Bu yüzden onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.

فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَاَغْرَقْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ بِاَنَّهُمْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا عَنْهَا غَافِلِينَ

fe nteḳamnā minhum fe eğraḳnāhum fī l-yemmi bi ennehum keƶƶebū bi āyātinā ve kānū ǎnhā ğāfilīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَانْتَقَمْنَاfe nteḳamnāن ق مCezalandırmak, suçlamak, nefret geliştirmek, intikam almak, zulmetmek, kusur bulmak, onaylamamak, dil veya ceza ile hoşlanmamak.biz de öc aldık
2مِنْهُمْminhumonlardan
3فَاَغْرَقْنَاهُمْfe eğraḳnāhumغ ر قBattı, boğuldu, aşağı doğru inip kayboldu, ihtiyacı kalmadı, yayı sonuna kadar çekti, geçti/geride bıraktı, meşgul etti, sıkıntılarla bunalmış adam, tek yudum, süslendi, zorunlu, aniden/şiddetli bir şekilde, birine yaklaşmakonları boğduk
4فِي
5الْيَمِّl-yemmiي م مDeniz, nehir, sel. Elde etmeyi hedeflemek, niyet etmek, yönelmek, başvurmak, müracaat etmek, yönünü çevirmek, nehre atılmak, bir şeyi amaçlamak, toz veya temiz toprakla temizlemek.yemm(su)da
6بِاَنَّهُمْbi ennehumçünkü onlar
7كَذَّبُواkeƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlamışlardı
8بِاٰيَاتِنَاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizi
9وَكَانُواve kānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve olmuşlardı
10عَنْهَاǎnhāonları
11غَافِلِينَğāfilīneغ ف لDikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşanumursamaz

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonucu öc aldık onlardan ve delillerimizi yalanladıkları, onlardan gaflet ettikleri için hepsini de denize garkettik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonucu öc aldık onlardan ve delillerimizi yalanladıkları, onlardan gaflet ettikleri için hepsini de denize garkettik.

Adem Uğur

Biz de âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.

Ahmed Hulusi

(Bu sebeple) onlara yaptıklarının sonucunu şiddetle yaşattık; mucizelerimizi - işaretlerimizi yalanlamaları ve onlardan gaflete düşmeleri dolayısıyla, onları denizde boğduk!

Ahmet Tekin

Biz de onlara lâyık oldukları cezayı verdik. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları görmezlikten gelmeleri sebebiyle onları denizde boğduk.

Ahmet Varol

Biz de ayetlerimizi yalanladıklarından ve onları umursamadıklarından dolayı kendilerinden öç aldık ve tümünü denizde boğduk.

Ali Bulaç

Biz de onlardan intikam aldık ve ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmişler (gibi) olmaları nedeniyle onları suda boğduk.

Ali Fikri Yavuz

Biz de âyetlerimizi yalanladıkları ve onlara kulak asmayıp gafil bulundukları için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk.

Ali Rıza Safa

Bu yüzden, hak ettikleri cezayı onlara verdik. Ayetlerimizi yalanladıkları ve Ona karşı aymazlık içinde oldukları için, onları denizde boğduk.

Bayraktar Bayraklı

Biz de, ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.

Bekir Sadak

Bu sebeple onlardan oc aldik, ayetlerimizi yalan sayip umursamadiklari icin onlari denizde bogduk.

Celal Yıldırım

Biz de âyetlerimizi yalanladıkları ve onlardan gaflet içinde bulundukları sebebiyle intikam aldık da denizde boğduk onları.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Nihayet, âyetlerimizi asılsız saymaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerini cezalandırdık ve onları denizde boğduk.

Diyanet İşleri

Bu yüzden onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.

Diyanet İşleri (eski)

Bu sebeple onlardan öç aldık, ayetlerimizi yalan sayıp umursamadıkları için onları denizde boğduk.

Diyanet Vakfi

Biz de âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz de, âyetlerimizi inkâr ettikleri ve onlara kulak vermedikleri için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz de ayetlerimize yalan dedikleri ve onlara kulak asmadıkları için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz de ayetlerimizi tekzib ettikleri ve onlara kulak asmadıkları için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk

Erhan Aktaş

Bu yüzden, Biz de onlara hak ettikleri cezayı verdik, onları denizde boğduk. Çünkü onlar ayetlerimizi yalanladılar. Onları umursamaz olmuşlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu yüzden, Biz de onlara hak ettikleri cezayı verdik, onları denizde boğduk. Çünkü onlar ayetlerimizi yalanladılar. Onları umursamaz olmuşlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu yüzden, Biz de onlara hak ettikleri cezayı verdik, umursamayıp ayetlerimizi yalanladıkları için onları denizde boğduk.

Fizilal-il Kuran

Sonunda onlardan öç aldık. Ayetlerimizi yalanladıkları, onları umursamadıkları için kendilerini denizde boğduk.

Gültekin Onan

Biz de onlardan intikam aldık ve ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmiş (gibi) olmaları nedeniyle onları suda boğduk.

Hamdi Döndüren

Biz de âyetlerimizi yalan saymaları ve umursamamaları nedeniyle, kendilerinden öç almak istedik ve onları denizde boğduk.

Hasan Basri Çantay

Artık biz de bunca ayetlerimizi yalanladıkları, onları umursanmadıkları için kendilerinden intikam almak istedik de hepsini denizde boğduk.

Hasib Asutay

Biz de âyetlerimizi yalanladıkları ve onları umursamadıkları için, kendilerinden öç aldık ve onları denizde boğduk.

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine (biz de) gerçekten onların âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kişiler olmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık da onları denizde boğduk.

İbni Kesir

Bu yüzden; Biz de onlardan intikam aldık. Ve ayetlerimizi yalanlayıp umursamadıkları için hepsini denizde boğduk.

Mehmet Okuyan

(Buna karşılık) biz de onlardan intikam almıştık; ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmiş gibi davranmaları sebebiyle kendilerini denizde boğmuştuk.

Muhammed Esed

Ve işte bu yüzden Biz de bunun acı karşılığını onlardan çıkardık: ayetlerimize yalan gözüyle bakıp ilgisiz kaldıkları için denizde boğduk onları;

Mustafa İslamoğlu

En sonunda Biz de bunun acısını onlardan çıkardık: Ayetlerimizi yalanladıkları ve onlara karşı kayıtsız kaldıkları için onları suda boğduk.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık Biz de onlardan intikam aldık, onları derin denizde gark ettik, onlar âyetlerimizi tekzîp ettikleri ve onlardan gâfil bulundukları için.

Ömer Öngüt

Biz de bu yüzden onlardan intikam aldık, âyetlerimizi yalanlayıp umursamadıkları için hepsini denizde boğduk.

Suat Yıldırım

Biz de âyetlerimizi yalan sayıp umursamadıkları için onlardan intikam alarak denizde boğduk.

Süleyman Ateş

Biz de onlardan öc aldık, onları yemm(su)da boğduk! Çünkü onlar, ayetlerimizi yalanlamışlardı ve onları umursamaz olmuşlardı.

Süleymaniye Vakfı

Nihayet onlara hak ettikleri cezayı verdik; hepsini denizde boğduk. Çünkü ayetlerimiz karşısında yalana sarılıyor, onlardan habersiz gibi davranıyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunun üzerine onlara hak ettikleri cezayı verdik ve hepsini denizde boğduk. Çünkü ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılıyorlar hem de başlarına böyle bir şeyin geleceğini hiç beklemiyorlardı.

Şaban Piriş

Biz de onların cezasını verdik. Ayetlerimizi yalanladıkları ve onlardan gafil oldukları için onları denizde boğduk.

Tefhim-ul Kuran

Biz de onlardan intikam aldık ve ayetlerimizi yalan saymaları ve onlardan habersizmişler (gibi) olmaları nedeniyle onları suda boğduk.

Ümit Şimşek

Biz de onları denizde boğarak intikam aldık. Çünkü âyetlerimizi yalanlamışlar ve ondan habersiz davranmışlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine biz de onlardan öc aldık: Ayetlerimizi yalanladıkları, onlara aldırmazlık ettikleri için hepsini suda bozduk.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ayələrimizi inkar edib onlardan qafil olduqlarına görə Biz o tayfadan intiqam alaraq onları dənizdə qərq etdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz də ayələrimizi yalan hesab edib onlardan qafil olduqları (onlara eʼtinasız yanaşdıqları) üçün (Firʼon əhlindən) intiqam alaraq onları dənizdə batırdıq.

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Da übten Wir an ihnen Vergeltung und ließen sie im großen Gewässer ertrinken, dafür, daß sie Unsere Zeichen für Lüge erklärten und ihnen gegenüber unachtsam waren.

Almanca — M. A. Rassoul

Darauf bestraften Wir sie und ließen sie im Meer ertrinken, weil sie Unsere Zeichen für Lüge erklärten und nicht auf sie achteten.

Almanca — Muhammad Zaidan

So übten WIR an ihnen Vergeltung. Dann haben WIR sie im Meer ertrinken lassen, weil sie Unsere Ayat leugneten und ihnen gegenüber achtlos zu sein pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

In consequence, We took just vengeance on them and drowned them in the sea in requital of their denial of Our signs betokening Omnipotence and Authority and their oblivion thereto.

Abdul Haleem

And so, because they rejected Our signs and paid them no heed, We exacted retribution from them: We drowned them in the sea

Abdullah Yusuf Ali

So We exacted retribution from them: We drowned them in the sea, because they rejected Our Signs and failed to take warning from them.

Abul A'la Maududi

So We inflicted Our retribution on them, and caused them to drown in the sea because they gave the lie to Our signs and were heedless of them.

Aisha Bewley

Then We took revenge on them and drowned them in the sea because they denied Our Signs and paid no attention to them.

Al-Hilali & Khan

So We took retribution from them. We drowned them in the sea, because they belied Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) and were heedless about them.

Ali Quli Qarai

So We took vengeance on them and drowned them in the sea, for they denied Our signs and were oblivious to them.

Amatul Rahman Omar

We then inflicted (the last) punishment on them; We drowned them in the sea for they had cried lies to Our Messages and were heedless of them.

Arthur John Arberry

So We took vengeance on them, and drowned them in the sea, for that they cried lies to Our signs and heeded them not.

Bijan Moeinian

Thus, I took My revenge and drowned them all in the sea. After all, they denied My sings and did not taking My warnings seriously.

E. Henry Palmer

But we took vengeance on them, and we drowned them in the sea, for that they said our signs were lies and were careless thereof.

Edip-Layth

For their denial and disregard of Our signs, We thus inflicted them with punishment by drowning them in the sea,

George Sale

So We took vengeance upon them and drowned them in the sea, because they treated Our Signs as lies and were heedless of them.

Hamid S. Aziz

But We took retribution from them, and We drowned them in the sea because they rejected Our Signs, and were careless thereof.

Mahmoud Ghali

So We took vengeance on them, then We drowned them in the main for that they cried lies to Our signs, and they were heedless of them.

Marmaduke Pickthall

Therefore We took retribution from them; therefore We drowned them in the sea: because they denied Our revelations and were heedless of them.

Mohamed Ahmed - Samira

So We took vengeance on them, and drowned them in the sea for rejecting Our signs and not heeding them.

Muhammad Asad

And so We inflicted Our retribution on them, and caused them to drown in the sea, because they had given the lie to Our messages and had been heedless of them;

Mustafa Khattab

So We inflicted punishment upon them, drowning them in the sea for denying Our signs and being heedless of them.

Progressive Muslims

We thus took vengeance upon them by drowning them in the sea, for their denial of Our signs, and their disregard of them.

Sahih International

So We took retribution from them, and We drowned them in the sea because they denied Our signs and were heedless of them.

Sam Gerrans

And We took vengeance on them, and drowned them in the sea because they denied Our proofs and were heedless of them.

Shabbir Ahmed

They had to meet with Our Law of Requital as they continued to deny Our Revelations and remained heedless. Instead of mending their ways, they tried to annihilate Moses and his people and We drowned them in the sea as they were pursuing Moses and his people, in rage and arrogance.

Syed Vickar Ahamed

So We took the toll (penalty) from them: We drowned them in the sea, because they rejected Our Signs, and failed to take the warning from them.

Taqi Usmani

Then We subjected them to retribution, and drowned them in the sea, because they rejected Our signs, and were neglectful of them.

The Monotheist Group

We thus took vengeance upon them by drowning them in the sea, for their denial of Our signs, and their disregard of them.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Alors Nous Nous sommes vengés dʹeux; Nous les avons noyés dans les flots, parce quʹils traitaient de mensonges Nos signes et nʹy prêtaient aucune attention.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Êdî bi sedema ku wan bi ayetên me bawerî neanî û jê bêagah bûn, me ji wan heyf sitend, vêca Me ew di deryayê de xeniqandin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom namen wij wraak op hen en verdronken hen in de Roode Zee, omdat zij onze teekens van valschheid beschuldigd en verwaarloosd hadden.

Hollandaca — Siregar

Wij vergolden hun toen doordat Wij hen verdronken in de zee omdat zij Onze Tekenen loochenden en zij ze niet in acht plachten te nemen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (когда настал срок наказания их) Мы отомстили им и утопили их в море за то, что они отвергли Наши знамения (с которыми был послан пророк Муса) и были небрежны к ним!

Rusça — Osmanov

Вслед за тем Мы подвергли их возмездию и потопили в пучине морской за то, что они отрицали Наши знамения и пренебрегали ими.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och så utkrävde Vi hämnd på dem och lät dem dränkas i havet, eftersom de hade förkastat Våra budskap som lögn och inte fäst vikt vid dem.