Nuh Suresi 4. Ayet — Elfaz
(3-4) "Allah'a ibadet edin. O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."
1يَغْفِرْyeğfirbağışlasınMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek
2لَكُمْlekumsizin içinHarf-i Cer+Zamir
3مِنْminbir kısmınıHarf-i Cer
4ذُنُوبِكُمْƶunūbikumsuçlarınızdanİsim+Zamirذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmak
5وَيُؤَخِّرْكُمْve yu'eḣḣirkumve sizi ertelesinBağlaç+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım
6اِلٰٓىilākadarHarf-i Cer
8مُسَمًّىmusemmenbelliSıfatس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)
9اِنَّinneziraHarf-i Nasb
11اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
12اِذَاiƶāzamanZaman Zarfı
13جَاءَcā'egeldiğiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
14لَاlāHarf-i Nefi
15يُؤَخَّرُyu'eḣḣaruertelenmezMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım
16لَوْlevkeşkeŞart Edatı
17كُنْتُمْkuntumolsaydınızMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
18تَعْلَمُونَteǎ'lemūnebilenlerdenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname