(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.
تَدْعُوا مَنْ اَدْبَرَ وَتَوَلّٰى وَجَمَعَ فَاَوْعٰى
ted'ǔ men edbera ve tevellā / ve cemeǎ fe ev'ǎā
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve toplayıp biriktireni.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve toplayıp biriktireni.
Adem Uğur
(Servet) toplayıp yığan kimseyi!.
Ahmed Hulusi
Toplayıp da servet yığanı!
Ahmet Tekin
Mallar, servetler biriktirip kesenin ağzını açmayanları, hayra harcamayanları çağırır.
Ahmet Varol
(Mal) biriktirip kasada yığanı.
Ali Bulaç
(Durmaksızın mal ve servet) Toplayıp bir yerde (üstüste) yığmakta olanı.
Ali Fikri Yavuz
Bir de (mal ve para) biriktirip depoya, kasaya yığanı...
Ali Rıza Safa
Toplayıp biriktirenleri de.
Bayraktar Bayraklı
- Kızaran derileri soyar; sırtını döneni, yüz çevireni ve biriktirip depo edeni çağırır.
Bekir Sadak
(15-18) Hayir, olmaz... Orada sirtini cevirip yuzgeri edeni, malini toplayip kimseye hakkini vermeden saklayani cagiran, deriyi soyup kavuran, alevli ates vardir.
Celal Yıldırım
(17-18) Arkasını döneni, yüzçevirip gideni, mal toplayıp yığanı davet eder.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(17-18) Haktan yüz çevirip uzaklaşmak isteyeni ve mal toplayıp üstüne oturanı kendine çağırır.
Diyanet İşleri
(17-18) O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.
Diyanet İşleri (eski)
(15-18) Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
Diyanet Vakfi
(17-18) Yüz çevirip geri dönen, (servet) toplayıp yığan kimseyi (kendine) çağırır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Mal toplayıp kasada yığanı,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Toplayıp toplayıp kasaya yığanı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve toplayıp toplayıp kasaya yığanı
Erhan Aktaş
Mal, mülk edinip, onu biriktireni.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Mal, mülk edinip, onu biriktireni.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Mal, mülk edinip, onu biriktireni.
Fizilal-il Kuran
Mal toplayıp kasada yığanı.
Gültekin Onan
(Durmaksızın mal ve servet) Toplayıp bir yerde (üstüste) yığmakta olanı.
Hamdi Döndüren
Bir de servet toplayıp yığanı.
Hasan Basri Çantay
(mal) birikdirib de kab içinde saklayanı.
Hasib Asutay
(Servet) toplayıp yığanı.
Hayrat Neşriyat
(17-18) (O ateş, Hakk’a) arkasını dönüp (itâatten) yüz çeviren ve (mal) toplayıp dasaklayan kimseyi (kendine) çağırır!
İbni Kesir
Malını toplayıp kap içinde saklayanı da.
Mehmet Okuyan
Arkasını dönüp yüz çevireni ve (mal) toplayıp yığan kimseyi (kendine) çağıracaktır.
Muhammed Esed
ve (servet) biriktirip, (onu öteki insanların elinden) alanları.
Mustafa İslamoğlu
zira o (serveti) toplayıp (paylaşmayarak) biriktiriyordu.
Ömer Nasuhi Bilmen
(17-18) Çağırır, arkasını dönüp yüz çevireni. Ve (malı) toplayıp da, bir kap içinde saklayanı.
Ömer Öngüt
Mal toplayıp yığan kimseyi.
Suat Yıldırım
(17-18) İmana sırtını dönüp haktan yüz çevireni, bir de servet toplayıp yığan ve hayırda harcamayanı o ateş kendine çağırır.
Süleyman Ateş
(Mal) Toplayıp kasada yığanı!
Süleymaniye Vakfı
servet biriktirip saklayanı da...
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Mal biriktirip saklayanı da!
Şaban Piriş
Malını toplayıp yığanı...
Tefhim-ul Kuran
(Durmaksızın mal ve servet) Toplayıp bir yerde (üstüste) yığmakta olanı.
Ümit Şimşek
Malı toplayıp yığanı da.
Yaşar Nuri Öztürk
Toplayıp kasada yığanı/depolayanı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
və mal-dövlət yığıb saxlayanı.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Və (mal-dövlət) yığıb saxlayanı! (Allahın payını verməyəni; acizə, yoxsula əl tutmayanı!)
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
der Vermögen anhäufte und hortete und keine Spenden gab.
Almanca — Der Edle Quran
(Besitz) zusammenträgt und dann in Behältern hortet.
Almanca — M. A. Rassoul
und (Reichtum) aufhäuft und hortet.
Almanca — Muhammad Zaidan
und anhäufte, dann (nur für sich) behielt.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Who hoarded wealth and denied it those who deserved alms, for alms are but the vehicles of prayer.
Abdul Haleem
amasses wealth and hoards it.
Abdullah Yusuf Ali
And collect (wealth) and hide it (from use)!
Abul A'la Maududi
and amassed wealth and covetously hoarded it.
Aisha Bewley
and amassed and hoarded up.
Al-Hilali & Khan
And collect (wealth) and hide it (from spending it in the Cause of Allâh).
Ali Quli Qarai
amassing [wealth] and hoarding [it].
Amatul Rahman Omar
(It will claim) him who amassed (wealth) and withheld (it).
Arthur John Arberry
who amassed and hoarded.
Bijan Moeinian
…. did nothing but making and saving money.
E. Henry Palmer
and who amassed and hoarded!
Edip-Layth
Who hoarded and counted.
George Sale
and shall have amassed riches, and covetously hoarded them.
Hamid S. Aziz
And amasses wealth then locks it up.
Mahmoud Ghali
And (who) gathered (riches); (so he) prudently kept them.
Marmaduke Pickthall
And hoarded (wealth) and withheld it.
Mohamed Ahmed - Samira
Who amasses and then hoards.
Muhammad Asad
and amass [wealth] and thereupon withhold [it from their fellow-men].
Mustafa Khattab
and gathered and hoarded ˹wealth˺.
Progressive Muslims
And who hoarded and counted.
Sahih International
And collected [wealth] and hoarded.
Sam Gerrans
And gathered and hoarded.
Shabbir Ahmed
And hoarded wealth, and withheld it.
Syed Vickar Ahamed
And collect (wealth) and hide it (from use for Allah)!
Taqi Usmani
and accumulated (wealth) and hoarded (it).
The Monotheist Group
And who hoarded and counted.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
amassait et thésaurisait.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Gazî yên ku (serwetê) dide ser hev (û zekatê jê nade) dike!
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
die bijeenbracht en oppotte.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En die rijkdommen verzameld heeft, en deze gierig ophoopt.
Hollandaca — Siregar
Die (rijkdommen) verzamelde en achterhield.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
(и) кто собирал (имущество) и копил (его) (не отдавая долю, которую Аллах обязал ему выплачивать).
Rusça — Osmanov
кто сколотил [состояние] и берег его.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och dem som samlade och gömde (rikedomar i sina kassakistor).