(12-14) Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud kavmi, Ad ve Firavun, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba'ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَاَصْحَابُ الرَّسِّ وَثَمُودُ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَاِخْوَانُ لُوطٍ وَاَصْحَابُ الْاَيْكَةِ وَقَوْمُ تُبَّعٍ كُلٌّ كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ وَعِيدِ

keƶƶebet ḳablehum ḳavmu nūHin ve eSHābu r-rassi ve ṧemūdu / ve ǎādun ve fir'ǎvnu ve iḣvānu lūTin / ve eSHābu l-eyketi ve ḳavmu tubbeǐn kullun keƶƶebe r-rusule fe Haḳḳa veǐydi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1كَذَّبَتْkeƶƶebetك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlamıştı
2قَبْلَهُمْḳablehumق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekonlardan önce
3قَوْمُḳavmuق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmi
4نُوحٍnūHinن و حNuh
5وَاَصْحَابُve eSHābuص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.ve halkı
6الرَّسِّr-rassiر س سKuyu kazmak, haber sormak, incelemek, gizlemek, gömmek, başlamak. Eski kuyu, ilk dokunuş, başlangıç.Res
7وَثَمُودُve ṧemūduوثمودve Semud
1وَعَادٌve ǎādunع و دGeri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri dönmesini sağlamak veya geri getirmek ya da (geçip gitmiş olanı) geri getirmek anlamına gelir.ve Ad
2وَفِرْعَوْنُve fir'ǎvnuوفرعونve Fir'avn
3وَاِخْوَانُve iḣvānuا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.ve kardeşleri
4لُوطٍlūTinلوطLut'un
1وَاَصْحَابُve eSHābuص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.ve halkı
2الْاَيْكَةِl-eyketiEyke
3وَقَوْمُve ḳavmuق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve kavmi
4تُبَّعٍtubbeǐnتبعTubba'
5كُلٌّkullunك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlibunların hepsi
6كَذَّبَkeƶƶebeك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlayıp
7الرُّسُلَr-rusuleر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalekastedilen/bilinen resuller
8فَحَقَّfe Haḳḳaح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhak ettiler
9وَعِيدِveǐydiو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)tehdidimi

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Ashâb-ı Eyke ve Tubba' kavmi; hepsi de peygamberleri yalanlamışlardı da helâk olmayı hak ettiler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Ashâb-ı Eyke ve Tubbaʼ kavmi; hepsi de peygamberleri yalanlamışlardı da helâk olmayı hak ettiler.

Adem Uğur

Eyke halkı ve Tübba' kavmi de. Bütün bunlar peygamberleri yalanladılar da tehdidim gerçekleşti!

Ahmed Hulusi

Ashab-ı Eyke ve Tubba kavmi de (yalanladı). . . Hepsi Rasulleri yalanladı da bu yüzden duyurulan azabım hak oldu.

Ahmet Tekin

Eyke Halkı, Tübba’ kavmi (Himyerliler) her birisi Rasulleri yalanladılar. Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, peygamberlere ve kutsal kitaplara itibar etmedikleri için tehdidim, azâbım gerekçeli olarak gerçekleşti, yok oldular.

Ahmet Varol

Eyke halkı ve Tubba kavmi de. Hepsi elçileri yalanladılar. Böylece tehdidim (onlara) hak oldu.

Ali Bulaç

Eyke halkı ve Tubba' kavmi de. Hepsi elçileri yalanladı; böylece benim tehdidim (onların üzerine) hak oldu.

Ali Fikri Yavuz

Eyke’liler de, (Himyer meliki) Tübba’ın kavmi de. Bunların hepsi (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar da benim azabım (haklarında) gerçekleşti.

Ali Rıza Safa

Eyke yoldaşları ve Tubba toplumu da. Tümü, elçileri yalanlamıştı. Sonunda, sözünü verdiğim gerçekleşti.

Bayraktar Bayraklı

- Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud da yalanlamıştı. 'Ad ve Firavun ile Lut'un kardeşleri de yalanladılar. Eyke halkı ve Tübba' kavmi de. Hepsi peygamberleri yalanladılar da,onları uyardığım şey başlarına geldi.

Bekir Sadak

(12-14) Onlardan once Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardesleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamislardi; evet bunlarin hepsi peygamberleri yalanlamislardi da tehdidim gerceklesmisti.

Celal Yıldırım

Eykeli'ler, Tubba' kavmi de (gönderilen peygamberleri) yalanladılar. Evet bunların her biri, peygamberleri yalanladılar. Böylece tehdidimi hakketmişlerdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Eykeliler ve Tübba‘ kavmi de yalanlamışlar, hepsi peygamberleri yalancılıkla suçlamıştı; sonunda onları uyardığım şey başlarına geldi.

Diyanet İşleri

(12-14) Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud kavmi, Ad ve Firavun, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba'ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey gerçekleşti.

Diyanet İşleri (eski)

(12-14) Onlardan önce Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamışlardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamışlardı da tehdidim gerçekleşmişti.

Diyanet Vakfi

Eyke halkı ve Tübba' kavmi de. Bütün bunlar peygamberleri yalanladılar da tehdidim gerçekleşti!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eyke halkı ve Tübbâ kavmi de, bunların hepsi peygamberleri yalanladılar da (onlara) azabım hak oldu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eyke halkı ve Tubba' kavmi de. Bunların hepsi gönderilen peygamberleri yalanladılar da hak oldu azabım.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eyke ve tübbe'in kavmı, her biri gönderilen Peygamberleri tekzib etti de hakk oldu veid

Erhan Aktaş

Ve Eykeliler ve Tubba halkı. Hepsi Resulleri yalanladılar. Böylece uyarım gerçekleşti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve Eykeliler ve Tubba halkı. Hepsi resulleri yalanladılar. Böylece uyarım gerçekleşti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve Eykeliler ve Tubba kavmi. Hepsi rasulleri yalanladılar. Böylece uyarım gerçekleşti.

Fizilal-il Kuran

Eyke halkı ve Tubba' kavmi de. Bütün bunların hepsi peygamberleri yalanladılar da üzerlerine tehdidim hak oldu.

Gültekin Onan

Eyke halkı ve Tubba kavmi de. Hepsi elçileri yalanladı; böylece benim tehdidim (onların üzerine) hak oldu.

Hamdi Döndüren

Eykeliler ve Tubba’ kavmi de. Bunların hepsi elçileri yalanlayıp, uyardığım azabı hak ettiler!

Hasan Basri Çantay

Eyke yaranı ve Tübba' kavmi dahi (tekzib etdiler. Evet, bunların) her biri (gönderilen) peygamberleri tekzib etdiler de benim tehdidim (onlara) hak oldu.

Hasib Asutay

Eyke halkı ve Tübba' (6) kavmi de. Bütün bunlar peygamberleri yalanladılar da tehdidim gerçekleşti! (6. Yemen hükümdarlarına verilen addır.)

Hayrat Neşriyat

Eyke halkı ve Tübba' kavmi de! Bütün bunlar peygamberleri(ni) yalanladı da, tehdîdim (azâbımın üzerlerine inmesi) hak oldu!

İbni Kesir

Eyke'liler ve Tübba kavmi de. Bunların her biri peygamberlerini yalanlamışlardı da tehdidim üzerlerine hak olmuştu.

Mehmet Okuyan

Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı, Semûd ve Âd (kavmi), Firavun, Lut’un kardeşleri, Eyke halkı ve Tübba‘ kavmi de yalanlamıştı. Hepsi elçileri yalanlamıştı. Böylece (azap) tehdidim gerçekleşmişti.

Muhammed Esed

ve (Medyen'in) yemyeşil vadilerinin sakinleri ve Tubbe' halkı. Onların hepsi elçileri yalanladılar; ve bunun üzerine (onları) uyardığım şey başlarına geldi.

Mustafa İslamoğlu

Yine ormanlık vadinin sakinleri ve Tubba kavmi... Bunların hepsi de elçileri yalanladılar: sonunda vaat ettiğim ceza gerçekleşti.

Ömer Nasuhi Bilmen

(13-14) Ve Âd ve Fir'avun ve Lût'un kardeşleri de (tekzîp ettiler). Eyke ashâbı da ve Tübba' kavmi de hepsi de peygamberlerini tekzîp etti. Artık tehdid hak oldu.

Ömer Öngüt

Eyke halkı ve Tubba' kavmi de. Bütün bunlar peygamberlerini yalanladılar, tehdidim (azabım) da onlara hak oldu.

Suat Yıldırım

(12-14) Onlardan önce Nûh halkı, Ashab-ı Ress, Semûd, Âd, Firavun halkları. Lût’un hemşehrileri, Ashab-ı Eyke ve Tübba’ halkı da hakkı yalanladılar. Evet onların hepsi peygamberleri yalancı saydılar da tehdidime müstehak oldular, azaba çarptırıldılar.

Süleyman Ateş

Eyke halkı ve Tubba' kavmi. Bunların hepsi elçileri yalanlayıp, uyardığım (azab)ı hak ettiler.

Süleymaniye Vakfı

Eyke ahalisi ve Tübba' halkı... Hepsi de kendilerine gelen elçileri yalanladılar, sonunda tehdidim gerçekleşti.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eykeliler ile Tubba halkı da aynısını yaptı. Bunların hepsi elçilerini yalanladı ve tehdit edildikleri cezayı hak ettiler.

Şaban Piriş

Eyke halkı, Tubba kavmi de... Hepsi de elçileri yalanladı ve tehdidim yerini buldu.

Tefhim-ul Kuran

Eyke'liler ve Tübba kavmi de yalanladı. Bunların hepsi (kendilerine gönderilen) peygamberleri yalanladılar. Bu yüzden tehdidim (azabım) (onlara) hak oldu.

Ümit Şimşek

Eyke halkı ile Tübba' kavmi de. Hepsi de peygamberleri yalanladı ve onlara vaad ettiğim azabı hak etti.

Yaşar Nuri Öztürk

Eykeliler, Tübba' kavmi de. Hepsi resulleri yalanladı da duyurulan azap hak oldu.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əykə əhli və Tubba qövmü – bunların hamısı elçiləri yalançı saydı və Mənim təhdidim gerçəkləşdi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əykə əhli və Tübbəʼ qövmü – bunların hamısı peyğəmbərləri təkzib etdi və Mənim də onlara vəʼd etdiyim (əzab) gerçəkləşdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

die Dickicht-Bewohner und das Volk von Tubbaʹ. Sie alle ziehen die Gesandten der Lüge. So ereilte sie die angedrohte vernichtende Strafe.

Almanca — Der Edle Quran

und die Bewohner des Dickichts und das Volk Tubbaʹs. Alle bezichtigten die Gesandten der Lüge, so ist Meine Androhung unvermeidlich fällig geworden.

Almanca — M. A. Rassoul

und die Waldbewohner und das Volk von Tubba`. Alle diese haben die Gesandten der Lüge bezichtigt. Darum war Meine Drohung in Erfüllung gegangen.

Almanca — Muhammad Zaidan

sowie die Bewohner von Al-aika und die Leute von Tubbaʹ. Alle bezichtigten die Gesandten der Lüge, so war Meine Androhung Rechtens.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And similarly did the forest dwellers and the people of the King of Yemen, all of whom suspected their Messengers, of falsehood, and there, was fulfilled the prophecy of the punitive event to the wicked.

Abdul Haleem

the Forest-Dwellers, Tubba: all of these people disbelieved their messengers, and so My warning was realized.

Abdullah Yusuf Ali

The Companions of the Wood, and the People of Tubba'; each one (of them) rejected the messengers, and My warning was duly fulfilled (in them).

Abul A'la Maududi

and the people of Aykah, and the people of Tubba'. They all gave the lie to the Messengers. Thereafter My threat of chastisement against them was fulfilled.

Aisha Bewley

and the Companions of the Thicket and the people of Tubba‘. Each one denied the Messengers and My promise proved true.

Al-Hilali & Khan

And the Dwellers of the Wood, and the people of Tubba‘. Everyone of them denied (their) Messengers, so My Threat took effect.

Ali Quli Qarai

and the inhabitants of Aykah and the people of Tubba‘. Each [of them] impugned the apostles, and so My threat became due [against them].

Amatul Rahman Omar

And the dwellers of the Thicket and the people of Tubba`. All of them cried lies to the Messengers (of God) so that My threatened punishment duly befell them.

Arthur John Arberry

the men of the Thicket, the people of Tubba'. Every one cried lies to the Messengers, and My threat came true.

Bijan Moeinian

And the Dwellers of the Wood and the people of Tubba. Every one of them denied My Prophets until my punishment was proven to be true to them.

E. Henry Palmer

and the fellows of the Grove and the people of Tubbah all called the prophets liars, and the threat was duly executed.

Edip-Layth

The people of the forest, and the people of Tubba. All of them rejected the messengers, and thus the promise came to pass.

George Sale

and the inhabitants of the wood near Midian, and the people of Tobba: All these accused the apostles of imposture; wherefore the judgments which I threatened were justly inflicted on them.

Hamid S. Aziz

And the dwellers of the Wood (Midian) and the people of Tubba; all rejected the messengers. Therefore, My threat came to pass.

Mahmoud Ghali

And the companions of the Thicket, and the people of Tubbac. Every one cried lies to the Messengers; so My threat came true.

Marmaduke Pickthall

And the dwellers in the wood, and the folk of Tubb'a: every one denied their messengers, therefor My threat took effect.

Mohamed Ahmed - Samira

And the dwellers of the Wood and people of Tubba'. Each of them denied the apostles. So My threat became a reality.

Muhammad Asad

and the dwellers of the wooded dales [of Madyan], and the people of Tubba: they all gave the lie to the apostles - and thereupon that whereof I had warned [them] came true.

Mustafa Khattab

the residents of the Forest,[1] and the people of Tubba’.[2] Each rejected ˹their˺ messenger, so My warning was fulfilled.

Progressive Muslims

And the people of the forest, and the people of Tubba`. All of them disbelieved the messengers, so the promise came to pass.

Sahih International

And the companions of the thicket and the people of Tubba'. All denied the messengers, so My threat was justly fulfilled.

Sam Gerrans

And the companions of the woods, and the people of Tubbaʿ. Every one denied the messengers, so My warning became binding.

Shabbir Ahmed

And the dwellers in the wooded dales (of Midyan), and the nation of King Tubba'. All of them denied their Messengers, so My warning came to pass. (44:37).

Syed Vickar Ahamed

And the companions of the Wood, and the People of Tubba’; each one (of them) rejected (their) messengers, so My warning was truly fulfilled (for them).

Taqi Usmani

and dwellers of Aaikah, and the people of Tubba’. Each one of them rejected the messengers; so My threat came true.

The Monotheist Group

And the people of the Sycamore, and the people of Tubba'. All of them disbelieved the messengers, so the promise came to pass.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et les gens dʹAl-Aykah et le peuple de Tubbaʹ. Tous traitèrent les Messagers de menteurs. Cʹest ainsi que Ma menace se justifia.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelê Eyketê û qewmê Tûbbeyê jî, van tevan bi pêxemberên xwe bawerî neanîn û ezabê min ji bo wan heq û pêdivî bû.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en de mensen van het kreupelbos en het volk van Toebbaʹ, allen betichtten zij de gezanten van leugens, dus werd Mijn aanzegging bewaarheid.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En de bewoners van het woud nabij Midian en het volk van Tobba; die allen beschuldigden de profeten van bedrog; daarom werden de vonnissen, waarmede ik dreigde, hun rechtvaardig opgelegd.

Hollandaca — Siregar

En de bewoners van Aikah en het volk van Toebbaʹ. Allen loochenden de Boodschappers. Daarom was de bestraffing terecht.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и обитатели ал-Айки [народ пророка Шуайба], и народ Тубба’, – все они [эти перечисленные народы] отвергли посланников (Аллаха), и исполнилась (обещанная им) Моя угроза [все они погибли от наказания Аллаха].

Rusça — Osmanov

жители ал-Айки, народ Тубба - все они не признали посланников, и их поразило то, чем Я угрожал.