimlerinden olan 'Rauf (çok şefkatli)' ve 'Rahim (pek merhametli)' sıfatlarını Hz. Peygambere de vermiştir ki, önceki peygamberlerden hiçbiri buna mazhar olmamıştır.)

Hayrat Neşriyat

Şânım hakkı için, size kendinizden öyle (izzetli) bir peygamber geldi ki, sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir; size düşkündür, mü’minlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.

İbni Kesir

Andolsun ki; size kendinizden bir peygamber gelmiştir. Sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelir. Sizin üzerinize düşkündür, mü'minlere rauf ve rahim' dir.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki size kendinizden öyle bir Elçi gelmiştir ki sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. Size çok düşkündür; müminlere karşı elbette çok şefkatlidir, merhametlidir.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, (ey insanlar,) size kendi içinizden bir Elçi gelmiştir: sizin (öte dünyada) çekmek zorunda kalabileceğiniz sıkıntıdan ötürü kendini (zihnen) büyük bir yük altında hisseden; size çok düşkün (ve) müminlere karşı şefkat ve merhametle dolu bir Elçi...

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu (ey insanlık)! Size kendi türünüzden bir Elçi gelmiştir ki o pek azizdir: sizin zorlanmanız ona pek ağır geliyor, üzerine hassasiyetle titriyor; çünkü o mü'minlere karşı şefkat pınarı bir rauf, merhamet abidesi bir rahimdir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Kasem olsun, size kendi cinsinizden bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız O'nun üzerine pek güç gelir, üzerinize çok düşkündür. Mü'minler hakkında pek şefkatli ve pek merhametlidir.

Ömer Öngüt

Andolsun, içinizden size öyle aziz bir peygamber gelmiştir ki, sıkıntıya uğramanız ona çok ağır ve güç gelir. Üstünüze çok düşkündür. Müminlere çok şefkatli, çok merhametlidir.

Suat Yıldırım

Size kendi aranızdan öyle bir Peygamber geldi ki zahmete uğramanız ona ağır gelir. Kalbi üstünüze titrer, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir.

Süleyman Ateş

Andolsun, içinizden size öyle bir Elçi geldi ki sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir; size düşkün, mü'minlere şefkatli, merhametlidir.

Süleymaniye Vakfı

Şurası bir gerçek ki size içinizden bir elçi geldi. Sizin sıkıntıya düşmeniz, ona ağır gelir. O, üstünüze titrer. Müminlere karşı pek şefkatli ve pek merhametlidir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte size içinizden bir elçi geldi. Sizi sıkıntıya sokan her şey, ona ağır gelir. O üstünüze titrer, müminlere karşı pek nazik ve merhametlidir.

Şaban Piriş

Andolsun ki, içinizden size, sizin sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, müminlere şefkatli ve merhametli bir resul gelmiştir.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, size içinizden sıkıntıya düşmeniz onun gücüne giden, size pek düşkün, mü'minlere de şefkatli ve esirgeyici olan bir peygamber gelmiştir.

Ümit Şimşek

Size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere çok şefkatli, çok merhametlidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, içinizden size onurlu bir resul gelmiştir. Sizi rahatsız eden şey onu da üzer. Çok düşkündür size. Müminlere ise daha şefkatli, daha merhametlidir.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Sizə özünüzdən elə bir Elçi gəldi ki, sizin əziyyətə düşməyiniz ona ağır gəlir. O sizə qarşı qayğıkeş, möminlərə şəfqətli, rəhmlidir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Zu euch ist ein Gesandter aus euren Reihen gekommen. Es bedrückt ihn, daß ihr euch Schweres aufbürdet. Er sorgt sich um euch und ist gegen die Gläubigen voller Milde und Barmherzigkeit.

Almanca — Der Edle Quran

Zu euch ist nunmehr ein Gesandter aus euren eigenen Reihen gekommen. Bedrückend ist es für ihn, wenn ihr in Bedrängnis seid, (er ist) eifrig um euch bestrebt, zu den Gläubigen gnadenvoll und barmherzig.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, ein Gesandter aus eurer Mitte ist zu euch gekommen; es schmerzt ihn sehr, wenn ihr unter etwas leidet; er setzt sich eifrig für euer Wohl ein; gegen die Gläubigen ist er mitleidig und barmherzig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, bereits ist zu euch ein Gesandter von den Eurigen gekommen, ihn macht betroffen, was ihr erleidet, er achtet auf euch und ist den Mumin gegenüber erbarmend, gnädig.

English (25)

Abdel Khalek Himmat

O you people: There has come to you a Messenger raised in your midst and related to you by kinship. He is grieved at heart and affected with deep sorrow to see you perfect your ruin and be destroyed by your iniquities which oppress his feelings and his mind. You are his object of care and deep concern with view to guiding you to the path of righteousness, and he is kind, tender and merciful to those whose hearts have been touched with the divine hand.

Abdul Haleem

A Messenger has come to you from among yourselves. Your suffering distresses him: he is deeply concerned for you and full of kindness and mercy towards the believers.

Abdullah Yusuf Ali

Now hath come unto you a Messenger from amongst yourselves: it grieves him that ye should perish: ardently anxious is he over you: to the Believers is he most kind and merciful.

Abul A'la Maududi

[9:128] There has come to you a Messenger of Allah from among yourselves, who is distressed by the losses you sustain, who is ardently desirous of your welfare and is tender and merciful to those that believe.

Aisha Bewley

A Messenger has come to you from among yourselves. Your suffering is distressing to him; he is deeply concerned for you; he is gentle and merciful to the muminun.

Al-Hilali & Khan

Verily, there has come unto you a Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) from amongst yourselves (i.e. whom you know well). It grieves him that you should receive any injury or difficulty. He (Muhammad صلى الله عليه وسلم) is anxious over you (to be rightly guided, to repent to Allâh, and beg Him to pardon and forgive your sins in order that you may enter Paradise and be saved from the punishment of the Hell-fire); for the believers (he صلى الله عليه وسلم is) full of pity, kind, and merciful.

Ali Quli Qarai

There has certainly come to you an apostle from among yourselves. Grievous to him is your distress; he has deep concern for you, and is most kind and merciful to the faithful.

Amatul Rahman Omar

(People!) certainly, there has come to you a Messenger from among yourselves; your sufferings tell hard upon him; he is ardently desirous of your (welfare) and (he is) very loving and merciful to the believers.

Arthur John Arberry

Now there has come to you a Messenger from among yourselves; grievous to him is your suffering; anxious is he over you, gentle to the believers, compassionate.

Bijan Moeinian

Why do you not get it? Here you have a Messenger of God, chosen from among yourselves, who grieves at your spiritual loss, cares about you and is so gentle and compassionate toward the believers.

E. Henry Palmer

There has come to you an apostle from amongst yourselves; hard for him to bear is it that ye commit iniquity; he is anxious over you after the believers, pitiful, compassionate.

Edip-Layth

-

George Sale

Now hath an apostle come unto you of our own nation, an excellent person: It is grievous unto him that ye commit wickedness; He is careful over you, and compassionate and merciful towards the believers.

Hamid S. Aziz

There has come to you a Messenger from amongst yourselves; hard for him to bear is it that you should perish (from iniquity); full of concern for you, for believers full of compassion, merciful.

Mahmoud Ghali

Indeed there has already come to you a Messenger from (among) yourselves. Mighty (i.e., burdensome) to him is whatever distresses you. Most eager is he for your (welfare), to the believers (he is) constantly compassionate, constantly merciful.

Marmaduke Pickthall

There hath come unto you a messenger, (one) of yourselves, unto whom aught that ye are overburdened is grievous, full of concern for you, for the believers full of pity, merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

To you has come an Apostle from among you. Any sorrow that befalls you weighs upon him; He is eager for your happiness, full of concern for the faithful, compassionate and kind.

Muhammad Asad

INDEED, there has come unto you [O mankind] an Apostle from among yourselves: heavily weighs -upon him [the thought] that you might suffer [in the life to come]; full of concern for you [is he, and] full of compassion and mercy towards the believers.

Mustafa Khattab

There certainly has come to you a messenger from among yourselves. He is concerned by your suffering, anxious for your well-being, and gracious and merciful to the believers.

Progressive Muslims

A messenger has come to you from yourselves, concerned over your suffering, anxious over you, towards the believers he is compassionate, merciful.

Sahih International

There has certainly come to you a Messenger from among yourselves. Grievous to him is what you suffer; [he is] concerned over you and to the believers is kind and merciful.

Sam Gerrans

There has come to you a messenger from among yourselves; grievous to him is what grieves you; one concerned for you; to the believers kind and merciful.

Shabbir Ahmed

(All humanity must realize that) there has come to you a Messenger one of your own who feels your burden. He is full of concern for your betterment, and for those who attain belief, he is compassionate, merciful.

Syed Vickar Ahamed

Now a messenger (the Prophet) has come to you from yourselves: It grieves him that you should suffer or be injured: He is extremely thoughtful (eager and caring) for you: For the believers, he is kind, merciful and full of pity.

Taqi Usmani

Surely, there has come to you, from your midst, a Messenger who feels it very hard on him if you face a hardship, who is very anxious for your welfare, and for the believers he is very kind, very merciful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Certes, un Messager pris parmi vous, est venu à vous, auquel pèsent lourd les difficultés que vous subissez, qui est plein de sollicitude pour vous, qui est compatissant et miséricordieux envers les croyants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, pêxemberek ji nav we, ji bo we hatiye ku zehmetkêşiya we li ser wî giran e, li ser rasterêkirina we rijd e û ji bo bawermendan dilnerm û dilovîn e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Tot jullie is een gezant uit jullie eigen midden gekomen. Iemand die het zwaar valt als jullie het moeilijk hebben, die met jullie begaan is, en jegens de gelovigen vol mededogen en barmhartig.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Thans is een gezant van uw eigen volk tot u gekomen, een uitmuntend persoon; het is droevig voor hem dat gij zonden begaat; hij is vol zorg voor u, en medelijdend en genadig omtrent de geloovigen.

Hollandaca — Siregar

Voorzeker, er is een Boodschapper tot jullie gekomen uit jullie eigen midden. Zwaar voor hem is jullie lijden, vurig wenst hij het goede voor jullie, voor de gelovigen is bij liefdevol en barmhartig.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Вот к вам (о, верующие) пришел посланник [пророк Мухаммад] из вас самих же [из вашего народа]. Тяжко для него, когда вы страдаете. Он старается для вас [для вашей Веры и для вашего блага], (и) к верующим он – сострадателен (и) милосерден.

Rusça — Osmanov

К вам явился Посланник из вас же. Тяжко для него то, что вы страдаете. Он жаждет [наставить] вас [на истинный путь], а к верующим он сострадателен, милосерден.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

ETT SÄNDEBUD har nu kommit till er, (en man) ur era (egna) led. (Tanken) att ni kan drabbas av straff tynger hans sinne, alla hans omsorger gäller er. Han ömmar för de troende, full av kärlek.