En'am Suresi 116. Ayet — Elfaz
Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.
1وَاِنْve ineğerBağlaç+Şart Edatı
2تُطِعْtuTiǎ'uysanMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.
4مَنْmenkimselerinİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
5فِيfīHarf-i Cer
6الْاَرْضِl-erDiyeryüzündeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
7يُضِلُّوكَyuDillūkeseni saptırırlarMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.
8عَنْǎn-ndanHarf-i Cer
10اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
11اِنْinHarf-i Nefi
12يَتَّبِعُونَyettebiǔneonlar uyuyorlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmek
13اِلَّاillāsadeceİstisna Edatı
14الظَّنَّZ-ZennezannaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.
15وَاِنْve inveBağlaç+Harf-i Nefi
16هُمْhumonlarZamir
17اِلَّاillāsadeceHasr Edatı
18يَخْرُصُونَyeḣruSūnesaçmalıyorlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibخ ر صTahmin yoluyla bir miktar hesaplamak, emin olunmayan bir şey hakkında fikir yürütmek veya görüş oluşturmak, görüş veya tahmin yoluyla konuşmak ve böylece yalan söylemek ve gerçek olmayan şeyler söylemek, yalan uydurmak, aç ve üşümüş olmak.