(51-52) Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.

ثُمَّ اِنَّكُمْ اَيُّهَا الضَّالُّونَ الْمُكَذِّبُونَ لَاٰكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍ

ṧumme innekum eyyuhā D-Dāllūne l-mukeƶƶibūne / lākilūne min şecerin min zeḳḳūmin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ثُمَّṧummesonra, ayrıca
2اِنَّكُمْinnekumşüphesiz siz de
3اَيُّهَاeyyuhāey
4الضَّالُّونَD-Dāllūneض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.sapıklar
5الْمُكَذِّبُونَl-mukeƶƶibūneك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlayıcılar
1لَاٰكِلُونَlākilūneا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyeceklermutlaka yiyecekler
2مِنْmin-ndan
3شَجَرٍşecerinش ج رEngellemek, tartışma konusu olmak, hakkında tartışmak, yana çekilmek, (mızrakla) itmek, tartışılmak. Shajar alamru bainahun - iş veya durum, aralarında anlaşmazlık ve farklılık konusu olacak şekilde karmaşık hale geldi. Shajarun/shajaratun - ağaç, gövdesi veya sapı olan bitki, bir kişinin kökeni veya soyu.ağacı-
4مِنْmin(bir)
5زَقُّومٍzeḳḳūminز ق مÇabucak yemek, hızlıca yutmak, veba/salgın hastalık, herhangi bir öldürücü yiyecek, Cehennem ehlinin yiyeceği, Cehennemde bulunan belirli bir ağaç, kötü kokulu ve acı küçük yaprakları olan belirli bir ağaç, keskin kokulu toz renkli bir ağaç.Zakkum

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonra da siz ey yalanlayan sapıklar, şüphe yok ki.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonra da siz ey yalanlayan sapıklar, şüphe yok ki.

Adem Uğur

Sonra siz ey sapıklar, yalancılar!

Ahmed Hulusi

Sonra muhakkak ki siz ey (Hakikati) yalanlayıcı sapkınlar. . .

Ahmet Tekin

Dahası, siz, hak yoldan uzaklaşıp, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ederek başlarına buyruk hayat yaşayanlar, Kur’ân’ı ve peygamberleri yalanlayanlar!

Ahmet Varol

Sonra siz, ey sapıklar, yalanlayıcılar!

Ali Bulaç

Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar,

Ali Fikri Yavuz

Sonra, muhakkak ki siz ey sapkınlar, yalancılar!

Ali Rıza Safa

Sonra, aslında siz; ey yoldan çıkmış yalanlayıcılar!

Bayraktar Bayraklı

Sonra, siz ey yalancı sapıklar!

Bekir Sadak

Sonra, siz ey sapiklar, yalanlayanlar!

Celal Yıldırım

Sonra siz, ey şaşkın sapıklar, (hakkı) yalan sayanlar!

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sonra siz ey yoldan sapmış inkârcılar!

Diyanet İşleri

(51-52) Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.

Diyanet İşleri (eski)

Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!

Diyanet Vakfi

Sonra siz ey sapıklar, yalancılar!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra siz, ey sapık inkarcılar,

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra siz, ey sapgın münkirler!

Erhan Aktaş

Sonra siz, ey gerçekten sapkınlıkta olan yalancılar!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra siz, ey gerçekten sapkınlıkta olan yalancılar!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra siz, ey gerçekten sapkınlıkta olan yalancılar!

Fizilal-il Kuran

Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar,

Gültekin Onan

Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar,

Hamdi Döndüren

Sonra ey gerçeği yalanlayan sapkınlar, siz de (toplanacaksınız!).

Hasan Basri Çantay

Sonra hakıykaten siz, ey sapkınlar ve tekzibciler,

Hasib Asutay

Sonra siz ey sapıklar, yalanlayıcılar!

Hayrat Neşriyat

(51-52) Sonra muhakkak ki siz, ey dalâlet içinde olanlar, yalanlayıcılar! (Siz) şübhesiz bir ağaçtan, zakkumdan yiyecek olan kimselersiniz!

İbni Kesir

Sonra gerçekten siz ey sapıklar, yalanlayıcılar;

Mehmet Okuyan

Sonra siz ey yalancı sapkınlar!

Muhammed Esed

ve o zaman, siz ey yoldan sapmış ve hakikati yalanlamış olanlar,

Mustafa İslamoğlu

Sonra siz ey sapıklar, yalanlayanlar!

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra şüphe yok ki, sizler ey sapıklar, tekzîp ediciler!

Ömer Öngüt

Sonra siz ey sapıklar, yalanlayıcılar!

Suat Yıldırım

Sonra siz ey yoldan sapanlar ve hak dini yalan sayanlar!

Süleyman Ateş

Sonra siz de, ey sapık yalanlayıcılar (o zaman toplanacaksınız).

Süleymaniye Vakfı

Sonra siz, ey yalan söyleyip duran sapkınlar!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Siz, ey yoldan çıkmış yalancılar!

Şaban Piriş

-Sonra siz, ey sapıklar, yalanlayanlar!

Tefhim-ul Kuran

Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalancılar,

Ümit Şimşek

Sonra da, ey yalanlayıcı sapıklar!

Yaşar Nuri Öztürk

Ve siz de ey sapık yalanlayıcılar!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sonra, siz ey doğru yoldan azanlar, haqqı yalan sayanlar!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sonra, siz ey (haqq) yoldan azanlar, (haqqı) dananlar!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Ihr Verirrten, ihr Leugner!

Almanca — M. A. Rassoul

Dann, o ihr Irregegangenen und Leugner

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann werdet ihr ableugnende Abirrende

English (26)

Abdel Khalek Himmat

" And then you perverts, deniers of all truth ",

Abdul Haleem

and you who have gone astray and denied the truth

Abdullah Yusuf Ali

"Then will ye truly,- O ye that go wrong, and treat (Truth) as Falsehood!-

Abul A'la Maududi

Then you, the erring ones and those that gave the lie to the Truth,

Aisha Bewley

Then you, you misguided, you deniers

Al-Hilali & Khan

"Then moreover, verily you the erring-ones, the deniers (of Resurrection)!

Ali Quli Qarai

Then indeed, you, astray deniers,

Amatul Rahman Omar

`Then, O you that have gone astray and cried lies (to the truth)!

Arthur John Arberry

Then you erring ones, you that cried lies,

Bijan Moeinian

"Then you disbelieving deniers. "

E. Henry Palmer

Then ye, O ye who err! who say it is a lie!

Edip-Layth

"Then you, O rejecting strayers,"

George Sale

Then ye, O men, who have erred, and denied the resurrection as a falsehood,

Hamid S. Aziz

"Then shall you, O you who err and call it a lie!

Mahmoud Ghali

Thereafter, surely you, you erring ones, the beliers,

Marmaduke Pickthall

Then lo! ye, the erring, the deniers,

Mohamed Ahmed - Samira

Then you, the erring and the deniers,

Muhammad Asad

and then, verily, O you who have gone astray and called the truth a lie,

Mustafa Khattab

Then you, O  misguided deniers,

Progressive Muslims

"Then you, O rejecting strayers,"

Sahih International

Then indeed you, O those astray [who are] deniers,

Sam Gerrans

Then you, O you, the straying and the denying,

Shabbir Ahmed

Then, behold, O You the straying deniers!

Syed Vickar Ahamed

"Then surely, will you truly— O you who go wrong, and treat (Truth) as falsehood!

Taqi Usmani

Then O you, the erring, the denying people,

The Monotheist Group

"Then you, O rejecting strayers,"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et puis, vous, les égarés, qui traitiez (la Résurrection) de mensonge,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Piştre bi rastî hûn, hey gelî jirêderketiyên derewîn!..

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dan zullen jullie, o dwalers, die zeiden dat het leugens waren

Hollandaca — Salomo Keyzer

En gij, o menschen! die gedwaald, en de opstanding als eene valschheid geloochend hebt.

Hollandaca — Siregar

Daarna zullen jullie, O dwalende, loochenaars.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Потом, поистине, вы, о, заблудшие (с Истинного Пути), и считающие ложью (то, что сообщил вам Аллах и затем Его Посланник),

Rusça — Osmanov

Тогда вы, о заблудшие опровергатели,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och då måste ni som övergav (den raka) vägen och kallade sanningen för lögn,