Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku' ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.

اَلتَّٓائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّائِحُونَ الرَّاكِعُونَ السَّاجِدُونَ الْاٰمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللّٰهِ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ

t-tāibūne l-ǎābidūne l-Hāmidūne s-sāiHūne r-rākiǔne s-sācidūne l-āmirūne bi l-meǎ'rūfi ve n-nāhūne ǎni l-munkeri ve l-HāfiZūne li Hudūdi (a)llahi ve beşşiri l-mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلتَّٓائِبُونَt-tāibūneت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.tevbe edenler
2الْعَابِدُونَl-ǎābidūneع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekibadet edenler
3الْحَامِدُونَl-Hāmidūneح م دBirini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak.hamdedenler
4السَّائِحُونَs-sāiHūneس ي حSuyun akması, akmak, yüzeyde akmak, dağılmak, yayılmak, akmak, yürümek, gezinmek, seyahat etmek, gezmek, toprağın üzerinde yürümekseyahat edenler
5الرَّاكِعُونَr-rākiǔneر ك عEğilmiş, bükülmüş, eğmek, alçakgönüllülük, kendini alçaltmak, başını eğmek, yüzüstü düştü, sendeledirüku edenler
6السَّاجِدُونَs-sācidūneس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmeksecde edenler
7الْاٰمِرُونَl-āmirūneا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemredip
8بِالْمَعْرُوفِbi l-meǎ'rūfiع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağıiyiliği
9وَالنَّاهُونَve n-nāhūneن ه يEngellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmakve men'edenler
10عَنِǎni-ten
11الْمُنْكَرِl-munkeriن ك رHoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamakkötülük-
12وَالْحَافِظُونَve l-HāfiZūneح ف ظBir şeyi korumak/muhafaza etmek/savunmak, bir şeye bakmak, bir şeyin yok olmasını önlemek, bir şey hakkında dikkatli/özenli/düşünceli/ilgili olmak, bir şeyi saklamak, depolamak, tutmak, bir şeyi ezberlemek (hafızaya almak), hatırlamak, savunmak, bir şeyin kaybolmasını engellemek, dikkatli veya uyanık olmak, bir şeye azimle/sürekli/sebatla kendini adamak, tetikte veya ihtiyatlı olmak, bir kişiyi kızdırmak veya kızmak.ve koruyanlar
13لِحُدُودِli Hudūdiح د دBir sınır belirlemek, (bir şeyi) tanımlamak, (bir suçluyu) cezalandırmak, engellemek, geri itmek, geri atmak, keskinleştirmek. Engellemek/önlemek/kısıtlamak, mahrum bırakmak veya alıkoymak veya yasaklamak/men etmek, yasaklamak, geri püskürtmek/uzaklaştırmak/önlemek, ceza veya ceza vermek, bir şeyi diğerinden işaret veya not ile ayırt etmek veya ayırmak, bir bıçağı bilemek veya keskinleştirmek, bir kişiye veya şeye keskin veya dikkatli veya özenle bakmak, hitabet veya zeka veya anlayış veya öfke açısından keskin [veya etkili] olmak.sınırlarını
14اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
15وَبَشِّرِve beşşiriب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşve müjdele
16الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minleri

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Tövbe edenler, ibâdette bulunanlar, hamd eyleyenler, oruç tutanlar (savaş veya bilgi elde etmek için yurttan yurda gezenler), rükû edenler, secdeye kapananlar, iyiliği emredenler, kötülüğü nehyeyleyenler ve Allah sınırlarını koruyanlar. İşte bu inanmış kişileri de müjdele.

Abdulkadir Gölpınarlı

Tövbe edenler, ibâdette bulunanlar, hamd eyleyenler, oruç tutanlar (savaş veya bilgi elde etmek için yurttan yurda gezenler), rükû edenler, secdeye kapananlar, iyiliği emredenler, kötülüğü nehyeyleyenler ve Allah sınırlarını koruyanlar. İşte bu inanmış kişileri de müjdele.

Adem Uğur

(Bu alış verişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele!

Ahmed Hulusi

Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat edenler, rüku edenler (Azamet-i İlahiyye'yi müşahede edip eğilenler), secde edenler (mutlak kulluğunu itiraf edenler), olumlu olanı emredenler, olumsuzdan yasaklayanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları muhafaza edenler. . . Müjdele o iman edenleri!

Ahmet Tekin

Bu, cennetle müjdelenen samimi mü’minler, günah işlemekten vazgeçip, Allah’a itaate yönelenler, tevbe edenler, Allah’ı ilâh tanıyanlar, candan müslüman olarak Allah’a bağlananlar, saygıyla kulluk ve ibadette dâim olanlar, O’nun şeriatına bağlananlar, O’na boyun eğenler, her türlü hal içinde hamdedenler, oruç tutanlar, mescitlere devam edenler, cihad için tebliğ için yollara düşenler, cemaat halinde rükûa vararak namaz kılanlar, saygıyla Allah’ın emirlerine itaat ederek, İslâmî faaliyetlere-kamu hizmetine katılanlar, secdelere kapananlar, Kur’ân’ın ve sünnetin hükümlerini, meşrû olanı, İslâmî kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri, mü’minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü planları, programları, adâleti uygulayarak kamu düzenini sağlayanlar, sekizinci olarak şeriatın suç saydığı, haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü’minlerin icrasında hayır görmediği şeyleri, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini temin edenler Allah’ın koyduğu kuralları, kanunları koruyanlardır. Bu mü’minleri dünya hâkimiyeti ve âhiret saadetiyle müjdele.

Ahmet Varol

Allah'a tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, yeryüzünde dolaşanlar (saihun) [6], rüku edenler, secde edenler, iyilikle emredenler, kötülükten sakındıranlar, Allah'ın koyduğu sınırları gözetenler! İşte bu mü'minleri müjdele!

Ali Bulaç

Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele.

Ali Fikri Yavuz

Şirk ve nifaktan tevbe edenler, Allah’a ihlâsla ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar rükû ve secde yapanlar (Namaz kılanlar), iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın şeriat hükümlerini koruyanlar (onları yerine getirenler var ya)! İşte böyle müminleri cennet ile müjdele...

Ali Rıza Safa

Pişmanlık gösterenler, hizmet edenler, övenler, arayanlar, eğilenler, secde edenler, iyiliği öğütleyenler, kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını gözetenler; inananlara, sevinçli haberi ver.

Bayraktar Bayraklı

Bu kazancı tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar elde edecektir. O müminleri müjdele!

Bekir Sadak

Allah'a tevbe eden, kullukta bulunan, O'nu oven, O'nun ugrunda gezen, ruku ve secde eden, uygun olani buyurup fenaligi yasak eden ve Allah'in yasalarini koruyan muminlere de mujdele.

Celal Yıldırım

Pişmanlık duyup tevbe edenleri ; ibâdete devam edenleri, (Allah'a) hamd edenleri; (ilim elde etmek, din, ahlâk ve fazileti yaymak için) seyahat edenleri; rükû' ve secde edenleri; iyilikle emredenleri, kötülükten men'edenleri; Allah'ın koymuş olduğu hududu (şer'î hükümleri, dinî sınırları) koruyanları, (evet bu şuurlu) mü'minleri müjdele!

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O tövbekârlar, ibadet edenler, hamdedenler, dünyada yolcu gibi yaşayanlar, rükûa varanlar, secde edenler, iyiliği teşvik edip kötülükten alıkoyanlar, Allah’ın sınırlarını gözetenler; müjdele o müminleri!

Diyanet İşleri

Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku' ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.

Diyanet İşleri (eski)

Allah'a tevbe eden, kullukta bulunan, O'nu öven, O'nun uğrunda gezen, rüku ve secde eden, uygun olanı buyurup fenalığı yasak eden ve Allah'ın yasalarını koruyan müminlere de müjdele.

Diyanet Vakfi

(Bu alış verişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Bunlar), O tevbekâr olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruçlular, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiliği emredip, kötülükten vazgeçirenler, Allah'ın hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarının ölçülerine riayet edenler)dır. Müjde ver o müminlere, müjde!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O tevbe edenler, o ibadet edenler, o hamdedenler, o oruç tutanlar, o rukua varanlar, o secdeye kapananlar, o iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırı koruyanlar... Müjdele o mü'minleri!

Elmalılı Hamdi Yazır

O tevbekarlar, o abidler, o hamidler, o oruç tutanlar, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, o ma'rufu emredib münkerden nehyeyleyenler ve Allahın hududunu muhafaza eyliyenler, müjdele hem o bütün mü'minleri

Erhan Aktaş

Tevbe edenler, kulluk edenler, hamd edenler, seyahat edenler, ruku edenler, secde edenler, mar'uf olanı yapıp, münker olana engel olanlar; Allah'ın hudutlarını koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Tevbe edenler, kulluk edenler, hamd edenler, seyahat edenler, ruku edenler, secde edenler, mar'uf olanı yapıp, münker olana engel olanlar; Allah'ın hudutlarını koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Tövbe edenler, kulluk edenler, hamd edenler, seyahat edenler, ruku edenler, secde edenler, iyi olanı önerip, kötülüğe engel olanlar; Allah'ın hudutlarını koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.

Fizilal-il Kuran

Allah ile bu alışverişi yapanlar, tevbe edenler, sırf Allah'a kulluk edenler, hamd edenler, Allah yolunda geziye çıkanlar, rükua varanlar, secde edenler, iyiyi emrederek kötülükten sakındıranlar, Allah'ın koyduğu sınırları gözetenlerdir. Mü'minleri müjdele!

Gültekin Onan

Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (islam uğrunda) seyahat edenler, rüku edenler, secde edenler, iyiliği buyuranlar, münkerden sakındıranlar ve Tanrı'nın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) inançlıları müjdele.

Hamdi Döndüren

(Büyük kurtuluşa erenler) tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın sınırlarını koruyanlardır. İşte bu mü’minleri (cennetle) müjdele!

Hasan Basri Çantay

Tevbe edenler, ibadet edenler, Hamd edenler, seyaahat edenler, rüku' edenler, secde edenler, (insanlara) iyiliği emredenler ve (onları) kötülükden vaz geçirmiye çalışanlar ve Allahın sınırlarını koruyanlar (yok mu? İşte onlar da cennet ehlidirler. Habibim) sen o mü'minlere dahi (cenneti) müjdele.

Hasib Asutay

(Bunlar) tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar (51), rükû edenler, secde edenler (52) iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele! (51. Âyette 'oruç tutanlar' şeklinde tercüme edilen 'es-Salihin' kelimesi (Allah yolunda) seyahat edenler şeklinde de tercüme edilebilir.) (52. Yani namaz kılanlar.)

Hayrat Neşriyat

(Bu va'de mazhar olanlar:) Tevbe edenler, ibâdet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rükû' edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten men' edenler ve Allah’ın hudûdunu (ona riâyet ederek) muhâfaza edenlerdir. (Ey Habîbim!) O mü’minleri(Cennetle) müjdele!

İbni Kesir

Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat edenler, rüku' edenler, secde edenler, ma'rufu emredenler, münkeri nehyedenler, Allah'ın hududunu koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.

Mehmet Okuyan

(Bu alışverişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler (övenler), (Allah yolunda) seyahat edenler (oruç tutanlar), rükû ve secde edenler, iyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelleyenler (sakındıranlar) ve Allah’ın sınırlarını koruyanlardır. (İşte bu) müminleri müjdele!

Muhammed Esed

(Bu, ne zaman bir günah işleseler, hemen) tevbe ve pişmanlık içinde Rablerine yönelen kimselerin (bahtiyarlığıdır); O'na (yürekten) kulluk edenlerin; O'nu (coşkuyla) övenlerin; ve (O'nun hoşnutluğunu) aramaya durmaksızın devam edenlerin; ve (O'nun önünde) eğilen, O'nun önünde hürmet ve tazimle yere kapananların; doğru ve güzel olanın yapılmasını önerip, eğri ve kötü olanın yapılmasına engel olanların; ve Allah'ın koyduğu sınırları gözetenlerin (bahtiyarlığı). Öyleyse, (ey Peygamber, Allah'ın bu vaadiyle) müjdele, bütün o müminleri.

Mustafa İslamoğlu

(Bu), ne zaman bir günah işleseler hemen tüm varlığıyla O'na yönelenlerin, yalnız O'na kulluk edenlerin, övgülerin tamamını sadece O'na hasredenlerin, seyyah olup O'nun rızasının peşine düşenlerin, yalnızca O'nun önünde eğilip, sadece O'nun huzurunda yere kapananların, iyi ve doğru olanı önerip kötü ve yanlış olandan alıkoyanların ve Allah'ın koyduğu sınırları kesintisiz koruyanların (mutluluğudur). O halde, (bu evsaftaki) tüm mü'minleri müjdele.

Ömer Nasuhi Bilmen

(Onlar) Tevbe edenlerdir, ibadette bulunanlardır, hamd edenlerdir, oruç tutanlardır, rükûa, secdeye varanlardır, mâruf ile emir ve münkerden nehyeyleyenlerdir ve Allah Teâlâ'nın hududunu muhafazada bulunanlardır. İşte (o) mü'minleri müjdele.

Ömer Öngüt

Allah'a tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rüku ve secde edenler, iyiliği teşvik edip kötülükten vazgeçirmeye çalışanlar ve Allah'ın hududunu koruyanlar var ya, işte bu müminleri müjdele!

Suat Yıldırım

O tövbe edenler, o ibadet edenler, o hamd edenler, Allah’ın rızası için sefer edenler, o rükû edenler, o secdeye kapananlar, iyilikleri yayanlar, kötülükleri önleyenler ve Allah’ın hudutlarını bekleyip koruyanlar yok mu? İşte o müminleri müjdele!

Süleyman Ateş

Tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, seyahat edenler, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten men'edenler ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar... İşte o mü'minleri müjdele (ne mutlu onlara)!

Süleymaniye Vakfı

Onlar tövbe eden, Allah'a kul olan, işlerini iyi yapan, gezip gerçekleri gören, rüku eden, secde eden, marufu /iyi şeyleri emreden, münkerden /kötü şeylerden sakındıran ve Allah'ın koyduğu sınırları özenle koruyanlardır. Sen o müminlere müjde ver.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Tevbe edenler, Allah'a kul olanlar, işlerini iyi yapanlar, gezip görenler, rüku edenler, secde edenler, marufu (Kur'an ölçülerini) isteyenler, münkere (Kur'an ölçülerine aykırı olana) engel olanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları koruyanlar var ya; sen böylesi müminleri müjdele.

Şaban Piriş

Allah'a tevbe eden, kulluk eden, hamd eden, seyahat eden, boyun eğen, secde eden, iyilikleri emreden, kötülükleri yasaklayan, Allah'ın yasalarını koruyan müminleri müjdele!

Tefhim-ul Kuran

Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele.

Ümit Şimşek

Onlar tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat edenler, rükûa varanlar, secdeye kapananlar, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındıran ve Allah'ın koyduğu sınırlara riayet edenlerdir. Müjdele o mü'minleri!

Yaşar Nuri Öztürk

Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahet ederken oruç tutanlar, rüku edenler, secdeye kapananlar, iyiliğe özendirip kötülükten sakındıranlar, Allah'ın sınırlarını koruyanlar... Müjdele o müminleri!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Tövbə edən, ibadət edən, həmd edən, oruc tutan, rüku və səcdə edən, yaxşı işlər görməyi buyurub pis əməlləri qadağan edən və Allahın qoyduğu hüdudlarını qoruyan o möminləri müjdələ.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Onlar Allaha) tövbə, ibadət və şükür-səna edənlər, oruc tutanlar (və ya cihad uğrunda, elm təhsil etmək üçün yurdundan ayrılıb başqa yerlərə gedənlər), rüku və səcdə edənlər (namaz qılanlar), yaxşı işlər görməyi əmr edib pis işləri yasaq edənlər və Allahın hədlərini (halal-haramı) qoruyanlardır. (Ya Rəsulum!) Belə möʼminləri (Cənnətlə) müjdələ!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das sind die reuevoll um Ablaß Bittenden, die Andächtigen, die Lobpreisenden, die für Gottes Sache unterwegs sind, die sich Verneigenden, die sich Niederwerfenden, die das Würdige gebieten und das Unwürdige verbieten. Verkünde den Gläubigen frohe Botschaft!

Almanca — Der Edle Quran

(... für die Gläubigen,) die in Reue Umkehrenden, die (Allah) Dienenden, die Lobenden, die (auf Allahs Weg) Umherziehenden, die sich Verbeugenden, die sich Niederwerfenden, die das Rechte Gebietenden und das Verwerfliche Verbietenden, die Allahs Grenzen Beachtenden ... und verkünde den Gläubigen frohe Botschaft.

Almanca — M. A. Rassoul

Denjenigen, die sich in Reue (zu Allah) wenden, (Ihn) anbeten, (Ihn) lobpreisen, die (in Seiner Sache) umherziehen, die sich beugen und niederwerfen, die das Gute gebieten und das Böse verbieten und die Schranken Allahs achten verkünde (diesen) Gläubigen die frohe Botschaft.

Almanca — Muhammad Zaidan

(Diese sind) die Bereuenden, die (ALLAH) Dienenden, die (ALLAH) Lobpreisenden, die (fi-sabilillah) Umherziehenden (bzw. die Fastenden), die Rukuʹ-Vollziehenden, die Sudschud-Vollziehenden, die zum Gebilligten Aufrufenden und vom Mißbilligten Abratenden und die ALLAHs Richtlinien Achtenden. Und überbringe den Mumin die frohe Botschaft!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Those who have the distinguished attributes of:

Abdul Haleem

[The believers are] those who turn to God in repentance; who worship and praise Him; who bow down and pros-trate themselves; who order what is good and forbid what is wrong and who observe God’s limits. Give glad news to such believers.

Abdullah Yusuf Ali

Those that turn (to Allah) in repentance; that serve Him, and praise Him; that wander in devotion to the cause of Allah,: that bow down and prostrate themselves in prayer; that enjoin good and forbid evil; and observe the limit set by Allah;- (These do rejoice). So proclaim the glad tidings to the Believers.

Abul A'la Maududi

[9:112] Those who constantly turn to Allah in repentance, who constantly worship Him, who celebrate His praise, who go about the world to serve His cause, who bow down to Him, who prostrate themselves before Him, who enjoin what is good and forbid what is evil, and who keep the limits set by Allah. Announce glad tidings to such believers.

Aisha Bewley

Those who make tawba, those who worship, those who praise, those who fast, those who bow, those who prostrate, those who command the right, those who forbid the wrong, those who preserve the limits of Allah: give good news to the muminun.

Al-Hilali & Khan

(The believers whose lives Allâh has purchased are) those who turn to Allâh in repentance (from polytheism and hypocrisy, etc.), who worship (Him), who praise (Him), who fast (or go out in Allâh’s Cause), who bow down (in prayer), who prostrate themselves (in prayer), who enjoin (on people) Al-Ma‘rûf (i.e. Islâmic Monotheism and all what Islâm has ordained) and forbid (people) from Al-Munkar (i.e. disbelief, polytheism of all kinds and all that Islâm has forbidden), and who observe the limits set by Allâh (do all that Allâh has ordained and abstain from all kinds of sins and evil deeds which Allâh has forbidden). And give glad tidings to the believers.[1]

Ali Quli Qarai

[The faithful are] penitent, devout, celebrators of Allah’s praise, wayfarers, who bow [and] prostrate [in prayer], bid what is right and forbid what is wrong, and keep Allah’s bounds —and give good news to the faithful.

Amatul Rahman Omar

(These believers are) those who turn to Allâh (in repentance), who worship Him, who praise Him, who fast, who bow down (before Him), who prostrate themselves (in Prayer), who enjoin what is right and forbid what is wrong and who keep the limits set by Allâh. Proclaim to such believers good tidings (of untold gifts in the Heavenly Garden).

Arthur John Arberry

Those who repent, those who serve, those who pray, those whojourney, those who bow, those who prostrate themselves, those who bid to honour and forbid dishonour, those who keep God's hounds -- and give thou good tidings to the believers.

Bijan Moeinian

Give good news to the believers who ask forgiveness for their sins, worship the Lord, thank Him, meditate, bow down and fall prostrate in front of their Lord, encourage people to do good and forbid them of evil deeds and follow the Lord’s laws.

E. Henry Palmer

Those who repent, those who worship, those who praise, those who fast, those who bow down, those who adore, those who bid what is right and forbid what is wrong, and those who keep the bounds of God,- glad tidings to those who believe!

Edip-Layth

They are the repenters, the servers, the praisers, the activists, the bowing, the prostrating, the advocators of good, the forbidders of evil, and the keepers of God's ordinance. Give good news to those who acknowledge.

George Sale

The penitent, and those who serve God, and praise him, and who fast, and bow down, and worship; and who command that which is just, and forbid that which is evil, and keep the ordinances of God, shall likewise be rewarded with paradise: Wherefore bear good tidings unto the faithful.

Hamid S. Aziz

Triumphant are those who repent, those who serve Him, those who praise, those who fast, those who bow down, those who fall down prostrate (in awe or surrender), those who bid what is right and forbid what is wrong, and those who keep the limits (ordained) of Allah - glad tidings to those who believe.

Mahmoud Ghali

(Triumphant are) the repentant (ones), the worshipers, the ones praising (Him), wandering (in His way), bowing down, prostrating themselves, the ones commanding beneficence and forbidding male-ficence, and the ones preserving the bounds of Allah; and give good tidings to the believers.

Marmaduke Pickthall

(Triumphant) are those who turn repentant (to Allah), those who serve (Him), those who praise (Him), those who fast, those who bow down, those who fall prostrate (in worship), those who enjoin the right and who forbid the wrong and those who keep the limits (ordained) of Allah - And give glad tidings to believers!

Mohamed Ahmed - Samira

To those who repent and pay homage, give praise and are devout, who kneel in prayer and bow in supplication, who enjoin good deeds and prohibit the bad, and keep to the limits set by God, announce the news of rejoicing to the faithful.

Muhammad Asad

[It is a triumph of] those who turn [unto God] in repentance [whenever they have sinned], and who worship and praise [Him], and go on and on [seeking His goodly acceptance], and bow down [before Him] and prostrate themselves in adoration, and enjoin the doing of what is right and forbid the doing of what is wrong, and keep to the bounds set by God. And give thou [O Prophet] the glad tiding [of God's promise] to all believers.

Mustafa Khattab

˹It is the believers˺ who repent, who are devoted to worship, who praise ˹their Lord˺, who fast, who bow down and prostrate themselves, who encourage good and forbid evil, and who observe the limits set by Allah. And give good news to the believers.

Progressive Muslims

Those who repent, those who serve, those who thank, those who wander in devotion, those who kneel, those who prostrate, those who order good and deter from evil, and those who keep the boundaries of God. And give good news to the believers.

Sahih International

[Such believers are] the repentant, the worshippers, the praisers [of Allah ], the travelers [for His cause], those who bow and prostrate [in prayer], those who enjoin what is right and forbid what is wrong, and those who observe the limits [set by] Allah. And give good tidings to the believers.

Sam Gerrans

The repentant, the serving, those praising, those journeying, the lowly, those submitting, those enjoining what is fitting, and those forbidding perversity, and the keepers of the limits of God[...]; and bear thou glad tidings to the believers.

Shabbir Ahmed

Triumphant are those who: Return to the Right Path and take corrective action as soon as they feel that they have erred. Obey the Commands of Allah. Praise Allah in word and action by serving His creation. Pick up lessons from travel and from history. Are always humble before the Divine System. Adore Allah alone. Promote the Qur'anic Values, and resist the non-Qur'anic customs. Guard against trespassing the Limits ordained by Allah. These are the men and women who deserve a pleasant life in both worlds (33:35), (66:5). Give them the glad tiding (O Messenger).

Syed Vickar Ahamed

Those who turn (to Allah) with repentance; Who worship Him, and (who) praise Him; Who wander in love for the cause of Allah; Who bow down, prostrate themselves in prayer; Who reinforce good and prevent evil; And who stay within the limits set by Allah— (These are the happiest people). So proclaim the glad news to the believers.

Taqi Usmani

(They are) those who repent, those who worship, those who praise (Allah), those who journey (in Allah’s way), those who bow in Rukū‘, those who prostrate in sajdah, those who bid the Fair and forbid the Unfair and those who preserve the limits prescribed by Allah. And give the good news to the believers.

The Monotheist Group

They are the repenters, the worshipers, the thankful, the devout, the kneeling, the prostrating, the advocates of good and the prohibiters of vice, and the caretakers of the boundaries of God; and give good news to the believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils sont ceux qui se repentent, qui adorent, qui louent, qui parcourent la terre (ou qui jeûnent), qui sʹinclinent, qui se prosternent, qui commandent le convenable et interdisent le blâmable et qui observent les lois dʹAllah... et fais bonne annonce aux croyants.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De berouwhebbenden, de dienenden, de lovenden, de vastenden, de buigenden, de zich eerbiedig neerbuigenden, de gebieders van het behoorlijke, de verbieders van het verwerpelijke en zij die zich aan Gods bepalingen houden? en verkondig het goede nieuws aan de gelovigen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De berouwvollen en zij die God dienen en hem loven, en vasten en nederbuigen en aanbidden, en datgene bevelen wat rechtvaardig is, en verbieden wat slecht is, en de bevelen van God nakomen, zullen eveneens met het paradijs worden beloond: breng dus goede tijdingen tot de geloovigen.

Hollandaca — Siregar

(Zij zijn) de berouwvollen, en de dienenden, en de prijzenden, en de rondtrekkenden, en de buigenden, en de knielenden, en de oproepers tot het behoorlijke en de weerhouders van het verwerpelijke, de wakers over de bepalingen van Allah. En verkondig een verheugende tijding aan de gelovigen.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

(Признаки верующих, которым обещан Рай): кающиеся (в своих грехах), поклоняющиеся (только одному Аллаху), восхваляющие (Его), странствующие [[Относительно слова «странствующие» в этом аяте ибн Мас’уд и ибн ‘Аббас сказали: «Это – постящиеся». Суфьян бин Уйейна сказал: «Постящийся называется странствующим, так как он оставляет такие удовольствия, как еда, питье и совершение близости».]] [постящиеся], кланяющиеся в пояс, падающие ниц, повелевающие (людям) (совершать) одобряемое [призывающие к Вере и совершению праведных деяний] и удерживающие от (совершения) неодобряемого [неверия и грехов], соблюдающие ограничения (которые установил) Аллах... И обрадуй (о, Пророк) (этих) верующих [тех, которым присущи данные признаки] (тем, что им уготован Рай и довольство Аллаха)!