Enfal Suresi 54. Ayet — Elfaz
Bunların durumu, tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlamışlar, biz de onları günahları sebebiyle helak etmiştik ve Firavun ailesini de suda boğmuştuk. Hepsi de zalim kimselerdi.
1كَدَأْبِke de'bi(Evet) gidişi gibiHarf-i Cer+İsimد ا بÇabalamak, gayret göstermek, emek vermek, didinmek, çalışkan olmak, gayretli olmak, yorulmak/yorgun düşmek, devam etmek, zorlamak, kovmak/uzaklaştırmak, avlamak, rehin vermek, sebat etmek, ısrar etmek, sürmek, dayanmak, özenli olmak, gayretli olmak, kararlılıkla çabalamak, zorlamak, sürmek, yolunda ilerlemek, sürekli çalışmak. Da'b - alışkanlık/örf/tarz/durum/iş, yapma şekli, durum, iş, istek. Da'ban - davranışa göre, sıkı ve sürekli çalışarak, yolunda giderek.
3فِرْعَوْنَfir'ǎvneFir'avnÖzel İsim
4وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve kimselerinBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
5مِنْminHarf-i Cer
6قَبْلِهِمْḳablihimonlardan öncekilerinİsim+Zamirق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek
7كَذَّبُواkeƶƶebūyalanlamışlardıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.
8بِاٰيَاتِbi āyātiayetleriniHarf-i Cer+İsimا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.
9رَبِّهِمْrabbihimRablerininİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
10فَاَهْلَكْنَاهُمْfe ehleknāhumbiz de onları mahvetmiştikSebep Eki+Mazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıه ل كÖlmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak.
11بِذُنُوبِهِمْbi ƶunūbihimsuçlarıylaHarf-i Cer+İsim+Zamirذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmak
12وَاَغْرَقْنَٓاve eğraḳnāve boğmuştukBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıغ ر قBattı, boğuldu, aşağı doğru inip kayboldu, ihtiyacı kalmadı, yayı sonuna kadar çekti, geçti/geride bıraktı, meşgul etti, sıkıntılarla bunalmış adam, tek yudum, süslendi, zorunlu, aniden/şiddetli bir şekilde, birine yaklaşmak
14فِرْعَوْنَfir'ǎvneFir'avnÖzel İsim
15وَكُلٌّve kullunve hepsi deİsti'nafiye Edatı+İsimك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetli
16كَانُواkānūMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
17ظَالِمِينَZālimīnezulmedicilerdiİsimظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak