Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.
فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَلَاوَمُونَ
fe eḳbele beǎ'Duhum ǎlā beǎ'Din yetelāvemūne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | فَاَقْبَلَ | fe eḳbele | ق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek | dönüp başladılar |
| 2 | بَعْضُهُمْ | beǎ'Duhum | ب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz | bir kısmı |
| 3 | عَلٰى | ǎlā | — | |
| 4 | بَعْضٍ | beǎ'Din | ب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz | diğerini |
| 5 | يَتَلَاوَمُونَ | yetelāvemūne | ل و مBirini bir şey için suçlamak, itham etmek. | kınamağa |
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Birbirlerine dönerek birbirlerini kınamaya başladılar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Birbirlerine dönerek birbirlerini kınamaya başladılar.
Adem Uğur
Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.
Ahmed Hulusi
Ardından birbirlerine dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar!
Ahmet Tekin
Suçu, kabahati birbirlerinin üstüne atmaya, birbirlerini kınamaya başladılar.
Ahmet Varol
Bu kez birbirlerine dönüp birbirlerini kınamaya başladılar.
Ali Bulaç
Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.
Ali Fikri Yavuz
Sonra da döndüler, birbirlerine kabahat yüklemeye başladılar:
Ali Rıza Safa
Sonunda, birbirlerini suçlamaya başladılar.
Bayraktar Bayraklı
- Onlar, "Ey Rabbimiz! Seni noksan sıfatlardan uzak tutarız. Gerçekten biz, kendimize yazık ettik" dediler. Birbirlerini suçlamaya başladılar. Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize, biz azgın kimseleriz. Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz de ümitle O'na yöneleceğiz."
Bekir Sadak
Birbirlerini yermeye basladilar.
Celal Yıldırım
Sonra birbirlerine dönüp kendilerini kınamaya başladılar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ardından, birbirlerini kınamaya başladılar:
Diyanet İşleri
Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.
Diyanet İşleri (eski)
Birbirlerini yermeye başladılar.
Diyanet Vakfi
Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ardından suçu birbirlerine yüklemeye başladılar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra döndüler, kendilerini kınıyorlardı:
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra döndüler kendilerine levm ediyorlardı
Erhan Aktaş
Ardından birbirlerini suçlamaya başladılar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ardından birbirlerini suçlamaya başladılar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ardından birbirlerini suçlamaya başladılar.
Fizilal-il Kuran
Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.
Gültekin Onan
Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.
Hamdi Döndüren
Sonra da, birbirlerini suçlamaya başladılar.
Hasan Basri Çantay
Şimdi kabahati birbirlerine yüklemiye başladı (lar).
Hasib Asutay
Dönüp birbirini kınamaya başladılar;
Hayrat Neşriyat
Sonra bazıları bazılarına dönüp birbirlerini kınamaya başladılar.
İbni Kesir
Şimdi birbirlerini yermeye başladılar.
Mehmet Okuyan
Birbirlerini kınamaya başlamışlardı.
Muhammed Esed
ve sonra dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar.
Mustafa İslamoğlu
Ardından birbirlerine yönelerek, karşılıklı özeleştiri yaptılar.
Ömer Nasuhi Bilmen
(29-30) Dediler ki: «Ey Rabbimiz! Seni tesbih (tenzih) ederiz, muhakkak ki, biz zalim kimseler olduk.» Artık birbirlerine dönerek birbirlerini levme başladılar.
Ömer Öngüt
Dönüp kabahati birbirine yüklemeye başladılar.
Suat Yıldırım
(29-30) Bunun üzerine "Sübhansın ya Rabbenâ, her türlü noksandan uzaksın! Doğrusu biz kendimize zulmetmişiz!" deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.
Süleyman Ateş
Dönüp birbirlerini kınamağa başladılar:
Süleymaniye Vakfı
Sonra da kendi kendilerini kınar bir halde birbirlerine döndüler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar:
Şaban Piriş
Başladılar birbirlerini kınamaya..
Tefhim-ul Kuran
Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamağa başladılar:
Ümit Şimşek
Dönüp birbirlerini suçladılar.
Yaşar Nuri Öztürk
Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar dönüb bir-birlərini qınamağa başladılar
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar bir-birini danlamağa başladılar.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie gingen aufeinander zu und machten sich gegenseitig Vorwürfe.
Almanca — Der Edle Quran
Da wandten sie sich einander zu, sich gegenseitig tadelnd.
Almanca — M. A. Rassoul
Dann wandten sich einige von ihnen an die anderen, indem sie sich gegenseitig Vorwürfe machten.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann wandten sich die einen von ihnen den anderen zu, sie machten sich gegenseitig Vorwürfe,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Then they turned round on each other in reproach for the ingratitude to Allah and for the idea of evading benevolence to the poor.
Abdul Haleem
and then they turned to each other in mutual reproach.
Abdullah Yusuf Ali
Then they turned, one against another, in reproach.
Abul A'la Maududi
Then they began to reproach one another.
Aisha Bewley
They turned to face each other in mutual accusation.
Al-Hilali & Khan
Then they turned one against another, blaming.
Ali Quli Qarai
Then they turned to one another, blaming each other.
Amatul Rahman Omar
Then some of them turned their faces to the others, reproaching one another.
Arthur John Arberry
And they advanced one upon another, blaming each other.
Bijan Moeinian
Then they started to blame each other.
E. Henry Palmer
And they approached each other with mutual blame.
Edip-Layth
Then they started to blame each other.
George Sale
And they began to blame one another,
Hamid S. Aziz
Then some of them advanced against others, blaming each other.
Mahmoud Ghali
Then some of them came forward to others, blaming each other.
Marmaduke Pickthall
Then some of them drew near unto others, self-reproaching.
Mohamed Ahmed - Samira
Then they started blaming one another,
Muhammad Asad
- and then they turned upon one another with mutual reproaches.
Mustafa Khattab
Then they turned on each other, throwing blame.
Progressive Muslims
Then they started to blame each other.
Sahih International
Then they approached one another, blaming each other.
Sam Gerrans
Then they approached one other, blaming one another.
Shabbir Ahmed
And then they confronted one another, blaming.
Syed Vickar Ahamed
Then they turned, one against another, in blame.
Taqi Usmani
Then, (at the beginning,) they started reproaching one another;
The Monotheist Group
Then they started to blame each other.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Puis ils sʹadressèrent les uns aux autres, se faisant des reproches.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Paşê berê xwe dane hev, gazin ji hev kirin û sûc xistin stûyên hev.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Toen gingen zij elkaar verwijten maken.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En zij begonnen elkander te laken.
Hollandaca — Siregar
Toen keerde de ene groep zich tegen de andere, elkaar verwijten makend.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И стали они упрекать друг-друга;
Rusça — Osmanov
И стали они попрекать друг друга.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och de överföll varandra med förebråelser.