(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
innā erselnāke şāhiden ve mubeşşiran ve neƶīran
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Şüphe yok ki biz seni tanık ve müjdeci ve korkutucu olarak göndermişizdir.
Adem Uğur
Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ahmed Hulusi
Muhakkak ki biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak irsal ettik!
Ahmet Tekin
Biz seni peygamberlik göreviyle, Kurân’ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek bir önder, doğruları konuşan bir şâhit, rahmetimizi, merhametimizi, ihsanımızı, sevgimizi müjdeleyici, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan bir uyarıcı olarak özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirdik.
Ahmet Varol
Biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ali Bulaç
Şüphesiz, biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Ali Fikri Yavuz
Gerçekten biz, seni, (ümmetine) şahid, (cennetle) müjdeleyici, (cehennemle) korkutucu bir peygamber olarak gönderdik;
Ali Rıza Safa
Aslında seni, tanık, muştulayıcı ve uyarıcı olarak gönderdik.
Bayraktar Bayraklı
Biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Bekir Sadak
(8-9) Dogrusu seni sahit, mujdeci ve uyarici olarak gonderdik. Ey insanlar, siz de Allah'a ve peygamberine inananasiniz, ona yardim edesiniz, O'na saygi gosteresiniz ve O'nu sabah aksam tesbih edesiniz.
Celal Yıldırım
Şüphesiz ki biz, seni şâhid, müjdeci ve uyarıcı bir peygamber olarak gönderdik.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(8-9) Kuşkusuz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ki, (ey insanlar) Allah’a ve peygamberine iman edesiniz, O’nu destekleyip büyüklüğü karşısında eğilesiniz ve akşam sabah O’nu tenzih ederek anasınız.
Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Diyanet İşleri (eski)
(8-9) Doğrusu seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Ey insanlar, siz de Allah'a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, O'na saygı gösteresiniz ve O'nu sabah akşam tesbih edesiniz.
Diyanet Vakfi
Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Şüphesiz biz seni, şâhit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu Biz seni hem bir şahit, hem bir müjdeci, hem de bir uyarıcı olarak gönderdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elhak biz seni hem bir şahid gönderdik hem bir mübeşşir hem bir nezir
Erhan Aktaş
Biz, seni bir tanık, haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Biz, seni bir tanık, haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Biz, seni bir tanık, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Fizilal-il Kuran
Biz seni şahid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Gültekin Onan
Şüphesiz, biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Hamdi Döndüren
Kuşkusuz biz seni tanık, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Hasan Basri Çantay
Hakikat biz, seni bir şahid, bir müjdeleyici, bir korkutucu olarak gönderdik,
Hasib Asutay
Şüphesiz biz seni, şahit (3), müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. (3. Kıyamette ümmetine.)
Hayrat Neşriyat
Şübhesiz ki biz seni, bir şâhid, bir müjdeleyici ve (aynı zamanda) bir korkutucu olarak gönderdik.
İbni Kesir
Muhakkak ki Biz; seni şahid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik;
Mehmet Okuyan
Allah’a ve Elçisine iman edesiniz, O’na (Allah’a) saygı gösteresiniz, O’nu yüceltesiniz ve sabah akşam O’nu tesbih edesiniz (yüceltesiniz) diye şüphesiz ki biz seni bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Muhammed Esed
Gerçek şu ki (ey Muhammed,) Biz seni (hakikatin) bir şahidi, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Mustafa İslamoğlu
(Ey Peygamber!) Elbet Biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
(7-8) Ve şu göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Ve Allah azîzdir, hakîmdir. Şüphe yok ki, Biz seni bir şahit ve bir müjdeci ve bir korkutucu olarak gönderdik.
Ömer Öngüt
Resulüm! Biz seni şâhit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Suat Yıldırım
Muhakkak ki: Biz, seni bir şahit, bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik ki
Süleyman Ateş
Biz seni, şahid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Süleymaniye Vakfı
Biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı bir elçi olarak gönderdik.
Şaban Piriş
-Biz seni, şahit, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik
Tefhim-ul Kuran
Şüphesiz, biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı korkutucu olarak gönderdik.
Ümit Şimşek
Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Yaşar Nuri Öztürk
Şu bir gerçek ki, biz seni, bir tanık, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Həqiqətən, Biz səni şahid, müjdəçi və xəbərdarlıq edən elçi kimi göndərmişik.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ya Rəsulum!) Həqiqətən, Biz səni (bəşər övladına) bir şahid, bir müjdəçi və (Allahın əzablı ilə) qorxudan bir peyğəmbər olaraq göndərdik.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir haben dich als Zeugen, als Verkünder froher Botschaft und als Warner entsandt,
Almanca — Der Edle Quran
Wir haben dich ja als Zeugen, Verkünder froher Botschaft und Warner gesandt,
Almanca — M. A. Rassoul
Wahrlich, Wir haben dich als Zeugen und als Bringer froher Botschaft und als Warner gesandt
Almanca — Muhammad Zaidan
Gewiß, WIR entsandten dich als Zeugen, Überbringer froher Botschaft und Warner,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
We have sent you O Muhammad to be a witness who shall testify, in Day of Judgment, of the response of the people to the Divine message and We sent you to deliver the joyful news to those whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues and to be a spectacle and warning,
Abdul Haleem
We have sent you [Prophet] to bring good news and to give warning,
Abdullah Yusuf Ali
We have truly sent thee as a witness, as a bringer of Glad Tidings, and as a Warner:
Abul A'la Maududi
(O Prophet), We have sent you forth as a witness, as a bearer of good news, and as a warner
Aisha Bewley
We have sent you bearing witness, bringing good news and giving warning
Al-Hilali & Khan
Verily, We have sent you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) as a witness, as a bearer of glad tidings, and as a warner[1].
Ali Quli Qarai
Indeed We have sent you as a witness, and as a bearer of good news and warner,
Amatul Rahman Omar
(Prophet!) We have sent you as a Witness (to Our existence and attributes), and a Bearer of glad tidings and a Warner.
Arthur John Arberry
Surely We have sent thee as a witness, good tidings to bear, and warning,
Bijan Moeinian
God has sent (Mohammad) to you as a witness to give you good news and to warn you of the consequences of you evil acts.
E. Henry Palmer
Verily, we have sent thee as a witness, and a herald of glad tidings, and a warner;-
Edip-Layth
We have sent you as a witness, a bearer of good news, and a warner.
George Sale
Verily We have sent thee to be a witness and a bearer of good tidings, and a denouncer of threats;
Hamid S. Aziz
Surely We have sent you (O Muhammad) as a witness and as a bearer of good news and as a Warner,
Mahmoud Ghali
Surely We have sent you as a witness, and a bearer of good tidings, and a constant warrner,
Marmaduke Pickthall
Lo! We have sent thee (O Muhammad) as a witness and a bearer of good tidings and a warner,
Mohamed Ahmed - Samira
We have sent you as witness (of the truth) and harbinger of good news and a warner,
Muhammad Asad
VERILY, [O Muhammad,] We have sent thee as a witness [to the truth], and as a herald of glad tidings and a warner –
Mustafa Khattab
Indeed, ˹O Prophet,˺ We have sent you as a witness, a deliverer of good news, and a warner,
Progressive Muslims
We have sent you as a witness, a bearer of good news, and a warner.
Sahih International
Indeed, We have sent you as a witness and a bringer of good tidings and a warner
Sam Gerrans
We have sent thee as a witness, and a bearer of glad tidings, and a warner,
Shabbir Ahmed
Verily (O Prophet), We have sent you as a witness (to the Truth and to these people) and a herald of glad news and a Warner. (2:143).
Syed Vickar Ahamed
Verily, We have truly sent you as a witness, as one who brings good news, and as one who warns:
Taqi Usmani
Indeed, We have sent you (O prophet,) as a witness and as a bearer of good news and as a warner,
The Monotheist Group
We have sent you as a witness, a bearer of good news, and a warner.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Nous tʹavons envoyé en tant que témoin, annonciateur de la bonne nouvelle et avertisseur,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
(Ya Muhemmed!) Bi rastî Me tu bi şahidî, mizgînberî û hişyarkerî, şand.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Wij hebben jou gezonden als getuige, als verkondiger van goed nieuws en als waarschuwer,
Hollandaca — Salomo Keyzer
Waarlijk, wij hebben u gezonden, om een getuige te wezen, een brenger van goede tijdingen en aankondiger van bedreigingen.
Hollandaca — Siregar
Voorwaar, Wij hebben jou gezonden als een getuige en een verkondiger en een waarschuwer.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Поистине, Мы послали тебя (о, Посланник) (ко всем людям) как свидетеля (который донес и разъяснил им то, чего Аллах желает от них), и как вестника (радующего подчинившихся Аллаху тем, что Он им обещает Рай), и как увещевателя (предостерегающего о том, что неверующих и непокорных постигнет наказание Аллаха),
Rusça — Osmanov
Воистину, Мы послали тебя свидетелем, добрым вестником и увещевателем,
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
VI HAR sänt dig (Muhammad) som ett vittne och som förkunnare av ett glatt budskap om hopp och som varnare,