Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.
مَا تَذَرُ مِنْ شَيْءٍ اَتَتْ عَلَيْهِ اِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّمِيمِ
mā teƶeru min şey'in etet ǎleyhi illā ceǎlethu ke r-ramīmi
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Nereden geçmiş, neye dokunmuşsa orasını ve o şeyi çürümüş kemiğe döndürmüştü.
Abdulkadir Gölpınarlı
Nereden geçmiş, neye dokunmuşsa orasını ve o şeyi çürümüş kemiğe döndürmüştü.
Adem Uğur
Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.
Ahmed Hulusi
Üzerine geldiği hiçbir şeyi ayakta bırakmıyor, onu un ufak kılıyordu!
Ahmet Tekin
Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi canlı bırakmıyor, kül haline getiriyordu.
Ahmet Varol
Üzerinden geçtiği hiçbir şey bırakmaksızın hepsini kül gibi ediyordu.
Ali Bulaç
Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp kül gibi dağıtıyordu.
Ali Fikri Yavuz
Öyle bir rüzgâr ki, uğradığı bir şeyi bırakmıyor, mutlak onu kül gibi savuruyordu.
Ali Rıza Safa
Üzerinden geçtiği her şeyi kül durumuna getirmeden bırakmıyordu.
Bayraktar Bayraklı
Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.
Bekir Sadak
(41-42) Ad milletinin basindan gecende de ibret vardir: Onlarin uzerine, ugradigi her seyi birakmayip toza ceviren kuru bir ruzgar gonderdik.
Celal Yıldırım
(Kasırga) nerenin üzerine uğradıysa mutlaka orayı kül haline çeviriyordu.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, kül edip savuruyordu
Diyanet İşleri
Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.
Diyanet İşleri (eski)
(41-42) Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.
Diyanet Vakfi
Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
O rüzgar üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi dağıtıyordu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
(O rüzgar) uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu çürütüp kül gibi ediyordu.
Elmalılı Hamdi Yazır
Uğradığı bir şey'i bırakmıyor, mutlak onu çürütüp kül gibi ediyordu
Erhan Aktaş
Nereye uğradıysa orayı çürümüş çer çöpe çevirmişti.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Nereye uğradıysa orayı çürümüş çer çöpe çevirmişti.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Nereye uğradıysa orayı çürümüş çer çöpe çevirmişti.
Fizilal-il Kuran
Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.
Gültekin Onan
Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp kül gibi dağıtıyordu.
Hamdi Döndüren
Öyle ki, üzerinden geçtiği hiçbir şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.
Hasan Basri Çantay
(Öyle bir rüzgar ki) her uğradığı şey'i (yerinde) bırakmıyor, mutlakaa onu kül gibi savuruyordu.
Hasib Asutay
(O rüzgâr) üzerinden geçtiği hiçbir şeyi (canlı) bırakmıyor, onu (çürütüp) kül gibi ediyordu.
Hayrat Neşriyat
(O,) üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu toz gibi ediyordu!
İbni Kesir
İsabet ettiği şeyi bırakmayıp toza çeviriyordu.
Mehmet Okuyan
(O kasırga) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmamış, her şeyi kül edip savurmuştu.
Muhammed Esed
(bu kasırga) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmadı ve (her şeyi) çürümüş kemiklere benzetti.
Mustafa İslamoğlu
(Bu fırtına) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmadı, hepsini kül edip göğe savurdu.
Ömer Nasuhi Bilmen
(41-42) Ve Âd (kavminin kıssasında da (ibret vardır). O vakit ki, onların üzerine faidesiz, muzır rüzgarı gönderdik. Üzerine her uğradığı şeyi bırakmıyordu, illâ ki, onu çürümüş bir kül gibi kılmış oluyordu.
Ömer Öngüt
Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.
Suat Yıldırım
Bu rüzgâr, uğradığı her şeyi derhal kül gibi savuruyordu.
Süleyman Ateş
Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, onu kül gibi ediyordu.
Süleymaniye Vakfı
Üstünden geçtiği şeyleri, çürümüş gibi yapmadan bırakmıyordu.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Üstünden geçtiği hiç bir şeyi bırakmıyor, kül gibi savuruyordu.
Şaban Piriş
Dokunduğu her şeyi çürük kemik gibi yapmıştı.
Tefhim-ul Kuran
Üzerinden geçtiği her şeyi (olduğu gibi) bırakmıyor, mutlaka onu çürütüp kül gibi dağıtıyordu.
Ümit Şimşek
Bir rüzgâr ki, dokunduğu herşeyi küle çeviriyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
Üzerinden geçtiği her şeyi kül haline getirmeden bırakmıyordu.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O külək üstündən keçdiyi hər bir şeyi sovurub külə döndərirdi.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
O, qarşısına çıxan heç bir şeyi buraxmır, onu sovurub külə (çör-çöpə) döndərirdi.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Nichts berührte er, ohne daß er es zu morschen Knochen gemacht hätte.
Almanca — Der Edle Quran
Nichts von (all) dem, worüber er kam, ließ er zurück, ohne es wie Zerfallenes werden zu lassen.
Almanca — M. A. Rassoul
er ließ nichts von alledem, was er heimsuchte, zurück, ohne daß er alles gleichsam morsch gemacht hätte.
Almanca — Muhammad Zaidan
der nichts von dem läßt, worüber er wehte, ohne daß er es zu Zermalmtem machte.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Nothing did it touch but it reduced to ruin and decay.
Abdul Haleem
and it reduced everything it came up against to shreds.
Abdullah Yusuf Ali
It left nothing whatever that it came up against, but reduced it to ruin and rottenness.
Abul A'la Maududi
that left nothing that it came upon without reducing it to rubble.
Aisha Bewley
which left nothing it touched without turning it to dust.
Al-Hilali & Khan
It spared nothing that it reached, but blew it into broken spreads of rotten ruins.
Ali Quli Qarai
It left nothing that it came upon without making it like decayed bones.
Amatul Rahman Omar
It spared nothing whatever it came upon but reduced it to (dust-like stuff of) rotten bones.
Arthur John Arberry
that left nothing it came upon, but made it as stuff decayed.
Bijan Moeinian
Which destroyed anything on its path.
E. Henry Palmer
that left naught on which it came without making it ashes!
Edip-Layth
Anything that it came upon was utterly destroyed.
George Sale
it touched not ought, whereon it came, but it rendered the same as a thing rotten and reduced to dust.
Hamid S. Aziz
It spared naught on which it blew, but made it like dust.
Mahmoud Ghali
In no way did it come upon anything except that it left it out (and) made it as a rotten (stuff).
Marmaduke Pickthall
It spared naught that it reached, but made it (all) as dust.
Mohamed Ahmed - Samira
Which turned everything it touched to ashes.
Muhammad Asad
which spared nothing of what it came upon, but caused [all of] it to become like bones dead and decayed.
Mustafa Khattab
There was nothing it came upon that it did not reduce to ashes.
Progressive Muslims
Anything that it came upon was utterly destroyed.
Sahih International
It left nothing of what it came upon but that it made it like disintegrated ruins.
Sam Gerrans
It left nothing it came upon save it made it as decayed ruins.
Shabbir Ahmed
It spared nothing that it blew on and smashed it to dust.
Syed Vickar Ahamed
It left nothing whatever that it came up against. But reduced it to ruin and decay.
Taqi Usmani
it spared nothing it came upon, but rendered it like a stuff smashed by decay.
The Monotheist Group
Anything that it came upon was utterly destroyed.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
nʹépargnant rien sur son passage sans le réduire en poussière.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Tiştê ku bi ser de çûye zindî nehiştiye, her ew kiriye mîna hestiyê rizî yan jî mîna xweliya liberbaketî.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
die waar hij overheen ging niets overliet, maar het als gruis maakte.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Die niets aanraakte, waar hij nederkwam, of hij verwoeste het, als een verrot voorwerp, en maakte het tot stof.
Hollandaca — Siregar
Die niets heel liet van wat hij tegenkwam, maar (alles) tot ruïnes maakte.
Rusça (1)
Rusça — Osmanov
обращающий во прах все, чего он касался.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
som, där den drar fram, inte lämnar något levande efter sig utan förvandlar allt till multnande ben.