Zariyat Suresi 42. Ayet — Elfaz
Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.
1مَاmāHarf-i Nefi
2تَذَرُteƶerubırakmıyorMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeو ذ رTerk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmek
3مِنْminhiçbirHarf-i Cer
4شَيْءٍşey'inşeyiİsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
5اَتَتْetetgeçtiğiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek
6عَلَيْهِǎleyhiüzerindenHarf-i Cer+Zamir
7اِلَّاillāancakHasr Edatı
8جَعَلَتْهُceǎlethuonu ediyorduMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
9كَالرَّمِيمِke r-ramīmikül gibiHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimر م مÇürümüş olmak, (kemik) çürüyüp aşınmış olmak, kül gibi olmak.