Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe, hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz, halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

مَا كَانَ لِنَبِيٍّ اَنْ يَكُونَ لَهُ اَسْرٰى حَتّٰى يُثْخِنَ فِي الْاَرْضِ تُرِيدُونَ عَرَضَ الدُّنْيَا وَاللّٰهُ يُرِيدُ الْاٰخِرَةَ وَاللّٰهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

mā kāne li nebiyyin en yekūne lehu esrā Hattā yuṧḣine fī l-erDi turīdūne ǎraDe d-dunyā ve(a)llahu yurīdu l-āḣirate ve(a)llahu ǎzīzun Hakīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مَا
2كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinyakışmaz
3لِنَبِيٍّli nebiyyinن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberbir nebi için
4اَنْen
5يَكُونَyekūneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmak
6لَهُlehusahibi
7اَسْرٰىesrāا س رtutsak etmek, mahkum etmek, eklem/bağ/çerçeve/güç/enerjiesirler
8حَتّٰىHattākadar
9يُثْخِنَyuṧḣineث خ نKalın olmak, kabalaşmak, sertleşmek, tamamen bastırmak, düzenli savaşmak, çok katliam yapmak, zafer kazanılan savaş yapmak, vermek/zarar vermek, bir şeyle ağırlaşmak veya eğilimli olmak. Athkhana - büyük bir şey yapmak, çok katliam yapmak, üstesinden gelmek, büyük çaba ile savaşmak.ağır basıncaya
10فِي
11الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
12تُرِيدُونَturīdūneر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).siz istiyorsunuz
13عَرَضَǎraDeع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.geçici malını
14الدُّنْيَاd-dunyāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmakdünya
15وَاللّٰهُve(a)llahuAllah ise
16يُرِيدُyurīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).istiyor
17الْاٰخِرَةَl-āḣirateا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımahireti
18وَاللّٰهُve(a)llahuAllah
19عَزِيزٌǎzīzunع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sertdaima üstün
20حَكِيمٌHakīmunح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hüküm ve hikmet sahibidir

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hiç bir peygamber, yeryüzünde kâfirlere üstolup onları iyice kahretmedikçe tutsak almamıştır. Siz, geçici dünyâ malını istiyorsunuz, Allah'sa âhireti istemekte ve Allah, üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hiç bir peygamber, yeryüzünde kâfirlere üstolup onları iyice kahretmedikçe tutsak almamıştır. Siz, geçici dünyâ malını istiyorsunuz, Allahʼsa âhireti istemekte ve Allah, üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.

Adem Uğur

Yeryüzünde ağır basıncaya (küfrün belini kırıncaya) kadar, hiçbir peygambere esirleri bulunması yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için) ahireti istiyor. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.

Ahmed Hulusi

Bir Nebiye, arzda ağır basıncaya kadar, (savaşsız) esirler sahibi olması sahih olmaz. . . Siz (düşmanınızı öldürmek yerine esir almayı istemekle) dünyanın malını diliyorsunuz; Allah ise sonsuz geleceği diliyor. . . Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.

Ahmet Tekin

Hiçbir Peygamberin, ülkede, yeryüzünde ağırlığını hissettirip düşmanlarının kolunu kanadını kıpırdatamaz hale getirmedikçe, tamamen kuvvetlenmedikçe, esirlerin hayatta kalmalarını sağlaması, fidye hesabı yapması doğru değildir. Siz dünya malını istersiniz. Oysa Allah âhireti, ebedî yurdu kazanmanızı murad eder, Allah kudretli, hikmet sahibi ve hükümrandır.

Ahmet Varol

Bir Peygamber'e yeryüzünde kesin galibiyet sağlamadan esir almak yaraşmaz. Siz dünya varlığını istiyorsunuz Allah ise (sizin için) ahireti istiyor. Allah yücedir, hakimdir.

Ali Bulaç

Hiç bir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya kadar esir alması yakışmaz. Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size) ahireti istemektedir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Ali Fikri Yavuz

Hiç bir Peygamber için, yeryüzünde ağır basmadıkça (düşmana üstün gelmedikçe), esirleri bulunmak (ve ondan fidye almak) vâki olmamıştır. Siz, geçici dünya malını istiyorsunuz. Halbuki Allah âhireti kazanmanızı diliyor. Allah Aziz’dir (dostlarını düşmanlarına üstün kılar), hükmünde hikmet sahibidir.

Ali Rıza Safa

Yeryüzünde kesin bir utku kazanıncaya dek, tutsak almak bir peygambere yakışmaz. Siz, dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah, sonsuz yaşamı istiyor. Çünkü Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzünde ağır basıncaya kadar, hiçbir peygambere esir sahibi olmak yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz; halbuki Allah sizin için ahireti istiyor. Allah güçlüdür; hikmet sahibidir.

Bekir Sadak

Yeryuzunde savasirken, dusmani yere sermeden esir almak hicbir peygambere yarasmaz. Gecici dunya malini istiyorsunuz, oysa Allah ahireti kazanmanizi ister. Allah Guclu'dur, Hakim'dir.

Celal Yıldırım

Hiç bir peygambere yeryüzünde ağır basıp zafer elde etmedikçe esirler edinmesi uygun olmamıştır. Siz, dünya malını istiyorsunuz. Allah ise Âhireti (elde etmenizi) istiyor. Allah çok üstündür ve yegâne hikmet sahibidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O yerde gerekli temizliği yapıp hâkimiyetini kuruncaya kadar bir peygamberin esirlerinin olması uygun değildir. Siz geçici dünya varlığını istiyorsunuz, oysa Allah âhireti istiyor; Allah izzet ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri

Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe, hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz, halbuki Allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri (eski)

Yeryüzünde savaşırken, düşmanı yere sermeden esir almak hiçbir peygambere yaraşmaz. Geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti kazanmanızı ister. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.

Diyanet Vakfi

Yeryüzünde ağır basıncaya (küfrün belini kırıncaya) kadar, hiçbir peygambere esirleri bulunması yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için) ahireti istiyor. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hiçbir peygamberin, yeryüzünde ağır basmadıkça (kesin zafere ulaşıp üstün gelmedikçe) esirleri olması layık değildir. Siz dünya malını istersiniz, oysa Allah ahireti kazanmanızı murad eder. Allah azizdir, hakimdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hiçbir peygamberin, yeryüzünde ağır basmadıkça (kafirlere karşı ezici bir üstünlük sağlamadıkça), esirlerinin olması doğru değildir. Siz dünya varlığını istiyorsunuz, Allah ise ahireti kazanmanızı istiyor. Allah, güçlüdür, hikmet sahibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hiç bir Peygamber için Arzda ağır basmadıkça esirleri olmak doğru değildir, siz, Dünya uruzunu istiyorsunuz Allah ise Ahıreti kazanmanızı dileyor ve Allah azizdir hakimdir

Erhan Aktaş

Hiçbir Neb'iye, yeryüzünde düşmana üstünlük sağlayıncaya kadar, esir almak yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti istiyor. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hiçbir nebiye, yeryüzünde düşmana üstünlük sağlayıncaya kadar, esir almak yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti istiyor. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hiçbir nebiye, yeryüzünde düşmana üstünlük sağlayıncaya kadar, esir almak yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti istiyor. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Fizilal-il Kuran

Yeryüzünde üstünlüğünü perçinlemedikçe hiçbir peygamberin esir alması yerinde değildir. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz. Oysa Allah sizin hesabınıza ahireti istiyor. Allah üstün iradeli ve hikmet sahibidir.

Gültekin Onan

Hiç bir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya kadar esir alması yakışmaz. Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Tanrı (size) ahireti istemektedir. Tanrı, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hamdi Döndüren

Yeryüzünde tam üstünlük sağlayıncaya (küfrün belini kırıncaya) kadar, bir peygambere tutsaklarının bulunması yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz. Oysa Allah (sizin için) ahireti istiyor. Gerçekten Allah mutlak üstündür, tam hüküm ve hikmet sahibidir.

Hasan Basri Çantay

Hiç bir peygamberin yer yüzünde ağır basıb (harb edib) zaferler kazanıncaya kadar (muhaarib düşmandan) esirler alması (vaaki) olmamışdır. Siz geçici dünya malını arzu ediyorsunuz. Halbuki Allah ahireti (daha çok ahiret sevabını kazanmanızı, ahireti düşünmenizi) ister. Allah azizdir (dostlarını düşmanları üzerine gaalib kılandır), hakimdir (her haale layık olanı hakkıyle ve hikmetiyle bilendir).

Hasib Asutay

(Resulüm!) Yeryüzünde ağır basıncaya (üstün gelinceye) kadar hiçbir peygambere esirlerinin olması yaraşmaz. Siz dünya malını istiyorsunuz, Allah ise (sizin için) âhireti istiyor. Allah mutlak üstündür, hikmet sahibidir. (21) (21. Bedirde Müslümanlar yetmiş kâfiri esir almıştı. Hz. Ömer esirlerin öldürülmesini, Hz. Ebubekir ise fidye karşılığında salıverilmesini önerdi. Hz. Ebubekr'in düşüncesini uygun gören Peygamberimiz, fidye karşılığında bu esirleri serbest bıraktı. Âyet bunun üzerine inmiştir.)

Hayrat Neşriyat

Yeryüzünde (küfrün belini kırıp) ağır basmadıkça, bir peygamberin esirlerinin olması (fidye alması) muvâfık değildir! (Siz) şu dünyanın geçici menfaatini istiyorsunuz; Allah ise âhireti (arzulamanızı) istiyor. Çünki Allah, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.

İbni Kesir

Hiç bir peygambere yeryüzünde savaşırken zaferler kazanıncaya kadar esirler alması yaraşmaz. Geçici dünya malını istiyorsunuz. Allah ise ahireti istiyor. Ve Allah; Aziz'dir, Hakim'dir.

Mehmet Okuyan

Hiçbir peygambere yeryüzünde ağır basıncaya (kesin bir zafere ulaşıncaya) kadar, (yanında) esirler bulundurmak yakışmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, Allah ise (sizin için) ahireti istiyor. Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

Muhammed Esed

Kıyasıya girdiği zorlu bir meydan savaşı sonucu değilse, esir almak bir peygamber için yakışık almaz. Siz bu dünyanın geçici kazançlarına talip olabiliyorsunuz, ama Allah (sizin için) sonraki hayatın (güzel/iyi olmasını) murad ediyor: çünkü, Allah doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen en yüce iktidar sahibidir.

Mustafa İslamoğlu

Kıran kırana gerçekleşmiş sıcak bir savaş sonucu olmadıkça bir peygambere esir almak yakışmaz. Sizler bu dünyanın geçici değerlerini istiyorsunuz; ama Allah (sizin için daha yüce bir değer olan) ahireti istiyor: zira Allah iradesinde pek yüce, işinde hikmetli olandır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Hiç bir peygamber için yerde tamamen kuvvetlenmedikçe esirler edinmesi muvafık değildir. Siz dünya menfaatini istersiniz. Allah Teâlâ ise ahireti irâde buyurur. Ve Allah Teâlâ azîzdir, hakîmdir.

Ömer Öngüt

Hiçbir peygambere yeryüzünde ağır basıp düşmanı yere sermeden esir almak yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz. Oysa Allah ahireti kazanmanızı istiyor. Allah Azîz'dir, yegâne hikmet sahibidir.

Suat Yıldırım

Bir Peygamberin, dünyada zafer kazanıp küfrü zelil kılmadıkça, esirler edinip onları fidye karşılığında serbest bırakması uygun düşmez. Siz dünya metâını istiyorsunuz. Allah ise âhireti kazanmanızı istiyor. Allah azizdir, hakîmdir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir).

Süleyman Ateş

Yeryüzünde ağır bas(ıp küfrün belini iyice kır)ıncaya kadar hiçbir peygambere esirler sahibi olmak yakışmaz. Siz, geçici dünya malını istiyorsunuz, Allah ise (sizin için) ahireti istiyor. Allah daima üstün, hüküm ve hikmet sahibidir.

Süleymaniye Vakfı

Hiçbir nebi, savaş alanında düşmanı etkisiz hale getirmeden esir alma hakkına sahip değildir!. Siz, hemen elinize geçecek şeyler istiyorsunuz. Allah ise sonrasını istiyor. Daima üstün olan ve bütün kararları doğru olan Allah'tır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Savaş alanında düşmanı etkisiz hale getirinceye kadar hiçbir nebinin esir alma hakkı yoktur. Siz, dünya malını (hemen elde edeceğinizi) istiyorsunuz. Allah ise Ahireti (sonrasını) istiyor. Üstün olan ve doğru kararlar veren Allah'tır.

Şaban Piriş

Yeryüzünde savaşırken, düşmanı yere sermeden esir alma hiç bir peygambere yaraşmaz! Geçici dünya malını istiyorsunuz. Oysa Allah, ahireti kazanmanızı ister. Allah güçlüdür, hakimdir.

Tefhim-ul Kuran

Hiç bir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya kadar esir alması yakışmaz. Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size) ahireti istemektedir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Ümit Şimşek

Yeryüzünde iyice güçlenmedikçe esirler almak, hiçbir peygamber için uygun değildir. Siz dünyanın gelip geçici menfaatini istiyorsunuz; Allah ise âhireti murad ediyor. Allah'ın kudreti herşeye üstündür, her işi ve her hükmü hikmet iledir.

Yaşar Nuri Öztürk

Hiçbir peygamber için, yeryüzünde ağır basmadıkça, esirlere sahip olmak uygun değildir. Siz şu iğreti dünyanın nimetini istiyorsunuz; Allah ise ahireti istiyor. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Heç bir peyğəmbərə yer üzündə (küfrün kökünü kəsmək üçün bacardığı qədər çox kafir) öldürməyənə qədər əsirləri özünə mal etmək (onları öldürməyib fidyə müqabilində azad etmək) yaramaz. (Ey möʼminlər!) Siz (fidyə almaqla) puç dünya malını istəyirsiniz, Allah isə (sizin) axirəti qazanmağınızı istəyir. Allah yenilməz qüvvət sahibi, hikmət sahibidir!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Kein Prophet darf Kriegsgefangene nehmen, die er gegen Lösegeld freigibt, solange er den ungläubigen Feinden nicht überall im Land nachgestellt hat. Ihr wolltet die diesseitigen Güter haben, und Gott will für euch das Jenseits. Gottes Allmacht und Weisheit sind unermeßlich.

Almanca — Der Edle Quran

Es steht keinem Propheten zu, Gefangene zu haben, bis er (den Feind überall) im Land schwer niedergekämpft hat. Ihr wollt Glücksgüter des Diesseitigen, aber Allah will das Jenseits. Allah ist Allmächtig und Allweise.

Almanca — Muhammad Zaidan

Es gebührt keinem Propheten, Gefangene zu machen, bevor er (den Feinden) im Lande empfindliche Verluste zugefügt hat. Ihr strebt das Vergängliche vom Diesseits an und ALLAH will (für euch) das Jenseits. Und ALLAH ist allwürdig, allweise.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

No Prophet is entitled to take prisoners of war under the circumstances when the infidels are doing their best to defy Allah's religion, until he has humbled the avowed enemies of faith and subdued the land at the peril of their lives. To take prisoners and ransom them at this stage means that you Muslims are concerned with the interests and pleasures of this life when Allah's concern is the Hereafter, and Allah is Azizun and Hakimun.

Abdul Haleem

It is not right for a prophet to take captives before he has conquered the battlefield. You [people] desire the transient goods of this world, but God desires the Hereafter [for you]- God is mighty and wise-

Abdullah Yusuf Ali

It is not fitting for a prophet that he should have prisoners of war until he hath thoroughly subdued the land. Ye look for the temporal goods of this world; but Allah looketh to the Hereafter: And Allah is Exalted in might, Wise.

Abul A'la Maududi

It behoves not a Prophet to take captives until he has sufficiently suppressed the enemies in the land. You merely seek the gains of the world whereas Allah desires (for you the good) of the Hereafter. Allah is All-Mighty, All-Wise.

Aisha Bewley

It is not fitting for a Prophet to take captives until he has let much blood in the land. You desire the goods of this world, whereas Allah desires the Next World. Allah is Almighty, All-Wise.

Al-Hilali & Khan

It is not for a Prophet that he should have prisoners of war (and free them with ransom) until he had made a great slaughter (among his enemies) in the land. You desire the good of this world (i.e. the money of ransom for freeing the captives), but Allâh desires (for you) the Hereafter. And Allâh is All-Mighty, All-Wise.

Ali Quli Qarai

A prophet may not take captives until he has thoroughly decimated [the enemy] in the land. You desire the transitory gains of this world, while Allah desires [for you] [the reward of] the Hereafter, and Allah is all-mighty, all-wise.

Amatul Rahman Omar

It does not behove a Prophet to keep captives unless He has triumphed after a regular bloody fighting in the land. (If you take captives without warfare, ) you desire the temporary and frail goods of this world, while Allâh desires (for you the good of) the Hereafter. And Allâh is All-Mighty, All-Wise.

Arthur John Arberry

It is not for any Prophet to have prisoners until he make wide slaughter in the land. You desire the chance goods of the present world, and God desires the world to come; and God is All-mighty, All-wise.

Bijan Moeinian

It is beneath the dignity of a prophet to hold people captive, after the war is over [and after their ransom is being paid. ] For you the possessions of this world is important (and that is why you want to keep the captives, humiliate them and even kill them) while it is Hereafter that God recommends to you and, of course [He knows what is the best for you as], God is the Most Knowledgeable, the Most High.

E. Henry Palmer

It has not been for any prophet to take captives until he hath slaughtered in the land! Ye wish to have the goods of this world, but God wishes for the next, for God is mighty, wise!

Edip-Layth

It was not for any prophet to take prisoners unless it was in battle. You desire the materials of this world, while God wants the Hereafter for you. God is Noble, Wise.

George Sale

It hath not been granted unto any prophet, that he should possess captives, until he had made a great slaughter of the infidels in the earth. Ye seek the accidental goods of this world, but God regardeth the life to come; and God is mighty and wise.

Hamid S. Aziz

It has not been for any Prophet to take captives until he hath subdued the land! You desire the lure of this world, but Allah desires the Hereafter, for Allah is Mighty, Wise!

Mahmoud Ghali

In no way can any Prophet have captives until he has subjugated (the enemy) in the earth; you (i. e., the believers) are willing to have the (chance) advantages of the present (life), (Literally: the lowly "life", i.e., the life of this world) and Allah wills the Hereafter; and Allah is Ever-Mighty, Ever-Wise.

Marmaduke Pickthall

It is not for any prophet to have captives until he hath made slaughter in the land. Ye desire the lure of this world and Allah desireth (for you) the Hereafter, and Allah is Mighty, Wise.

Mohamed Ahmed - Samira

No apostle should take captives until he has battled and subdued the country. You desire the vanities of this world, but God wills (for you the reward) of the world to come; and God is all-mighty and all-wise.

Muhammad Asad

IT DOES NOT behove a prophet to keep captives unless he has battled strenuously on earth. You may desire the fleeting gains of this world-but God desires [for you the good of] the life to come: and God is almighty, wise.

Mustafa Khattab

It is not fit for a prophet that he should take captives until he has thoroughly subdued the land. You ˹believers˺ settled with the fleeting gains of this world,[1] while Allah’s aim ˹for you˺ is the Hereafter. Allah is Almighty, All-Wise.

Progressive Muslims

And it was not for any prophet to take prisoners unless it was in battle. You desire the materials of this world, while God wants the Hereafter for you. God is Noble, Wise.

Sahih International

It is not for a prophet to have captives [of war] until he inflicts a massacre [upon Allah 's enemies] in the land. Some Muslims desire the commodities of this world, but Allah desires [for you] the Hereafter. And Allah is Exalted in Might and Wise.

Sam Gerrans

It is not for a prophet to have captives until he has battled strenuously in the land. You desire the goods of the World, and God desires the Hereafter; and God is exalted in might and wise.

Shabbir Ahmed

It is beyond the dignity of a Prophet that he may hold any captives, except temporarily, during warfare. They must be freed at the conclusion of hostilities by way of kindness, for ransom, or by exchange of prisoners of war, and there is no other option to keep them (47:4). You may desire the fleeting gains of this world, but Allah desires for you the good of Eternal Achievement, the life to come. Allah is Mighty, Wise.

Syed Vickar Ahamed

It is not appropriate for a prophet that he should take prisoners of war (for ransom monies) until he has fought and completely won over the land. You may wish for the material gains of this world; But Allah desires the Hereafter (for you): And Allah is Supreme in Strength (Aziz), All Wise (Hakeem).

Taqi Usmani

It is not befitting a prophet that he has captives with him unless he has subdued the enemy by shedding blood in the land. You intend to have the stuff of this world, while Allah intends the Hereafter (for you). And Allah is All-Mighty, All-Wise.

The Monotheist Group

And it was not for any prophet to take prisoners until he is bound by a campaign. You desire the materials of this world, while God wants the Hereafter for you. God is Noble, Wise.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Un prophète ne devrait pas faire de prisonniers avant dʹavoir prévalu (mis les mécréants hors de combat) sur la terre. Vous voulez les biens dʹici-bas, tandis quʹAllah veut lʹau-delà. Allah est Puissant et Sage.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Het past een profeet niet gevangenen te hebben zolang hij niet in het land de overhand heeft. Jullie wensen het vergankelijke aanbod van de tegenwoordige wereld, maar God wenst het hiernamaals. God is machtig en wijs.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Het was nimmer een profeet gegeven, gevangenen te maken zonder groote slachtingen op aarde te doen plaats hebben. Gij verlangt het goede dezer wereld, en God wil u dat der volgende geven; want God is machtig en wijs.

Hollandaca — Siregar

Het past een Profeet niet dat hij krijgsgevangenen heeft, totdat hij (de vijanden) op aarde heeft onderworpen. Jullie wensen de wereldse vergankelijkheden, maar Allah wenst (voor jullie) het Hiernamaals. En Allah is Abmachtig, Alwijs.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Не было так, что (какой-либо) пророк имел пленных [брал пленных в войне] (до тех пор), пока он не подавлял (неверующих) на земле [пока он и верующие не заимели такую силу и власть, что неверующие уже не могли противостоять им]. Вы (о, верующие) желаете случайностей (этого) мира [получения мирских благ] (получив выкуп за пленных, захваченных при Бадре), а Аллах желает Вечной жизни [желает чтобы восторжествовала Его Вера, при помощи которой обретается Вечная жизнь]. И Аллах – величественный (в Своем владычестве), мудрый (в Своих решениях и повелениях)!

Rusça — Osmanov

Ни одному пророку не дозволено брать [себе] пленных, если он не сражался усердно на земле. Вы желаете мирских благ, Аллах же [изготовил для вас] будущий мир. Аллах - велик и мудр.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

EN PROFET skall inte hålla fångar (som friges mot lösen) om inte kriget tagit stora proportioner. Ni står efter de osäkra vinster som ni kan uppnå i denna värld, men Gud vill (att ni eftersträvar) det eviga (goda). Gud är allsmäktig, vis.