Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.

اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَاحِدَةً فَكَانُوا كَهَشِيمِ الْمُحْتَظِرِ

innā erselnā ǎleyhim SayHaten vāHideten fe kānū ke heşīmi l-muHteZiri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّٓاinnāelbette biz
2اَرْسَلْنَاerselnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegönderdik
3عَلَيْهِمْǎleyhimonların üzerine
4صَيْحَةًSayHatenص ي حBağırmak/haykırmak, gürültü yapmak. Sayhatun - yıldırım, çığlık, patlama, korkunç ve güçlü gürültü.sayha (korkunç bir ses)
5وَاحِدَةًvāHidetenو ح دBir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız.tek
6فَكَانُواfe kānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldular
7كَهَشِيمِke heşīmiه ش مEzmek/kırmakkuru ot gibi
8الْمُحْتَظِرِl-muHteZiriح ظ رEngellemek, kısıtlamak, yasaklamak, hapsetmek, sınırlamak, kısıtlamak, kapatmak, bir ayrım sınırı oluşturmak, bir kişi veya şey aracılığıyla kendini korumak veya savunmak.ağıldaki

Tüm mealler

Meal seçin (78 / 78 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gerçekten de bir bağırış gönderdik onlara, derken hayvan ağılına konan çalıya çırpıya döndüler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gerçekten de bir bağırış gönderdik onlara, derken hayvan ağılına konan çalıya çırpıya döndüler.

Adem Uğur

Biz onların üzerlerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki biz onların üzerine sayha-i vahide (bir tek şiddetli titreşimli ses) irsal ettik de (davarların önüne) konmuş çöp kırıntısı gibi oldular.

Ahmet Tekin

Biz onlara şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe indirdik. Ânında, hayvan ağılında kalan döküntüye döndüler.

Ahmet Varol

Biz onların üzerlerine bir tek çığlık gönderdik. Bunun üzerine ağılın çalı çırpısı gibi oldular.

Ali Bulaç

Çünkü Biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Böylece onlar, ağıldaki çalı çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler.

Ali Fikri Yavuz

Çünkü biz, üzerlerine korkunç bir ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyib ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.

Ali Rıza Safa

Aslında, benzersiz bir gürlemeyi, onların üzerine gönderdik. Hayvan barınaklarındaki ufalanmış kuru otlar gibi oldular.

Bayraktar Bayraklı

Biz onların üzerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler.

Bekir Sadak

Nitekim uzerlerine bir ciglik gonderdik de, agilcilarin kullandigi kurumus ot gibi oldular.

Celal Yıldırım

Hakikat biz, üzerlerine bir tek haykırış salıverdik, onlar da, davar ağılındaki kuru ot gibi oldular.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Üzerlerine tek bir ses yolladık da hayvan ağılındaki (çiğnenip ufalanmış) kuru çalılar gibi oluverdiler.

Diyanet İşleri

Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.

Diyanet İşleri (eski)

Nitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular.

Diyanet Vakfi

Biz onların üzerlerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz onların üzerine tek sayha (korkunç bir ses) gönderdik; ağılcının topladığı çalı çırpı kırıntıları gibi kırılıp dökülüverdiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü Biz üzerlerine tek bir sayha gönderiverdik; ağılcı çırpısı gibi kırılıp dökülüverdiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü biz üzerlerine tek bir sayha salıverdik, ağılcı çırpısı gibi kırılıp döküle kaldılar

Erhan Aktaş

Biz, onların üzerlerine tek bir sayha gönderdik. Böylece ağıldaki ufalanmış kuru ot gibi oldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, onların üzerlerine tek bir sayha gönderdik. Böylece ağıldaki ufalanmış kuru ot gibi oldular.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, onların üzerlerine tek bir sayha gönderdik. Böylece ağılcıların topladığı ufalanmış kuru ot gibi oldular.

Fizilal-il Kuran

Onların üzerine bir tek çığlık saldık da ağıl bekçisinin biriktirdiği kuru ot yığınlarına dönüştüler.

Gültekin Onan

Çünkü biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Böylece onlar, ağıldaki çalı çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler.

Hamdi Döndüren

Biz onların üzerine, korkunç bir ses gönderdik. Hemen ağıla konan kuru ot gibi oluverdiler.

Hasan Basri Çantay

Çünkü biz onların üzerine korkunç bir ses gönderdik de hayvan ağılına konan kuru çalı çırpı ve otlar gibi oluverdiler.

Hasib Asutay

Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdi.

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz ki biz, onların üzerlerine (korkunç) bir ses gönderdik de, ağıl yapanın (topladığı) kuru ot kırıntıları gibi oldular!

İbni Kesir

Nitekim üzerlerine bir tek çığlık gönderdik de ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular.

Mehmet Okuyan

(Deveyi kesince) biz de üzerlerine korkunç bir ses göndermiştik. Ağıla konulan kuru ot gibi olmuşlardı.

Muhammed Esed

Biz onlara (ceza olarak) bir tek darbe vurduk ve bir çiftliğin kurumuş, kırılmış fidanlarına döndüler.

Mustafa İslamoğlu

Elbet Biz de onlara tek bir bela sayhası gönderdik: sonunda çürüyüp un-ufak olmuş odun talaşına döndüler.

Ömer Nasuhi Bilmen

(30-31) O halde nasıl olmuş oldu azabım ve tehdidim? Muhakkak ki, onların üzerlerine bir sayha gönderdik. Artık onlar ağıla konmuş kuru ot gibi oldular.

Ömer Öngüt

Biz onların üzerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler.

Suat Yıldırım

Biz onlara bir sayha, müthiş bir ses gönderdik, davar ağılındaki kuru ot ve çırpı gibi oldular.

Süleyman Ateş

Biz onların üzerine tek sayha (korkunç bir ses) gönderdik; ağılcının topladığı kuru ot gibi kırılıp döküldüler.

Süleymaniye Vakfı

Üzerlerine yüksek bir ses gönderdik. Hepsi ağılcının kullandığı kuru ot parçaları gibi oldular.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Üzerlerine yüksek bir ses saldık; hayvan barınağına serilmiş kuru otlar gibi oldular.

Şaban Piriş

Onların üstüne tek bir çığlık gönderdik de deve ağılındaki kuru ot gibi oldular.

Tefhim-ul Kuran

Çünkü biz onların üzerine bir tek çığlık gönderiverdik. Böylece onlar, ağıldaki çalı çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler.

Ümit Şimşek

Onlara tek bir ses gönderdik de ağıla yığılmış çalı çırpıya döndüler.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz, onlar üzerine bir tek ses gönderdik de ağılcının serptiği kuru ot gibi kırılıp ufalandılar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Həqiqətən, Biz onlara bircə tükürpədici səs göndərdik və onlar mal-qara ağılında istifadə edilən quru saman kimi oldular.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onlara bircə dəhşətli (tükürpədici) səs (Cəbrailin qışqırtısını) göndərdik, dərhal (heyvanlar üçün) ağıl düzəldənin istifadə etdiyi quru ota (həşəmə) döndülər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir schickten einen einzigen vernichtenden Schrei über sie, und sie wurden wie das dürre Stroh der Viehställe.

Almanca — Der Edle Quran

Wir sandten ja gegen sie einen einzigen Schrei, da waren sie (sogleich) wie das vertrocknete Zeug von Viehgehegen.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, Wir entsandten einen einzigen Schrei auf sie, und sie wurden wie dürre, zertretene Stoppeln.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, WIR schickten über sie einen einzigen Schrei, dann waren sie wie die Stoppeln für den Stallinhaber.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And how great and direful was the one cry* We sent against them from the realm of heaven that they came to be like the bristly stubbles of grain stalks that are left in the ground.

Abdul Haleem

We released a single mighty blast against them and they ended up like a fencemaker’s dry sticks.

Abdullah Yusuf Ali

For We sent against them a single Mighty Blast, and they became like the dry stubble used by one who pens cattle.

Abul A'la Maududi

Behold, We sent a single Blast against them, and they became like the trampled twigs of a sheep pen-builder.

Aisha Bewley

We sent a single Blast against them and they were just like a thatcher’s reeds.

Al-Hilali & Khan

Verily, We sent against them a single Saihah (torment - awful cry), and they became like the stubble of a fold-builder.

Ali Quli Qarai

We sent against them a single Cry, and they became like the dry sticks of a corral builder.

Amatul Rahman Omar

And We let loose a single and sudden blast against them and they became crushed like dry twigs whittled down by an enclosure-maker.

Arthur John Arberry

We loosed against them one Cry, and they were as the wattles of a pen-builder.

Bijan Moeinian

I sent them only one blow which made them look like harvested hay.

E. Henry Palmer

Verily, we sent against them one noise, and they were like the dry sticks of him who builds a fold.

Edip-Layth

We sent upon them one scream, whereupon they became like harvested hay.

George Sale

For We sent against them one cry of the angel Gabriel, and they became like the dry sticks used by him who buildeth a fold for cattle.

Hamid S. Aziz

Surely We sent upon them a single Shout (or Blast), so they became like the dry stubble which the maker of an enclosure collects.

Mahmoud Ghali

Surely We sent against them one Shout; so they were as the chaff of a pen-builder.

Marmaduke Pickthall

Lo! We sent upon them one Shout, and they became as the dry twigs (rejected by) the builder of a cattle-fold.

Mohamed Ahmed - Samira

We sent a single blast against them, and they were reduced to husks of a decayed fence.

Muhammad Asad

Behold, We let loose upon them one single blast [of Our punishment], and they became like the dried-up, crumbling twigs of a sheepfold.

Mustafa Khattab

Indeed, We sent against them ˹only˺ one ˹mighty˺ blast, leaving them like the twigs of fence-builders.

Progressive Muslims

We sent upon them one scream, whereupon they became like harvested hay.

Sahih International

Indeed, We sent upon them one blast from the sky, and they became like the dry twig fragments of an [animal] pen.

Sam Gerrans

We sent upon them one Blast, and they were like the dry stalks of the fence-maker.

Shabbir Ahmed

Behold, We sent upon them a single mighty Blast whereupon they crumbled to chaff.

Syed Vickar Ahamed

Verily, We sent against them a single Mighty Blast, and they became like the dry stubble used by one that keeps the cattle.

Taqi Usmani

We sent upon them a single Cry, and they were like crushed leafs of a hedge-builder.

The Monotheist Group

We sent upon them one scream, whereupon they became like harvested hay.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous lachâmes sur eux un seul Cri, et voilà quʹils furent réduits à lʹétat de paille dʹétable.

Hollandaca (1)

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, Wij zonden één bliksemslag, waarop zij als dorre takken voor veevoer werden.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Воистину, Мы низвели на них [трубный] глас, и они уподобились хворосту, идущему на ограду.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi lät ett enda dån (- dånet av detta straff -) genljuda över dem, och där låg de som (en hög) torra störar till en inhägnad.