"Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?"

وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَمَا جَاءَنَا مِنَ الْحَقِّ وَنَطْمَعُ اَنْ يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ الْقَوْمِ الصَّالِحِينَ

ve mā lenā lā nu'minu bi(a)llahi ve mā cā'enā mine l-Haḳḳi ve neTmeǔ en yudḣilenā rabbunā meǎ l-ḳavmi S-SāliHīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve neden?
2لَنَاlenābiz
3لَا
4نُؤْمِنُnu'minuا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmayalım
5بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'a
6وَمَاve māve neden?
7جَاءَنَاcā'enāج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakbize gelen
8مِنَmine
9الْحَقِّl-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçeğe
10وَنَطْمَعُve neTmeǔط م عAçgözlülük etmek, şiddetle arzu etmek, ummak veya ümit etmek, özlemek. Arzu, umut ve özlem duyma, umutla dolmaya sebep olma.umarken
11اَنْen
12يُدْخِلَنَاyudḣilenāد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakbizi katmasını
13رَبُّنَاrabbunāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimizin
14مَعَmeǎarasına
15الْقَوْمِl-ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhtoplumlar
16الصَّالِحِينَS-SāliHīneص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.iyi

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Zâten Rabbimizin bizi de iyi insanlara katmasını umup dururken ne oluyor bize ki Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?

Abdulkadir Gölpınarlı

Zâten Rabbimizin bizi de iyi insanlara katmasını umup dururken ne oluyor bize ki Allahʼa ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?

Adem Uğur

Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umup dururken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim?

Ahmed Hulusi

"Rabbimizin bizi, salihler topluluğuna katmasını umarken, ne diye Esma'sıyla hakikatimiz olan Allah'a ve Hak'tan bize gelmiş olana iman etmeyelim!"

Ahmet Tekin

'Niçin, Allah’a ve bize gelen hak kitaba, doğru bilgilere, hakça düzeni getiren Kur’ân’a iman etmeyelim? Rabbimizin bizi dindar, ahlâklı, hayır-hasenat sahibi müslümanlarla, sâlih kullarla birlikte cennete koymasını arzu etmiyor muyduk?'

Ahmet Varol

Rabbimizin bizi salihler topluluğunun arasına katmasını umarken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe niçin iman etmeyelim!'

Ali Bulaç

"Hem Rabbimizin bizi salihler topluluğuna katmasını umarken ne diye Allah'a ve bize haktan gelene inanmayalım?"

Ali Fikri Yavuz

Bütün emelimiz Rabbimizin bizi sâlih kimseler arasına koyması iken, neye biz Allah’a ve bu bize gelen Peygamberle Kur’an’a iman etmiyelim?”

Ali Rıza Safa

"Efendimizin, erdemli olanlar arasına bizi de katmasını umut ederken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe neden inanmayalım?"

Bayraktar Bayraklı

"Rabbimizin bizi dürüst ve erdemliler arasına katmasını o kadar şiddetle arzuladığımız halde, nasıl Allah'a ve bize indirilen hakikate inanmakta zaaf gösterebilirdik?"

Bekir Sadak

(83-84) Peygambere indirilen Kur'an'i isittiklerinde, gercegi ogrenmelerinden gozlerinin yasla dolarak, «Rabbimiz! Inandik, bizi de sahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasini umarken nicin Allah'a ve bize gelen gercege inanmayalim?» dediklerini gorursun.

Celal Yıldırım

Bize ne oluyor da Allah'a ve bize gelen hakka (ilâhî çağrıya) inanmayalım ? Halbuki Rabbimizin bizi iyi kişiler topluluğuna katmasını umup durmaktayız.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bütün emelimiz rabbimizin bizi erdemliler topluluğuna dâhil etmesi olduğuna göre, Allah’a ve bize gelen gerçeğe niçin iman etmeyelim?”

Diyanet İşleri

"Rabbimizin, bizi salihler topluluğuyla beraber (cennete) koymasını umarken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?"

Diyanet İşleri (eski)

(83-84) Peygambere indirilen Kuran'ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, 'Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?' dediklerini görürsün.

Diyanet Vakfi

«Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umup dururken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim?»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Hem biz Rabb'imizin bizi iyi kişilerle birlikte (cennete) sokmasını arzulayıp dururken, neden Allah'a ve hak olarak bize gelen şeylere inanmayalım!».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Rabbimizin bizi iyilerle birlikte bulundurmasını gönülden arzu ederken, biz ne diye Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım." derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

hem biz neye iyman etmiyelim Allaha ve bu bize gelen hakka: bütün emelimiz, Rabbimizin bizi salihin zümresinin maıyyetine koyması iken

Erhan Aktaş

"Ve bize ne oluyor ki, Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim: Rabb'imizin bizi iyi kimseler topluluğuna dahil etmesi umut ve beklentisi içinde iken."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ve bize ne oluyor ki, Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim: Rabb'imizin bizi iyi kimseler topluluğuna dahil etmesi umut ve beklentisi içinde iken."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve bize ne oluyor ki, Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim: Rabb'imizin bizi iyi kimseler topluluğuna dahil etmesi umut ve beklentisi içinde iken.

Fizilal-il Kuran

Rabbimizin bizi iyi kulları arasına katacağını umarken neden Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?

Gültekin Onan

"Hem rabbimizin bizi salihler topluluğuna katmasını umarken ne diye Tanrı'ya ve bize haktan gelene inanmayalım?"

Hamdi Döndüren

“Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umup dururken, Allah’a ve bize gelen gerçeğe niçin inanmayalım?”

Hasan Basri Çantay

"Zaten biz, Rabbimizin bizi de saalihler katarına katıb koymasını unutub dururken ne diye Allaha ve bize gelen hakıykata iman etmeyelim?".

Hasib Asutay

Biz, Rabbimizin bizi salihler topluluğuna katmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim?' derler.

Hayrat Neşriyat

'Zâten biz, Rabbimizin bizi sâlihler zümresiyle berâber (Cennete) koymasınıümîd ederken, neden Allah’a ve bize gelen hakka îmân etmeyelim?'

İbni Kesir

Hem, Rabbımızın bizi salihler topluluğuyla beraber bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen hakikate iman etmeyelim.

Mehmet Okuyan

Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umup dururken Allah’a ve bize gelen gerçeğe niçin iman etmeyecekmişiz ki!”

Muhammed Esed

Ve Rabbimizin bizi dürüst ve erdemliler arasına katmasını o kadar şiddetle arzuladığımız halde nasıl Allaha ve bize indirilen hakikate inanmakta zaaf gösterebilirdik?

Mustafa İslamoğlu

Neden Allah'a ve bize gönderilen hakikate inanmayalım ki? Zira biz, Rabbimizin bizi erdemliler arasına katmasını dileriz!"

Ömer Nasuhi Bilmen

«Ve biz ne için Allah Teâlâ'ya ve bize Hak'tan gelene imân etmeyelim? Halbuki, biz ümit ederiz ki, Rabbimiz bizi sâlihler olan kavim ile beraber (cennete) idhal buyursun.»

Ömer Öngüt

“Rabbimizin bizi sâlihler zümresi arasına katmasını umarken, neden Allah'a ve bize gelen hakikate inanmayalım?”

Suat Yıldırım

(83-84) Peygambere indirilen Kur’ân’ı dinledikleri vakit, onda âşinaları olan hakikate kavuşmaları sebebiyle gözlerinin yaşla dolup taştığını görür ve şöyle dediklerini işitirsin: "İman ettik ya Rabbena! Bizi de hakka şahitlik edenlerle beraber yaz! Bütün isteğimiz ve umudumuz, Rabbimizin bizi hayırlı insanlar arasına dahil etmesi iken, ne diye Allah’a ve bize gelen bu hakikate iman etmeyelim ki?"

Süleyman Ateş

"Biz, Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umarken neden Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?"

Süleymaniye Vakfı

Rabbimizin bizi iyiler topluluğuna katmasını beklerken ne diye biz Allah'a ve bize gelen bu gerçeğe inanıp güvenmeyelim ki!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rabbimizin bizi iyiler topluluğuna katmasını beklerken, Allah'a ve bize gelen bu gerçeğe biz neden güvenmeyelim."

Şaban Piriş

-Rabbimizin bizi salih toplumla birlikte (cennete) girdirmesini beklerken ne diye Allah'a ve bize gelen gerçeklere iman etmeyelim ki?

Tefhim-ul Kuran

«Hem Rabbimizin bizi salihler topluluğuna katmasını umarken ne diye Allah'a ve bize haktan gelene inanmayalım?»

Ümit Şimşek

'Rabbimizin bizi iyi ve hayırlı kullar arasına katması için can atarken, Allah'a ve haktan bize gelene niçin iman etmeyelim?'

Yaşar Nuri Öztürk

"Rabbimizin bizi barışseverler arasına koymasını umup dururken, Allah'a ve Hak'tan bize gelene neden inanmayacakmışız?"

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Rəbbimizin bizi əməlisaleh camaatla birlikdə (Cənnətə) daxil etməsini umduğumuz halda, biz nə üçün Allaha və bizə haqdan gələnə inanmayaq?!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Warum sollten wir auch nicht an Gott und die uns bekannt gewordene Wahrheit glauben und innig hoffen, daß unser Herr uns mit den rechtschaffenen Menschen ins Paradies führt?ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und weshalb sollten wir nicht an Allah glauben und an die Wahrheit, die zu uns gekommen ist, wo wir innig wünschen, daß unser Herr uns zu den Rechtschaffenen zählen möge?ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und weshalb sollen wir nicht den Iman an ALLAH verinnerlichen und an das, was zu uns von der Wahrheit kam, und nicht hoffen, daß unser HERR uns mit den gottgefällig guttuenden Leuten (in die Dschanna) eintreten läßt?!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"And why do we not recognize Allah", they add, "with all our hearts and give credence, to the truth we have received, when we hope that Allah would incorporate us with those whose deeds are imprinted with wisdom and piety!"

Abdul Haleem

Why should we not believe in God and in the Truth that has come down to us, when we long for our Lord to include us in the company of the righteous?’

Abdullah Yusuf Ali

"What cause can we have not to believe in Allah and the truth which has come to us, seeing that we long for our Lord to admit us to the company of the righteous?"

Abul A'la Maududi

And why should we not believe in Allah and the Truth which has come down to us when we do fervently desire that our Lord include us among the righteous?'

Aisha Bewley

How could we not have iman in Allah, and the truth that has come to us, when we long for our Lord to include us among the righteous?’

Al-Hilali & Khan

"And why should we not believe in Allâh and in that which has come to us of the truth (Islâmic Monotheism)? And we wish that our Lord will admit us (in Paradise on the Day of Resurrection) along with the righteous people (Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم and his Companions رضي الله عنهم)."

Ali Quli Qarai

Why should we not believe in Allah and the truth that has come to us, eager as we are that our Lord should admit us among the righteous people?’

Amatul Rahman Omar

(They add, ) `What excuse do we have to disbelieve in Allâh and (in) the truth that has come to us while we earnestly desire that our Lord should count us with the righteous people?'

Arthur John Arberry

Why should we not believe in God and the truth that has come to us, and be eager that our Lord should admit us with the righteous people?'

Bijan Moeinian

They are the one who say: "Why should we not believe in God and accept the truth that has come to us, when we are looking forward that God consider us among the righteous ones?"

E. Henry Palmer

Why should we not believe in God and the truth that is given to us, nor desire that our Lord should make us enter with the upright people?'

Edip-Layth

"Why shouldn't we acknowledge God and what has come to us of the truth? We yearn that our Lord admits us with the righteous people."

George Sale

And why should we not believe in Allah and in the truth which has come to us, while we earnestly wish that our Lord should include us among the righteous people?'

Hamid S. Aziz

Why should we not believe in Allah and the Truth that is given to us, nor desire that our Lord should make us enter the company of the righteous?"

Mahmoud Ghali

And what is it with us that we do not believe in Allah and what has come to us of the Truth! And we long for our Lord to cause us to enter with the righteous people. "

Marmaduke Pickthall

How should we not believe in Allah and that which hath come unto us of the Truth. And (how should we not) hope that our Lord will bring us in along with righteous folk?

Mohamed Ahmed - Samira

And why should we not believe in God and what has come down to us of the truth? And we hope to be admitted by our Lord among those who are upright and do good?"

Muhammad Asad

And how could we fail to believe in God and in whatever truth has come unto us, when we so fervently desire that our Sustainer count us among the righteous?"

Mustafa Khattab

Why should we not believe in Allah and the truth that has come to us? And we long for our Lord to include us in the company of the righteous."

Progressive Muslims

"And why shouldn't we believe in God and what has come to us of the truth And we yearn that our Lord admits us with the righteous people. "

Sahih International

And why should we not believe in Allah and what has come to us of the truth? And we aspire that our Lord will admit us [to Paradise] with the righteous people. "

Sam Gerrans

“And why should we not believe in God and what has come to us of the truth, and hope that our Lord will make us enter with the righteous people?”

Shabbir Ahmed

"Why should we not believe in Allah and that which has come to us of the Truth when we so fervently desire that Our Sustainer count us among the righteous?"

Syed Vickar Ahamed

"What cause can we have not to believe in Allah and the truth which has come to us, seeing that we lovingly want for our Lord to admit us to the company of the righteous?"

Taqi Usmani

What excuse do we have if we do not believe in Allah and in the truth that has come to us, while we hope that our Lord will admit us to the company of the righteous people?"

The Monotheist Group

"And why should we not believe in God and what has come to us of the truth? And we yearn that our Lord admits us with the righteous people."

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ma çima em baweriyê bi Xwedê û bi heqiya ku ji me re hatiye neyînin? Digel ku em dixwazin ku Xwedayê me, me jî bixe nav mirovên qenc û çak.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Waarom zouden wij niet in God geloven en in wat er van de waarheid tot ons is gekomen en begeren dat onze Heer ons samen met de rechtschapen mensen binnenvoert?ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wat zou ons verhinderen in God te gelooven en de waarheid, die tot ons is gekomen, en ernstig te begeeren, dat God ons met de rechtvaardigen in het paradijs leide?

Hollandaca — Siregar

En waarom zouden wij niet geloven in Allah en in wat tot ons is geckomen van de Waarheid en wij verlangen cr hevig naar dat onze Heer ons met het oprechte volk (het Paradijs) binnenleidt.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И почему нам не веровать в Аллаха и в ту истину, которая явилась к нам [с которой пришел пророк Мухаммад], раз мы желаем, чтобы ввел нас наш Господь (в Рай) (вместе) с праведными людьми [теми, которые были покорны Аллаху]?»

Rusça — Osmanov

А почему бы нам не веровать в Аллаха и в истину, которая явилась к нам? Ведь мы жаждем, чтобы Господь ввел нас [в рай] вместе с праведными людьмиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Skulle vi inte tro på Gud och på (all) sanning som vi har fått ta emot, när vår djupaste önskan är att vår Herre skall låta oss stiga in (i paradiset) med de rättfärdiga?ʺ