Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik.

فَاَنْجَيْنَاهُ وَالَّذِينَ مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِنَّا وَقَطَعْنَا دَابِرَ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَمَا كَانُوا مُؤْمِنِينَ

fe enceynāhu ve(e)lleƶīne meǎhu bi raHmetin minnā ve ḳaTaǎ'nā dābira (e)lleƶīne keƶƶebū bi āyātinā ve mā kānū mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاَنْجَيْنَاهُfe enceynāhuن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.O'nu kurtardık
2وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve olanları
3مَعَهُmeǎhuO'nunla beraber
4بِرَحْمَةٍbi raHmetinر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.bir rahmetle
5مِنَّاminnābizden
6وَقَطَعْنَاve ḳaTaǎ'nāق ط عkesmek, ayırmak, bölmek, ayrılmak, ayırmak, devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek, yıkmak, çürümek, son vermek, durdurmak, bitirmek, devam etmemek, başaramamak, durmak, durdurulmak, engellenmiş, bir son vermek, parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım Türkçe'ye girmiş türevler: kıta, kat, ikta, inkıta, kati, maktu, mukataa, maktuen, kat´a, katiyen, katiyet, katiyetleve kestik
7دَابِرَdābiraد ب رArkasını dönmek, kaçmak, peşinden gitmek, arkada olmak, yaşlanmak, bir şeyi almak/götürmek, batı rüzgarına doğru yönelmek, (gün, gece) geçmek, saygıyla takip etmek.kökünü
8الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
9كَذَّبُواkeƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlayan(ların)
10بِاٰيَاتِنَاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizi
11وَمَاve māve
12كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolanların
13مُؤْمِنِينَmu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmayacak

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onu ve onunla berâber olanları rahmetimizle kurtardık da âyetlerimizi yalanlayanların ve inanmayanların kökünü kestik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onu ve onunla berâber olanları rahmetimizle kurtardık da âyetlerimizi yalanlayanların ve inanmayanların kökünü kestik.

Adem Uğur

Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.

Ahmed Hulusi

(Biz de) Onu ve onunla beraber olanları, rahmetimizle kuşatarak kurtardık. . . Ayetlerimizi yalanlayanların ise kökünü kestik. . . Onlar iman etmediler.

Ahmet Tekin

Onu ve onunla birlikte olanları rahmetimizle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanların ve iman etmeyenlerin kökünü kazıdık.

Ahmet Varol

Nitekim biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayarak iman etmeyenlerin de sonlarını getirdik.

Ali Bulaç

Böylece onu ve onunla birlikte olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların kökünü kuruttuk.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet Hûd’u ve beraberindeki imân edenleri, rahmetimizle kurtardık; ve âyetlerimizi tekzip ederek iman etmemiş olanların kökünü kestik.

Ali Rıza Safa

Böylece, Onu ve Onunla birlikte olanları, Kendi katımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanların ve inanmayanların da kökünü kuruttuk.

Bayraktar Bayraklı

Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve ayetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.

Bekir Sadak

Biz, rahmetimizle, Hud'u ve beraberinde bulunanlari kurtardik, ayetlerimizi yalan sayarak inanmayanlarin kokunu kestik. *

Celal Yıldırım

O sebeple biz Hûd'u da, onunla beraber olanları da katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayıp imân etmemiş olanların kökünü kestik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalan sayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.

Diyanet İşleri

Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik.

Diyanet İşleri (eski)

Biz, rahmetimizle, Hud'u ve beraberinde bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayarak inanmayanların kökünü kestik.

Diyanet Vakfi

Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine kendisini ve beraberindekileri, yalnız katımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayetlerimize yalan deyip iman etmeyenlerin kökünü kestik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine kendisini ve ma'iyyetindekileri mahza tarafımızdan bir rahmet ile necata erdirdik de o ayetlerimizi tekzib edib iyman etmiyenlerin kökünü kestik

Erhan Aktaş

Onu ve beraberinde olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayıp inanmayanların ise kökünü kestik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onu ve beraberinde olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayıp iman etmeyenlerin ise kökünü kestik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onu ve beraberinde olanları tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayıp iman etmeyenlerin ise kökünü kestik.

Fizilal-il Kuran

Hud'u ve beraberindekileri rahmetimizin sonucu olarak kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayarak inanmamış olanların ise kökünü kuruttuk.

Gültekin Onan

Böylece onu ve onunla birlikte olanları rahmetimiz ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanların ve inançlı olmayanların kökünü kuruttuk / kestik.

Hamdi Döndüren

Bunun üzerine onu ve onunla birlikte olanları rahmetimizle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanların ve iman etmeyecek olanların ise kökünü kestik.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine kendisini de, onunla beraber olanları da, katımızdan bir rahmet ile, kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayıb iman etmemiş olanların ise kökünü kesdik.

Hasib Asutay

Onu ve onunla beraber olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin ardını kestik. (21) (21. Ad kavmi inkâr ve yalanlamada ısrar ettiler. Bu cahilliği asla bırakmadılar. Allah da onları şiddetli bir rüzgârla yok etti.)

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine onu (Hûd’u) ve onunla berâber olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayanların ve mü’min olmayan kimselerin kökünü kestik.

İbni Kesir

Biz, bunun üzerine, rahmetimizle onu ve beraberinde bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayıp iman etmemiş olanların kökünü kestik. Onlar, zaten mü'minler değillerdi.

Mehmet Okuyan

(Bunun üzerine) onu (Hud’u) ve onunla birlikte olanları merhametimizle kurtarmıştık ve ayetlerimizi yalanlayanların ve iman etmeyenlerin kökünü de kesmiştik.

Muhammed Esed

Ve böylece, onu ve onunla beraber olanları kuşatıcı rahmetimizle kurtardık; beri yandan, ayetlerimizi yalanlayıp inanmayanlarıysa son kalıntısına kadar silip attık.

Mustafa İslamoğlu

Nihayet, katımızdan bir rahmet eseri olarak onu ve onunla birlikte olanları kurtardık; ve ayetlerimizi yalanlayanların kökünü kazıdık: nitekim onlar da (tehdidimizin gerçekliğine) inanmamıştılar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Bunun üzerine O'nu ve kendisiyle beraber olanları Bizden bir rahmet olarak halas ettik. Âyetlerimizi tekzîp edenlerin ve imân etmiş olmayanların ise kökünü kesiverdik.

Ömer Öngüt

Böylece biz de Hûd'u ve onunla beraber olanları katımızdan bir rahmetle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmemiş olanların da kökünü kestik.

Suat Yıldırım

Biz de onu ve beraberinde olanları, tarafımızdan bir lütuf olarak kurtardık ve âyetlerimizi yalan sayıp iman etmeyenlerin ise kökünü kestik.

Süleyman Ateş

O'nu ve O'nunla beraber olanları, bizden bir rahmetle kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanların ve inanmayacak olanların ardını kestik.

Süleymaniye Vakfı

Sonra onu ve onunla birlikte olanları tarafımızdan bir ikram ile kurtardık. Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanların da kökünü kuruttuk. Onlar inanıp güvenmiş kimseler değillerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra onu ve onunla birlikte olanları tarafımızdan bir ikram ile kurtardık. Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanların da kökünü kuruttuk. Onlar inanıp güvenmemişlerdi.

Şaban Piriş

O'nu ve beraberindekileri katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayan ve mümin olmayan kavmin de kökünü kazıdık.

Tefhim-ul Kuran

Böylece onu ve onunla birlikte olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların da kökünü kuruttuk.

Ümit Şimşek

Biz de onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş kavmin ise kökünü biçtik.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet, onu ve beraberindekileri bizden bir rahmetle kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanların da kökünü kestik. İnanan kişiler değillerdi onlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onu və onunla birlikdə olanları Öz mərhəmətimizlə xilas etdik. Ayələrimizi yalan hesab edənlərin isə kökünü kəsdik. Onlar iman gətirən deyildilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Beləliklə, onu (Hudu) və onunla birlikdə olanları (iman gətirənləri) Öz mərhəmətimizlə (əzabdan) xilas etdik. Ayələrimizi yalan hesab edib iman gətirməyənlərin isə kökünü kəsdik.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sodann retteten Wir ihn und seine Gefährten durch Unsere Barmherzigkeit, und Wir vernichteten die Ungläubigen, die unsere Zeichen für Lügen hielten und nie hätten glauben wollen.

Almanca — Der Edle Quran

Da retteten Wir ihn und diejenigen, die mit ihm waren, durch Barmherzigkeit von Uns. Aber Wir schnitten die Rückkehr derer, die Unsere Zeichen für Lüge erklärten, ab, und sie waren nicht gläubig.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann haben WIR ihn und diejenigen mit ihm mit Gnade von Uns gerettet und diejenigen, die Unsere Ayat geleugnet haben, ausgerottet. Und sie waren keine Mumin.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And so We rescued him together with those who conformed their will to Allah's will by the grace of Our mercy, and We uprooted from the earth those who denied Our signs; they were wrongful of actions.

Abdul Haleem

We saved him, and those who were with him, through Our mercy; We destroyed those who denied Our revelations and would not believe.

Abdullah Yusuf Ali

We saved him and those who adhered to him. By Our mercy, and We cut off the roots of those who rejected Our signs and did not believe.

Abul A'la Maududi

Then We delivered Hud and his companions by Our mercy, and We utterly cut off the last remnant of those who called the lie to Our signs and would not believe.

Aisha Bewley

So We rescued him and those with him by mercy from Us, and We cut off the last remnant of those who denied Our Signs and were not muminun.

Al-Hilali & Khan

So We saved him and those who were with him by a mercy from Us, and We cut the roots of those who belied Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.); and they were not believers.

Ali Quli Qarai

Then We delivered him and those who were with him by a mercy from Us, and We rooted out those who denied Our signs and were not faithful.

Amatul Rahman Omar

So We, in Our mercy, saved him and his companions, and We rooted out the last remnants of those who cried lies to Our Messages, for they would not believe.

Arthur John Arberry

So We delivered him, and those with him, by a mercy from Us; and We cut off the last remnant of those who cried lies to Our signs and were not believers.

Bijan Moeinian

Then I saved him and his followers out of mercy and destroyed those who chose to disregard My Revelations as they did not have any belief.

E. Henry Palmer

But we rescued him and those with him, by mercy from ourselves, and we cut off the hindermost parts of those who said our signs were lies and who were not believers. '

Edip-Layth

We saved him and those with him by a mercy from Us, and We destroyed the remnant of those who rejected Our signs and did not acknowledge.

George Sale

And We delivered him, and them who believed with him, by our mercy; and We cut off the uttermost part of those who charged our signs with falsehood, and were not believers.

Hamid S. Aziz

But We rescued him and those with him, by Our Mercy, and We cut off the roots of those who rejected Our signs and did not believe. "

Mahmoud Ghali

So We delivered him, and the ones with him, by a mercy from Us; and We cut off the last trace of (the ones) who cried lies to Our signs and in no way were they believers.

Marmaduke Pickthall

And We saved him and those with him by a mercy from Us, and We cut the root of those who denied Our revelations and were not believers.

Mohamed Ahmed - Samira

Then We saved him and those on his side by Our grace, and destroyed to the very last those who rejected Our signs and denied the truth.

Muhammad Asad

And so, by Our grace, We saved him and those who stood by him, the while We wiped out the last remnant of those who gave the lie to Our messages and would not believe.

Mustafa Khattab

So We saved him and those with him by Our mercy and uprooted those who denied Our signs. They were not believers.

Progressive Muslims

We saved him and those with him by a mercy from Us, and We destroyed the remnant of those who rejected Our revelations, they were never believers.

Sahih International

So We saved him and those with him by mercy from Us. And We eliminated those who denied Our signs, and they were not [at all] believers.

Sam Gerrans

So We delivered him and those with him by mercy from Us, and We cut off the root of those who denied Our proofs; and they were not believers.

Shabbir Ahmed

(The people of Aad who inhabited a big empire in the North of Arabia, failed to heed the warning of the Prophet. Then hurricane winds annihilated them (41:16)). We saved him and those with him by Mercy from Us, and cut the root of those who belied Our Messages and would not believe.

Syed Vickar Ahamed

We saved him and those who stayed close to him, by Our Mercy, and We cut off the roots of those who rejected Our Signs and did not believe.

Taqi Usmani

So, We saved him and those with him out of mercy from Us, and We eradicated those who rejected Our signs. They were not believers.

The Monotheist Group

We saved him and those with him by a mercy from Us, and We destroyed the remnant of those who rejected Our revelations, they were never believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Or, Nous lʹavons sauvé, (lui) et ceux qui étaient avec lui par miséricorde, de Notre part, et Nous avons exterminé ceux qui traitaient de mensonges Nos enseignements et qui nʹétaient pas croyants.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen redden Wij hem en hen die met hem waren door barmhartigheid van Ons en tot de laatste toe velden Wij hen die Onze tekenen loochenden en die niet gelovig waren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij bevrijdden hem en hen die met hem hadden geloofd, door onze genade, en wij sneden het grootste gedeelte af van hen die onze teekens van valschheid beschuldigden en geene geloovigen waren.

Hollandaca — Siregar

Toen redden Wij hem (Hôed) en degenen met hem door Genade van Ons en Wij roeiden degenen die Onze Tekenen loochenden geheel uit. En zij plachten geen gelovigen te zijn.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы спасли его [пророка Худа] и тех, кто (был вместе) с ним [верующих], по Нашей милости и истребили [искоренили] до последнего тех, которые отвергли Наши знамения и не были верующими!

Rusça — Osmanov

Мы спасли его и тех, кто был с ним, по Нашей милости и уничтожили до последнего тех, которые отвергли Наши знамения и не уверовали [в Аллаха].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och i Vår nåd räddade vi honom och dem som var med honom, men dem som avvisade Våra budskap som lögn och förkastade tron lät Vi förgås till sista man.