(12-13) Çünkü bizim yanımızda (kafirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.

اِنَّ لَدَيْنَا اَنْكَالًا وَجَحِيمًا وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا اَلِيمًا

inne ledeynā enkālen ve ceHīmen / ve Taǎāmen ƶā ğuSSatin ve ǎƶāben elīmen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinnedoğrusu
2لَدَيْنَاledeynābizim yanımızda vardır
3اَنْكَالًاenkālenن ك لCeza vermek, yıldırmak, uzaklaştırmak, sakındırmak, geri çevirmek, vazgeçirmek, engellemek, caydırmakbukağılar
4وَجَحِيمًاve ceHīmenج ح مAteş yakmak, yanmasını sağlamak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, gözü açmak, sakınmak/vazgeçmek/çekinmek/kaçınmak, ilerlemek veya öne gitmek, geri çekilmek veya geri çekmek [Bu fiil çelişkili anlamlar taşır], yok etmeye veya öldürmeye yakın olmak, arzu/açgözlülük ve cimrilikle yanmak, huyu dar olmak, inatçı veya cimri olmak, alevli veya parlak, şiddetli sıcak.ve cehennem
1وَطَعَامًاve Taǎāmenط ع مYemek yemek/tatmak/yutmak, lezzetlendirmek/tadını çıkarmak, iştah/arzu, beslemek/tedarik etmek, yeme şekli, yiyecek/öğün, yetiştirmek, olgunlaşmış meyve, bir erkekte takdir edilebilir nitelik (örneğin zeka/ihtiyat/sağduyu), yiyecek bakımından iyi durum/hal, çok yiyen kimse, yeme yerive bir yiyecek
2ذَاƶā
3غُصَّةٍğuSSatinغ ص صBoğazı tıkandı veya engellendi; öfkeyle boğuldu, kederlendi, daraldı (araziye uygulandığında); doldu [ve sanki tıkandı]boğazı tırmalayan
4وَعَذَابًاve ǎƶābenع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12ve bir azab
5اَلِيمًاelīmenا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişacı veren

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki katımızda bağlar var ve koca cehennem var.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şüphe yok ki katımızda bağlar var ve koca cehennem var.

Adem Uğur

Hiç şüphesiz bizim nezdimizde (onlar için hazırlanmış) boyunduruklar, yakıcı bir ateş, var.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki bizim yanımızda enkal (güçlü bağlar, zincirler) ve cahim (cehennem, yakıcı ateş) vardır. Not: Ünlü Kur'an yorumcusu İmam Razi, gelecek yaşamdaki azabın bu sembolizmini izah ederken şunları söyler: "Bu dört durum, kişinin hayattayken yaptıklarının ruhi sonuçları olarak görülebilir. "Ağır prangalar", ruhun önceki maddi ilgilerine ve bedeni zevklerine mahkumiyetinin devam etmesinin bir sembolüdür. Bunların gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği o gün, bu prangalar ve zincirler, yeniden dirilen insan kişiliğini (nefs) yücelik ve safiyet katına çıkmaktan alıkoyar. Ardından, bu ruhi prangalar "ruhi ateşlere" sebebiyet verir; çünkü kişinin beden zevklerine güçlü bir eğilim duyması, onlara erişmenin imkansızlığı ile birleştiğinde, ruhi olarak şiddetli bir "yanıp tutuşma" duygusu oluşturur, "yakıcı alev" in (cahim) anlamı budur. Günahkar, bu durumda, arzuladığı şeylerden kopmanın acısını ve yoksunluğun boğucu baskısını boğazında hisseder; bu da "boğaza takılan yiyecek" ifadesinin karşılığıdır. Ve sonunda, bu şartlardan dolayı, Allah'ın nuruyla aydınlanmaktan ve kutsanmış kişilerle bir arada olmaktan yoksun kalır; "şiddetli azap" ifadesinin anlamı budur. Ama yine de bilin ki, Kuran'ın bu ayetlerinin anlamının bu söylediklerimden ibaret olduğunu iddia ediyor değilim. . . "

Ahmet Tekin

Bizim nezdimizde, ağır bukağılar, kaynayan, köpüren bir Cehennem var.

Ahmet Varol

Çünkü bizim katımızda bukağılar ve çılgınca yanan bir ateş var.

Ali Bulaç

Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır:

Ali Fikri Yavuz

Zira (ahirette kâfirler için) bizim yanımızda bukağılar ve (içine) girecekleri bir ateş var.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, yanımızda zincirler ve cehennem var.

Bayraktar Bayraklı

- Şüphesiz, yerin ve dağların şiddetle sarsılacağı, dağların saçılmış kum yığını haline geleceği gün, katımızda prangalar ve cehennem vardır. Boğazı tıkayan yiyecek ve acıklı azap vardır.

Bekir Sadak

(12-13) suphesiz katimizda onlar icin agir boyunduruklar, cehennem, bogazi tikayan bir yiyecek ve can yakan azap vardir.

Celal Yıldırım

(12-13) Çünkü yanımızda bukağılar, Cehennem, boğazdan geçmeyen yiyecek ve elem verici bir azâb vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(12-13) Kuşkusuz katımızda (onlar için) prangalar, yakıcı bir ateş, boğazdan geçmez bir yiyecek, elem verici bir azap vardır.

Diyanet İşleri

(12-13) Çünkü bizim yanımızda (kafirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.

Diyanet İşleri (eski)

(12-13) Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır.

Diyanet Vakfi

(12-13) Hiç şüphesiz bizim nezdimizde (onlar için hazırlanmış) boyunduruklar, yakıcı bir ateş, boğazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Zira bizim yanımızda bukağılar var, bir cehennem var.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve ateş var,

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü bizim yanımızda bukağılar var ve bir cehim var

Erhan Aktaş

Bizim yanımızda prangalar ve Cehennem var.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bizim yanımızda prangalar ve Cehennem var.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bizim yanımızda prangalar ve Cehennem var.

Fizilal-il Kuran

Çünkü bizim yanımızda ağır zincirler ile cehennem vardır.

Gültekin Onan

Çünkü bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır.

Hamdi Döndüren

Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve yakıcı bir ateş var.

Hasan Basri Çantay

Çünkü bizim yanımızda (ağır) bukağılar var, yakıcı bir ateş var,

Hasib Asutay

Doğrusu bizim yanımızda (onlar için hazırlanmış) boyunduruklar ve cehennem var.

Hayrat Neşriyat

Çünki bizim yanımızda ağır kelepçeler ve yakıcı bir ateş vardır!

İbni Kesir

Muhakkak ki katımızda, ağır boyunduruklar ve cehennem var.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki bizim katımızda, (onlar için hazırlanmış) prangalar, yakıcı ateş, boğazdan geçmeyen yiyecek ve elem verici azap vardır.

Muhammed Esed

çünkü, Katımızda ağır prangalar ve yakıcı bir alev (onları beklemektedir),

Mustafa İslamoğlu

(Onların hakkından geliriz), çünkü yanımızda prangalar ve gözleri fal taşı gibi açan bir ateş var;

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphe yok ki Bizim yanımızda ağır bukağılar ve bir alevli ateş vardır.

Ömer Öngüt

Yanımızda onlar için ağır boyunduruklar ve cehennem var.

Suat Yıldırım

(12-13) Muhakkak ki Bizim nezdimizde bukağılar, alevli ateşler, dikenli, boğazı tırmalayan yiyecekler ve gâyet acı azap var.

Süleyman Ateş

Doğrusu, bizim yanımızda bukağılar ve cehennem var.

Süleymaniye Vakfı

Çünkü (onlar için) yanımızda bukağılar, yakıcı ateş /cehennem,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bizim yanımızda demir halkalar, alevli ateş,

Şaban Piriş

Bizim yanımızda ağır boyunduruklar ve cehennem var.

Tefhim-ul Kuran

Çünkü bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır;

Ümit Şimşek

Bizim katımızda nice bukağılar, alevler,

Yaşar Nuri Öztürk

Bizim yanımızda bukağılar var, cehennem var!

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Dərgahımızda (onlardan ötrü ağır) qandallar və (alovlu) Cəhənnəm;

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Gewiß, bei Uns gibt es schwere Fesseln und einen Höllenbrand

Almanca — M. A. Rassoul

Bei Uns sind wahrlich Fesseln und Gahim

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, bei Uns gibt es schwere Fesseln und Hölle,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We have all sorts of fetters, chains and shackles for the feet to impose restraint, confinement and defeat.

Abdul Haleem

We have fetters, a blazing fire,

Abdullah Yusuf Ali

With Us are Fetters (to bind them), and a Fire (to burn them),

Abul A'la Maududi

We have heavy fetters and a blazing Fire in store for them;

Aisha Bewley

With Us there are shackles and a Blazing Fire

Al-Hilali & Khan

Verily, with Us are fetters (to bind them), and a raging Fire.

Ali Quli Qarai

Indeed with Us are heavy fetters and a fierce fire,

Amatul Rahman Omar

We have (a variety of) fetters ready (to bind them with) and a raging Fire (to throw them into),

Arthur John Arberry

for with Us there are fetters, and a furnace,

Bijan Moeinian

The fait of those who reject is chains around their neck & feet and blazing fire (in which they will be thrown. )

E. Henry Palmer

Verily, with us are heavy fetters and hell-fire,

Edip-Layth

We have with Us chains and a raging fire.

George Sale

Verily with Us are heavy fetters, and a burning fire,

Hamid S. Aziz

Surely with Us are heavy fetters and a raging fire,

Mahmoud Ghali

Surely, close to Us are manacles and a (raging) Hell,

Marmaduke Pickthall

Lo! with Us are heavy fetters and a raging fire,

Mohamed Ahmed - Samira

Verily We shall have fetters with Us, and a roaring furnace,

Muhammad Asad

for, behold, heavy fetters [await them] with Us, and a blazing fire,

Mustafa Khattab

˹For˺ We certainly have shackles, a ˹raging˺ Fire,

Progressive Muslims

We have with Us chains and a raging fire.

Sahih International

Indeed, with Us [for them] are shackles and burning fire

Sam Gerrans

With Us are shackles, and a raging fire,

Shabbir Ahmed

Behold, with Us are shackles and a blazing Fire.

Syed Vickar Ahamed

With Us are shackles (to bind them), and a Fire (to burn them),

Taqi Usmani

Surely with Us are fetters and flaming fire,

The Monotheist Group

We have with Us chains and a raging fire.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman li bal me (ji wan re) qeyd û zincîrên giran, dojeheke sincirî…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben boeien en een hellevuur bij Ons

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarlijk wij hebben voor hen zware ketenen, en een brandend vuur.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, bij Ons bevinden zich (voor hen) ketenen en Djahim (de Hel).

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, у Нас (для этих неверующих) (приготовлены) (тяжелые) оковы и Ад,

Rusça — Osmanov

Ведь у Нас - оковы и адский огонь, [чтобы карать],

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Hos Oss ligger bojor (i beredskap) och helvetets eld (väntar)