Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur'an'ı) gereğince uygulasalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür!

وَلَوْ اَنَّهُمْ اَقَامُوا التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْجِيلَ وَمَا اُنْزِلَ اِلَيْهِمْ مِنْ رَبِّهِمْ لَاَكَلُوا مِنْ فَوْقِهِمْ وَمِنْ تَحْتِ اَرْجُلِهِمْ مِنْهُمْ اُمَّةٌ مُقْتَصِدَةٌ وَكَثِيرٌ مِنْهُمْ سَاءَ مَا يَعْمَلُونَ

ve lev ennehum eḳāmū t-tevrāte ve l-incīle ve mā unzile ileyhim min rabbihim le ekelū min fevḳihim ve min teHti erculihim minhum ummetun muḳteSidetun ve keṧīrun minhum sā'e mā yeǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَوْve levve eğer
2اَنَّهُمْennehumonlar
3اَقَامُواeḳāmūق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhgereğince uygulasalardı
4التَّوْرٰيةَt-tevrāteالتوريةTevrat'ı
5وَالْاِنْجِيلَve l-incīleوالانجيلve İncil'i
6وَمَاve māve ne ki
7اُنْزِلَunzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirildi
8اِلَيْهِمْileyhimkendilerine
9مِنْmin-nden
10رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRableri-
11لَاَكَلُواle ekelūا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyeceklermuhakkak ki yerlerdi
12مِنْmin-nden
13فَوْقِهِمْfevḳihimف و قRütbe veya mükemmellikte üstün olmak, üstesinden gelmek, geçmek, üstünde/üzerinde olmak, üzerinde, üzerine, daha fazla, yüksekte olmak. Fauq - üstünde/üzerinde/daha fazla/üstün anlamında bir edattır. Fawaq - iki sağım/emzirme arasındaki zaman, kişinin elini açması ve memeyi kavraması arasındaki süre ve sonra sağım için bırakması, sağım sırasında el açma ve kapama arasındaki gecikme ve zaman aralığı. Afaqa - kendine gelmek, iyileşmek (bayılma veya hastalıktan sonra), uyanmak (uykudan), hatırlamak.üstleri-
14وَمِنْve minve
15تَحْتِteHtiت ح تAlt tarafta olan, aşağı kısım, alt, alt taraf, aşağı, bayır, dağın eğimli yüzeyi, alt seviye. Fevk/yukarı'nın zıt anlamlısıdır.altından
16اَرْجُلِهِمْerculihimر ج لYürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala - ipsiz inmek. Rijlatun - yürümede güç. Rijlun - ayak, askerler, iyi yürüyücü, serseri. Arajil - avcılar, yaya. Rajulun - erkek insan, adam, saçı olan kişi. Rajilun - ayak, yayalar (yavaş yürüyenler). Rijlain - iki ayak. Arjul (çoğul) - ayaklar.ayaklarının
17مِنْهُمْminhumiçlerinde vardır
18اُمَّةٌummetunا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]bir ümmet
19مُقْتَصِدَةٌmuḳteSidetunق ص دNiyet etmek, ılımlı olmak, orta yolu tutmak, doğruca ilerlemek, hedeflemek, amaçlamak, onarmak, tasarlamak, ölçülü davranmak. Qasdun - doğru yol, orta yol, doğru yön, doğru yola yönlendirme, amaç, niyet, düz ve doğru yol, adil. Qasidun - kolay veya ılımlı (yolculuk). Muqtasidun - doğru ve ılımlı yolda kalan, iki uç nokta veya üst limit ile alt limit arasında olan, iyi niyetli olan kişi.tutumlu
20وَكَثِيرٌve keṧīrunك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.ama çoğu
21مِنْهُمْminhumonlardan
22سَاءَsā'eس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekne kötü
23مَاişler
24يَعْمَلُونَyeǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyorlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Tevrât'ın, İncil'in ve Rablerinden sana indirilen kitabın hükümlerini tutsalardı tepelerinden ayaklarının altlarından nîmetlere nail olurlar, onları yerlerdi. İçlerinde geri ve aşırı olmayan insaf ehli de var, fakat çoğunun yaptığı işler, ne de kötü.

Abdulkadir Gölpınarlı

Tevrâtʼın, İncilʼin ve Rablerinden sana indirilen kitabın hükümlerini tutsalardı tepelerinden ayaklarının altlarından nîmetlere nail olurlar, onları yerlerdi. İçlerinde geri ve aşırı olmayan insaf ehli de var, fakat çoğunun yaptığı işler, ne de kötü.

Adem Uğur

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur'an'ı) doğru dürüst uygulasalardı, şüphesiz hem üstlerinden, hem de ayaklarının altından yerlerdi (yeraltı ve yerüstü servetlerinden istifade ederek refah içinde yaşarlardı). Onlardan aşırılığa kaçmayan (iktisatlı, mutedil) bir zümre vardır; fakat çoğunun yaptıkları ne kötüdür!

Ahmed Hulusi

Şayet onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden onlara inzal olunanı değerlendirip gereğini uygulasalardı, elbette fevklerinden ve ayaklarının altından gelen (manevi ve maddi alemlerden alacakları) nimetlerle yaşarlardı! Onlardan ümmet-i mukteside (hepsinin hakkını veren) var; ama çoğu ne kötü işler yapıyor!

Ahmet Tekin

Onlar, yazılı ve şifahî bilgileri, sünneti içeren Tevrat’ın ve İncil’in hükümlerini açıklayarak yerine getirseler, Rablerinden kendilerine indirilenleri, Kur’ân’ı gereğince uygulamış olsalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki nimetlerden bol bol yerlerdi. Onların arasında mûtedil tutkun, yetişmiş, maksada ulaştıran hak yolu tutan, ehl-i tevhid olan bir cemaat da var. Onlardan çoğunun işledikleri ameller ne kadar kötüdür.

Ahmet Varol

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rablerinden indirileni uygulasalardı üstlerinden ve ayaklarının altından (nimetler) yerlerdi. İçlerinde orta yolu tutturan bir topluluk var. Ama çoğunun yapmakta oldukları işler pek kötüdür!

Ali Bulaç

Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rablerinden indirileni (Kur'an'ı) ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiyeceklerdi. İçlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür!

Ali Fikri Yavuz

Bir de onlar, Tevrat’a, İncil’e, Rablerinden kendilerine indirilen bütün ilâhî kitaplara inanarak amel edip duraydılar, şüphesiz ki, hem üstlerinden (ağaç meyvalarından) hem de ayaklarının altlarından (hububatlardan= tahıllardan) yiyeceklerdi (bol bol rızıklanacaklardı). İçlerinden bir topluluk mûtedildir. (Hz. Peygambere iman etmişlerdir). Fakat çoğu ne fena işler yapıyorlar!

Ali Rıza Safa

Tevrat'ı, İncil'i ve Efendilerinden kendilerine indirileni uygulasalardı, yukarıdan ve aşağıdan sunular göreceklerdi. Aralarında, aşırı olmayan bir topluluk da vardır. Oysa onların çoğunluğu, ne kötü bir şey yapıyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rabblerinden onlara indirileni doğru dürüst uygulasalardı, elbette hem üstlerinden/gökten hem de ayaklarının altlarından/yerden yerlerdi. Onlardan aşırılığa kaçmayan bir zümre vardır, fakat çoğunun yaptıkları ne kötüdür!

Bekir Sadak

Eger onlar Tevrat'i, Incil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur'an'i geregince uygulasalardi, her yonden nimete ermis olurlardi. Iclerinde orta yolu tutan bir zumre vardi, cogunun isledikleri ise kotu idi. *

Celal Yıldırım

Ve eğer Kitap Ehli, Tevrat ve incîl'i ve Rablerinden kendilerine indirilen (Kur'ân hükümlerini) dosdoğru yerine getirselerdi, herhalde hem üstlerinden, hem ayaklarının altından (nice nimetler) yerlerdi. Onlardan mutedil (ve insaflı) bir grup yok değildir. Çoğu ise ne kötü İşler yapıyorlar !

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şayet onlar Tevrat’ı, İncil’i ve rableri tarafından onlara indirileni doğru dürüst uygulamış olsalardı göğün ve yerin türlü türlü nimetlerinden yararlanırlardı. İçlerinde aşırılığa kaçmayan bir zümre var; onlardan bir çoğunun yaptıkları işler ise pek kötüdür.

Diyanet İşleri

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur'an'ı) gereğince uygulasalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür!

Diyanet İşleri (eski)

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kuran'ı gereğince uygulasalardı, her yönden nimete ermiş olurlardı. İçlerinde orta yolu tutan bir zümre vardı, çoğunun işledikleri ise kötü idi.

Diyanet Vakfi

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur'an'ı) doğru dürüst uygulasalardı, şüphesiz hem üstlerinden, hem de ayaklarının altından yerlerdi (yeraltı ve yerüstü servetlerinden istifade ederek refah içinde yaşarlardı). Onlardan aşırılığa kaçmayan (iktisatlı, mutedil) bir zümre vardır; fakat çoğunun yaptıkları ne kötüdür!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onların arasında ılımlı bir grup da vardı. Böyle olmakla beraber onların çoğunun yaptıkları ne kadar kötüdür!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirileni doğruca uygulasalardı, hem üstlerinden hem de ayaklarının altlarında olanlardan yerlerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet de yok değil; fakat çoğu ne kötü işler yapıyorlar!

Elmalılı Hamdi Yazır

eğer onlar Tevratı ve İncili ve Rabları tarafından kendilerine sair indirileni doğru tutsalardı elbette hem üstlerinden yerlerdi hem ayaklarının altından, içlerinden mu'tedil bir ümmet yok değil, lakin çoğu ne kötü işler yapıyorlar

Erhan Aktaş

Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabb'lerinden kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı hem üstlerinden hem de ayaklarının altından yiyeceklerdi. İçlerinde muktesid bir topluluk var. Ve onlardan çoğu da kötü işler yapıyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabb'lerinden kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı hem üstlerinden hem de ayaklarının altından yiyeceklerdi. İçlerinde muktesid bir topluluk var. Ve onlardan çoğu da kötü işler yapıyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabb'lerinden kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerinden hem de ayaklarının altından yiyeceklerdi. İçlerinde muktesid bir toplum var. Ve onlardan çoğu da kötü işler yapıyorlar.

Fizilal-il Kuran

Eğer onlar Tevrat'a, İncil'e ve Rableri tarafından kendilerine indirilen Kur'an'a uygun yaşasalardı, başları üzerinden ve ayakları altından kaynaklanan nimetler yerlerdi. Onların içinde ılımlı, aşırı davranışlardan sakınan bir kesim var. Fakat çoğu ne fena işler yapıyor!

Gültekin Onan

Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine rablerinden indirileni ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından [sayısız nimeti] yiyeceklerdi. İçlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür.

Hamdi Döndüren

Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden kendilerine indirilmiş olanı uygulamış olsalardı, kuşkusuz üstlerindeki ve ayaklarının altındaki nimetlerden yerlerdi. Gerçi onların içinde orta yolu tutan bir topluluk vardır. Ama çoğunun yapmakta oldukları ne kötüdür!

Hasan Basri Çantay

Bir de eğer onlar Tevratı, İncili ve Rablerinden kendilerine indirilen (Kur'anın hükümlerin) i dosdoğru tutsalar (tatbik ve icra etseler) di muhakkak ki hem üstlerinden, hem ayaklarının altından yiyeceklerdi. (Her taraflarından Allahın ni'metlerine gark olacaklardı). İçlerinde iktisatçı (mutedil, tarafsız, yahud iktisad bilgisine vakıf) bir zümre de vardır. Onlardan bir çoğunun yapmakda oldukları ise ne kadar kötüdür.

Hasib Asutay

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen (Kur'an'ı) gereğince uygulasalardı, şüphesiz hem üstlerinden hem de ayaklarının altından (nimetler) yerlerdi. Onlardan mutedil (ılımlı) bir ümmet de vardır; fakat onların çoğunun yaptıkları ne kötüdür.

Hayrat Neşriyat

Ve eğer gerçekten onlar, Tevrât’ı, İncîl’i ve Rablerinden kendilerine indirilen(Kur’ân)ı hakkıyla tatbîk etselerdi, mutlaka üstlerinden (yağmurlar ve meyvelerle rızıklandırılırlar) ve ayaklarının altından (yetişen nice mahsûllerden) yerlerdi. İçlerinde(peygambere düşmanlıkta) aşırılığa kaçmayan bir ümmet vardır. Fakat onlardan birçoğu var ki, yapmakta oldukları şey ne kötüdür!

İbni Kesir

Eğer onlar; Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rabblarından indirilmiş olanı dosdoğru tutsalardı; muhakkak ki hem üstlerinden, hem de ayaklarının altlarından yiyeceklerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet vardır. Onlardan bir çoğunun yapmakta oldukları şey ise ne kötüdür.

Mehmet Okuyan

Onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur’an’ı) tam olarak uygulasalardı, şüphesiz ki hem üstlerinden hem de ayaklarının altından (verilen pek çok nimet) yerlerdi. Onlardan aşırılığa kaçmayan bir topluluk vardır; (fakat) çoğunun yaptıkları ne kötüdür!

Muhammed Esed

eğer onlar Tevrata, İncile ve Rableri tarafından kendilerine indirilmiş olan bütün (vahiy)lere uymuş olsalardı, gökyüzünün ve yerin tüm nimetlerinden yararlanırlardı. Onların bir kısmı doğru bir yol tutarlar; çoğuna gelince, yaptıkları ne kötüdür onların!

Mustafa İslamoğlu

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rableri tarafından indirilenleri uygulamış olsalardı, gökten ve yerden gelen tüm nimetlerden yararlanırlardı. Onlardan doğru, adil bir yol tutturanlar var. Çoğuna gelince: ne berbat şeyler yapıyorlar!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve eğer onlar Tevrat'ı ve İncil'i ve onlara Rableri tarafından indirilmiş olanı dosdoğru tutsalar idi elbette hem üstlerinden hem de ayakları altından yiyeceklerdi. Onlardan mutedil bir cemaat vardır. Onlardan birçoğunun yaptıkları ise ne kadar fenadır!

Ömer Öngüt

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen (Kur'an'ı) gereğince uygulasalardı; hiç şüphesiz ki hem üstlerinden hem de ayaklarının altından yerlerdi. (Her yönden nimete ermiş olurlardı). İçlerinden aşırılığa kaçmayan, mutedil bir zümre vardı, çoğunun yaptıkları ise kötü idi.

Suat Yıldırım

Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rab’leri tarafından kendilerine indirilen Kur’ân’ın hükümlerini hakkıyla yerine getirselerdi, muhakkak ki yukarıdan yağmur gibi yağan ve yerden biten nimetler içinde kalır, onlardan yerlerdi. Onlardan mûtedil bir zümre de vardır, ama onların çoğunun yaptıkları şeyler pek çirkin işlerdir.

Süleyman Ateş

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, muhakkak ki üstlerinde(ki ağaçların meyvelerinde)n ve ayaklarının altın(daki ürünler)den yerlerdi. İçlerinde tutumlu (ılımlı) bir ümmet var, ama onlardan çoğu, ne kötü işler yapıyorlar?

Süleymaniye Vakfı

Eğer onlar; Tevrat'ı, İncil'i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur'an'ı) uygulasalardı, üstlerinden ve altlarından gelecek nimetler içinde yüzerlerdi. Aralarında doğru yolda olan bir toplum var ama çoğunluğunun yaptığı ne kötüdür!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni uygulasalardı, üstlerinden ve altlarından nimetlere boğulurlardı. Aralarında dengeli davranan bir toplum(ümmet) vardır ama onlardan çoğunun davranışı ne kötüdür!

Şaban Piriş

Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur'an'ı gereğince uygulasalardı üzerlerindeki ve altlarındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet vardır, fakat onların çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür.

Tefhim-ul Kuran

Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rabblerinden indirileni (Kur'an'ı) ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiyeceklerdi. İçlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yapmakta oldukları ise ne kötüdür!.

Ümit Şimşek

Eğer onlar Tevrat'ın, İncil'in ve Rablerinden onlara indirilmiş olan şeylerin hakkını verselerdi, başlarının üzerinden ve ayaklarının altından nimetlerle besleneceklerdi. Gerçi onlardan orta yolda olanlar da vardır; birçoğunun yapmakta olduğu ise pek kötü birşeydir.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirilmiş olanı gerektiği şekilde uygulasalardı elbetteki hem üstlerinden hem ayaklarının altından rızıklanacaklardı. İçlerinde orta yolu izleyen bir topluluk var. Ama onların çoğunluğunun yapmakta olduğu ne kadar da kötü!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər onlar Tövrata, İncilə və Rəbbindən özlərinə nazil edilənə düzgün əməl etsəydilər, onlar başları üstündə və ayaqları altında olan nemətlərdən yeyərdilər. Onların arasında haqqı etiraf edən bir camaat vardır. Lakin onların çoxunun etdiyi əməllər necə də pisdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər onlar Tövrata, İncilə və Rəbbi tərəfindən özlərinə nazil edilənə (ilahi kitabların sonuncusu olan Qurʼana) düzgün əməl etsəydilər, onlar həm (başları) üstündə, həm də ayaqları altında olanlardan (göylərin və yerin neʼmətlərindən) yeyərdilər. Onlar arasında möʼtədil (islam dininə qarşı heç bir ədavət bəsləməyib onun müqəddəsliyini eʼtiraf edən) bir camaat vardır. Lakin onların çoxusunun gördüyü işlər necə də pisdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Hätten sie die Thora, das Evangelium und was ihnen von ihrem Herrn herabgesandt wurde (den Koran), walten lassen, hätten sie viel Gewinn aus allen Richtungen, von oben wie von unten, erzielt. Einige von ihnen sind gerecht und vernünftig, aber viele sind schlimme Missetäter.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn sie nur die Tora und das Evangelium und das befolgten, was zu ihnen (als Offenbarung) von ihrem Herrn herabgesandt wurde, würden sie fürwahr von (den guten Dingen) über ihnen und unter ihren Füßen essen. Unter ihnen ist eine gemäßigte Gemeinschaft; aber wie böse ist bei vielen von ihnen, was sie tun.

Almanca — M. A. Rassoul

Und hätten sie die Thora befolgt und das Evangelium und das, was zu ihnen von ihrem Herrn hinabgesandt wurde, würden sie sicherlich über sich und zu ihren Füßen Nahrung finden. Es gibt unter ihnen Leute, die Mäßigung üben; doch viele von ihnen verrichten üble Dinge.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und hätten sie doch eingehalten At-taurat, Alindschil und das, was ihnen von ihrem HERRN hinabgesandt wurde, gewiß hätten sie reichlich von über ihnen und von unter ihren Füßen zu speisen bekommen. Unter ihnen ist eine gemäßigte Umma - doch viele von ihnen (den anderen) - es ist schlimm, was sie tun.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And had they adhered to the precepts of AL-Tawrah and AL-Injil and complied with all that was revealed to them from Allah, their Creator, He would have made all grace abound in them, spiritually from the realm above them and materially from the earth beneath their feet. Among them are a people who lift to Allah their inward sight and imprint their deeds with wisdom and piety, but many of them are wrongful of actions; evil indeed is what they do.

Abdul Haleem

If they had upheld the Torah and the Gospel and what was sent down to them from their Lord, they would have been given abundance from above and from below: some of them are on the right course, but many of them do evil.

Abdullah Yusuf Ali

If only they had stood fast by the Law, the Gospel, and all the revelation that was sent to them from their Lord, they would have enjoyed happiness from every side. There is from among them a party on the right course: but many of them follow a course that is evil.

Abul A'la Maududi

Had the People of the Book observed the Torah and the Gospel, and all that had been revealed to them from their Lord, sustenance would have been showered over them from above and risen from beneath their feet. Some among them certainly keep to the right path; but many of them do things which are evil.

Aisha Bewley

If only they had implemented the Torah and the Injil and what was sent down to them from their Lord, they would have been fed from above their heads and beneath their feet. Among them there is a moderate group but what most of them do is evil.

Al-Hilali & Khan

And if only they had acted according to the Taurât (Torah), the Injeel (Gospel), and what has (now) been sent down to them from their Lord (the Qur’ân), they would surely have gotten provision from above them and from underneath their feet. There are from among them people who are on the right course (i.e. they act on the revelation and believe in Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم as ‘Abdullâh bin Salâm[1] رضي الله عنه), but many of them do evil deeds.

Ali Quli Qarai

Had they observed the Torah and the Evangel, and what was sent down to them from their Lord, they would surely have drawn nourishment from above them and from beneath their feet. There is an upright group among them, but evil is what many of them do.

Amatul Rahman Omar

If they had only observed the Torah and the Evangel and that which has been revealed to them (now) from their Lord, they would surely have eaten (of good things) from above them and from under their feet, (thus would have enjoyed the boons of the heaven and the earth). Though there is amongst them a community who is moderate (and of balanced mind), yet a large number of them are such that evil are their deeds.

Arthur John Arberry

Had they performed the Torah and the Gospel, and what was sent down to them from their Lord, they would have. eaten both what was above them, and what was beneath their feet. Some of them are a just nation; but many of them -- evil are the things they do.

Bijan Moeinian

Had they respected Torah and Gospel and other Books sent to them by the Lord, God would have showered them with His blessings from the above and beneath the earth [see LEVITICUS & DEUTERONOMY 28. ] Though some of them are righteous, the majority of them are wrongdoers.

E. Henry Palmer

and were they steadfast in the law and the gospel, and what has been sent down to them from their Lord, they should eat from above them and below them. Amongst them are a nation who are moderate, but many of them - bad is what they do.

Edip-Layth

If they had upheld the Torah, the Injeel, and what was sent down to them from their Lord, they would have been rewarded from above them and below their feet. From among them is a pious nation, but many of them commit evil.

George Sale

and if they observe the law, and the gospel, and the other scriptures which have been sent down unto them from their Lord, they shall surely eat of good things both from above them, and from under their feet. Among them there are people who act uprightly; but how evil is that which many of them do work!

Hamid S. Aziz

And if they had been steadfast in the Torah and the Gospel, and what has been sent down to them from their Lord, they would surely have nourishment from above them and below them. Amongst them are a people who are moderate, but many of them are of evil conduct.

Mahmoud Ghali

And if they had kept up the Tawrah (The Book revealed to Mûsa "Moses") and the Injil (The Book revealed to Isa "Jesus") and what was sent down to them from their Lord, they would indeed have eaten from above them and from beneath their legs (i. e., beneath their feet). Among them is a moderate nation, and many of them-odious is whatever they do.

Marmaduke Pickthall

If they had observed the Torah and the Gospel and that which was revealed unto them from their Lord, they would surely have been nourished from above them and from beneath their feet. Among them there are people who are moderate, but many of them are of evil conduct.

Mohamed Ahmed - Samira

And if they had followed the teachings of the Torah and the Gospel, and what has been sent down to them by their Lord, they would surely have enjoyed (blessings) from the heavens above and the earth below their feet.

Muhammad Asad

and if they would but truly observe the Torah and the Gospel and all [the revelation] that has been bestowed from on high upon them by their Sustainer, they would indeed partake of all the blessings of heaven and earth. Some of them do pursue a right course; but as for most of them -vile indeed is what they do!

Mustafa Khattab

And had they observed the Torah, the Gospel, and what has been revealed to them from their Lord, they would have been overwhelmed with provisions from above and below. Some among them are upright, yet many do nothing but evil.

Progressive Muslims

And if they had upheld the Torah and the Injeel, and what was sent down to them from their Lord, they would have been rewarded from above them and below their feet. From among them is a pious nation, but most of them only do evil.

Sahih International

And if only they upheld [the law of] the Torah, the Gospel, and what has been revealed to them from their Lord, they would have consumed [provision] from above them and from beneath their feet. Among them are a moderate community, but many of them - evil is that which they do.

Sam Gerrans

And had they upheld the Torah and the Gospel and what was sent down to them from their Lord, they would have eaten from above them and from under their feet. Among them is a moderate community; but many of them, evil is what they do.

Shabbir Ahmed

Had they stood fast by the Torah and the Gospel, and all the Revelation that was sent to them by their Lord, they would receive the blessings of the heavens and the earth. Among them are people who are moderate, but a great many of them follow a course that is evil.

Syed Vickar Ahamed

If they had only truthfully followed the Torah and the Gospel, and all the revelation that was sent to them from their Lord, they would have enjoyed happiness and satisfaction from all direction. From among them, there is a party on the right path: But many of them follow a path that is evil.

Taqi Usmani

If they had upheld the Torah and the Injīl and what had been sent down to them from their Lord, they would surely have had plenty to eat from above them and from beneath them. Among them are moderate people. As for most of them, evil is what they do.

The Monotheist Group

And if they had upheld the Torah and the Gospel, and what was sent down to them from their Lord, they would have been rewarded from above them and from beneath their feet. From among them is a pious nation, but most of them only do evil.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Sʹils avaient appliqué la Thora et lʹEvangile et ce qui est descendu sur eux de la part de leur Seigneur, ils auraient certainement joui de ce qui est au-dessus dʹeux et de ce qui est sous leurs pieds. Il y a parmi eux un groupe qui agit avec droiture; mais pour beaucoup dʹentre eux, comme est mauvais ce quʹils font!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger wan Tewrat, Încîl û wehya ku ji cem Xwedayê wan ji wan re hatiye şandin ragirtibûya û bi kar anîbûya, teqez wan dê ji raserî xwe û ji bin xwe ve bixwarana (riziq ji bo wan dê hêsan bûya). Ji wan civatek heye mutedil in (navincî ne) û gelek ji wan jî çi pîs e ya ku dikin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En als zij zich aan de Taura en de Indjiel en wat van hun Heer naar jou is neergezonden zouden houden, zouden zij kunnen eten van wat boven hen is en van wat onder hun voeten is. Onder hen is er een gematigde gemeenschap, maar voor velen van hen geldt: slecht is het wat zij doen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En indien zij den pentateuch in acht nemen en het evangelie en dat wat vroeger door hunnen Heer werd nedergezonden, zullen zij zeker eten van goede spijzen, van boven hen en onder hunnen voet. Onder hen zijn er, die oprecht handelen; maar hoe slecht is het wat velen onder hen doen!

Hollandaca — Siregar

En als zij zich aan de Taurât vastgehouden hadden en aan de Indjil en aan wat hun van hun Heer neergezonden was, dan hadden zij gegeten van wat boven ben en onder hun voeten (aan voedsel) was. Onder hen is een gematigde gemeenschap, maar van velen van hen is het slecht wat zij doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А если бы они [люди Писания] исполняли Тору и Евангелие (в том виде, как они были ниспосланы) и то, что ниспослано им от их Господа [Коран], то они непременно питались бы и от того, что сверху их [им ниспосылались бы обильные дожди], и от того, что у них под ногами [тем, что растет]. Среди них [людей Писания] (есть) умеренная община [те, которые принимают Единобожие и становятся полностью покорными Аллаху], а многие из них – скверно то, что они делают!

Rusça — Osmanov

Если бы они соблюдали [предписания] Торы и Евангелия и Корана, ниспосланного им Господом, то они питались бы тем, что над их головами, наравне с тем, что у них под ногами. Есть среди них и умеренные люди. Но мерзко то, что вершат многие из них!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om de i alla delar ville följa Tora och Evangeliet och det som har uppenbarats för dem av deras Herre (med denna Koran), skulle de få njuta himmelens och jordens alla gåvor. Bland dem finns sådana som följer en rak kurs utan överdrifter eller avvikelser, men många av dem begår förkastliga handlingar.