İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki, "O bir büyücüdür" yahut "bir delidir" demiş olmasınlar.

كَذٰلِكَ مَا اَتَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا قَالُوا سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُونٌ

ke ƶālike mā etā (e)lleƶīne min ḳablihim min rasūlin illā ḳālū sāHirun ev mecnūnun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1كَذٰلِكَke ƶālikeişte böyle
2مَا
3اَتَىetāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekgelmedi
4الَّذِينَ(e)lleƶīneonlara ki
5مِنْmin
6قَبْلِهِمْḳablihimق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekonlardan önce
7مِنْminhiçbir
8رَسُولٍrasūlinر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebir resul
9اِلَّاillāmutlaka
10قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
11سَاحِرٌsāHirunس ح رBüyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vaktibüyücüdür
12اَوْevveya
13مَجْنُونٌmecnūnunج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcinlenmiştir

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Böylece onlardan önce de hiçbir peygamber gelmedi ki ona büyücü, yahut da deli demesinler.

Adem Uğur

İşte böylece, onlardan öncekilere her hangi bir peygamber geldiğinde hemen: O, bir büyücüdür veya delidir, dediler.

Ahmed Hulusi

İşte (gerçek durum) böyle! Onlardan öncekilere de (Allah'a, hakikatlerine çağıran) herhangi bir Rasul geldiğinde, mutlaka: "Bu büyücü veya mecnun" dediler.

Ahmet Tekin

Geçmişteki peygamber-toplum ilişkileri böyle cereyan etmişti. Onlardan öncekilere de herhangi bir Rasul geldiğinde ona mutlaka: 'Büyüleyici söz söyleyerek aklı etkileyen biridir veya cinlere mahkum olmuştur, delidir.' dediler.

Ahmet Varol

İşte böyle. Onlardan öncekilere de ne zaman bir peygamber geldiyse muhakkak: 'Büyücü veya delidir' dediler.

Ali Bulaç

İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, senin kavmin, sana sihirbaz yahud mecnûn dediği gibi), onlardan evvelki ümmetler de bir peygamber gelince; muhakkak böyle; ya sihirbaz dediler, ya mecnun...

Ali Rıza Safa

İşte böyle. Onlardan öncekiler de gelen her elçiye başka bir şey söylemediler: "Ya büyücü ya da deli!"

Bayraktar Bayraklı

Aynen bunların yaptığı gibi, onlardan öncekilere de bir peygamber geldiğinde ona "büyücü" ya da "deli" demişlerdi.

Bekir Sadak

Onlardan oncekilere, herhangi bir peygamber gelince: «Sihirbazdir» veya «Delidir» derlerdi.

Celal Yıldırım

Bunun gibi onlardan öncekilere de ne kadar bir peygamber gönderdikse, mutlaka, «bu bir sihirbazdır veya delinin biridir,» demişlerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İşte böyle; kendilerinden öncekilere de hiçbir peygamber gelmemiştir ki, “O bir sihirbaz veya bir mecnun” demiş olmasınlar.

Diyanet İşleri

İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki, "O bir büyücüdür" yahut "bir delidir" demiş olmasınlar.

Diyanet İşleri (eski)

Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: 'sihirbazdır' veya 'Delidir' derlerdi.

Diyanet Vakfi

İşte böylece, onlardan öncekilere her hangi bir peygamber geldiğinde hemen: O, bir büyücüdür veya delidir, dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Böylece onlardan öncekilere de herhangi bir peygamber gelince, onun hakkında da mutlaka: «Bir sihirbazdır veya bir delidir.» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Böyle, onlardan öncekiler bir peygamber gelince muhakkak: "Ya sihirbaz, ya delidir" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Böyle, bunlardan evvelkiler bir Resul gelince behemehal ya sahir dediler ya mecnun

Erhan Aktaş

Aynen bunlar gibi, bunlardan öncekiler de kendilerine gelen Resullere, "Sihirbazdır veya mecnundur." dan başka bir şey demediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Aynen bunlar gibi, bunlardan öncekiler de kendilerine gelen resullere, "Sihirbazdır veya mecnundur." dan başka bir şey demediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Aynen bunlar gibi, bunlardan öncekiler de, kendilerine gelen rasullere, "Sihirbazdır veya mecnundur." dan başka bir şey demediler.

Fizilal-il Kuran

İşte böyle, onlardan önce de ne kadar elçi geldiyse mutlaka: «Büyücü veya cinlenmiş» dediler.

Gültekin Onan

İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir.

Hamdi Döndüren

İşte böyle, onlardan önce de, ne kadar elçi geldiyse mutlaka “büyücü” veya “cinlenmiş!” dediler.

Hasan Basri Çantay

Onlardan evvelkilere de herhangi bir peygamber gelmedi ki (onun hakkında da) mutlakaa böylece sihirbaz, yahud mecnun dediler.

Hasib Asutay

İşte böyle! Onlardan (12) öncekilere hiçbir peygamber gelmemiştir ki, “O, büyücüdür veya delidir' demiş olmasınlar. (12. Kavminden.)

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) İşte böyle, onlardan öncekilere ne zaman bir peygamber geldiyse, mutlaka (ona da): '(O) bir sihirbazdır veya mecnundur!' dediler.

İbni Kesir

İşte böyle. Onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde sadece; büyücüdür veya delidir, dediler.

Mehmet Okuyan

Böylece onlardan öncekilere herhangi bir elçi geldiğinde elbette “O bir büyücüdür veya cinlenmiştir!” demişlerdi.

Muhammed Esed

İşte böyle, kendilerinden önce yaşamış olanlara da hangi elçi geldiyse, mutlaka, "(O) bir göz boyayıcı(dır), yahut bir deli!" dediler.

Mustafa İslamoğlu

İşte böyle! Onlardan öncekiler, kendilerine gelen her peygambere mutlaka "sihirbaz" ya da "mecnun" dediler;

Ömer Nasuhi Bilmen

Böylecedir. Onlardan evvelkilere de bir peygamber gelmedi ki illâ «Sâhirdir veya mecnûndur,» dediler.

Ömer Öngüt

İşte böyle. Onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde hemen: "Bir sihirbaz veya bir delidir. " dediler.

Suat Yıldırım

İşte böyle... Senin hemşehrilerinden önceki ümmetlere ne zaman bir elçi geldiyse mutlaka ona muhatapları büyücü veya deli dediler.

Süleyman Ateş

İşte böyle, onlardan önce de ne kadar elçi geldiyse mutlaka: "Büyücü veya cinlenmiş" dediler.

Süleymaniye Vakfı

Hep böyle olmuştur; bunlardan öncekiler de kendilerine gelen her elçiye mutlaka ya "sihirbaz" ya da "cinlerin etkisine girmiş" demişlerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hep öyle oldu; daha önce de hangi elçi gelse, ya büyücü ya da cinlerin etkisine girmiş dediler.

Şaban Piriş

İşte, böyle... Onlardan öncekilere de bir elçi gelmedi ki ona sihirbaz veya mecnun dememiş olsunlar.

Tefhim-ul Kuran

İşte böyle; onlardan öncekiler de herhangi bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onlar da: «Büyücü veya cinlenmiş» demişlerdir.

Ümit Şimşek

Şimdi olduğu gibi, onlardan öncekilere de ne zaman bir peygamber gelse ya büyücü demişlerdi, ya deli.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte böyle! Onlardan önce herhangi bir resul geldiğinde, mutlaka şöyle dediler: "Ya büyücüdür ya deli."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Beləcə, onlardan əvvəlkilərə də elə bir elçi gəlmədi ki, onun barəsində: “Sehrbazdır, ya da dəlidir!”– deməsinlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum! Sənin qövmün sənə şair, sehrbaz, divanə dediyi kimi) eləcə də onlardan əvvəlkilər özlərinə bir peyğəmbər gələr-gəlməz ona sehrbaz, divanə dedilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

So war es auch mit den Völkern vor ihnen. Es ist zu ihnen kein Gesandter gekommen, über den sie nicht sagten: ʺEr ist ein Zauberer oder ein Wahnsinniger.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

So kam auch zu denjenigen, die vor ihnen waren, kein Gesandter, ohne daß sie gesagt hätten: ʺEin Zauberer oder ein Besessener.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

So kam auch zu denen vor ihnen kein Gesandter, ohne daß sie gesagt hätten: ʺ(Dies ist) ein Zauberer oder ein Besessener!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Solcherart, zu denjenigen vor ihnen kam kein Gesandter, ohne daß sie sagten: ʺ(Er ist) ein Magier oder geistesgestört.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Bear with them O Muhammad; no Messenger that was sent to the people before them but they unjustly labeled him a sorceror or a demoniac.

Abdul Haleem

Every previous people to whom a messenger was sent also said, ‘A sor-cerer, or maybe a madman!’

Abdullah Yusuf Ali

Similarly, no messenger came to the Peoples before them, but they said (of him) in like manner, "A sorcerer, or one possessed"!

Abul A'la Maududi

Thus has it been (in the past): never did a Messenger come to the nations that preceded them but they said: "(He is) a sorcerer, or a mad-man."

Aisha Bewley

Equally, no Messenger came to those before them without their saying, ‘A magician or a madman!’

Al-Hilali & Khan

Likewise, no Messenger came to those before them but they said: "A sorcerer or a madman!"

Ali Quli Qarai

So it was that there did not come to those who were before them any apostle but they said, ‘A magician,’ or ‘A crazy man!’

Amatul Rahman Omar

Even so, no Messenger came to their predecessors but they said, `(He is) a sorcerer, or (rather) a madman,

Arthur John Arberry

Even so not a Messenger came to those before them but they said, 'A sorcerer, or a man possessed!'

Bijan Moeinian

This is a trend: whenever a Prophet is sent to a people, they would say: "He is a crazy magician. "

E. Henry Palmer

Thus there came no apostle to those before them, but they said, 'A sorcerer, mad!'

Edip-Layth

Likewise, when a messenger went to those before them, they said, "A magician, or crazy."

George Sale

In like manner there came no apostle unto their predecessors, but they said, this man is a magician, or a madman.

Hamid S. Aziz

Thus there did not come to those before them a messenger but they said, "(He is) A sorcerer or a mad man. "

Mahmoud Ghali

Thus in no way did (any) Messenger come up to the ones even before them except that they said, "A sorcerer or a madman. "

Marmaduke Pickthall

Even so there came no messenger unto those before them but they said: A wizard or a madman!

Mohamed Ahmed - Samira

Even thus no apostle came to those before them but they said: "He is a sorcerer or a mad man. "

Muhammad Asad

[But] thus it is: never yet came any apostle to those who lived before their time but they said, "A spel1binder

Mustafa Khattab

Similarly, no messenger came to those before them without being told: "A magician or a madman!"

Progressive Muslims

Likewise, when a messenger went to those before them, they said: "A magician, or crazy. "

Sahih International

Similarly, there came not to those before them any messenger except that they said, "A magician or a madman. "

Sam Gerrans

Thus came there no messenger to those before them save they said: “A sorcerer, or one possessed.”

Shabbir Ahmed

But, thus it is. No Messenger came to those before their time, but they said, "A wizard or a madman!"

Syed Vickar Ahamed

Like this, no messenger came to the peoples before them, but they said (of him) in like manner, an (evil) magician, or a madman!

Taqi Usmani

In similar way, no messenger came to those before them, but they said, "(He is) a magician or a madman."

The Monotheist Group

Likewise, when a messenger went to those before them, they said: "A magician, or crazy."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ainsi, aucun Messager nʹest venu à leurs prédécesseurs sans quʹils nʹaient dit: ʺCʹest un magicien ou un possédé!ʺ

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zo is er ook tot hen die er voor hun tijd waren geen gezant gekomen zonder dat zij zeiden: ʺEen tovenaar of een bezetene.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Op dezelfde wijze kwam er geen gezant tot hunne voorgangers of zij zeiden: Deze man is een toovenaar of een bezetene.

Hollandaca — Siregar

Zo kwam er tot degenen vóór hen geen Boodschapper, of zij zeiden: ʺ(Hij is) een tovenaar, of een bezetene.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Также (как курайшиты не признали Посланника Аллаха) не (было такого, что) приходил к тем, кто был до них [к людям, которые жили прежде], посланник, чтобы они не сказали: «Колдун или одержимый (бесами)!

Rusça — Osmanov

[И было так], что о каждом посланнике, приходившем к [народам], которые жили до них, говорили: ʺОн - колдун или одержимыйʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Men som de uppträder mot dig) så har det alltid varit. Inget sändebud kom till dem som levde i gångna tider utan att de kallade honom trollkarl eller galning.