(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
وَجَعَلْتُ لَهُ مَالًا مَمْدُودًا وَبَنِينَ شُهُودًا
ve ceǎltu lehu mālen memdūden / ve benīne şuhūden
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Gözlerinin önünde duran oğullar verdim.
Abdulkadir Gölpınarlı
Gözlerinin önünde duran oğullar verdim.
Adem Uğur
Göz önünde duran oğullar (verdim),
Ahmed Hulusi
Önünde dolaşan oğullar verdiğimi;
Ahmet Tekin
Ona ellerinin değdiği işi başaran, itibarlı ve liderlik kabiliyetleri yüksek, şöhretleri kendisine denk, babalarını yalnız bırakmayan oğullar vermiştim.
Ahmet Varol
Ve çevresinde bulunan oğullar (verdim),
Ali Bulaç
Göz önünde hazır çocuklar (verdim).
Ali Fikri Yavuz
Hem (kendisi ile) hazır bulunan oğullar...
Ali Rıza Safa
Gözünün önünde oğullar.
Bayraktar Bayraklı
- Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!
Bekir Sadak
(11-14) Tek olarak yaratip kendisine bol bol mal, cevresinde bulunan ogullar verdigim ve nimeteri yaydikca yaydigim o kimseyi Bana birak.
Celal Yıldırım
(11-12-13-14) (Ey Peygamber!) Beni, o tek başına yarattığım, kendisine geniş çapta mal ve göz önünde duran çocuklar verdiğim; imkânları hazırlayıp döşediğim adamla başbaşa bırak.
Diyanet İşleri
(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
Diyanet İşleri (eski)
(11-14) Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Diyanet Vakfi
(11-14) Tek olarak yaratıp, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için (nimetleri önüne) serdikçe serdiğim o kimseyi bana bırak!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Hem göz önünde oğullar verdim.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
göz önünde oğulları,
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem göz önünde oğullar
Erhan Aktaş
Ve her zaman yanında olan evlatlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ve her zaman yanında olan evlatlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ve her zaman yanında olan evlatlar.
Fizilal-il Kuran
Gözü önünden ayrılmayan evlatlar verdim.
Gültekin Onan
Göz önünde hazır çocuklar (verdim).
Hamdi Döndüren
Hem göz önünde oğullar verdim.
Hasan Basri Çantay
(11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.
Hasib Asutay
Göz önünde oğullar (verdim).
Hayrat Neşriyat
(12-13) Ona, (kapladığı yerler dahi pek) uzun olan bir mal ve (her işinde) yanında hazır oğullar verdim!
İbni Kesir
Görülen oğullar verdiğimi,
Mehmet Okuyan
Göz önünde olan çocuklar (verdim).
Muhammed Esed
ve (sevginin) şahitleri olarak çocuklar,
Mustafa İslamoğlu
Bir de (cömertliğimin) şahitleri olan çocuklar...
Ömer Nasuhi Bilmen
(13-15) Ve yanında hazır oğullar (verdim). Ve onun için bir döşemekle döşeyiverdim. Sonra da arttırayım diye tamahkar bulunuyor.
Ömer Öngüt
Göz önünde duran oğullar verdim.
Suat Yıldırım
(11-14) Mal ve ailesiz, tek olarak yarattığım, sonra çok çok mal, servet ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim, her türlü imkânı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!
Süleyman Ateş
Göz önünde oğullar (verdim).
Süleymaniye Vakfı
her zaman yanında olan evlatlar da.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Yanından ayrılmayan oğullar verdim.
Şaban Piriş
Göz önünde oğullar verdim.
Tefhim-ul Kuran
Göz önünde hazır çocuklar (verdim),
Ümit Şimşek
Ve dizinin dibindeki evlâtlarını verdim.
Yaşar Nuri Öztürk
Göz doyurucu oğullar verdim.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
qayğısına qalan oğullar verdim
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Yanında hazır duran oğullar (verdim);
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
dem Ich Söhne bescherte, die da sind,
Almanca — Der Edle Quran
und Söhne (als ständige Begleiter) anwesend
Almanca — M. A. Rassoul
und Söhne, die immer zugegen waren
Almanca — Muhammad Zaidan
sowie anwesende Kinder,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
and a progeny by his side, who would bear witness to the considerable position he enjoys and the will he enforces,
Abdul Haleem
and sons by his side,
Abdullah Yusuf Ali
And sons to be by his side!-
Abul A'la Maududi
and sons ever present with him,
Aisha Bewley
and sons who stay with him,
Al-Hilali & Khan
And children to be by his side.
Ali Quli Qarai
and [gave him] sons to be at his side,
Amatul Rahman Omar
And sons that remain present (with him),
Arthur John Arberry
and sons standing before him,
Bijan Moeinian
The same creature that I gave him sons to be by his side.
E. Henry Palmer
and sons that he may look upon,
Edip-Layth
Children to bear witness.
George Sale
and children dwelling in his presence,
Hamid S. Aziz
And sons to be by his side,
Mahmoud Ghali
And sons always in presence,
Marmaduke Pickthall
And sons abiding in his presence
Mohamed Ahmed - Samira
And sons always present by his side,
Muhammad Asad
and children as [love's] witnesses,
Mustafa Khattab
and children always by his side,
Progressive Muslims
And children to bear witness.
Sahih International
And children present [with him]
Sam Gerrans
And sons present,
Shabbir Ahmed
And children and party abiding in his presence.
Syed Vickar Ahamed
And children to be by his side! —
Taqi Usmani
and sons present before (his) eyes,
The Monotheist Group
And sons to bear witness.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et des enfants qui lui tiennent toujours compagnie,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Min kur danê ku her tim li ber wî hazir bûn…
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
en aanwezige zonen.
Hollandaca — Siregar
En kinderen, voortdurend aan zijn zijde.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и потомство, которое (при нем) находится [из-за того, что их отец богат, дети не уезжают в поисках средств для существования] –
Rusça — Osmanov
и сыновей, не разлученных [с ним],
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och söner som står vid hans sida,