Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar.
فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الرِّجْزَ اِلٰٓى اَجَلٍ هُمْ بَالِغُوهُ اِذَا هُمْ يَنْكُثُونَ
fe lemmā keşefnā ǎnhumu r-ricze ilā ecelin hum bāliğūhu iƶā hum yenkuṧūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Uğrayacakları son belâya dek üstlerine çöken musîbeti giderdik mi derhal yeminlerini bozuyorlardı.
Abdulkadir Gölpınarlı
Uğrayacakları son belâya dek üstlerine çöken musîbeti giderdik mi derhal yeminlerini bozuyorlardı.
Adem Uğur
Biz, ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırınca hemen sözlerinden dönüverdiler.
Ahmed Hulusi
Kendilerine verdiğimiz mühlet sona erene kadar onlardan bu azabı kaldırdığımızda, bir de bakarsın ki onlar yine sözlerinden dönmüşler!
Ahmet Tekin
Biz, erişecekleri bir vakte, denizde boğulmalarına kadar, bir müddet, onlardan azâbı kaldırınca, derhal yeminlerini bozdular.
Ahmet Varol
Üzerlerinden, erişecekleri belli bir zamana kadar o felaketi kaldırdığımızda onlar derhal sözlerinden dönüyorlardı.
Ali Bulaç
Ne zaman ki, onların erişebilecekleri bir süreye kadar, o iğrenç azabı çekip giderdik, onlar yine andlarını bozdular.
Ali Fikri Yavuz
Vaktaki (azaba) erişecekleri bir müddete kadar üzerlerinden biz azabı kaldırdık, hemen yeminlerini bozdular.
Ali Rıza Safa
Ama bir süreyi dolduruncaya dek, onların üzerinden yıkımı giderdiğimizde, sözlerinden döndüler.
Bayraktar Bayraklı
Ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırınca, hemen sözlerinden dönüverdiler.
Bekir Sadak
Azabi nasil olsa sonuna gelecekleri bir muddet icin uzerlerinden kaldirinca, hemen sozlerinden cayiyorlardi.
Celal Yıldırım
Ne vakit ki, erişecekleri (mukadder) süreye kadar azabı kendilerinden kaldırdık, bir de ne bakarsın yeminlerini yerine getirmiyorlardı.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırdığımızda hemen sözlerinden dönerlerdi.
Diyanet İşleri
Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar.
Diyanet İşleri (eski)
Azabı nasıl olsa sonuna gelecekleri bir müddet için üzerlerinden kaldırınca, hemen sözlerinden cayıyorlardı.
Diyanet Vakfi
Biz, ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırınca hemen sözlerinden dönüverdiler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ne zaman ki, belli bir süreye kadar onlardan azabı kaldırdık, derhal yeminlerini bozdular.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Erişecekleri belirli bir süreye kadar azabı kendilerinden sıyırdığımız zaman, derhal yeminlerini bozdular.
Elmalılı Hamdi Yazır
Vaktaki irişecekleri bir müddete kadar azabı kendilerinden sıyırdık derhal yeminlerini bozdular
Erhan Aktaş
Biz onlardan geçirecekleri bir süreye kadar azabı kaldırınca da hemen sözlerinden dönüverdiler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Biz onlardan geçirecekleri bir süreye kadar azabı kaldırınca da hemen sözlerinden dönüverdiler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Belli bir süreye kadar onlardan azabı kaldırınca da, hemen sözlerinden dönüverdiler.
Fizilal-il Kuran
Fakat o azabı günün birinde dolduracakları belirli bir sürenin sonuna kadar başlarından savar- savmaz hemen sözlerinden dönüverdiler.
Gültekin Onan
Ne zaman ki onların erişebilecekleri bir ecele kadar o iğrenç azabı çekip giderdik, onlar yine andlarını bozdular.
Hamdi Döndüren
Biz ulaşabilecekleri bir süreye kadar azabı üzerlerinden kaldırınca ise, hemen sözlerinden döndüler.
Hasan Basri Çantay
Vaktaki biz, kendilerinin erişecekleri bir müddete kadar, onlardan azabı giderdik, bir de ne bakarsın: Onlar yeminlerini bozuyorlar bile.
Hasib Asutay
Biz, ulaşacakları bir süreye kadar onlardan azabı kaldırınca, hemen sözlerinden dönüverdiler.
Hayrat Neşriyat
Nihâyet onların kendisine erişici oldukları bir vakte kadar (biz) kendilerindenazâbı kaldırınca, onlar hemen yeminlerini bozdular.
İbni Kesir
Onların erişecekleri bir süreye kadar azabı üzerlerinden kaldırınca; bir de bakarsın, onlar sözlerinden cayıyorlardı.
Mehmet Okuyan
Biz ulaşacakları bir süreye kadar onlardan o azabı kaldırınca hemen sözlerinden dönmüşlerdi.
Muhammed Esed
Ama ne zaman ki sözlerini gereğince yerine getirmeleri için kendilerine süre verip de bu musibeti üzerlerinden kaldırsak, (hemen) sözlerinden geri dönerlerdi.
Mustafa İslamoğlu
Fakat ne zaman sözlerini gerçekleştirmeye yetecek bir süre musibeti kaldırsak, her seferinde gerisin geri sözlerinden dönerlerdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki onların erişecekleri bir müddete kadar kendilerinden azabı açıverdik. Onlar derhal yeminlerini bozar oldular.
Ömer Öngüt
Biz onlardan, geçinecekleri bir süreye kadar azabı kaldırınca, hemen sözlerinden dönüverdiler.
Suat Yıldırım
Biz, geçirecekleri bir süreye kadar onlardan azabı kaldırınca da yeminlerinden döndüler.
Süleyman Ateş
Biz onlardan, geçirecekleri bir süreye kadar azabı kaldırınca, hemen yeminlerini bozmağa başladılar.
Süleymaniye Vakfı
Ne zaman o afeti, sözlerini tutabilecekleri bir süreye kadar kaldırsak derhal sözlerinden dönerlerdi.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Her afeti üzerlerinden bir süre için kaldırınca, anında sözlerinden dönüyorlardı.
Şaban Piriş
Onlardan azabı, onlara ulaşacak belirli bir süreye kadar kaldırdığımız zaman; onlar verdikleri sözü o an bozuyorlardı.
Tefhim-ul Kuran
Ne zaman ki, onların erişebilecekleri bir süreye kadar, o iğrenç azabı çekip gideriverdik, onlar yine andlarını bozdular.
Ümit Şimşek
Erişecekleri bir süreye kadar onlardan azabı kaldırdığımızda ise sözlerinden dönerlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk
Dolduracakları bir süreye kadar kendilerinden azabı kaldırdığımızda, hemen yeminlerini bozdular.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz çatacaqları müəyyən vaxta qədər əzabı onlardan sovuşdurduqda isə, dərhal əhdi pozdular.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Elə ki, əzabı bir müddətə onlardan götürdük, dərhal (əhdi) pozdular.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Als Wir die Plage von ihnen abgewendet hatten gemäß einer vereinbarten Frist, hielten sie ihr Wort nicht.
Almanca — Der Edle Quran
Als Wir dann die unheilvolle Strafe von ihnen hinwegnahmen auf eine Frist, die sie erreichen sollten, brachen sie sogleich (ihr Wort).
Almanca — M. A. Rassoul
Doch als Wir ihnen die Strafe wegnahmen - für eine Frist, die sie vollenden sollten -, siehe, da brachen sie ihr Wort.
Almanca — Muhammad Zaidan
Doch als WIR von ihnen die Peinigung - bis zu einer für sie festgelegten Frist, weggenommen haben, hielten sie (ihr Versprechen) nicht ein.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Whenever We removed the cause of distress for a determined period of time to give them a chance to bring themselves to their senses, they promised Mussa they would pay heed. But no sooner they recovered than they broke their moral obligation, as if to confess themselves mistaken was opposed to their sense of personal dignity.
Abdul Haleem
but when We relieved them of the plague and gave them a fixed period [in which to fulfil their promise]- lo and behold!- they broke it.
Abdullah Yusuf Ali
But every time We removed the penalty from them according to a fixed term which they had to fulfil,- Behold! they broke their word!
Abul A'la Maududi
But when We removed the scourge from them until a term - a term which they were bound to reach - they at once broke their promise.
Aisha Bewley
But when We removed the plague from them – for a fixed term which they fulfilled – they broke their word.
Al-Hilali & Khan
But when We removed the punishment from them to a fixed term, which they had to reach, behold! they broke their word!
Ali Quli Qarai
But when We had removed the plague from them until a term that they should have completed, behold, they broke their promise.
Amatul Rahman Omar
But no sooner did We avert that punishment from them upto a (scheduled) term which they were to reach (in all events) than they at once broke their promise.
Arthur John Arberry
But when We removed from them the wrath unto a term that they should come to, lo, they broke their troth.
Bijan Moeinian
But as soon as I finish with one calamity, at its prescribed time, they would immediately break their promises.
E. Henry Palmer
But when we removed from them the plague until the appointed time which they should reach, lo! then they broke their promise.
Edip-Layth
So when We removed from them the plague until a future time; they broke their pledge.
George Sale
But when We removed from them the punishment for a term which they were to reach, lo! they broke their promise.
Hamid S. Aziz
But when We removed the penalty from them, according to an appointed term which they had to fulfil, lo! then they broke their promise.
Mahmoud Ghali
Then as soon as We lifted off from them the chastisement to a term that they should reach, only then did they breach (their covenant).
Marmaduke Pickthall
But when We did remove from them the terror for a term which they must reach, behold! they broke their covenant.
Mohamed Ahmed - Samira
But no sooner was the punishment withdrawn for a time to enable them to make good their promise than they broke it.
Muhammad Asad
But whenever We removed the plague from them, giving them time to make good their promise, lo, they would break their word.
Mustafa Khattab
But as soon as We removed the torment from them—until they met their inevitable fate[1]—they broke their promise.
Progressive Muslims
So when We removed from them the plague until a future time; they broke their pledge.
Sahih International
But when We removed the punishment from them until a term which they were to reach, then at once they broke their word.
Sam Gerrans
But when We removed the scourge from them to a term they were to reach, then they reneged.
Shabbir Ahmed
When the hardship ran its course according to Our Laws, they would break their promise with Moses.
Syed Vickar Ahamed
But every time We removed the punishment from them lasting for a fixed time, which they had to undergo— Look! They broke their word!
Taqi Usmani
But when We removed the scourge from them for a term they had to reach, in no time they started to break their promise.
The Monotheist Group
So when We removed from them the affliction, until a future time, they broke their pledge.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et quand Nous eûmes éloigné dʹeux le châtiment jusquʹau terme fixé quʹils devaient atteindre, voilà quʹils violèrent lʹengagement.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca çi dema Me ezab ji ser wan rakir heta civanekî diyarkirî ku ewê bighîjinê…, di cih de soza xwe şikandin (û ji gotina xwe vegeriyan).
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Maar toen Wij de plaag voor hen ophieven tot aan een termijn die zij moesten bereiken, toen braken zij meteen hun woord.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Maar toen wij de plaag van hen hadden afgenomen, tot de tijd was verloopen, die God had bepaald, braken zij hunne belofte.
Hollandaca — Siregar
En toen Wij de plaag van hen hadden weggenomen, voor een vastgestelde termijn die zij bereikten, toen breken zij hun woord.
Rusça (1)
Rusça — Ebu Adel
А когда Мы отвели от них наказание до (определенного) предела, которого они (все равно) достигнут (и будут тогда наказаны) [не поможет им отсрочка наказания], вот – они нарушают (договор) (который они заключили с Господом через Мусу) (и продолжают оставаться на неверии).
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Men var gång Vi befriade dem från prövningen och (utsatte) en frist för dem att infria sitt löfte, svek de sitt ord.