Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
وَذَرْنِي وَالْمُكَذِّبِينَ اُو۬لِي النَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا
ve ƶernī ve l-mukeƶƶibīne ūlī n-neǎ'meti ve mehhilhum ḳalīlen
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve bana bırak nîmet sâhibi olan yalanlayanları ve az bir zaman mühlet ver onlara.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve bana bırak nîmet sâhibi olan yalanlayanları ve az bir zaman mühlet ver onlara.
Adem Uğur
Nimet içinde yüzen o yalancıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Ahmed Hulusi
Beni, o nimet içindeki yalanlayıcılarla (başbaşa) bırak! Onlara mühlet ver.
Ahmet Tekin
Senin peygamberliğini ve Kur’ân’ı yalanlayan güç ve servet sahiplerini bana bırak. Onlara az bir mehil ver.
Ahmet Varol
Varlık sahibi yalanlayıcıları sen bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Ali Bulaç
Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir süre tanı.
Ali Fikri Yavuz
(Ey Rasûlüm, seni) inkâr eden o refah sahiblerini bana bırak ve onlara biraz mühlet ver; (yakında Bedir savaşında ve kıyamette onların cezasını vereceğim).
Ali Rıza Safa
Varlık edinmiş olan yalanlayıcıları Bana bırak ve onlara biraz süre ver.
Bayraktar Bayraklı
Nimet içinde yüzen o yalancıları/kafirleri bana bırak ve onlara biraz mühlet ver!
Bekir Sadak
Varlik sahibi olup da seni yalanlayanlari Bana birak; onlara az bir mehil ver.
Celal Yıldırım
Nîmet sahipleri olup (Hakk'ı) yalanlayanları bana bırak da kendilerine az bir mühlet ver.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz süre tanı.
Diyanet İşleri
Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Diyanet İşleri (eski)
Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak; onlara az bir mehil ver.
Diyanet Vakfi
Nimet içinde yüzen o yalancıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
O yalanlayıcı zevk ve refah sahiplerini bana bırak, onlara biraz mühlet ver.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Refah ve zevk sahibi o inkarcıları Bana bırak ve onlara biraz mühlet ver!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve bırak da bana o tekzib edici zevk-u refah sahiblerini, mühlet ver onlara biraz
Erhan Aktaş
Varlık sahibi, yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Varlık sahibi, yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Varlık sahibi yalanlayıcıları Bana bırak. Onlara biraz süre tanı.
Fizilal-il Kuran
Ayetlerimi yalanlayan o zenginlerin işini bana bırak, onlara biraz süre tanı.
Gültekin Onan
Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir süre tanı.
Hamdi Döndüren
O nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz süre tanı!
Hasan Basri Çantay
Yalan sayacak olan o varlık saahiblerini bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Hasib Asutay
O nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz süre ver.
Hayrat Neşriyat
Refah sâhibi (varlıklı) o yalancıları ise, bana bırak ve onlara biraz mühlet ver!
İbni Kesir
Nimet sahibi olan o yalancıları Bana bırak. Ve onlara biraz mühlet ver.
Mehmet Okuyan
Nimet sahibi (olan) o yalanlayıcıları bana bırak; onlara biraz zaman tanı!
Muhammed Esed
Ve nimet içinde oldukları halde (Allah'tan geldiğini umursamadan) hakikati yalanlayanları Bana bırak; onlara bir süre daha dayan:
Mustafa İslamoğlu
ve Bana bırak refah içinde yüzdükleri halde yalanlayanları; onlara az bir süre daha tanı!
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve o nîmet sahipleri olan mükezzipleri bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Ömer Öngüt
Resulüm! Nimet içinde olan o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Suat Yıldırım
Nimet ve devlet içinde yüzen, hak dini yalan sayanları, sen Bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Süleyman Ateş
Beni ve o ni'met sahibi yalanlayıcıları yalnız bırak ve onlara biraz mühlet ver.
Süleymaniye Vakfı
Nimetler içindeki yalancıları da bana bırak ve onlara biraz süre tanı!
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
O varlıklı yalancıları Bana bırak; onlara biraz süre ver!
Şaban Piriş
Varlıklı olup da yalanlayanı bana bırak. Onlara biraz süre tanı.
Tefhim-ul Kuran
Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir süre tanı.
Ümit Şimşek
Nimetler içinde yüzen yalanlayıcılara biraz süre tanı ve onları Bana bırak.
Yaşar Nuri Öztürk
Benimle, o nimete boğulmuş yalanlayıcıları baş başa bırak! Birazcık süre tanı onlara.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Məni, ayələrimi yalan sayan var-dövlət sahibləri ilə tək burax və onlara bir az möhlət ver.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ayələrimizi) yalan sayan var-dövlət sahiblərini mənə tapşır və onlara bir az möhlət ver! (Tezliklə cəzalarına yetişərlər).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Überlasse Mir die Gottesleugner, die in Üppigkeit leben und räume ihnen einen kurzen Aufschub ein!
Almanca — Der Edle Quran
Und lasse Mich (allein) mit den Leugnern (der Botschaft), die ein angenehmes Leben haben, und lasse ihnen noch kurze Zeit.
Almanca — M. A. Rassoul
Und überlaß Mir diejenigen, die (die Wahrheit) leugnen und sich des Wohllebens erfreuen; und gewähre ihnen eine kurze Frist.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und laß Mich mit den reichen Ableugnern und gewähre ihnen ein wenig Zeit!
English (26)
Abdel Khalek Himmat
and leave to Me the wealthy who deny Allah and lack the spiritual apprehension of divine truth and bear with them for a while and put them in respite.
Abdul Haleem
and leave to Me those who deny the truth and live in luxury. Bear with them for a little while;
Abdullah Yusuf Ali
And leave Me (alone to deal with) those in possession of the good things of life, who (yet) deny the Truth; and bear with them for a little while.
Abul A'la Maududi
Leave it to Me to deal with the affluent ones who give the lie (to the Truth), and bear with them for a while.
Aisha Bewley
Leave the deniers, who live a life of ease, to Me, alone, and tolerate them a little longer.
Al-Hilali & Khan
And leave Me Alone to deal with the beliers (those who deny My Verses), those who are in possession of good things of life. And give them respite for a little while.
Ali Quli Qarai
Leave Me [to deal] with the deniers, the opulent, and give them a little respite.
Amatul Rahman Omar
Leave Me to (deal with) those who belie (the truth) and who are possessors of ease and plenty. And give them a little respite.
Arthur John Arberry
Leave Me to those who cry lies, those prosperous ones, and respite them a little,
Bijan Moeinian
And let me deal with those who reject my words (Qur’an). They have been showered with my blessings so far; be patience with them for a while.
E. Henry Palmer
And leave me and those who say it is a lie, who are possessed of comfort; and let them bide for a while.
Edip-Layth
Leave Me to deal with the deniers who have been given the good things, and give them time for a while.
George Sale
And let Me alone with those who charge the Koran with falsehood, who enjoy the blessings of this life; and bear with them for a while:
Hamid S. Aziz
And leave Me to deal with the rejecters, the possessors of ease and plenty, and bear with them a little.
Mahmoud Ghali
And leave Me away (to deal) with the beliers, the ones endowed with (earthly) comfort, and give them more leisure for a little (while).
Marmaduke Pickthall
Leave Me to deal with the deniers, lords of ease and comfort (in this life); and do thou respite them awhile.
Mohamed Ahmed - Samira
Leave those to Me who deny, the lovers of ease and comfort; and bear with them for a while.
Muhammad Asad
And leave Me alone [to deal] with those who give the lie to the truth - those who enjoy the blessings of life [without any thought of God] - and bear thou with them for a little while:
Mustafa Khattab
And leave to Me the deniers—the people of luxury—and bear with them for a little while.
Progressive Muslims
And leave Me to deal with the deniers who have been given the good things, and give them time for a while.
Sahih International
And leave Me with [the matter of] the deniers, those of ease [in life], and allow them respite a little.
Sam Gerrans
And leave thou Me with the deniers, the possessors of prosperity, and grant thou them respite a little.
Shabbir Ahmed
And leave the deniers of the Truth unto Me - these 'masters of luxury'. And you give them some time.
Syed Vickar Ahamed
And leave Me Alone to deal with those in possession of the good things of life, who (still) reject the Truth; And (patiently) give them respite for a little while.
Taqi Usmani
And leave Me alone (to deal) with the deniers, the people of luxury, and give them respite for a while.
The Monotheist Group
And leave Me to deal with the deniers who have been given the good things, and give them time for a while.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et laisse-moi avec ceux qui crient au mensonge et qui vivent dans lʹaisance; et accorde-leur un court répit:
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Min û wan bêbawerên halxweş ji hev re bihêle (ez ê ceza bidim wan) û hinekî muhletê bide wan.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Salomo Keyzer
En laat mij alleen met hen, die den Koran van valschheid beschuldigen, die de genoegens van dit leven genieten. Verleen hun een weinig uitstel.
Hollandaca — Siregar
En Laat de loochenaars, de bezitters van weelde, aan Mij over, en geef hen nog even uitstel.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И оставь Меня (о, Пророк) с теми, кто возводит ложь (на Мои знамения) [Я Сам приму решение, как поступить с ними], (которые являются) обладателями благодати [имущества и роскоши], и дай им отсрочку немного [подожди немного, прежде чем придет к ним наказание, когда наступит его срок].
Rusça — Osmanov
Предоставь Мне тех, которые не признают [ислама] и пользуются жизненными благами, и дай им небольшую отсрочку.