Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. İşte size bir mucize olarak Allah'ın şu devesi.. Bırakın onu da Allah'ın mülkünde yesin, içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar."

وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحًا قَالَ يَاقَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ قَدْ جَاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ هٰذِهِ نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِي اَرْضِ اللّٰهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ

ve ilā ṧemūde eḣāhum SāliHen ḳāle yā ḳavmi ǎ'budū (a)llahe mā lekum min ilāhin ğayruhu ḳad cā'etkum beyyinetun min rabbikum hāƶihi nāḳatu (a)llahi lekum āyeten fe ƶerūhā te'kul fī erDi (a)llahi ve lā temessūhā bi sū'in fe ye'ḣuƶekum ǎƶābun elīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِلٰىve ilāve
2ثَمُودَṧemūdeثمودSemud(kavmin)e de
3اَخَاهُمْeḣāhumا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.kardeşleri
4صَالِحًاSāliHenص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.Salih'i (gönderdik)
5قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
6يَاقَوْمِyā ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhEY/HEY/AH kavmim
7اعْبُدُواǎ'budūع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkulluk edin
8اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
9مَاyoktur
10لَكُمْlekumsizin
11مِنْminhiçbir
12اِلٰهٍilāhinا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilahınız
13غَيْرُهُğayruhuغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.O'ndan başka
14قَدْḳadelbette
15جَاءَتْكُمْcā'etkumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almaksize geldi
16بَيِّنَةٌbeyyinetunب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık delil
17مِنْmintarafından
18رَبِّكُمْrabbikumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbiniz
19هٰذِهِhāƶihiişte şu
20نَاقَةُnāḳatuن و قEti yağdan temizlemek, deve eğitmek, düzene koymak, dikkatli yapmak. niiqatun - gayret, beceri, incelik, rafine, en iyi, dağın tepesi, büyük ve uzun dağ. naaqatun - dişi deve.devesi
21اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
22لَكُمْlekumsize
23اٰيَةًāyetenا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.bir mu'cizedir
24فَذَرُوهَاfe ƶerūhāو ذ رTerk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmekbırakın onu
25تَأْكُلْte'kulا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryesin (içsin)
26فِي
27اَرْضِerDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyearzından
28اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
29وَلَاve lāsakın
30تَمَسُّوهَاtemessūhāم س سElle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak.ona dokundurmayın
31بِسُوءٍbi sū'inس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekbir kötülük
32فَيَأْخُذَكُمْfe ye'ḣuƶekumا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekyoksa sizi yakalar
33عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
34اَلِيمٌelīmunا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişacıklı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Semûd'a da kardeşleri Sâlih'i gönderdik. Ey kavmim! dedi, Allah'a kulluk edin, ondan başka bir mabudunuz yoktur. Rabbinizden size apaçık bir delil gelmiştir, işte şu Allah'ın mahlûku dişi deve, size bir mucizedir o. Bırakın da Allah'ın yarattığı yeryüzünde otlayıp dursun ve ona kötülükle dokunmayın, sonra sizi elemli bir azâba uğratır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Semûdʼa da kardeşleri Sâlihʼi gönderdik. Ey kavmim! dedi, Allahʼa kulluk edin, ondan başka bir mabudunuz yoktur. Rabbinizden size apaçık bir delil gelmiştir, işte şu Allahʼın mahlûku dişi deve, size bir mucizedir o. Bırakın da Allahʼın yarattığı yeryüzünde otlayıp dursun ve ona kötülükle dokunmayın, sonra sizi elemli bir azâba uğratır.

Adem Uğur

Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir. O da, size bir mucize olarak Allah'ın şu devesidir. Onu bırakın, Allah'ın arzında yesin, (içsin); ona kötülük etmeyin; sonra sizi elem verici bir azap yakalar.

Ahmed Hulusi

Semud'a da kardeşleri Salih'i (irsal ettik). . . (O da): "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. . . O'nun gayrı bir ilahınız olamaz. . . Size Rabbinizden apaçık bir kanıt geldi. . . İşte şu Allah'ın dişi devesi sizin için bir mucizedir! Bırakın onu, Allah'ın yeryüzünde yesin! (Sakın) ona bir kötülük düşünmeyin! Aksi takdirde acı bir azaba düşersiniz!"dedi.

Ahmet Tekin

Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih’i özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamber olarak gönderdik. Sâlih: 'Ey kavmim, Allah’ı ilâh tanıyın, candan müslümanlar olarak Allah’a bağlanın, saygıyla Allah’a kulluk ve ibadet edin. Ondan başka ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden peygamberliğimin tasdiki ile ilgili açık hak bir delil gelmiştir. O da, sizin için bir mûcize olan Allah’ın şu dişi devesidir. Bırakın onu, Allah’ın arazisinde yesin içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Sonra siz can yakıp inleten müthiş bir azâba dûçar olursunuz.' dedi.

Ahmet Varol

Semud'a da kardeşleri Salih'i gönderdik. O onlara şöyle dedi: 'Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. O'ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir belge geldi. Şu Allah'ın devesi sizin için bir mucizedir. Onu kendi haline bırakın Allah'ın toprağında otlasın ve ona bir kötülükte bulunmayın. Yoksa sizi acıklı bir azap yakalar.

Ali Bulaç

Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih'i (gönderdik. Salih:) "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir: Allah'ın bu dişi devesi size bir belgedir; onu salıverin de Allah'ın arzında otlasın, ona bir kötülükle dokunmayın, sonra sizi acı bir azab yakalar" dedi.

Ali Fikri Yavuz

Semûd (kavmine) de kardeşleri Salih’i (gönderdik) O, Kavmine şöyle dedi: “-Allah’a ibadet ve itaat edin. Ondan başka hiç bir İlâhınız yoktur. İşte size, Rabbinizden açık bir mucize geldi. Şu Allah’ın dişi devesi, size peygamberliğimi isbat eden bir mucize ve alâmettir. Onu bırakın. Allah’ın arzında otlasın. Ona bir fenalıkla dokunmayın ki, sonra acıklı bir azaba uğrarsınız.

Ali Rıza Safa

Ve Semud'a, kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki: "Ey toplumum! Allah'a hizmet edin. Sizin için, O'ndan başka Tanrı yoktur. Efendinizden, size açık bir kanıt geldi. Allah'ın şu dişi devesi, sizin için bir göstergedir. Artık, onu bırakın; Allah'ın toprağında otlasın. Ona, bir kötülük yapmayın; yoksa acı bir ceza sizi yakalar!"

Bayraktar Bayraklı

Semud kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk ediniz. O'ndan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir. O da, size bir mucize olarak Allah'ın şu devesidir. Onu bırakınız, Allah'ın arzında otlasın; ona kötülük etmeyiniz, sonra sizi elem verici bir azap yakalar."

Bekir Sadak

Semud milletine de kardesleri Salih'i gonderdik. «Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan baska tanriniz yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi: Allah'in bu disi devesi size bir delildir, onu birakin, Allah'in topraginda otlasin; ona kutuluk etmeyin, yoksa can yakici azaba ugrarsiniz.

Celal Yıldırım

Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i (uyarıcı peygamber olarak) gönderdik. O da: «Ey kavmim !» dedi, «Allah'a ibâdet edin; sizin O'ndan başka tanrıniz yoktur. Size Rabbınız tarafından açık bir belge (mu'cize) geldi: Allah'ın (bir süre için kutsal ve dokunulmaz kıldığı) bu dişi deve sizin için açık bir alâmettir. Bırakın da onu Allah'ın arzında otlasın ve sakın ona kötülükle dokunmayın, sonra sizi elem verici bir azâb yakalayıverir de (bir daha kurtulamazsınız).

Diyanet İşleri

Semud kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir ilah yoktur. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. İşte size bir mucize olarak Allah'ın şu devesi.. Bırakın onu da Allah'ın mülkünde yesin, içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar."

Diyanet İşleri (eski)

Semud milletine de kardeşleri Salih'i gönderdik. 'Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi: Allah'ın bu dişi devesi size bir delildir, onu bırakın, Allah'ın toprağında otlasın; ona kötülük etmeyin, yoksa can yakıcı azaba uğrarsınız.

Diyanet Vakfi

Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir. O da, size bir mucize olarak Allah'ın şu devesidir. Onu bırakın, Allah'ın arzında yesin, (içsin); ona kötülük etmeyin; sonra sizi elem verici bir azap yakalar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih'i (gönderdik): «Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi. İşte şu, Allah'ın devesi, size bir mucizedir; bırakın onu Allah'ın yeryüzünde yesin (içsin), sakın ona bir kötülük etmeyin, yoksa sizi acı bir azap yakalar.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Semud kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. Salih onlara: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. İşte size Rabbinizden açık bir mucize geldi. Bu size bir delil olmak üzere Allah'ın dişi devesidir, bırakın Allah'ı toprağında otlasın, ona bir fenalıkla dokunmayın; yoksa acı bir azaba uğrarsınız!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Semud kavmine de kardeşleri Salih Peygamberi, ey kavmim! Dedi: Allaha kulluk edin, ondan başka bir ilahınız daha yok, işte size rabbınızdan açık bir mu'cize geldi, bu, Allahın nakası size bir ayet, bırakın onu Allahın Arzında otlasın, sakının ona bir fenalıkla dokunmayın ki sonra elim bir azaba uğrarsınız

Erhan Aktaş

Semud halkına da kardeşleri Salih'i gönderdik: "Ey halkım: Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Rabb'inizden size bir beyyinat gelmiştir. İşte şu Allah'ın dişi devesi, sizin için bir ayettir. Bırakın onu, Allah'ın arzında otlasın. Kötü bir amaçla ona yaklaşmayın. Yoksa sizi yakın bir azab yakalar." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Semud halkına da kardeşleri Salih'i gönderdik: "Ey halkım: Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Rabb'inizden size bir beyyinat gelmiştir. İşte şu Allah'ın dişi devesi, sizin için bir ayettir. Bırakın onu, Allah'ın arzında otlasın. Kötü bir amaçla ona yaklaşmayın. Yoksa sizi yakın bir azap yakalar." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Semud'a da kardeşleri Salih'i gönderdik: "Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabb'inizden açık kanıt geldi. İşte şu Allah'ın dişi devesi size bir ayettir. Onu bırakın, Allah'ın arzında yesin, ona bir kötülük etmeyin, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar." dedi.

Fizilal-il Kuran

Semud kavmine de kardeşleri Salih'i peygamber olarak gönderdik. Salih onlara dedi ki: 'Ey soydaşlarım, Allah'a kulluk ediniz, O'ndan başka bir ilâhımız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi. Şu Allah'ın dişi devesi size bir delildir. Bırakın onu, Allah'ın çayırında otlasın, sakın ona bir kötülük etmeyin, yoksa acı bir azaba çarptırılırsınız.'

Gültekin Onan

Semud (kavmine de) kardeşleri Salih'i (gönderdik. Salih:) "Ey kavmim, Tanrı'ya kulluk edin, sizin O'ndan başka Tanrınız yoktur. Size rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir: Tanrı'nın bu dişi devesi size bir ayettir; onu salıverin de Tanrı'nın arzında otlasın, ona bir kötülükle dokunmayın, sonra sizi acı bir azab yakalar" dedi.

Hamdi Döndüren

Semud kavmine de kardeşleri Salih’i gönderdik. (Salih onlara) dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a ibadet edin, sizin için O’ndan başka ilâh yoktur. Size Rabbiniz tarafından açık bir kanıt gelmiştir. İşte bu, size bir mucize olarak Allah’ın dişi devesi! Siz onu serbest bırakın da, Allah’ın arzında ot yesin. Ona kötülükle dokunmayın, yoksa sizi acıklı bir azap yakalar!”

Hasan Basri Çantay

Semud (kavmine) de kardeşleri Saalihi (gönderdik). De ki: "Ey kavmim, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan başka hiç bir Tanrınız yokdur. Size Rabbinizden apaçık bir mu'cize gelmişdir. İşte size bir alamet olmak üzere Allahın şu dişi devesi! Onu (kendi haaline) bırakın, Allahın arzında otlasın. Ona bir fenalıkla dokunmayın. Sonra sizi acıklı bir azab yakalar".

Hasib Asutay

Semûd (kavmin)e de kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki: 'Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka İlâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir mucize gelmiştir. İşte şu Allah'ın devesi, (22) size bir mucizedir. (23) Onu bırakın, Allah'ın arzında yesin (içsin), ona bir kötülük etmeyin; sonra sizi acı bir azap yakalar. (22. 'Allah'ın devesi' onun büyüklüğüne ve bilinen sebep ve vasıtalar olmadan (yani çiftleşme yapılmadan) yüce Allah tarafından geldiğini göstermek içindir.) (23. Semûd kavmi Salih (a.s.)'dan mucize göstermesini isteyince Allah'ın izniyle bir kayadan deve çıkıverdi. Bu mucizeyi görenlerden bir kısmı ona iman etti, bir kısmı da inkârlarında devam ettiler.)

Hayrat Neşriyat

Semûd (kavmin)e de kardeşleri Sâlih’i (gönderdik). Dedi ki: 'Ey kavmim! Allah’a ibâdet edin; sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur! Doğrusu size Rabbinizden apaçık bir mu'cize gelmiştir. (İşte) bu, size bir mu'cize olarak, Allah’ın dişi devesidir; o hâlde onu bırakın, Allah’ın arzında yesin (içsin); ve ona bir kötülükle dokunmayın; yoksa sizi (pek)elemli bir azab yakalar!'

İbni Kesir

Semud'a da kardeşleri Salih'i. Dedi ki: Ey kavmim; Allah'a ibadet edin, sizin için O'ndan başka hiç bir ilah yoktur. Size Rabbınızdan açık bir burhan gelmiştir. İşte size bir ayet olarak Allah'ın dişi devesi. Onu bırakın da Allah'ın toprağında otlasın. Ona bir kötülükle dokunmayın. Yoksa sizi elim bir azab yakalar.

Mehmet Okuyan

Semûd’a da kardeşleri Salih’i (göndermiştik de onlara) şöyle demişti: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin! Sizin için O’ndan başka ilah yoktur. Elbette size Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. İşte Allah’ın şu devesi sizin için bir delildir. Onu bırakın da Allah’ın (yarattığı bu) toprakta yesin (otlasın). Ona hiçbir kötülük etmeyin! Yoksa sizi elem verici bir azap yakalar.

Muhammed Esed

Ve Semud (toplumuna da) kardeşleri Salihi (gönderdik). "Ey kavmim!" dedi, "Yalnızca Allaha kulluk edin; Ondan başka tanrınız yok. Rabbinizden işte apaçık bir kanıt geldi size: "Allaha ait olan bu dişi deve bir nişanedir sizin için: öyleyse bırakın onu Allahın arzında otlasın ve sakın dokunmayın ona; yoksa çok can yakan bir azap yakalar sizi."

Mustafa İslamoğlu

Semud'a da soydaşları Salih'i (gönderdik). "Ey kavmim!" dedi, "Yalnızca Allah'a kulluk edin! Sizin O'ndan başka ilahınız yok. Doğrusu Rabbinizden size açık ve net bir delil gelmiştir: İşte Allah'ın devesi; sizin için bir semboldür: O halde bırakın onu, (Allah'ın devesi) Allah'ın arzında otlasın ve sakın ona bir kötülük yapayım demeyin! Yoksa size elem veren bir azap dokunur.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Semûd kavmine kardeşleri Sâlih'i gönderdik. Dedi ki: «Ey kavmim Allah'a ibadet ediniz. Sizin için O'ndan başka bir ilâh yoktur. Sizlere muhakkak ki, Rabbiniz tarafından apaçık bir bürhan gelmiştir. İşte Allah'ın şu devesi sizin için bir âyetir. İmdi onu bırakınız, Allah'ın arzında otlasın ve ona bir kötülükle dokunmayınız. Sonra sizi çok şiddetli bir azap yakalar.»

Ömer Öngüt

Semud kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir mucize gelmiştir. İşte şu Allah'ın devesi, size bir mucizedir. Onu bırakın, Allah'ın arzında otlasın. Sakın ona bir kötülükle dokunmayın, sonra sizi acıklı bir azap yakalar. ”

Suat Yıldırım

Semud halkına da içlerinden biri olan kardeşleri Salih’i gönderdik."Ey benim halkım!" dedi, "yalnız Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. İşte size Rabbinizden açık bir delil, bir mûcize geldi. İşte Allah’ın devesi de size bir âyet!Onu kendi haline bırakın, Allah’ın diyarında otlasın, sakın ona bir fenalık yapmayın. Yoksa sizi acı veren bir azap yakalayıverir."

Süleyman Ateş

Semud(kavmin)e de kardeşleri Salih'i (gönderdik): "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık delil geldi. İşte şu, Allah'ın devesi, size bir mu'cizedir; bırakın onu Allah'ın arzından yesin (içsin), sakın ona bir kötülük etmeyin, yoksa sizi acı bir azab yakalar."

Süleymaniye Vakfı

Semud halkına da kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki: "Ey halkım! Allah'a kulluk edin; sizin ondan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir belge geldi. İşte size bir ayet/ mucize olarak Allah'ın dişi devesi! Rahat bırakın, Allah'ın toprağında otlasın. Ona kötülük etmeyin, yoksa sizi acıklı bir azap yakalar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Semud halkına da kardeşleri Salih'i elçi gönderdik. Dedi ki "Ey halkım! Allah'a kul olun; sizin başka ilahınız yoktur. Bakın, size Rabbinizden mucize olmak üzere bir belge geldi. İşte Allah'ın dişi devesi; bırakın Allah'ın toprağında otlasın. Ona kötü niyetle dokunmayın, yoksa sizi acıklı bir azap çarpar.

Şaban Piriş

Semud kavmine de kardeşleri Salihi gönderdik. (Salih, onlara) dedi ki: -Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir ilahınız yoktur. İşte Rabbinizden kesin bir delil: Bu, Allah'ın dişi devesi, sizin için bir mucizedir. Onu bırakın, Allah'ın toprağında otlasın, ona bir kötülük etmeyin. Sonra sizi acı bir azap yakalar.

Tefhim-ul Kuran

Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih'i (gönderdik. Salih onlara:) «Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir: Allah'ın bu dişi devesi size bir belgedir; onu salıverin de Allah'ın arzında otlasın, ona bir kötülükle dokunmayın, sonra sizi acıklı bir azab yakalar» dedi.

Ümit Şimşek

Semud kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. O da 'Ey kavmim,' dedi. 'Yalnız Allah'a kulluk edin; çünkü sizin ondan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir delil geldi. İşte şu Allah'ın devesi size bir âyettir. Onu kendi haline bırakın, Allah'ın toprağında otlasın. Sakın ona kötü bir niyetle el sürmeyin; yoksa sizi acı bir azap yakalayıverir.

Yaşar Nuri Öztürk

Semud'a da kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki: "Ey toplumum! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilahınız yok. Size Rabbinizden bir beyyine/açık bir kanıt gelmiştir. İşte şu, Allah'ın devesi. Sizin için bir mucize. Rahat bırakın onu, Allah'ın toprağında otlasın. Kötü bir niyetle dokunmayın ona. Yoksa korkunç bir azap yakalar sizi."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Səmud qövmünə də qardaşları Salehi göndərdik. O dedi: “Ey qövmüm! Allaha ibadət edin! Sizin Ondan başqa məbudunuz yoxdur. Rəbbinizdən sizə açıq-aydın dəlillər gəldi. Allahın qayadan çıxartdığı bu dişi dəvəsi sizin üçün bir möcüzədir. Onu buraxın Allahın torpağında otlasın. Ona bir pislik etməyin, yoxsa sizi ağrılı-acılı bir əzab yaxalayar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Səmud tayfasına da qardaşları Salehi (peyğəmbər göndərdik). O dedi: ″Ey camaatım! Allaha ibadət edin. Sizin Ondan başqa heç bir tanrınız yoxdur. Rəbbinizdən sizə açıq-aydın bir dəlil gəldi. Allahın bu dişi (maya) dəvəsi sizin üçün (peyğəmbərliyimi təsdiq edən) bir möʼcüzədir. Buraxın Allahın torpağında otlasın, ona pislik etməyin, yoxsa çox şiddətli bir əzaba düçar olarsınız!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Zu den Thamûd entsandten Wir ihren Bruder Sâlih. Er sprach: ʺO mein Volk! Dienet Gott, Allah, ihr habt außer ihm keinen Gott! Euch ist ein klares Zeichen von eurem Herrn gegeben worden. Diese Kamelstute Gottes soll ein Zeichen für euch sein. Ihr sollt sie auf Gottes Erde weiden lassen und ihr nichts antun, sonst würdet ihr euch eine schwere Strafe zuziehen.

Almanca — Der Edle Quran

Und (Wir sandten) zu Tamud ihren Bruder Salih. Er sagte: ʺO mein Volk, dient Allah! Keinen Gott habt ihr außer Ihm. Nun ist ein klarer Beweis von eurem Herrn zu euch gekommen: Dies ist die Kamelstute Allahs, euch zum Zeichen. So laßt sie auf Allahs Erde fressen und fügt ihr nichts Böses zu, sonst überkommt euch schmerzhafte Strafe.

Almanca — M. A. Rassoul

Und zu den Tamud (entsandten Wir) ihren Bruder Salih. Er sagte: ʺ O mein Volk, dient Allah; ihr habt keinen anderen Gott außer Ihm. Wahrlich, nunmehr ist zu euch ein deutlicher Beweis von eurem Herrn gekommen - diese Kamelstute Allahs als Zeichen für euch. So lasset sie auf Allahs Erde weiden und tut ihr nichts zuleide; (denn) sonst würde euch eine schmerzliche Strafe treffen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und zu Thamud (entsandten) WIR ihren Bruder Salih. Er sagte: ʺMeine Leute! Dient ALLAH! Ihr habt keinen Gott außer Ihm. Bereits kam zu euch ein klares Zeichen von eurem HERRN: Dies ist die Kamelstute von ALLAH als Aya für euch, so lasst sie auf dem Lande ALLAHs weiden und fügt ihr keinen Schaden zu, sonst wird euch eine qualvolle Peinigung überkommen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And to the people of Thamud (the Thambdites) We sent their brother Saleh who said to then: "O my people worship Allah and adore Him with appropriate acts and rites you have no Ilah but Him. "There has come to you a sign from Allah, your Creator, evincing both the truth of my mission and Allah's supremacy. It is this she-camel which is exclusively His own". " Let it feed freely on pasture in Allah's earth, and keep her out of harm's way lest you be heavily punished".

Abdul Haleem

To the people of Thamud We sent their brother, Salih. He said, ‘My people, serve God: you have no god other than Him. A clear sign has come to you now from your Lord: this is God’s she-camel- a sign for you- so let her graze in God’s land and do not harm her in any way, or you will be struck by a painful torment.

Abdullah Yusuf Ali

To the Thamud people (We sent) Salih, one of their own brethren: He said: "O my people! worship Allah: ye have no other god but Him. Now hath come unto you a clear (Sign) from your Lord! This she-camel of Allah is a Sign unto you: So leave her to graze in Allah's earth, and let her come to no harm, or ye shall be seized with a grievous punishment.

Abul A'la Maududi

And to Thamud We sent forth their brother. Salih. He said to them: '0 my people! Serve Allah, you have no other god than Him. Truly there has come to you a clear proof from your Lord. This she-camel from Allah is a Divine portent for you. So leave her alone to pasture on Allah's earth, and touch her with no evil lest a painful chastisement should seize you.

Aisha Bewley

And to Thamud We sent their brother Salih, who said, ‘My people, worship Allah! You have no other god than Him. A Clear Sign has come to you from your Lord. This is the She-Camel of Allah as a Sign for you. Leave her alone to eat on Allah’s earth and do not harm her in any way or a painful punishment will afflict you.

Al-Hilali & Khan

And to Thamûd (people, We sent) their brother Sâlih. He said: "O my people! Worship Allâh! You have no other Ilâh (God) but Him. (Lâ ilâha illallâh: none has the right to be worshipped but Allâh). Indeed there has come to you a clear sign (the miracle of the coming out of a huge she-camel from the midst of a rock) from your Lord. This she-camel of Allâh is a sign unto you; so you leave her to graze in Allâh’s earth, and touch her not with harm, lest a painful torment should seize you.

Ali Quli Qarai

And to [the people of] Thamūd, Ṣāliḥ, their brother. He said, ‘O my people, worship Allah! You have no other god besides Him. There has certainly come to you a manifest proof from your Lord. This she-camel of Allah is a sign for you. Let her alone to graze [freely] in Allah’s land, and do not cause her any harm, for then you shall be seized by a painful punishment.

Amatul Rahman Omar

And to Thamûd (We sent) their brother Sâlih. He said, `O my people! worship Allâh, you have no other god than Him. A clear proof has already come to you from your Lord. Here is a she-camel (let loose for the cause) of Allâh, a sign for you. Let her alone to pasture in Allâh's land and do her no harm or a woeful punishment shall overtake you.

Arthur John Arberry

And to Thamood their brother Salih; he said, 'O my people, serve God! You have no god other than He; there has now come to you a clear sign from your Lord -- this is the She-camel of God, to be a sign for you. Leave her that she may eat in God's earth, and do not touch her with evil, lest you be seized by a painful chastisement.

Bijan Moeinian

As to the nation of Thamud, I appointed their brother Saaleh. He proclaimed: "My people; obey God as you do not have any Lord beside Him. As a symbol of His obedience, He is asking you to let this female camel [which may have been created in a miraculous manner such as the bird that Jesus made from the clay] to graze freely in the Lord's land [like many endangered species which are protected by the law in our modern time.] If you approach her with a bad intention, you will be subjected to a sever punishment."

E. Henry Palmer

Unto Thamud (we sent) their brother Zalih, who said, 'O my people! worship God; ye have no god but Him: there has come to you a manifest sign from your Lord. This she-camel of God's is a sign for you; leave her then to eat in the land of God, and touch her not with evil, or there will overtake you grievous woe.

Edip-Layth

To Thamud, We sent their brother Saleh, he said, "My people, serve God, you have no god besides Him; proof has come to you from your Lord. This is God's camel, in her you have a sign, so leave her to eat in God's land, and do not harm her, else a painful retribution will take you."

George Sale

And unto the tribe of Thamud We sent their brother Saleh. He said O my people, worship God: Ye have no God besides Him. Now hath a manifest proof come unto you from your Lord. This she-camel of God is a sign unto you: Therefore dismiss her freely, that she may feed in God's earth; and do her no hurt, lest a painful punishment seize you.

Hamid S. Aziz

Unto the people of Thamud We sent Salih, one of their own brethren. He said, "O my people! Serve (or worship) Allah; you have no God but Him. There has come to you a manifest Sign from your Lord. This is Allah's she-camel, a sign (or test) unto you; so leave her to feed in Allah's land, and touch her not with evil, or there will overtake you grievous woe.

Mahmoud Ghali

And to Thamûd (We sent) their brother Salih. He said, "O my people! Worship Allah! In no way do you have any god other than He. A Supremely evident (sign) from your Lord has already come to you. This is the she-camel of Allah to be a sign for you. So leave her out (free) to eat in the earth of Allah, and do not touch her with any odious (treatment) (lest) then a painful torment should take you (away).

Marmaduke Pickthall

And to (the tribe of) Thamud (We sent) their brother Salih. He said: O my people! Serve Allah. Ye have no other Allah save Him. A wonder from your Lord hath come unto you. Lo! this is the camel of Allah, a token unto you; so let her feed in Allah's earth, and touch her not with hurt lest painful torment seize you.

Mohamed Ahmed - Samira

We sent to Thamud their brother Saleh. "O you people, " said he, "worship God, for you have no other god but He. Clear proof has come to you already from your Lord, and this she-camel of God is the token for you. Leave her free to graze upon God's earth, and do not molest her lest a grievous punishment should befall you.

Muhammad Asad

AND UNTO [the tribe of] Thamud [We sent] their brother salih He said: "O my people! Worship God alone: you have no deity other than Him. Clear evidence of the truth has now come unto you from your Sustainer. "This she-camel belonging to God shall be a token for you: so leave her alone to pasture on God's earth, and do her no harm, lest grievous chastisement befall you.

Mustafa Khattab

And to the people of Thamûd We sent their brother Ṣâliḥ. He said, "O my people! Worship Allah—you have no other god except Him. A clear proof has come to you from your Lord: this is Allah’s she-camel as a sign to you. So leave her to graze ˹freely˺ on Allah’s land and do not harm her, or else you will be overcome by a painful punishment.

Progressive Muslims

And to Thamud, We sent their brother Saleh, he said: "My people, serve God, you have no god besides Him; clarity has come to you from your Lord, this is God's camel, in her you have a sign, so leave her to eat in God's land, and do not harm her, else the painful retribution will take you. "

Sahih International

And to the Thamud [We sent] their brother Salih. He said, "O my people, worship Allah ; you have no deity other than Him. There has come to you clear evidence from your Lord. This is the she-camel of Allah [sent] to you as a sign. So leave her to eat within Allah 's land and do not touch her with harm, lest there seize you a painful punishment.

Sam Gerrans

And to Thamūd, their brother Ṣāliḥ. He said: “O my people: serve God; you have no god but He; there has come to you clear evidence from your Lord: this is the she-camel of God, as a proof for you, so leave her to eat in God’s earth, and touch her not with evil lest there take you a painful punishment.

Shabbir Ahmed

The people of Thamud were successors to Aad. To them We sent their brother, Saleh. He said, "O My people! Serve Allah. You have no other god but He. The Clear Truth has come to you from your Lord. This is the she-camel of Allah, a token for your obedience. So let her feed in Allah's earth and do not harm her lest painful torment seize you." (Their feudal lords controlled land, crop, oases and water resources, and the weak were suffering. Saleh assigned a she-camel as a symbol of their reformation).

Syed Vickar Ahamed

To the Samood (Thamud people, We sent) Sálih, one of their own brothers: He said: "O my people! Worship Allah; You have no other god but Him. Now a clear (Sign) has come to you from your Lord! This female camel (she-camel) of Allah is a Sign to you: So let her graze in Allah’s earth, and do not harm her, or you shall be caught up in a painful punishment.

Taqi Usmani

To Thamūd, (We sent) their brother, SāliH. He said, "O my people, worship Allah. You have no god other than Him. There has come to you a clear sign from your Lord. This is the she-camel of Allah, a sign for you. So, leave her to eat on the earth of Allah, and do not touch her with mischief, lest a painful punishment should seize you.

The Monotheist Group

And to Thamud, We sent their brother Saleh, he said: "My people, serve God, you have no god besides Him; clarity has come to you from your Lord, this is the camel of God, in her you have a sign, so leave her to eat in God's earth, and do not harm her, else the painful retribution will take you."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et aux Thamûd, leur frère Sâlih: ʺO mon peuple, dit-il, adorez Allah. Pour vous, pas dʹautre divinité que Lui. Certes, une preuve vous est venue de votre Seigneur: voici la chamelle dʹAllah, un signe pour vous. Laissez-la donc manger sur la terre dʹAllah et ne lui faites aucun mal; sinon un châtiment douloureux vous saisira.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me ji (qewmê) Semûd re, birayê wan Salih (şand). Got: Ey gelê min! Xwedê bihebînin. Ji Wî pê ve ji bo we tu îlah nîn in. Ji cem Xwedayê we, ji we re nîşaneke (mucîzeyeke) aşkera hatiye ku ev deveya Xwedê ye, ji we re mucîzeyeke mezin e, dev jê berdin bila ji (çêra) erda Xwedê bixwe (û vexwe), zinhar azarê nedinê! Nexwe dê ezabekî bijan we bigire.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En tot de Thamoed (was) hun broeder Salih (gezonden). Hij zei: ʺMijn volk! Dient God; jullie hebben geen andere god dan Hem. Tot jullie is een duidelijk bewijs van jullie Heer gekomen. Dit is Gods kameelmerrie; voor jullie een teken. Laat haar eten op Gods aarde en treft haar niet met kwaad, want dan zal een pijnlijke bestraffing jullie grijpen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En tot den stam Thamoed zonden wij hunnen broeder Saleh. Hij zeide: O, mijn volk! aanbid God; gij hebt geen God naast hem. Thans is een duidelijk teeken tot u gekomen van uwen God. Deze kameel van God is een teeken voor u, laat hem in Gods weide grazen; doe hem geen kwaad, opdat u geen pijnlijke straf bereike.

Hollandaca — Siregar

En tot de Tsamôed (zonden Wij) hun broeder Shâlih. Hij zei: ʺO mijn volk, aanbidt Allah, er is voor jullie geen god dan Hij. Waarlijk, er is een duidelijk bewijs van jullie Heer tot jullie gekomen. Dat is de vrouwtjeskameel van Allah, als een Teken voor jullie. Laat haar daarom op de aarde van Allah eten en doe haar geen kwaad, anders zal een pijnlijke bestraffing jullie grijpen.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И к самудянам (Мы отправили) брата их Салиха. Сказал он [пророк Салих]: «О, народ мой! Поклоняйтесь (только одному) Аллаху, (ведь) нет для вас другого бога [заслуживающего поклонение], кроме Него! Пришло к вам ясное знамение [доказательство] от вашего Господа (что это правда, к чему я вас призываю): это – верблюдица Аллаха (которую он вывел вам из скалы) (как вы сами просили это) (дана) для вас знамением; оставьте ее пастись на земле Аллаха, не касайтесь ее [верблюдицу] со злом [не причиняйте ей никакого зла], чтобы вас (из-за этого) не постигло мучительное наказание.

Rusça — Osmanov

А к племени самуд [Мы послали] их брата Салиха. Он воззвал: ʺО мой народ! Поклоняйтесь Аллаху: нет для вас иного бога, кроме Него. К вам уже пришло явное чудо от вашего Господа - вот эта верблюдица Аллаха в качестве знамения. Пусть она пасется на земле, принадлежащей Аллаху, не причиняйте ей зла, а не то вас постигнет мучительное наказание.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH TILL stammen Thamud (sändes) deras broder Salih. Han sade: ʺDyrka Gud, mitt folk - ni har ingen annan gud än Honom! Ni har fått ett klart vittnesbörd från er Herre: detta Guds kamelsto är ett tecken för er. Lämna henne i fred att beta på Guds jord och tillfoga henne ingen skada; annars väntar er ett plågsamt straff.