(23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.
فَانْطَلَقُوا وَهُمْ يَتَخَافَتُونَ اَنْ لَا يَدْخُلَنَّهَا الْيَوْمَ عَلَيْكُمْ مِسْكِينٌ
fe nTaleḳū ve hum yeteḣāfetūne / en lā yedḣulennehā l-yevme ǎleykum miskīnun
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken yola düştüler ve birbirlerine de gizlice diyorlardı ki.
Abdulkadir Gölpınarlı
Derken yola düştüler ve birbirlerine de gizlice diyorlardı ki.
Adem Uğur
Derken yürüyorlardı; fısıldaşıyorlardı.
Ahmed Hulusi
Aralarında fısıldanarak yola koyulup gittiler.
Ahmet Tekin
Aralarında fısıldaşarak fırladılar.
Ahmet Varol
Derken aralarında fısıldaşarak yola çıktılar.
Ali Bulaç
Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp gittiler:
Ali Fikri Yavuz
Hemen fırladılar; aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı:
Ali Rıza Safa
Böylece, çıkıp gittiler; aralarında fısıldaşıyorlardı.
Bayraktar Bayraklı
- Yola çıktılar, birbirlerine gizlice şöyle diyorlardı: "Bugün tarlada, yanınıza hiçbir yoksulun girmesine müsaade etmeyiniz!"
Bekir Sadak
(23-24) «ugun orada, hicbir duskun kimse yanimiza sokulmasin» diye gizli gizli konusarak yuruyorlardi.
Celal Yıldırım
(23-24) Derken hemen yola koyuldular ve şöyle fısıldaştılar: «Sakın bugün ürünlerimizin orada aramıza bir yoksul sokulmasın.»
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Derken yola koyuldular. Birbirlerine şöyle fısıldıyorlardı:
Diyanet İşleri
(23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.
Diyanet İşleri (eski)
(23-24) 'Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın' diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
Diyanet Vakfi
(23-24) Derken: Aman, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın! diye fısıldaşa fısıldaşa yola koyuldular.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Derken fırladılar, aralarında fısıldaşıyorlardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hemen fırladılar, şöyle mızırdaşıyorlardı (fısıldaşıyorlardı):
Elmalılı Hamdi Yazır
Hemen fırladılar, şöyle mızırdaşıyorlardı:
Erhan Aktaş
Hemen, sessizce yola koyuldular.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Hemen, sessizce yola koyuldular.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Hemen, sessizce yola koyuldular.
Fizilal-il Kuran
Derken yürüdüler ve şöyle fısıldaşıyorlardı:
Gültekin Onan
Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp gittiler:
Hamdi Döndüren
Hemen gittiler, aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı.
Hasan Basri Çantay
Derken onlar aralarında fısıldaşarak gitdiler:
Hasib Asutay
Derken fısıldaşarak yürüdüler.
Hayrat Neşriyat
(23-24) 'Sakın, bugün orada bir fakir yanınıza sokulmasın!' diye kendi aralarında gizli gizli konuşarak hemen gittiler.
İbni Kesir
Ve gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
Mehmet Okuyan
(Bahçe sahipleri “Keşke) bugün yanınıza sokulmak üzere bahçeye hiçbir yoksul girmese!” (dileğiyle) fısıldaşarak yürüyorlardı.
Muhammed Esed
Derken yola koyuldular, giderken fısıldaşıyorlardı:
Mustafa İslamoğlu
Derken yola koyuldular... Aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı:
Ömer Nasuhi Bilmen
(22-23) «Eğer kesip devşirecek iseniz (bostanınıza) sabahleyin erken varınız.» Artık aralarında gizlice söyleşerek gidiverdiler.
Ömer Öngüt
Derken fısıldaşa fısıldaşa yola koyuldular:
Suat Yıldırım
(23-24) Hemen yola koyuldular. Bir taraftan da aralarında şöyle fiskos ediyorlardı: "Sakın, bugün yanımıza fakir fukara gelmesin, onların bahçeye girmelerine hiç imkân vermeyin!"
Süleyman Ateş
Derken yürüdüler; fısıldaşıyorlardı:
Süleymaniye Vakfı
Hemen yola çıktılar, aralarında şöyle fısıldaşıyorlardı:
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Hemen yola çıktılar. Şöyle fısıldaşıyorlardı:
Şaban Piriş
(22-23) -Mahsulü toplayacaksanız, erkenden yola çıkın! diye gizlice konuşarak yola düştüler.
Tefhim-ul Kuran
Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp gittiler:
Ümit Şimşek
Giderken fısıldaşıyorlardı:
Yaşar Nuri Öztürk
Yola koyuldular. Aralarında fısıldaşıyorlardı:
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar bağa yollandılar, yol boyu da bir-birlərinə belə pıçıldayırdılar:
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Nəhayət, yola düşdülər, (yol boyu) bir-birinə xəlvətcə belə deyirdilər:
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie begaben sich hin und flüsterten einander zu:
Almanca — Der Edle Quran
Da zogen sie los und flüsterten dabei einander zu:
Almanca — M. A. Rassoul
Und sie machten sich auf den Weg und redeten dabei flüsternd miteinander
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann gingen sie los, während sie einander zuflüsterten:
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And so they went onward to their orchard whispering to each other as to how they would accomplish their desire;
Abdul Haleem
and went off, whispering,
Abdullah Yusuf Ali
So they departed, conversing in secret low tones, (saying)-
Abul A'la Maududi
So off they went, whispering to one another:
Aisha Bewley
So they set off, quietly saying to one another,
Al-Hilali & Khan
So they departed, conversing in secret low tones (saying):
Ali Quli Qarai
So off they went, murmuring to one another:
Amatul Rahman Omar
So they set out talking together in low tones,
Arthur John Arberry
So they departed, whispering together,
Bijan Moeinian
On their way they decided not to let any poor person to enter to their…
E. Henry Palmer
So they set off, saying privily to each other,
Edip-Layth
So they went, while conversing.
George Sale
So they went on, whispering to one another,
Hamid S. Aziz
So they went, while they murmured to each other secretly,
Mahmoud Ghali
So they went off, speaking together in hushed voices,
Marmaduke Pickthall
So they went off, saying one unto another in low tones:
Mohamed Ahmed - Samira
So they departed, talking in low voices:
Muhammad Asad
Thus they launched forth, whispering unto one another,
Mustafa Khattab
So they went off, whispering to one another,
Progressive Muslims
So they went, while conversing.
Sahih International
So they set out, while lowering their voices,
Sam Gerrans
So they departed, whispering together:
Shabbir Ahmed
So they went off whispering unto one another.
Syed Vickar Ahamed
And so they departed, conversing in secret low tones, (saying)
Taqi Usmani
So they set out while they were whispering to each other,
The Monotheist Group
So they went, while conversing.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ils allèrent donc, tout en parlant entre eux à voix basse:
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew, ber bi riya baxçe ve çûn, bi dizî ji hev re digotin:
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En zij gingen op weg terwijl zij onder elkaar fluisterden:
Hollandaca — Salomo Keyzer
Daarop gingen zij, terwijl zij elkander toefluisterden:
Hollandaca — Siregar
Zo vertrokken zij, terwijl zij naar elkaar fluisterden.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И отправились они (туда), переговариваясь между собой шепотом:
Rusça — Osmanov
Они направились [туда], беседуя вполголоса:
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och när de gick sade de sinsemellan med låg röst: