Vakıa Suresi 65. Ayet — Elfaz
Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:
1لَوْlevşayetŞart Edatı
2نَشَاءُneşā'udileseydikMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
3لَجَعَلْنَاهُle ceǎlnāhuonu yapardıkLam-ı Te'kid+Mazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
4حُطَامًاHuTāmenkuru bir çöpİsimح ط مKüçük parçalara ayırmak, ezmek, ufalamak, parçalamak, yaşlılıktan zayıf ve bitkin düşmek, bir şeyi açığa çıkarmak için parçalamak, aşırı kuruluktan ufalanmak, birbirinin üzerine yığılmak veya bastırmak, bir şeyin üzerine yığılmak veya bastırmak, öfke veya gazapla alevlenmek.
5فَظَلْتُمْfe Zeltumdururdunuzİsti'nafiye Edatı+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabظ ل لKalmak, sürmek, devam etmek, bir şey yapmayı sürdürmek, olmak, dönüşmek, bir şeye dönüşerek büyümek, sebat etmek, bir şey yapmaya devam etti. Gölgelemek, üzerine gölge yapmak. Gölge, gölgelik, barınak. Tente, barınak, kulübe, örtü, gölge veren bulut, koruma, rahatlık ve mutluluk hali.
6تَفَكَّهُونَtefekkehūnesızlanıpMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · Tefa''ul Bâbıف ك هNeşelenmek, mutlu olmak, sıkıntıdan/yükten kurtulmak, eğlenmek, şakalaşmak/gülmek/espri yapmak, keyiflenmek/memnun olmak, eğlendirmek, meyve, hayret etmek, şakacılık yapmak, sevinmek, hayranlık duymak.