Şüphesiz günahkarlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.

اِنَّ الَّذِينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذِينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَ

inne (e)lleƶīne ecramū kānū mine (e)lleƶīne āmenū yeDHakūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneşüphesiz
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اَجْرَمُواecramūج ر مBir şeyi kesmek veya koparmak, bir şey kazanmak/elde etmek/edinmek, birini suç işlemeye yönlendirmek veya teşvik etmek, bir suç/günah/kabahat/hata işlemek, itaatsizlik yapmak, açık/net olmak, bir şeyi tamamlamak, bir şeyi bitirmek veya sonlandırmak [tamamlandığında].suç işleyen(ler)
4كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidiler
5مِنَmine
6الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselere
7اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lara)
8يَضْحَكُونَyeDHakūneض ح كMerak etmek, adet görmek, sevinmek, hayran bırakmak, alay etmek, birine gülmek, gülmek, netleşmekgülüyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki suç işliyenler, inananlara gülerler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şüphe yok ki suç işliyenler, inananlara gülerler.

Adem Uğur

Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki o suç işleyenler iman edenlere gülerlerdi.

Ahmet Tekin

Doğrusu, İslâm’a planlı cephe alan, müslümanlığı ve müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, iman edenlere alay yollu gülüyorlardı.

Ahmet Varol

Doğrusu o suç işleyenler iman edenlere gülerlerdi.

Ali Bulaç

Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler,' kimi iman edenlere gülüp geçerlerdi.

Ali Fikri Yavuz

Doğrusu o günahkar müşrikler, iman edenlere gülüyorlardı.

Ali Rıza Safa

Aslında, suçlu olanlar, inananlara gülüyorlardı.

Bayraktar Bayraklı

Suçlular, dünyada inananlara gülerlerdi.

Bekir Sadak

Suclular, suphesiz, inanmis olanlara gulerlerdi.

Celal Yıldırım

Gerçekten suçlu günahkârlar (Dünya'da iken) imân edenlere gülerlerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Günahkârlar (dünyada) iman edenlere gülüp dururlardı.

Diyanet İşleri

Şüphesiz günahkarlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.

Diyanet İşleri (eski)

Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.

Diyanet Vakfi

Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Evet, o günah işleyenler, iman edenlere gülüyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet, o cürm işleyenler iyman edenlere gülüyorlardı

Erhan Aktaş

Suçlular, dünyada İman Edenlere gülüyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Suçlular, dünyada iman edenlere gülüyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Suçlular, dünyada iman edenlere gülüyorlardı.

Fizilal-il Kuran

Suçlular, şüphesiz inanmış olanlara gülerlerdi.

Gültekin Onan

Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler' kimi inananlara gülüp geçerlerdi.

Hamdi Döndüren

Günahkârlar yok mu, onlar (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.

Hasan Basri Çantay

Hakıykat, günah işleyen (o kafir) ler iman edenlerden kimine gülerlerdi.

Hasib Asutay

Şüphesiz o suç işleyenler (8) (dünyada) iman edenlere gülerlerdi. (8. Küfür ve inkâr edenler.)

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz ki o suç işleyen (kâfir)ler, bir kısım îmân edenlere (dünyada iken)gülerlerdi.

İbni Kesir

Doğrusu suç işlemiş olanlar; mü'minlere, gülerlerdi.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki suçlular (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.

Muhammed Esed

Bakın, kendilerini günaha kaptıranlar, imana erenlere gülerler

Mustafa İslamoğlu

Ne var ki günah bataklığına gömülmüş olanlar, bir zamanlar iman edenlere gülerlerdi;

Ömer Nasuhi Bilmen

Muhakkak o kimseler ki günah işlemişlerdi, imân etmiş olanlara gülerlerdi.

Ömer Öngüt

Suçlular inananlara gülerlerdi.

Suat Yıldırım

Cürümlere, suçlara batanlar dünyada iken, müminlerle alay edip onlara gülerlerdi.

Süleyman Ateş

Suç işleyenler, inananların üstüne gülerlerdi.

Süleymaniye Vakfı

Suça batanlar, inanıp güvenmiş olanlara gülüp dururlardı;

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Suça dalan o kimseler, bu müminlere gülerlerdi.

Şaban Piriş

Suç/günah işlemiş olanlar, iman edenlere gülüyorlardı.

Tefhim-ul Kuran

Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler,' kimi iman edenlere gülüp geçerlerdi.

Ümit Şimşek

Dünyada, mücrimler iman edenlere gülerlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Şu bir gerçek ki, suça batmış olanlar, iman sahiplerine gülerlerdi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Doğrudan da, günah edənlər iman gətirənlərə gülürdülər,

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Həqiqətən, günahkarlar iman gətirmiş kimsələrə (dünyada) gülürdülər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Frevler lachten einst über die Gläubigen.

Almanca — Der Edle Quran

Gewiß, diejenigen, die Übeltaten begingen, pflegten über diejenigen zu lachen, die glauben,

Almanca — M. A. Rassoul

Jene Frevler haben sich über die Gläubigen lustig gemacht

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, diejenigen, die schwere Verfehlungen begingen, pflegten sich über diejenigen, die den Iman verinnerlichten, lustig zu machen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Those who criminally denied Allah used to laugh at those who faithfully believed.

Abdul Haleem

The wicked used to laugh at the believers––

Abdullah Yusuf Ali

Those in sin used to laugh at those who believed,

Abul A'la Maududi

Behold, the wicked were wont to laugh at the believers:

Aisha Bewley

Those who did evil used to laugh at those who had iman.

Al-Hilali & Khan

Verily, (during the worldly life) those who committed crimes used to laugh at those who believed.

Ali Quli Qarai

Indeed the guilty used to laugh at the faithful,

Amatul Rahman Omar

Those who had severed their ties (with God) used to laugh at those who believed,

Arthur John Arberry

Behold, the sinners were laughing at the believers,

Bijan Moeinian

They will remember the day that the sinners used to laugh at them.

E. Henry Palmer

Verily, those who sin do laugh at those who believe;

Edip-Layth

Those who were criminals used to laugh at those who had acknowledged.

George Sale

They who act wickedly laugh the true believers to scorn;

Hamid S. Aziz

Surely they who are guilty used to laugh at those who believe.

Mahmoud Ghali

Surely the ones who are (guilty of) crimes used to laugh at the ones who believed,

Marmaduke Pickthall

Lo! the guilty used to laugh at those who believed,

Mohamed Ahmed - Samira

The sinners indeed laughed at believers

Muhammad Asad

BEHOLD, those who have abandoned themselves to sin are wont to laugh at such as have attained to faith

Mustafa Khattab

Indeed, the wicked used to laugh at the believers,

Progressive Muslims

Those who were criminals used to laugh at those who had believed.

Sahih International

Indeed, those who committed crimes used to laugh at those who believed.

Sam Gerrans

Those who were lawbreakers laughed at those who heeded warning,

Shabbir Ahmed

Behold, those who thrived on others' toil used to laugh at those who had attained belief.

Syed Vickar Ahamed

Those in sin used to laugh at those who believed,

Taqi Usmani

Indeed those who were guilty used to laugh at those who believed,

The Monotheist Group

Those who were criminals used to laugh at those who had believed.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Les criminels riaient de ceux qui croyaient,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Birastî li dinyayê yên sûcker bi bawermendan dikenîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die boosdoeners waren lachten om hen die geloofden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij die zondig handelen, bespotten de ware geloovigen.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, degenen die zondigden plachten over degenen die geloofden te lachen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, которые взбунтовались [стали неверующими] над теми, которые уверовали, надсмехались [издевались] (в преходящем мире)

Rusça — Osmanov

Воистину, грешники (т. е. мекканские многобожники) насмехались над теми, кто уверовал.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

DE som har slagit sig till ro med sin synd försöker göra de troende till åtlöje,