Nice kentlerin halkı Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrinden uzaklaşıp azdılar. Bu yüzden kendilerini çetin bir hesaba çektik ve görülmedik bir azaba çarptırdık.

وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ عَتَتْ عَنْ اَمْرِ رَبِّهَا وَرُسُلِهِ فَحَاسَبْنَاهَا حِسَابًا شَدِيدًا وَعَذَّبْنَاهَا عَذَابًا نُكْرًا

ve keeyyin min ḳaryetin ǎtet ǎn emri rabbihā ve rusulihi fe Hāsebnāhā Hisāben şedīden ve ǎƶƶebnāhā ǎƶāben nukran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكَاَيِّنْve keeyyinnicesi
2مِنْmin-den
3قَرْيَةٍḳaryetinق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.kentler-
4عَتَتْǎtetع ت وSürüklemek, şiddetle itmek, çekip götürmek, çekmek, birini zorla taşımak/götürmek. Atiya - kötülük yapmaya hızlı olmak. Utuyyun - kötülük yapmaya meyilli/hızlı, kötü, kaba, obur, kaba, taş kalpli zorba, zalim, açgözlü, şiddetli, soylu olmayan, görgüsüz. Aatiyatin - olağanüstü güçle esen.baş kaldırdı
5عَنْǎn
6اَمْرِemriا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakbuyruğuna
7رَبِّهَاrabbihāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
8وَرُسُلِهِve rusulihiر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve onun resulleri
9فَحَاسَبْنَاهَاfe Hāsebnāhāح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.biz de onu hesaba çektik
10حِسَابًاHisābenح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.bir hesabla
11شَدِيدًاşedīdenش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.çetin
12وَعَذَّبْنَاهَاve ǎƶƶebnāhāع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12ve ona azabettik
13عَذَابًاǎƶābenع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azabla
14نُكْرًاnukranن ك رHoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamakkorkunç

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Nice şehirler var ki halkı, Rablerinin ve onun peygamberlerinin emirlerine karşı gelmiştir de onları, çetin bir sûrette hesâba çekmişizdir ve onları helâk ederek azaplandırmışızdır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Nice şehirler var ki halkı, Rablerinin ve onun peygamberlerinin emirlerine karşı gelmiştir de onları, çetin bir sûrette hesâba çekmişizdir ve onları helâk ederek azaplandırmışızdır.

Adem Uğur

Rabbinin ve O'nun elçilerinin emrinden uzaklaşıp azmış nice memleketler vardır ki, biz onları (ahalisini) çetin bir hesaba çekmiş ve onları görülmemiş azaba çarptırmışızdır.

Ahmed Hulusi

Rabbinin ve O'nun Rasullerinin emrinde haddi aşan nice ülke halkı vardır ki, biz onu şiddetli bir hesaba çektik ve onu alışılmadık bir azapla azaplandırdık.

Ahmet Tekin

Allah’ın ve Rasullerinin koyduğu düzene, şeriata başkaldıran nice memleketleri, biz zorlu, ağır, çetin bir hesaba çektik. Onları görülmemiş bir ceza ile cezalandırdık.

Ahmet Varol

Nice kasaba vardır ki, Rablerinin ve O'nun peygamberlerinin emirlerine başkaldırdı. Biz de onları çetin bir hesaba çektik ve onları görülmemiş bir azapla azaplandırdık.

Ali Bulaç

Ülkelerden niceleri vardır ki, Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrine karşı gelip azmışlar, böylece biz de onları çetin bir hesaba çekmişiz ve onları benzeri görülmedik bir azabla azablandırmışız.

Ali Fikri Yavuz

Nice memleket (halkı) Rabbinin ve peygamberlerinin emrinden çıkıb azdı da, biz onları şiddetli bir hesaba çektik ve görülmedik bir azabla kendilerini azablandırdık.

Ali Rıza Safa

Oysa nice kentler, Efendilerinin ve O'nun elçilerinin buyruklarına karşı geldiler. Bu yüzden, onları zorlu bir hesaba çektik ve görülmemiş biçimde cezalandırdık.

Bayraktar Bayraklı

Nice ülkeler vardır ki, Rablerinin buyruklarına ve peygamberine küstahça karşı çıkmışlardır. Bunun üzerine biz hepsini çetin bir hesaba çektik ve görülmemiş bir cezaya çarptırdık.

Bekir Sadak

Rablerinin ve O'nun peygamberlerinin buyrugundan cikan nice kasabalar halkini Biz, cetin bir hesaba cekmis, onlari, gorulmedik bir azaba ugratmisizdir.

Celal Yıldırım

Nice kasaba (halkı) Rabbının ve Peygamberlerinin buyruğu dışına çıkıp azgınlık gösterdi de biz onları çetin bir hesaba tabi tuttuk ve bilinmedik bir azaba uğrattık.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Rabbinin ve elçilerinin emrine karşı direnen nice memleket halkını şiddetli biçimde hesaba çekip bilinmedik görülmedik azaba çarptırmışızdır.

Diyanet İşleri

Nice kentlerin halkı Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrinden uzaklaşıp azdılar. Bu yüzden kendilerini çetin bir hesaba çektik ve görülmedik bir azaba çarptırdık.

Diyanet İşleri (eski)

Rablerinin ve O'nun peygamberlerinin buyruğundan çıkan nice kasabalar halkını Biz, çetin bir hesaba çekmiş, onları, görülmedik bir azaba uğratmışızdır.

Diyanet Vakfi

Rabbinin ve O'nun elçilerinin emrinden uzaklaşıp azmış nice memleketler vardır ki, biz onları (ahalisini) çetin bir hesaba çekmiş ve onları görülmemiş azaba çarptırmışızdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Nice kent var ki Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrine başkaldırdı, biz de onları çetin bir hesaba çektik ve onlara görülmemiş şekilde azab ettik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nice memleket (halkı), Rabbinin ve peygamberlerinin emrinden çıkıp azdı da Biz onu çetin bir hesaba çektik ve görülmemiş bir azaba çarptırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nice memleket (nice şenlik) Rabbının ve rasullerinin emrinden çıkıp azdı da biz onu şiddetli bir hisaba çektik ve görülmedik bir azaba giriftar eyledik

Erhan Aktaş

Nice kasaba halkı, Rabb'lerinin buyruğuna ve O'nun Resullerine başkaldırdılar da Biz de onları şiddetli bir hesaba çektik ve onları korkunç bir azapla cezalandırdık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nice kasaba halkı, Rabb'lerinin buyruğuna ve O'nun Resullerine başkaldırdılar da Biz de onları şiddetli bir hesaba çektik ve onları korkunç bir azapla cezalandırdık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nice kasaba halkı, Rabb'lerinin buyruğuna ve O'nun Rasullerine başkaldırdılar da Biz de onları şiddetli bir hesaba çektik ve onları korkunç bir azapla cezalandırdık.

Fizilal-il Kuran

Nice şehirler var ki Rabbinin ve elçilerinin emirlerine baş kaldırdı, biz de onu çetin bir hesaba çektik ve ona görülmemiş şekilde azab ettik.

Gültekin Onan

Ülkelerden niceleri vardır ki, rablerinin ve O'nun elçilerinin buyruğuna karşı gelip azmışlar, böylece biz de onları çetin bir hesaba çekmişiz ve onları benzeri görülmedik (nükra) bir azabla azablandırmışız.

Hamdi Döndüren

Nice kentler halkı Rabbinin ve elçilerinin buyruğuna baş kaldırdı da, biz onları çok zorlu bir hesaba çektik ve kendilerini görülmedik bir azaba uğrattık.

Hasan Basri Çantay

Rabbinin ve Onun peygamberlerinin emrinden uzaklaşıb azmış olan nice memleket vardır ki biz onları en çetin bir hisaba çekmiş, onları akıllara şaşkınlık verecek bir azaba duçar etmişizdir.

Hasib Asutay

Kentlerden niceleri (6) vardır ki, Rabbinin ve O'nun elçilerinin buyruğuna başkaldırdılar. Biz de onları (ahalisini) çetin bir hesaba çektik ve onları görülmemiş bir azapla cezalandırdık. (6. Nice kent halkı.)

Hayrat Neşriyat

Nice şehirler (halkı) vardır ki, Rablerinin ve O’nun peygamberlerinin emrine isyân ettiler de onları şiddetli bir hesâb ile hesâba çektik ve onları görülmemiş bir azabla cezâlandırdık.

İbni Kesir

Rabbının ve onun peygamberlerinin emrinden uzaklaşıp azmış nice kasabalar halkı vardır ki; Biz onları şiddetli bir hesaba çekmiş ve görülmemiş azaba çarptırmışızdır.

Mehmet Okuyan

Rabbinin ve O’nun elçilerinin emrinden uzaklaşıp azmış nice şehirler (halklar) vardı ki biz onları (mahşerde) şiddetli bir hesaba çekmiş ve onlara görülmemiş şekilde azap etmiş (olaca)ğız.

Muhammed Esed

Nice topluluk var ki Rablerinin ve Elçilerinin emirlerine küstahça karşı çıkmışlardır! Bunun üzerine Biz tümünü çetin bir hesaba çektik ve görülmemiş bir azaba çarptırdık.

Mustafa İslamoğlu

İmdi, Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrini dinlemeyen nice topluluklar gelip geçmiştir; sonunda Biz hepsiyle pek çetin bir biçimde hesaplaşmış, inanılmaz bir azaba çarptırmışızdır:

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve nice şehir (ahalisi) Rabbinin ve O'nun peygamberlerinin emrinden böbürlendi, artık onu bir şiddetli hesap ile hesaba çektik ve onu pek münker bir azap ile muazzeb kıldık.

Ömer Öngüt

Nice memleketler vardır ki, Rablerinin ve peygamberlerinin emrinden uzaklaşıp azmıştır. Biz de onları çetin bir hesaba çekmiş ve onları şiddetli bir azaba uğratmışızdır.

Suat Yıldırım

Rab’lerinin emrinden ve O’nun resullerinin talimatlarından taşkınlık ederek azan nice ülkelerin halkları var ki, Biz onları şiddetli bir şekilde hesaba çektik ve eşi benzeri görülmemiş şekilde cezalandırdık.

Süleyman Ateş

Nice kent var ki Rabbinin ve elçilerinin buyruğuna baş kaldırdı, biz de onu çetin bir hesaba çektik ve ona görülmemiş biçimde azabettik.

Süleymaniye Vakfı

Rablerinin emrine ve elçilerine başkaldırmış nice kenti çetin bir hesaba çektik ve görülmemiş bir azaba uğrattık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Nice yerler var ki (halkı) Rablerinin emrine ve elçilerine baş kaldırmış; biz de onları çetin bir hesaba çekmiş, görülmemiş bir azap ile azaplandırmışızdır.

Şaban Piriş

Rabbinin ve onun elçisinin emrine karşı gelen nice ülkeler vardır ki biz onları çetin bir hesaba çektik ve onları görülmemiş bir şekilde cezalandırdık.

Tefhim-ul Kuran

Ülkelerden niceleri vardır ki, Rablerinin ve O'nun peygamberinin emrine karşı gelip azmışlar, böylece biz de onları çetin bir hesaba çekmişiz ve onları benzeri görülmedik bir azabla azablandırmışız.

Ümit Şimşek

Allah'ın ve Resulünün buyruğundan çıkarak azan nice beldeler var ki, Biz onları çetin bir hesaba çektik ve görülmedik bir azaba uğrattık.

Yaşar Nuri Öztürk

Nice kentler vardı ki, azgınlık edip Rabbinin ve onun resullerinin emrinden çıktılar da biz onları çok zorlu bir hesaba çektik ve onlara, görülmemiş bir azapla azap ettik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Neçə-neçə məmləkətlər öz Rəbbinin və Onun elçilərinin əmrinə asi oldu. Biz də onlarla sərt haqq-hesab çəkib onları dəhşətli əzablara düçar etdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Neçə-neçə məmləkət (əhli) öz Rəbbinin və Onun peyğəmbərinin əmrindən çıxdı. Biz də onlara şiddətli cəza verib görünməmiş müdhiş əzaba düçar etdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wieviele Städte sind es, die sich den Vorschriften ihres Herrn und Seiner Gesandten widersetzten und die Wir schwer belangten, indem Wir ihnen eine unheimlich qualvolle Strafe auferlegten!

Almanca — Der Edle Quran

Und wieviele Städte lehnten sich gegen den Befehl ihres Herrn und Seiner Gesandten auf, worauf Wir sie einer strengen Abrechnung unterzogen und mit entsetzlicher Strafe straften.

Almanca — M. A. Rassoul

Wie so manche Stadt widersetzte sich dem Befehl ihres Herrn und Seiner Gesandten, und Wir zogen sie streng zur Rechenschaft und bestraften sie mit gräßlicher Strafe!

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wie viele Ortschaften widersetzten sich der Anweisung ihres HERRN und Seiner Gesandten, dann rechneten WIR mit ihnen ab mit einer harten Abrechnung und peinigten WIR sie eine entsetzliche Peinigung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

A good many townships contemptuously challenged their Creator's ordinances and the admonitions of His Messengers and We laid their disobedience to their charge and imputed their evil, and requited them with unsparing penalty and a condign punishment!

Abdul Haleem

Many a town that insolently opposed the command of its Lord and His messengers We have brought sternly to account: We punished them severely

Abdullah Yusuf Ali

How many populations that insolently opposed the Command of their Lord and of His messengers, did We not then call to account,- to severe account?- and We imposed on them an exemplary Punishment.

Abul A'la Maududi

How many towns rebelled against the commandment of their Lord and His Messengers. Then We called them to a stern accounting, and subjected them to a harrowing chastisement.

Aisha Bewley

How many cities spurned their Lord’s command and His Messengers! And so We called them harshly to account and punished them with a terrible punishment.

Al-Hilali & Khan

And many a town (population) revolted against the Command of its Lord and His Messengers; and We called it to a severe account (i.e. torment in this worldly life), and We shall punish it with a horrible torment (in Hell in the Hereafter).

Ali Quli Qarai

How many a town defied the command of its Lord and His apostles, then We called it to a severe account and punished it with a dire punishment.

Amatul Rahman Omar

So many (people of) townships rebelled against the command of their Lord and His Messengers so that We reckoned with them sternly and punished them with a dire punishment.

Arthur John Arberry

How many a city turned in disdain from the commandment of its Lord and His Messengers; and then We made with it a terrible reckoning and chastised it with a horrible chastisement.

Bijan Moeinian

There have been many communities who had rebelled against the laws of their Lord relayed to them by God’s Messengers. I (God) dealt with them accordingly and severely punished them.

E. Henry Palmer

How many a city has turned away from the bidding of its Lord and His apostles; and we called them to a severe account, and we tormented them with an unheard-of torment!

Edip-Layth

Many a community rebelled against the commands of its Lord and His messengers. Thus, We called them to account, and requited them a terrible requital.

George Sale

How many cities have turned aside from the command of their Lord and his apostles? Wherefore We brought them to a severe account; and We chastised them with a grievous chastisement:

Hamid S. Aziz

And how many a community rebelled against the commandment of its Lord and His Messengers, so We called it to account severely and We chastised it with a stern chastisement.

Mahmoud Ghali

And (similarly) (many) a town there has been that rebelled against the Command of its Lord and His Messengers, so We reckoned with it a strict reckoning, and tormented it a highly maleficent torment!

Marmaduke Pickthall

And how many a community revolted against the ordinance of its Lord and His messengers, and We called it to a stern account and punished it with dire punishment,

Mohamed Ahmed - Samira

How many habitations rebelled against their Lord's command and His apostles; but We took them to severe task, and punished them with the harshest punishment.

Muhammad Asad

AND HOW MANY a community has turned with disdain from the commandment of its Sustainer and His apostles! -whereupon We callled them all to account with an accounting severe, and caused them to suffer with a suffering unnameable:

Mustafa Khattab

˹Imagine˺ how many societies rebelled against the commandments of their Lord and His messengers, so We called each ˹society˺ to a severe account and subjected them to a horrible punishment.

Progressive Muslims

Many a community rebelled against the commands of its Lord and His messengers. Thus, We called them to account, and requited them a terrible requital.

Sahih International

And how many a city was insolent toward the command of its Lord and His messengers, so We took it to severe account and punished it with a terrible punishment.

Sam Gerrans

And how many a city scorned the command of its Lord and His messengers so We called it to a stern account and punished it with a terrible punishment!

Shabbir Ahmed

And how many a community has rebelled against the Command of its Lord and His Messengers! Hence, We called each to account with a stern accounting and punished it with an exemplary punishment.

Syed Vickar Ahamed

And how many towns (populations) that proudly opposed the command of their Lord and of His messengers; And have We called (them) to account— To severe account? And We imposed on them a strict punishment.

Taqi Usmani

And how many a township rebelled against the command of its Lord, and against His messengers, so We called them to a severe account, and punished them with a punishment that was unimagined by them.

The Monotheist Group

Many a town rebelled against the command of its Lord and His messengers. Thus, We called them to account severely, and We punished them a terrible punishment.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Que de cités ont refusé avec insolence le commandement de leur Seigneur et de Ses messagers! Nous leur en demandâmes compte avec sévérité, et les châtiâmes dʹun châtiment inouï.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hoevele steden hebben zich van het bevel van hunnen Heer en zijn gezant afgewend! Daarom riepen wij hen tot eene gestrenge verantwoording, en wij kastijdden hen met eene gestrenge kastijding.

Hollandaca — Siregar

En hoeveel steden zijn er niet in opstand gekomen tegen het bevel van hun Heer en Zijn Boodschappers, waarop Wij met hen afrekenden met een harde afrekening. En Wij hebben hen met een verschrikkelijke bestraffing bestraft.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сколько (много) селений [их жителей] возгордилось над приказом их Господа и Его посланников [стали неверующими отвернувшись от повиновения Аллаху]; и Мы рассчитались с ними [с жителями тех селений] сильным расчетом и наказали их тягостным наказанием.

Rusça — Osmanov

О, сколько городов ослушались велений Господа своего и Его посланников! Мы послали им суровую расплату и наказали их тяжкой карой.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

HUR många folk, som i övermod satte sig upp emot Guds och Hans sändebuds befallningar, har Vi inte avkrävt sträng räkenskap och låtit dem utstå svåra straff.