Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?" dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.

فَبَعَثَ اللّٰهُ غُرَابًا يَبْحَثُ فِي الْاَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَارِي سَوْاَةَ اَخِيهِ قَالَ يَاوَيْلَتَى اَعَجَزْتُ اَنْ اَكُونَ مِثْلَ هٰذَا الْغُرَابِ فَاُوَارِيَ سَوْاَةَ اَخِي فَاَصْبَحَ مِنَ النَّادِمِينَ

fe beǎṧe (a)llahu ğurāben yebHaṧu fī l-erDi li yuriyehu keyfe yuvārī sev'ete eḣīhi ḳāle yā veyletā e ǎceztu en ekūne miṧle hāƶā l-ğurābi fe uvāriye sev'ete eḣī fe eSbeHa mine n-nādimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَبَعَثَfe beǎṧeب ع ثGöndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmekderken gönderdi
2اللّٰهُ(a)llahuAllah
3غُرَابًاğurābenغ ر بGitmek/vefat etmek, ayrılmak/emekli olmak/kaldırmak/kaybolmak, uzak/mesafeli/yok/gizli/siyah olmak, geri çekilmek, batılı, yabancı/garip, aşmak, bolluk, keskinlik, (akşam günbatımı), siyah, kuzguni siyah, güneşin battığı yer, batıbir karga
4يَبْحَثُyebHaṧuب ح ثToprağı veya tozu kazıyarak, eşeleyerek aramaeşeleyen
5فِي
6الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeri
7لِيُرِيَهُli yuriyehuر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.ona göstermek için
8كَيْفَkeyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl
9يُوَارِيyuvārīو ر يAteş yakmak/üretmek, dolaylı/belirsiz şekilde ima etmek, bir şeyi kastederken başka bir şeyi kastetmiş gibi yapmak, saklamak/gizlemek/örtmek, gizleyen/örten bir şeyin arkasında, yardımcı/takipçi.gömeceğini
10سَوْاَةَsev'eteس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekcesedini
11اَخِيهِeḣīhiا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.kardeşinin
12قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
13يَاوَيْلَتَىyā veyletāEY/HEY/AH yazık
14اَعَجَزْتُe ǎceztuع ج زGeride kalmak, eksik olmak, arkada kalmak, (güç olarak) geride kalmak, yetersiz olmak, güçsüz olmak, zayıf olmak. Ujuzun - yaşlı kadınlar. A'jaza (fiil 4) zayıflatmak, hayal kırıklığına uğratmak, birinin zayıf olduğunu bulmak. Mu'ajiz - şaşırtan kişi. Ajzun (çoğulu a'jazun) - gövdenin üst kısmının altında kalan bölümü.aciz miyim
15اَنْen
16اَكُونَekūneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinben olmaya
17مِثْلَmiṧleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.gibi
18هٰذَاhāƶāşu
19الْغُرَابِl-ğurābiغ ر بGitmek/vefat etmek, ayrılmak/emekli olmak/kaldırmak/kaybolmak, uzak/mesafeli/yok/gizli/siyah olmak, geri çekilmek, batılı, yabancı/garip, aşmak, bolluk, keskinlik, (akşam günbatımı), siyah, kuzguni siyah, güneşin battığı yer, batıkarga
20فَاُوَارِيَfe uvāriyeو ر يAteş yakmak/üretmek, dolaylı/belirsiz şekilde ima etmek, bir şeyi kastederken başka bir şeyi kastetmiş gibi yapmak, saklamak/gizlemek/örtmek, gizleyen/örten bir şeyin arkasında, yardımcı/takipçi.gömmekten
21سَوْاَةَsev'eteس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekcesedini
22اَخِيeḣīا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.kardeşimin
23فَاَصْبَحَfe eSbeHaص ب حSabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya çıkmak, bir şey yapmaya başlamak, olmak, meydana gelmek, vuku bulmak. Musbih - sabahleyin bir şey yapan veya sabaha giren kişi.ve oldu
24مِنَmine-dan
25النَّادِمِينَn-nādimīneن د مGünahkar bir davranışın sonucu olarak tövbe ve pişmanlık duymakpişman olanlar-

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonra, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstermek için Allah, bir karga gönderdi. Bu karga, yeri eşmedeydi. Yazıklar olsun bana dedi, kardeşimin cesedini gömmede şu karga kadar bile olamadım ha? Ve o, artık nedamet edenlere katılmıştı zâten.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonra, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstermek için Allah, bir karga gönderdi. Bu karga, yeri eşmedeydi. Yazıklar olsun bana dedi, kardeşimin cesedini gömmede şu karga kadar bile olamadım ha? Ve o, artık nedamet edenlere katılmıştı zâten.

Adem Uğur

Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil kardeş) "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım mı ki, kardeşimin cesedini gömeyim" dedi ve ettiğine yananlardan oldu.

Ahmed Hulusi

Bunun üzerine Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için, toprağı eşeleyen bir karga ba'setti. . . (Kabil) kendi kendine söylendi: "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olmaktan acizim ki kardeşimin cesedini toprağa gömmeyi düşünemedim!" Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.

Ahmet Tekin

Derken Allah, gözünün önünde durdukça kendisine acı çektiren kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Katil kardeş: 'Yazıklar olsun bana, şu karga kadar bile olamadım. Gözümün önünde durdukça bana acı çektirmeye devam eden kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim ben?' dedi. Ve yaptığına pişmanlık duyanlardan oldu.

Ahmet Varol

Allah, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Bunun üzerine: 'Yazık bana! Kardeşimin cesedini gömmek için şu karga kadar olmaktan bile aciz mi kaldım!' dedi ve yaptığına pişman olanlardan oldu.

Ali Bulaç

Derken, Allah, ona, yeri eşiyerek kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini gösteren bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun" dedi. "Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim?" Artık o, pişman olmuştu.

Ali Fikri Yavuz

Sonra Allah bir karga gönderdi. Kâbil’e kardeşinin ölü cesedini nasıl örteceğini göstermek için o karga, yeri eşeliyordu. Kâbil: “- Bana yazıklar olsun! Ben şu karga gibi olup da kardeşimin cesedini örtemedim.” dedi. Artık o pişmanlığa düşenlerden olmuştu.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermesi için, toprağı eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana!" dedi; "Şu karga kadar bile olamadım. Kardeşimin cesedini gömmeyi düşünemeyecek kadar beceriksiz miyim?" Artık, pişman olmuştu.

Bayraktar Bayraklı

Derken Allah, ona, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi; karganın yaptığını görünce, "Yazık bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim ben?" dedi ve pişman olanlardan oldu!

Bekir Sadak

Allah, kardesinin olusunu nasil gomecegini gostermek uzere, ona yeri eseleyen bir karga gonderdi. «Bana yaziklar olsun! Kardesimin olusunu ortmek icin bu karga kadar olmaktan aciz kaldim» dedi de ettigine yananlardan oldu.

Celal Yıldırım

Derken Allah ona kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Bunun üzerine) O, «yazıklar olsun bana, şu karga gibi olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz mi kaldım ?» dedi. Bu sebeple ettiğine pişmanlık duyanlardan oldu.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ardından Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim?” dedi, ettiğine de pişman oldu.

Diyanet İşleri

Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?" dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.

Diyanet İşleri (eski)

Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. 'Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım' dedi de ettiğine yananlardan oldu.

Diyanet Vakfi

Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Katil kardeş) «Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar da olamadım mı ki, kardeşimin cesedini gömeyim» dedi ve ettiğine yananlardan oldu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Derken Allah bir karga gönderdi, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeliyordu. «Yazıklar olsun bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim ben?» dedi ve pişman olanlardan oldu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermesi için yeri deşen bir karga gönderdi. O: "Eyvah, şu karga olup da kardeşimin cesedini gömemedim ha!" dedi ve artık pişmanlığa düşenlerden olmuştu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken Allah bir karga gönderdi, yeri deşiyordu ki ona kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstersin, eyvah, dedi: şu karga kadar olub da kardeşimin cesedini örtemedim ha! Artık peşimanlığa düşenlerden olmuştu

Erhan Aktaş

Allah, bir karga gönderdi. Kardeşinin cesedini nasıl örteceğini ona göstermek için yeri eşeliyordu. "Eyvah! Bana yazıklar olsun, kardeşimin cesedini örtmekte karga kadar bile olamayacak kadar aciz miyim!" dedi. Pişman olanlardan oldu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah, bir karga gönderdi. Kardeşinin cesedini nasıl örteceğini ona göstermek için yeri eşeliyordu. "Eyvah! Bana yazıklar olsun, kardeşimin cesedini örtmekte karga kadar bile olamayacak kadar aciz miyim!" dedi. Pişman olanlardan oldu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah, bir karga gönderdi. Kardeşinin cesedini nasıl örteceğini ona göstermek için yeri eşeliyordu. "Eyvah! Bana yazıklar olsun, kardeşimin cesedini örtmekte karga kadar bile olamayacak kadar aciz miyim!" dedi. Pişman olanlardan oldu.

Fizilal-il Kuran

Bunun üzerine Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gözlerden saklayacağını göstermek üzere ona toprağı eşeleyen bir karga gönderdi. «Kardeş katili, eşinen kargayı görünce «Yazık bana, şu karga kadar olup kardeşimin cesedini gömemiyor muyum?» dedi ve arkasından ettiğine pişman olanlardan oldu.

Gültekin Onan

Derken Tanrı ona yeri eşeliyerek kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini gösteren bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun" dedi. "Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim?" Artık o pişman olmuştu.

Hamdi Döndüren

Bu sırada Allah, kardeşinin cesedini nasıl gizleyeceğini ona göstermek üzere, toprağı eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Kardeşimin cesedini gizlemek konusunda, şu karga kadar bile olamadım!” dedi ve yaptığına pişmanlık duyanlardan oldu.

Hasan Basri Çantay

Sonra Allah bir karga gönderdi. O, yeri eşiyordu ki Ona kardeşinin ölü cesedini nasıl örteceğini göstersin. "Yazıklar olsun bana, dedi, ben şu karga gibi bile olub da kardeşimin cesedini örtmekden aciz mi oldum?" Artık o, (etdiğine) peşimanlığa düşenlerden olmuşdu.

Hasib Asutay

Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. 'Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim' dedi. Artık o, (ettiğinden) pişman olanlardan olmuştu.

Hayrat Neşriyat

Sonra Allah, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için, yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Bunun üzerine Kabil:) 'Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz mi kaldım?' dedi. Böylece (bunu bilmediğine) pişman olan kimselerden oldu.

İbni Kesir

Sonra Allah; kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek için, ona yeri eşeleyen bir karga gösterdi. Yazıklar olsun bana, bu karga gibi bile olmaktna aciz kaldım da kardeşimin ölüsünü örtemedim, dedi. Pişmanlık duyanlardan oldu.

Mehmet Okuyan

(Ardından) Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga göndermişti. (Katil kardeş) “Âh, yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup kardeşimi gömmekten âciz mi oldum!” demiş ve pişmanlık duyanlardan olmuştu.

Muhammed Esed

Bunun üzerine Allah, kardeşinin cesedinin çıplaklığını nasıl gizleyebileceğini ona göstersin diye toprağı eşeleyen bir karga gönderdi. (Bunu gören Kabil,) "Eyvah" diye haykırdı, "Yazıklar olsun bana! Ben, bu karganın yaptığını yapmayacak kadar ve kardeşimin cesedinin çıplaklığını gizleyemeyecek kadar aciz miyim?" Ve bunun üzerine vicdan azabı ile çarpıldı.

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstersin diye toprağı eşeleyen bir karga gönderdi. "Eyvah, yazıklar olsun bana!" dedi, "ben bu karganın yaptığını yapamayacak, kardeşimin cesedini örtemeyecek kadar aciz biri miyim?" En sonunda pişman olmuştu.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra Allah Teâlâ ona kardeşinin cesedini nasıl defnedeceğini göstermek için bir karga gönderdi ki, yeri eşiyordu. «Yazıklar olsun bana! Ben karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz mi oldum,» dedi. Artık nedâmete düşenlerden olmuştu.

Ömer Öngüt

Sonra Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga gibi bile olmaktan âciz kaldım da kardeşimin ölüsünü örtemedim. ” dedi. Bu sebeple ettiğine pişmanlık duyanlardan oldu.

Suat Yıldırım

Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstermesi için yeri eşen bir karga gönderdi. Kabil: "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar bile olup da kardeşimin cesedini örtemedim!" dedi ve pişmanlığa düşenlerden oldu.

Süleyman Ateş

Derken Allah, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Karganın yaptığını görünce); "Yazık bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyin (ben?)" dedi ve pişman olanlardan oldu!

Süleymaniye Vakfı

Tam o sırada Allah, yeri eşeleyen bir karga gönderdi ki ona, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstersin. O da: "Yazık bana, bu kadar mı acizim! Şu karga kadar olup kardeşimin cesedini gömemedim!" dedi. Böylece yaptığına pişman olanlardan oldu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermesi için, yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazık bana, ne kadar aciz kaldım! Şu karga kadar olup kardeşimin cesedini gömemedim!" dedi. Sonra ettiğine pişman oldu.

Şaban Piriş

Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek için ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. - Bana yazıklar olsun. Kardeşimin ölüsünü gömmek için bu karga kadar bile olmaktan acizim, dedi ve pişman olanlardan oldu.

Tefhim-ul Kuran

Derken, Allah, ona, yeri eşiyerek kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini gösteren bir karga gönderdi. «Bana yazıklar olsun» dedi. «Şu kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim?» Artık o, pişmanlık duyanlardan olmuştu.

Ümit Şimşek

Sonra Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini ona göstermek için, yeri eşeleyen bir karga gönderdiğinde, o 'Yazıklar olsun bana!' dedi. 'Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtemedim!' Böylece, ettiğine pişmanlık duyanlardan oldu.

Yaşar Nuri Öztürk

Derken, Allah, kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O dedi ki: "Vay be! Şu karga kadar bile olamıyor muyum ki, kardeşimin cesedini saklayayım." Bu arada, pişmanlık duyanlardan olmuştu.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allah, yeri eşələyən bir qarğa göndərdi ki, ölmüş digər bir qarğanı basdırmaqla ona qardaşının cəsədini necə basdırmağı göstərsin. O dedi: “Vay halıma! Doğrudanmı mən, qardaşımın cəsədini basdırmaqda bu qarğa kimi olmaqdan da acizəm?” Beləliklə, o, peşmançılıq çəkənlərdən oldu.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sonra Allah qardaşının cəsədini necə basdırmağı ona göstərmək üçün yer eşən bir qarğa göndərdi. (Qabil) dedi: ″Vay halıma! (Gör nə günə qalmışam!) Bu qarğa qədər olub qardaşımın cəsədini də basdıra bilmərəm?″ O, artıq peşman olmuşdu.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Daraufhin schickte Gott einen Raben, der in der Erde herumscharrte, um dem Mörder zu zeigen, wie er die Leiche seines Bruders beerdigen könne. Er sprach: ʺWehe mir! Ich kann nicht einmal das tun, was der Rabe tut, um die Leiche meines Bruders zu begraben.ʺ So überkam ihn Reue.

Almanca — M. A. Rassoul

Da sandte Allah einen Raben, der auf dem Boden scharrte, um ihm zu zeigen, wie er den Leichnam seines Bruders verbergen könne. Er sagte: ʺWehe mir! Bin ich nicht einmal imstande, wie dieser Rabe zu sein und den Leichnam meines Bruders zu verbergen?ʺ Und da wurde er reumütig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann schickte ALLAH einen Raben, der in der Erde scharrte, um ihm zu zeigen, wie er die Leiche seines Bruder begräbt. ER sagte: ʺMein Untergang! Konnte ich nicht wie dieser Rabe sein und die Leiche meines Bruders begraben?!ʺ so wurde er von den Bereuenden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Unable to handle the corpse of his brother, he was at a loss. There and then did Allah send a raven to remove earth with its claws to bury a dead raven so that the killer would know how to dispose of his brother's corpse? The raven having shamed him with its notable performance, he said: "Woe betide me; have I not been even able to be like this raven to dispose of my brother’s corpse and obstruct the view of my crime! " And there he was left with nothing but pining regrets and vain repentance.

Abdul Haleem

God sent a raven to scratch up the ground and show him how to cover his brother’s corpse and he said, ‘Woe is me! Could I not have been like this raven and covered up my brother’s body?’ He became remorseful.

Abdullah Yusuf Ali

Then Allah sent a raven, who scratched the ground, to show him how to hide the shame of his brother. "Woe is me!" said he; "Was I not even able to be as this raven, and to hide the shame of my brother?" then he became full of regrets-

Abul A'la Maududi

Thereupon Allah sent forth a raven who began to scratch the earth to show him how he might cover the corpse of his brother. So seeing he cried: 'Woe unto me! Was I unable even to be like this raven and find a way to cover the corpse of my brother? Then he became full of remorse at his doing.

Aisha Bewley

Then Allah sent a crow which scratched at the earth to show him how to conceal his brother’s corpse. He said, ‘Woe is me! Can I not even be like this crow and conceal my brother’s corpse?’ And he became one of those who suffer bitter remorse

Al-Hilali & Khan

Then Allâh sent a crow who scratched the ground to show him to hide the dead body of his brother. He (the murderer) said: "Woe to me! Am I not even able to be as this crow and to hide the dead body of my brother?" Then he became one of those who regretted.

Ali Quli Qarai

Then Allah sent a crow, exploring in the ground, to show him how to bury the corpse of his brother. He said, ‘Woe to me! Am I unable to be [even] like this crow and bury my brother’s corpse?’ Thus he became regretful.

Amatul Rahman Omar

Then Allâh sent a raven which scratched into the earth so as to show him how he might cover his brother's dead body. He said, `Woe is me! Am I unable to be even like this raven so that I may cover the dead body of my brother?' And he became one of the remorseful.

Arthur John Arberry

Then God sent forth a raven, scratching into the earth, to show him how he might conceal the vile body of his brother. He said, 'Woe is me! Am I unable to be as this raven, and so conceal my brother's vile body?' And he became one of the remorseful.

Bijan Moeinian

Then God ordered a crow to scratch the earth, showing him how to hide his brother’s corps [and bringing his ignorant nature to his attention. ] He said: "Shame on me, I do not even know as much as this bird to bury my brother’s corps." Then he [buried his brother’s corps and] became very sorry [for what he had done.]

E. Henry Palmer

And God sent a crow to scratch in the earth and show him how he might hide his brother's shame, he said, ' Alas, for me! Am I too helpless to become like this crow and hide my brother's shame?' and in the morning he was of those who did repent.

Edip-Layth

So God sent forth a raven to scratch the land and show him how to bury his brother's body. He said, "Woes on me, I failed to be like this raven and bury my brother's body!" So he became of those who regretted.

George Sale

And God sent a raven, which scratched the earth, to shew him how he should hide the shame of his brother, and he said, wo is me! Am I unable to be like this raven, that I may hide my brother's shame? And he became one of those who repent.

Hamid S. Aziz

Then Allah sent a crow to scratch in the earth and show him how he might hide his brother's naked corpse. He said, "Alas, for me! Am I too helpless to become like this crow and hide my brother's naked corpse?" and in the morning he was of those who did repent.

Mahmoud Ghali

Then Allah sent forth a raven (Or: crow) searching into the earth to show him how he should overlay the shameful parts (i. e. the vile body) of his brother. He said, "Oh woe to me! Am I unable to be like this raven, (and) so overlay the shameful parts of my brother?" So he became among the remorseful.

Marmaduke Pickthall

Then Allah sent a raven scratching up the ground, to show him how to hide his brother's naked corpse. He said: Woe unto me! Am I not able to be as this raven and so hide my brother's naked corpse? And he became repentant.

Mohamed Ahmed - Samira

Then God sent a raven which scratched the ground in order to show him how to hide the nakedness of his brother. "Alas, the woe," said he, "that I could not be even like the raven and hide the nakedness of my brother," and was filled with remorse.

Muhammad Asad

Thereupon God sent forth a raven which scratched the earth, to show him how he might conceal the nakedness of his brother's body. [And Cain] cried out: "Oh, woe is me! Am I then too weak to do what this raven did, and to conceal the nakedness of my brother's body?" - and was thereupon smitten with remorse.

Mustafa Khattab

Then Allah sent a crow digging ˹a grave˺ in the ground ˹for a dead crow˺, in order to show him how to bury the corpse of his brother. He cried, "Alas! Have I ˹even˺ failed to be like this crow and bury the corpse of my brother?" So he became regretful.[1] 

Progressive Muslims

So God sent forth a raven to scratch the land and show him how to deal with the wickedness inflicted upon his brother. He said: "O my, am I not able to be like this raven and deal with the wickedness inflicted upon my brother!" So he became of those who regretted.

Sahih International

Then Allah sent a crow searching in the ground to show him how to hide the disgrace of his brother. He said, "O woe to me! Have I failed to be like this crow and hide the body of my brother?" And he became of the regretful.

Sam Gerrans

Then God raised up a raven, scratching in the earth, to show him how to hide the shame of his brother. He said: “Woe is me! Am I not able to be as this raven, and hide the shame of my brother?” And he became of the remorseful.

Shabbir Ahmed

Allah then sent a raven scratching up the soil, to allude to him that he might have concealed and ignored the imperfections of his brother. He said, "Oh, I failed even to be like this raven to conceal my brother's imperfections!" Then he became full of regrets. ('Sauaat' = Imperfections, faults (7:20-22))

Syed Vickar Ahamed

Then Allah sent a raven (a black crow) that scratched the ground, to show him how to hide the dead body of his brother, "Shame (and curse) on me!" Said he: "Was I not even able to be like this crow, and (be able) to hide the dead body of my brother?" Then he became full of sorrow (for his actions)—

Taqi Usmani

Then, Allah sent a crow that scratched the earth to show him how he should conceal the corpse of his brother. He said, "Alas! Was I not even able to be like this crow so that I could conceal the corpse of my brother? So, he stood regretful.

The Monotheist Group

So God sent forth a raven to scratch the land and show him how to deal with the body of his brother. He said: "Woe to me! Am I not even able to be like this raven and deal with the body of my brother?" So he became of those who regretted.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis Allah envoya un corbeau qui se mit à gratter la terre pour lui montrer comment ensevelir le cadavre de son frère. Il dit: ʺMalheur à moi! Suis-je incapable dʹêtre, comme ce corbeau, à même dʹensevelir le cadavre de mon frère?ʺ Il devint alors du nombre de ceux que ronge le remords.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xwedê qijikek şand ku wê bi nikil û lingên xwe ax dikola (û diavêt ser qijikeke mirî) da ku nîşanî wî bide ku ew dê termê (cesedê) birayê xwe çawa veşêre. (Birayê kujer) got: Wax li min be! Min nekarî ez bibim wekî vê qijika hanê vêca ku ez cendekê birayê xwe veşêrim, êdî ew bû ji poşmanbûyan!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

God zond toen een raaf die in de aarde scharrelde om hem te tonen hoe hij het lijk van zijn broer kon bedekken. Hij zei: ʺWee mij! Ben ik niet in staat om zoals deze raaf te zijn en het lijk van mijn broer te bedekken?ʺ Zo ging hij behoren tot hen die wroeging hebben.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En God zond eene raaf die de aarde krabde, om hen te toonen, hoe hij het lichaam van zijn broeder moest verbergen, en hij zeide: Wee over mij! ben ik niet in staat gelijk deze raaf te zijn, dat ik het lijk van mijn broeder zou kunnen verbergen? en hij behoorde tot hen die berouw hebben.

Hollandaca — Siregar

Toen stuurde Allah een raaf, die over de grond kreste om hem te laten zien hoe hij het lichaam van zijn broeder kon bedekken. Hij zei: ʺWee mij! Waarom ben ik zo zwak dat ik niet net zoals de raaf het lichaam van mijn broeder kan bedekken?ʺ En zo werd hij een van hen die wroeging hebben.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Тогда Аллах послал ворона и [велел ему] разгребать землю, чтобы показать [Кабилу], как схоронить бренное тело своего брата. Он воскликнул: ʺГоре мне! Не в силах я, подобно этому ворону, схоронить тело брата моегоʺ. И оказался он в числе раскаивающихся.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Gud sände en korp, som krafsade i jorden och visade honom hur han kunde dölja broderns nakna kropp. (Och) han utropade: ʺHar jag, eländige stackare, blivit så svag att jag inte kan göra som denna korp och dölja min broders lik?ʺ Och han greps av ånger.