(Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: "Ganimetler, Allah'a ve Resulüne aittir. O halde, eğer mü'minler iseniz Allah'a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasulüne itaat edin."

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَنْفَالِ قُلِ الْاَنْفَالُ لِلّٰهِ وَالرَّسُولِ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْ وَاَطِيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ

yeselūneke ǎni l-enfāli ḳuli l-enfālu li (a)llahi ve r-rasūli fe tteḳū (a)llahe ve eSliHū ƶāte beynikum ve eTīǔ (a)llahe ve rasūlehu in kuntum mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَسْـَٔلُونَكَyeselūnekeس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmeksana sorarlar
2عَنِǎni-den
3الْاَنْفَالِl-enfāliن ف لHediye vermek, armağan, gönüllü hediye, katılım/ekleme, orijinalin ötesinde olan bir şey, zorunlu olanın ötesinde bir eylemganimetler-
4قُلِḳuliق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
5الْاَنْفَالُl-enfāluن ف لHediye vermek, armağan, gönüllü hediye, katılım/ekleme, orijinalin ötesinde olan bir şey, zorunlu olanın ötesinde bir eylemganimetler
6لِلّٰهِli (a)llahiAllah'ındır
7وَالرَّسُولِve r-rasūliر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Elçi(si)nindir
8فَاتَّقُواfe tteḳūو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişikorkun
9اللّٰهَ(a)llaheAllah'tan
10وَاَصْلِحُواve eSliHūص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.ve düzeltin
11ذَاتَƶātehali
12بَيْنِكُمْbeynikumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaranızdaki
13وَاَطِيعُواve eTīǔط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.ita'at edin
14اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
15وَرَسُولَهُve rasūlehuر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Elçisine
16اِنْineğer
17كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsiz (gerçekten) iseniz
18مُؤْمِنِينَmu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sana harp ganîmetlerinin hükmünü sorarlar. De ki: Ganîmetler, Allah'ın ve Peygamberindir. Artık Allah'tan sakının ve aranızı ıslah edin ve inanmışsanız Allah'a ve Peygamberine itaat edin.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sana harp ganîmetlerinin hükmünü sorarlar. De ki: Ganîmetler, Allahʼın ve Peygamberindir. Artık Allahʼtan sakının ve aranızı ıslah edin ve inanmışsanız Allahʼa ve Peygamberine itaat edin.

Adem Uğur

Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.

Ahmed Hulusi

Sana savaş ganimetlerinin taksimini (konusunu) soruyorlar. . . De ki: "Savaş ganimetleri, Allah ve Rasulünündür. . . Allah'tan (hakikatinizin yaşanmaması halinde, bunun getireceği sonuçlarından) korunun ve aranızdaki din kardeşliği ilişkisini (birbirinizin hakikatini görerek) düzeltin. Eğer (hakiki) iman edenler iseniz, Allah'a ve Rasulüne itaat edin (çünkü Hakikatiniz ve o hakikatin dillendiricisi, sizin hakikatinizi yaşamanızı ister). "

Ahmet Tekin

Sana savaş ganimetlerinin nasıl dağıtılacağını soruyorlar: 'Ganimetler Allah ve Rasûlünün tasarrufundadır. Allah’a sığının, emirlerine yapışın. Aranızdaki tefrikayı giderin, kardeşlik bağlarınızı güçlendirin, din ve dünya işlerinizi sosyal ilişkilerinizi, halinizi düzeltin, geliştirin, mü’minseniz eğer, Allah’a ve Rasulüne itaat edin, Kur’ân’ı ve sünneti uygulayın' de.

Ahmet Varol

Sana ganimetlerden soruyorlar. De ki: 'Ganimetler Allah'ın ve peygamberinindir. Eğer mü'minler iseniz, Allah'a karşı gelmekten sakının ve aranızı düzeltin. Allah'a ve peygamberine itaat edin.'

Ali Bulaç

Sana savaş ganimetlerini sorarlar. De ki: "Ganimetler Allah'ın ve Resulündür. Buna göre, eğer mü'min iseniz Allah'tan korkup sakının, aranızı düzeltin ve Allah'a ve Resulü'ne itaat edin."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm), sana harb ganimetlerinin kime âit olduğunu soruyorlar. De ki: “- Bu ganimetlerin taksimi, Allah’a ve Rasûlüne aittir. Onun için, siz gerçekten müminseniz Allah’dan korkun ve birbirinizle aranızı düzeltin (geçimsizlik yapmayın), Allah’a ve Rasûlüne itaat edin.”

Ali Rıza Safa

Sana, Savaş Kazanımları hakkında soruyorlar; şunu söyle: "Savaş kazanımları, Allah'ın ve elçinindir!" Artık, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın ve aranızı düzeltin. Allah'a ve O'nun elçisine boyun eğin; eğer inanıyorsanız?

Bayraktar Bayraklı

Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: "Ganimetler Allah ve Peygamberi'ne aittir. O halde Allah'tan sakınınız, aranızda barış ve esenliği sağlayınız. Eğer müminler iseniz, Allah ve Rasulü'ne itaat ediniz."

Bekir Sadak

Sana, ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: «Ganimetler Allah'in ve Peygamberindir. Inaniyorsaniz Allah'tan sakinin, aranizdaki munasebetleri duzeltin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin.

Celal Yıldırım

Sana (savaşta elde edilen) ganimetlerden soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah'a ve Peygamberine aittir. Eğer cidden inanıyorsanız. Allah' tan korkup (tartışmayı bırakın) aranızı düzeltin; Allah'ın ve Peygamberinin (buyruklarına) uyun.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sana ganimetleri soruyorlar. Ganimetlerin Allah’a ve resulüne ait olduğunu söyle! O halde siz gerçek müminler iseniz Allah’a karşı saygısızlıktan sakının, aranızı düzeltin, Allah ve resulüne itaat edin.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: "Ganimetler, Allah'a ve Resulüne aittir. O halde, eğer mü'minler iseniz Allah'a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasulüne itaat edin."

Diyanet İşleri (eski)

Sana, ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: Ganimetler Allah'ın ve Peygamberindir. İnanıyorsanız Allah'tan sakının, aranızdaki münasebetleri düzeltin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin.

Diyanet Vakfi

Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sana ganimetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten mümin kimseler iseniz Allah'tan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin. Allah'a ve Resulü'ne itaat edin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sana ganimetlerin taksiminden soruyorlar. De ki: "Ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten iman etmişseniz, Allah'tan korkun, birbirinizle aranızı düzeltin, Allah ve Resulüne itaat edin!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sana ganimetlerin taksiminden soruyorlar, de ki ganimetlerin taksimi Allaha ve Resulüne aid, onun için siz gerçekten mü'minlerseniz Allahdan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin, Allaha ve Resulüne ıtaat edin

Erhan Aktaş

Sana enfalı soruyorlar. De ki: "Enfal, Allah ve Resul'ü içindir. Eğer Mü'min iseniz Allah'a karşı takva sahibi olun, birbirinizin arasını düzeltin, Allah'a ve Resul'üne itaat edin.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sana enfalı soruyorlar. De ki: "Enfal, Allah ve Resulü içindir. Eğer mü'min iseniz Allah'a karşı takva sahibi olun, birbirinizin arasını düzeltin, Allah'a ve Resul'üne itaat edin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sana enfalı soruyorlar. De ki: "Enfal, Allah ve Rasulü içindir. Eğer mü'min iseniz Allah'a karşı takva sahibi olun, birbirinizin arasını düzeltin, Allah'a ve Rasul'üne itaat edin.

Fizilal-il Kuran

Sana savaş ganimetlerinin bölüşümü hakkında soru sorarlar. De ki; ganimetler hakkında hüküm verme yetkisi Allah'a ve Peygamber'e aittir. Buna göre eğer mümin iseniz, Allah'dan korkunuz, ilişkilerinizi düzeltiniz, Allah'a ve Peygamber'e itaat ediniz.

Gültekin Onan

Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: "Ganimetler Tanrı'nın ve elçisinindir. Buna göre, eğer inançlılar iseniz Tanrı'dan korkup sakının, aranızı düzeltin ve Tanrı'ya ve elçisine itaat edin."

Hamdi Döndüren

Sana, savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’ın ve elçisinindir. Öyleyse Allah’tan korkun ve aranızdaki ilişkileri düzeltin; eğer inanıyorsanız, Allah’a ve elçisine itaat edin!”

Hasan Basri Çantay

(Habibim) sana harb ganimetleri (nin hükmünü) sorarlar. De ki: "(Bu) ganimetler Allahın ve Resulünündür. O halele (tam) mü'minlerseniz Allahdan korkun, (ihtilafa düşmeyib) aranızı düzeltin, Allaha ve peygamberine İtaat edin.

Hasib Asutay

Sana ganimetleri soruyorlar. De ki: Ganimetler, Allah'a ve peygambere aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan sakının, aranızı düzeltin, Allah'a ve peygamberine itaat edin. (1) (1. Bedir savaşında gençlerle yaşlılar arasında ganimetlerin taksimi hususunda ihtilaf çıkmıştı. Âyet bunun üzerine inmiştir.)

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) Sana ganîmetlerden soruyorlar. De ki: 'Enfâl(ganîmetler hakkında hüküm) Allah’a ve peygambere âiddir.' Artık Allah’dan korkun ve aranızdaki hâli (ihtilâfı) düzeltin! Eğer (gerçek) mü’minler iseniz, Allah’a ve Resûlüne itâat edin!

İbni Kesir

Sana ganimetlerden sorarlar. De ki: Ganimetler; Allah'ın ve Rasulünündür. Şu halde eğer mü'minler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah'a ve peygamberlerine itaat edin.

Mehmet Okuyan

Sana ganimetlerden soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah ve Elçisi içindir. Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun; aranızı düzeltin! Müminlerseniz Allah’a ve Elçisi'ne itaat edin!”

Muhammed Esed

Sana ganimetler hakkında soracaklar. De ki: "Bütün ganimetler Allaha ve Onun Elçisine aittir" Öyleyse, Allahtan yana bilinç ve duyarlık içinde olun; aranızda kardeşlik bağlarınızı canlı tutun;Allaha ve Onun Elçisine karşı duyarlık gösterin, eğer (gerçekten) inanan kimselerseniz!

Mustafa İslamoğlu

Sana cihadın bahşettiği gelirler hakkında soruyorlar. De ki: "Cihadın bahşettiği bütün gelirler Allah'a ve Elçisi'ne aittir. Şu halde, Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve aranızdaki ilişkiyi düzgün tutun! Bir de Allah'a ve Elçisi'ne kulak verin: tabi ki, gerçekten inanıyorsanız eğer!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Sana ganîmetlerden soruyorlar. De ki: «Ganîmetler Allah Teâlâ'ya ve Peygamber'e aittir. Artık Allah Teâlâ'dan korkunuz. Aranızdaki hâli düzeltiniz ve Allah Teâlâ'ya ve Resûlüne itaat ediniz, eğer mü'min kimseler iseniz.»

Ömer Öngüt

Resulüm! Sana savaş ganimetlerine dair soru soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah'ın ve Resul'ünündür. ” O halde siz gerçekten müminler iseniz Allah'tan korkun. Aranızı düzeltin. Allah'a ve Resul'üne itaat edin.

Suat Yıldırım

Sana ganimetlerin taksimini soruyorlar. De ki: "Onun taksimi Allah’a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçek mümin iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, birbirinizle aranızı düzeltin, Allah’a ve Resulüne itaat edin.

Süleyman Ateş

Sana ganimetlerden sorarlar; de ki: "Ganimetler, Allah'ın ve Elçi(si)nindir. Siz, (gerçekten) inananlar iseniz, Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah'a ve Elçisine ita'at edin!"

Süleymaniye Vakfı

Sana enfali /savaş sonucu ele geçirilen kamu mallarını soruyorlar. De ki:"Enfal, bütünüyle Allah'ın ve resulünündür." Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ve aranızı düzeltin. Eğer inanıp güveniyorsanız, Allah'a ve resulüne /elçisinin getirdiği Kur'an'a gönülden boyun eğin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sana ganimetlerin nasıl pay edileceğini soruyorlar. De ki "Ganimetlerin pay edilmesi Allah'ın ve elçisinin işidir." Allah'tan çekinin ve birbirinizle aranızı düzeltin. Eğer inanıp güveniyorsanız, Allah'a ve elçisine boyun eğin.

Şaban Piriş

Sana ganimetleri soruyorlar. De ki: -Ganimetler, Allah'a ve Elçisi'ne aittir. Allah'tan korkun, aranızı düzeltin. Eğer mümin iseniz Allah'a ve Elçisi'ne itaat ediniz.

Tefhim-ul Kuran

Sana savaş ganimetlerini sorarlar. De ki: «Ganimetler Allah'ın ve Resulündür. Buna göre, eğer mü'minlerseniz Allah'tan korkup sakının, aranızı düzeltin ve Allah'a ve Resulü'ne itaat ediniz.»

Ümit Şimşek

Sana ganimetlerden soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah'a ve Resulüne aittir. Allah'tan sakının ve aranızı düzeltin. Eğer mü'min iseniz, Allah'a ve Resulüne itaat edin.

Yaşar Nuri Öztürk

Sana harp ganimetlerini sorarlar. De ki: "Onlar Allah ve Resul içindir. O halde Allah'tan korkun ve aranızda barış ve esenliği kurun. Ve eğer müminler iseniz Allah'a ve O'nun Resulü'ne itaat edin!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Səndən qənimətlər haqqında soruşurlar. De: “Qənimətlər Allaha və Peyğəmbərə aiddir”. Elə isə Allahdan qorxun və aranızdakı münasibətləri düzəldin. Əgər möminsinizsə, Allaha və Onun Elçisinə itaət edin.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbərim!) Səndən (müharibədə əldə edilmiş) qənimətlər (onların kimə çatması) haqqında soruşarlar. De: ″Qənimətlər Allahın və Peyğəmbərinindir (onun bölünməsi Allaha və Peyğəmbərinə aiddir). Buna görə də əgər (həqiqi) möʼminsinizsə, Allahdan qorxun, aranızdakı münasibətləri düzəldin, Allaha və Onun Peyğəmbərinə itaət edin!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie fragen dich nach der Beute. Sprich: ʺDie Beute gehört Gott und dem Gesandten.ʺ Ihr sollt Gott fürchten, gut zueinander sein und Gott und Seinem Gesandten gehorchen, wenn ihr wirklich gläubig seid.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie fragen dich nach der (zugedachten) Beute. Sag: Die (zugedachte) Beute gehört Allah und dem Gesandten. So fürchtet Allah und stiftet Frieden untereinander, und gehorcht Allah und Seinem Gesandten, wenn ihr gläubig seid!

Almanca — M. A. Rassoul

Sie fragen dich nach der Beute. Sprich: ʺDie Beute gehört Allah und dem Gesandten. Darum fürchtet Allah und ordnet die Dinge in Eintracht unter euch und gehorcht Allah und Seinem Gesandten, wenn ihr Gläubige seid.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie fragen dich nach den Al-anfal. Sag: ʺAl-anfal gehören ALLAH und dem Gesandten, also handelt Taqwa gemäß ALLAH gegenüber, schlichtet den Streit untereinander wieder und gehorcht ALLAH und Seinem Gesandten, wenn ihr Mumin seid.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They ask you O Muhammad about the spoils of war what to do with them, to whom do they belong and how are they going to be divided among the victors! Say to them: "They belong to Allah and His cause and to the Messenger who administers Allah's affairs according to divine instructions. The main thing is that you people entertain the profound reverence dutiful to Allah and to stand firm to Allah's principles and purpose, to concert all matters in difference and to obey Allah and His Messenger if indeed your hearts have been impressed with the image of religious and spiritual virtues".

Abdul Haleem

They ask you [Prophet] about [distributing] the battle gains. Say, ‘That is a matter for God and His Messenger, so be mindful of God and make things right between you. Obey God and His Messenger if you are true believers:

Abdullah Yusuf Ali

They ask thee concerning (things taken as) spoils of war. Say: "(such) spoils are at the disposal of Allah and the Messenger: So fear Allah, and keep straight the relations between yourselves: Obey Allah and His Messenger, if ye do believe."

Abul A'la Maududi

They ask you concerning the spoils of war? Tell them: 'The spoils of war belong to Allah and the Messenger. So fear Allah, and set things right between you, and obey Allah and His Messenger if you are true believers.

Aisha Bewley

They will ask you about booty. Say: ‘Booty belongs to Allah and the Messenger. So have taqwa of Allah and put things right between you. Obey Allah and His Messenger if you are muminun.’

Al-Hilali & Khan

They ask you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) about the spoils of war. Say: "The spoils are for Allâh and the Messenger." So fear Allâh and adjust all matters of difference among you, and obey Allâh and His Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم), if you are believers.

Ali Quli Qarai

They ask you concerning the anfāl. Say, ‘The anfāl belong to Allah and the Apostle.’ So be wary of Allah and settle your differences, and obey Allah and His Apostle, should you be faithful.

Amatul Rahman Omar

People ask you about the voluntary gifts (for the advancement of the cause of Allâh). Say, `The voluntary gifts are at the disposal of Allâh and His Messenger (to administer). So take Allâh as a shield and reconcile your mutual differences and obey Allâh and His Messenger if you are (true) believers.

Arthur John Arberry

They will question thee concerning the spoils. Say: 'The spoils belong to God and the Messenger; so fear you God, and set things right between you, and obey you God and His Messenger, if you are believers.'

Bijan Moeinian

O’ Mohammad, they will come to you to settle their disagreement as to how to divide whatever they have confiscated in the war [of Badr (the first war between the Muslims and the disbelievers). ] Say: "Whatever gained in the war belong to God and His Messenger has the final word in distributing them. Therefore, respect the Lord and obey Him, if you are true believers."

E. Henry Palmer

They will ask thee about the spoils. Say, 'The spoils are God's and the Apostle's; fear God and settle it amongst yourselves; obey God and the Apostle if ye do believe.'

Edip-Layth

They ask you regarding the spoils of war, say, "The spoils of war are for God and the messenger." So be aware of God, and peacefully reform the matters between you; and obey God and His messenger if you are those who acknowledge.

George Sale

They ask thee concerning the spoils. Say, 'The spoils of war are for Allah and the Messenger. So fear Allah, and set things right among yourselves, and obey Allah and His Messenger, if you are believers.'

Hamid S. Aziz

They will ask you about the spoils of war. Say, "The spoils belong to Allah and the Messenger, so fear (keep your duty to) Allah and keep straight the relationship amongst yourselves; obey Allah and the Messenger if you do believe."

Mahmoud Ghali

They ask you about the spoils. (The Arabic word nafl originally means: supererogatory prayer, or gift) Say, "The spoils (belong) to Allah and the Messenger; so be pious to Allah, and act righteously among yourselves (Or: make a reconciliation after differences) and obey Allah and His Messenger, in case you are believers."

Marmaduke Pickthall

They ask thee (O Muhammad) of the spoils of war. Say: The spoils of war belong to Allah and the messenger, so keep your duty to Allah, and adjust the matter of your difference, and obey Allah and His messenger, if ye are (true) believers.

Mohamed Ahmed - Samira

THEY ASK YOU of (benefits accruing as) spoils of war. Tell them: "The benefits belong to God and His Messenger." So fulfil your duty to God and keep peace among yourselves. Obey God and the Prophet, If you really believe.

Muhammad Asad

HEY WILL ASK thee about the spoils of war. Say: "All spoils of war belong to God and the Apostle." Remain, then, conscious of God, and keep alive the bonds of brotherhood among yourselves, and pay heed unto God and His Apostle, if you are [truly] believers!

Mustafa Khattab

They ask you ˹O Prophet˺ regarding the spoils of war. Say, "Their distribution is decided by Allah and His Messenger. So be mindful of Allah, settle your affairs, and obey Allah and His Messenger if you are ˹true˺ believers."

Progressive Muslims

They ask you regarding the spoils of war, Say: "The spoils of war are for God and the messenger. " So be aware of God, and be upright in matters between you; and obey God and His messenger if you are believers.

Sahih International

They ask you, [O Muúammad], about the bounties [of war]. Say, "The [decision concerning] bounties is for Allah and the Messenger." So fear Allah and amend that which is between you and obey Allah and His Messenger, if you should be believers.

Sam Gerrans

They ask thee about the spoils of war. Say thou: “The spoils of war are for God and the Messenger; so be in prudent fear of God, and make right in what is between you; and obey God and His messenger, if you be believers.”

Shabbir Ahmed

They ask you (O Messenger), about the spoils of war. Say, "The spoils of war belong to Allah and the Messenger (The Central Authority). Be mindful of Allah's Commands and maintain the bonds of brotherhood among you. Obey Allah and the Messenger if you are believers.

Syed Vickar Ahamed

They ask you (O Muhammad) about (things taken as) spoils of war. Say: "(Such) spoils (of war) are for Allah and the Messenger (Muhammad): So fear Allah, and settle the differences between yourselves (with fairness): Obey Allah and His Messenger (Muhammad), if you do believe."

Taqi Usmani

They ask you about the spoils. Say, "The spoils are for Allah and the Messenger." So, fear Allah, and set your relations right, and obey Allah and His Messenger, if you are believers.

The Monotheist Group

They ask you regarding the spoils, say: "The spoils are for God and the messenger." So be aware of God, and be upright in matters between you; and obey God and His messenger if you are believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils tʹinterrogent au sujet du butin. Dis: ʺLe butin est à Allah et à Son messager.ʺ Craignez Allah, maintenez la concorde entre vous et obéissez à Allah et à Son messager, si vous êtes croyants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Pirsa enfalan (destkeftiyên xenîmetê) ji te dikin (ka çawa ew ê bêne parvekirin). Bibêje: enfal (xenîmet) ji Xwedê û Pêxemberê wî re ye. Nexwe eger bi rastî hûn bawermend in ji Xwedê bitirsin, navbera xwe xweş bikin û bi gotina Xwedê û peyxemnberê Wi bikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij vragen jou naar de buit. Zeg: ʺDe buit behoort aan God en Zijn gezant. Vreest dus God en stelt onderling orde op zaken en gehoorzaamt God en Zijn gezant als jullie gelovig zijn.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij zullen u vragen nopens den buit. Antwoord: De verdeeling van den buit behoort Gode en zijn gezant. Vreest dus God, en tracht uwe geschillen in der minne te schikken. Gehoorzaam God en zijn gezant, indien gij ware geloovigen zijt.

Hollandaca — Siregar

Zij vragen jou (O Moehammad) over de oorlogsbuit, zeg: ʺDe oorlogsbuit behoort aan Allah en de Boodschapper toe. Vreest dan Allah en sticht vrede onder jullie. En gehoorzaamt Allah en Zijn Boodschapper, als jullie gelovigen zijn.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Спрашивают они [твои сподвижники] тебя (о, Пророк) о трофеях (полученных в битве при Бадре) (о том, как распределить их между собой). Скажи (им): «Трофеи принадлежат Аллаху [Он Сам решит, что с ними делать] и Посланнику [Посланник сам распределит его так, как ему повелит его Господь]; остерегайтесь же (наказания) Аллаха [не ослушайтесь Его], уладьте (отношения) между собой [прекратите спорить из-за этих трофеев] и (еще больше) повинуйтесь Аллаху и Его Посланнику, если вы (являетесь) верующими!»

Rusça — Osmanov

Они станут спрашивать тебя относительно [раздела] добычи. Отвечай: Добыча предназначена Аллаху и посланнику. Так страшитесь же Аллаха, будьте в ладу между собой, повинуйтесь Аллаху и Его посланнику, если вы - верующие.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

DE FRÅGAR dig om krigsbyte. Säg: ʺAllt krigsbyte tillhör Gud och (Hans) Sändebud.ʺ Frukta Gud, gör upp era tvister i godo, se till att broderlig sämja råda mellan er, och lyd Gud och Hans Sändebud, om ni är (sanna) troende!