Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.
فَقَرَّبَهُ اِلَيْهِمْ قَالَ اَلَا تَأْكُلُونَ
fe ḳarrabehu ileyhim ḳāle elā te'kulūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Onların önüne koymuştu da yemez misiniz demişti.
Abdulkadir Gölpınarlı
Onların önüne koymuştu da yemez misiniz demişti.
Adem Uğur
Onların önüne koyup "Yemez misiniz?" demişti.
Ahmed Hulusi
Onu onlara yaklaştırıp: "Yemeyecek misiniz?" dedi.
Ahmet Tekin
Kızarmış buzağı etini önlerine sürdü. 'Etten yemiyecek misiniz?' dedi.
Ahmet Varol
Onu onlara yaklaştırıp: 'Yemez misiniz?' dedi.
Ali Bulaç
Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "Yemez misiniz?" dedi.
Ali Fikri Yavuz
Onu (yemek olarak) önlerine koydu. “-Yemeğe buyurmaz mısınız?” dedi. (Yemeğinden misafirlerin yemediğini görünce):
Ali Rıza Safa
Önlerine koydu; "Yemiyor musunuz?" dedi.
Bayraktar Bayraklı
Onların önüne koyup, "Yemez misiniz?" dedi.
Bekir Sadak
(26-27) Hemen ailesine giderek semiz bir buzagi getirmis, onlarin onune surup: «Yemez misiniz?» demisti.
Celal Yıldırım
Onlara yaklaştırıp, «buyrun yemez misiniz ?» dedi.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Onu önlerine koydu ve “Buyurmaz mısınız?” dedi.
Diyanet İşleri
Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.
Diyanet İşleri (eski)
(26-27) Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: 'Yemez misiniz?' demişti.
Diyanet Vakfi
Onların önüne koyup «Yemez misiniz?» demişti.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Onu önlerine sürerek: «Yemez misiniz?» dedi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onu yakınlarına koyarak: "Yemeğe buyurmaz mısınız?" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onu yakınlarına koydu, yemeğe buyurmaz mısınız? dedi.
Erhan Aktaş
Onları buyur ederek: "Yemez misiniz?" dedi.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onları buyur ederek: "Yemez misiniz?" dedi.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onları buyur ederek: "Yemez misiniz?" dedi.
Fizilal-il Kuran
Onu, önlerine yaklaştırdı «Yemez misiniz?» dedi.
Gültekin Onan
Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "Yemez misiniz?" dedi.
Hamdi Döndüren
Onların önüne koyup, “Yemez misiniz?” demişti.
Hasan Basri Çantay
Bunu onlara yaklaşdırdı. "Yemez misiniz?" dedi.
Hasib Asutay
Sonra onu kendilerine yaklaştırdı 'Yemez misiniz?' dedi.
Hayrat Neşriyat
Sonra onu kendilerine yaklaştırdı: 'Yemez misiniz?' dedi.
İbni Kesir
Onlara yaklaştırıp; yemez misiniz? demişti.
Mehmet Okuyan
Hemen ailesinin yanına giderek besili bir dana (eti) getirmiş, onu onlara yaklaştırıp “Yemez misiniz?” demişti.
Muhammed Esed
ve "Yemez misiniz?" diye önlerine koymuştu.
Mustafa İslamoğlu
derhal önlerine sunarak "Buyurmaz mısınız?" demişti.
Ömer Nasuhi Bilmen
Bunu onlara yaklaştırdı. Dedi ki: «Yemez misiniz?»
Ömer Öngüt
Önlerine sürüp: "Yemez misiniz?" dedi.
Suat Yıldırım
(26-27) Onlara yemek getirmek için gizlice ailesinin yanına geçti ve semiz bir dana kebabı getirdi. Önlerine koyup "buyurmaz mısınız?" diye ikram etti.
Süleyman Ateş
Onu, önlerine yaklaştırdı, "Yemez misiniz?" dedi.
Süleymaniye Vakfı
Onu konukların önüne koydu. (Buzağıya el sürmediklerini görünce) "Yemiyor musunuz?" dedi.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Önlerine koydu; "Yemez misiniz?" dedi.
Şaban Piriş
Bunu onların önüne koydu ve: -Yemez misiniz? dedi.
Tefhim-ul Kuran
Derken onlara yaklaştırıp (önlerine sürdü); «Yemez misiniz?» dedi.
Ümit Şimşek
Önlerine koydu, 'Buyurmaz mısınız?' dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Danayı misafirlerin önüne sürdü. "Yemez misiniz?" dedi.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onu qabaqlarına qoyub: “Yemək yeməyəcəksinizmi?”– dedi.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onu qabaqlarına (qonaqların qabağına) qoyub: ″Bəlkə, yeyəsiniz!″ – dedi.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
setzte es ihnen vor und sagte: ʺWarum eßt ihr nicht?ʺ
Almanca — Der Edle Quran
Er setzte es ihnen vor; er sagte: ʺWollt ihr nicht essen?ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Und er setzte es ihnen vor. Er sagte: ʺWollt ihr nicht essen?ʺ
Almanca — Muhammad Zaidan
dann setzte er es ihnen vor, er sagte: ʺEsst ihr etwa nicht?ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
He set it before them and cordially said: "Would you not like to eat!" but when they did not.
Abdul Haleem
and placed it before them. ‘Will you not eat?’ he said,
Abdullah Yusuf Ali
And placed it before them.. he said, "Will ye not eat?"
Abul A'la Maududi
and laid it before them, saying: "Will you not eat?"
Aisha Bewley
He offered it to them and then exclaimed, ‘Do you not then eat?’
Al-Hilali & Khan
And placed it before them, (saying): "Will you not eat?"
Ali Quli Qarai
and put it near them. He said, ‘Will you not eat?’
Amatul Rahman Omar
And he placed it before them. (Seeing their hesitation) he said, `Will you not eat?'
Arthur John Arberry
and he laid it before them saying, 'Will you not eat?'
Bijan Moeinian
When they did not touch the food, Abraham asked "Do not you want to eat?"
E. Henry Palmer
and brought it nigh unto them; said he, 'Will ye then not eat?'
Edip-Layth
He offered it to them, he said, "Do you not eat?"
George Sale
And he set it before them, and when he saw they touched it not, he said, do ye not eat?
Hamid S. Aziz
And placed it before them. He said, "What! Will you not eat?"
Mahmoud Ghali
So he laid it near them and said, "Will you not eat?"
Marmaduke Pickthall
And he set it before them, saying: Will ye not eat?
Mohamed Ahmed - Samira
And placing it before them said: "Won't you eat?"
Muhammad Asad
and placed it before them, saying, "Will you not eat?"
Mustafa Khattab
and placed it before them, asking, "Will you not eat?"
Progressive Muslims
He offered it to them, he said: "Do you not eat"
Sahih International
And placed it near them; he said, "Will you not eat?"
Sam Gerrans
And he placed it near them; he said: “Will you not eat?”
Shabbir Ahmed
And placed it before them, saying, "Will you not eat?"
Syed Vickar Ahamed
And placed it before them. .. He said, "Will you not eat?"
Taqi Usmani
So he presented it before them (to eat, but being angels, they refrained.) He said, "Would you not eat?"
The Monotheist Group
He offered it to them, he said: "Do you not eat?"
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca Îbrahîm ew (goşt) li ber wan danî û ji wan re got: De kerem bikin bixwin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Dat zette hij hun toen voor. Hij zei: ʺWillen jullie niet eten?ʺ
Hollandaca — Salomo Keyzer
Hij zette het voor hen neder, en toen hij zag, dat zij het niet aanraakten, zeide hij: Eet gij niet?
Hollandaca — Siregar
Hij plaatste het daarop vóór hen, en zei: ʺEten jullie het niet?ʺ
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и приблизил его [угощение] к ним [к гостям], (и) сказал: «Не покушаете ли?»
Rusça — Osmanov
Он поднес его к ним и спросил: ʺНе отведаете ли?ʺ
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
som han satte framför dem och bad dem ta för sig.