Kendisine Allah'ın ayetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele!

يَسْمَعُ اٰيَاتِ اللّٰهِ تُتْلٰى عَلَيْهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسْتَكْبِرًا كَاَنْ لَمْ يَسْمَعْهَا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ اَلِيمٍ

yesmeǔ āyāti (a)llahi tutlā ǎleyhi ṧumme yuSirru mustekbiran ke en lem yesmeǎ'hā fe beşşirhu bi ǎƶābin elīmin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَسْمَعُyesmeǔس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamako işitir
2اٰيَاتِāyātiا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerinin
3اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
4تُتْلٰىtutlāت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.okunduğunu
5عَلَيْهِǎleyhikendisine
6ثُمَّṧummesonra, ayrıca
7يُصِرُّyuSirruص ر رÇözmek, sebat etmek, azimle devam etmek. Asarra (fiil 4) - inatçı olmak, inatla ısrar etmek. Asarruu - onlar ısrar ettiler. Sirrun - yoğun soğuk. Sarratin - inlemek, bağırıp çağırmak.direnir
8مُسْتَكْبِرًاmustekbiranك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklük taslar
9كَاَنْke ensanki
10لَمْlem
11يَسْمَعْهَاyesmeǎ'hāس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakhiç onları işitmemiş
12فَبَشِّرْهُfe beşşirhuب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşonu müjdele
13بِعَذَابٍbi ǎƶābinع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab ile
14اَلِيمٍelīminا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişacı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ona okununca Allah'ın âyetlerini dinler de sonra gene hiç duymamış gibi ululanıp ısrâr eder; artık müjdele onu elemli bir azapla.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ona okununca Allahʼın âyetlerini dinler de sonra gene hiç duymamış gibi ululanıp ısrâr eder; artık müjdele onu elemli bir azapla.

Adem Uğur

O, Allah'ın kendisine okunan âyetlerini işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onları duymamış gibi (küfründe) direnir. İşte onu acı bir azap ile müjdele!

Ahmed Hulusi

Kendisine bildirilirken, Allah işaretlerini işitir; sonra sanki onları işitmemiş gibi (üstüne alınmadan) büyüklük taslayarak (şirk düşüncesinde) ısrar eder. . . Onu, içine düşeceği feci azabı ile müjdele!

Ahmet Tekin

Yalancı ve günahkâr kişi Allah’ın, kendisine okunan âyetlerini işitir. Sonra, büyüklük taslayarak serkeşlik eder, onları hiç işitmemiş gibi inadında ısrar eder. Ona can yakıp inleten müthiş azâbı haber ver.

Ahmet Varol

Kendine Allah'ın ayetleri okunurken işitir; sonra büyüklük taslayarak onları hiç işitmemiş gibi (küfründe) direnir. Sen onu acıklı bir azapla müjdele.

Ali Bulaç

Kendisine Allah'ın ayetleri okunurken işitir, sonra müstekbirce (inatla büyüklük taslayarak) sanki işitmemiş gibi ısrar eder. Artık sen onu acı bir azabla müjdele.

Ali Fikri Yavuz

Yüzüne karşı Allah’ın ayetleri okunurken işitir de, sonra kibrinden bunları hiç işitmemiş gibi (küfrü üzerinde) ısrar eder. İşte (Ey Rasûlüm) onu, acıklı bir azab ile müjdele.

Ali Rıza Safa

Allah'ın ayetlerinin kendisine okunduğunu duyduktan sonra, onları duymamış gibi, büyüklük taslayarak direnir. Artık, acı bir cezayı ona bildir.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, kendilerine okunan Allah'ın ayetlerini dinler, sonra sanki hiç duymamış gibi, gururlanarak, inanmamakta ısrar ederler. Böylelerini acıklı bir azapla müjdele!

Bekir Sadak

(7-8) Kendine okunan Allah'in ayetlerini dinleyip, sonra, onlari hic duymamis gibi buyukluk taslamakta direnen, yalanci ve gunahkar kisinin vay haline! Ona can yakici bir azap mujdele.

Celal Yıldırım

Allah'ın âyetleri kendisine karşı okununca dinler ve hemen sonra büyüklük taslayarak sanki hiç işitmemiş gibi ısrar edip durur. Artık onu elem verici bir azâb ile müjdele.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(7-8) Kendisine Allah’ın âyetleri okunurken işitip de sonra büyüklenerek işitmemişcesine inkârda ısrar eden her bir günahkâr iftiracıya yazıklar olsun! Bu sebeple göreceği ağır azabı ona bildir.

Diyanet İşleri

Kendisine Allah'ın ayetlerinin okunduğunu işitir de, sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele!

Diyanet İşleri (eski)

(7-8) Kendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele.

Diyanet Vakfi

O, Allah'ın kendisine okunan âyetlerini işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onları duymamış gibi (küfründe) direnir. İşte onu acı bir azap ile müjdele!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O kimse Allah'ın kendisine okunan âyetlerini işitir de, sonra sanki kibrinden hiç işitmemiş gibi ısrar eder. İşte sen onu, can yakıcı bir azabla müjdele!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ın ayetleri, karşısında okunurken işitir de sonra kibrinden hiç işitmemiş gibi ısrar eder. İşte onu acı bir azap ile müjdele!

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahın ayetleri karşısında okunurken işitir de sonra kibrinden hiç işitmemiş gibi ısrar eyler, işte onu elim bir azab ile müjdele

Erhan Aktaş

Böyle kimseler, kendilerine okunan Allah'ın ayetlerini duyduktan sonra, büyüklük taslayarak sanki hiç duymamış gibi davranır. Artık onu can yakıcı bir azapla haberdar et.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böyle kimseler, kendilerine okunan Allah'ın ayetlerini duyduktan sonra, büyüklük taslayarak sanki hiç duymamış gibi davranır. Artık onu can yakıcı bir azapla haberdar et.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böyle kimseler, kendilerine okunan Allah'ın ayetlerini duyduktan sonra, büyüklük taslayarak sanki hiç duymamış gibi davranır. Artık onu can yakıcı bir azapla haberdar et.

Fizilal-il Kuran

Allah'ın ayetlerinin kendisine okunduğunu işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç işitmemiş gibi küfründe direnir. Onu, acı bir azabla müjdele.

Gültekin Onan

Kendisine Tanrı'nın ayetleri okunurken işitir, sonra müstekbirce (inatla büyüklük taslayarak) sanki işitmemiş gibi israr eder. Artık sen onu acı bir azabla müjdele.

Hamdi Döndüren

O, Allah’ın âyetlerinin kendisine okunduğunu işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç işitmemiş gibi küfründe ısrar eder! Sen onu can yakıcı bir azapla müjdele!

Hasan Basri Çantay

Ki kendisine karşı Allahın ayetleri okunurken işidir de sonra büyüklük taslayıcı olarak bunları hiç işitmemiş gibi (küfründe) ısraar eder. İşte onu çok elem verici bir azab ile müjdele.

Hasib Asutay

Kendisine okunan Allah'ın âyetlerini işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç duymamış gibi (küfürde) direnir. Artık onu acı bir azap ile müjdele!

Hayrat Neşriyat

(O kimse), kendisine okunan Allah’ın âyetlerini dinler, sonra da sanki hiç onları duymamış gibi, büyüklük taslayarak (inkârında) direnir. İşte onu, (pek) elemli bir azâb ile müjdele!

İbni Kesir

Kendisine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip de sonra onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnir. Ona elim bir azabı müjdele.

Mehmet Okuyan

O, kendisine tilavet edilen (okunup aktarılan) Allah’ın ayetlerini duyar da sonra kibirlenerek sanki onları hiç duymamış gibi (küfründe) direnir. İşte onu elem verici bir azapla müjdele!

Muhammed Esed

o ki, kendisine iletilen Allah'ın mesajlarını duyar ama sanki onları duymamış gibi küstahça umursamazlığında devam eder! Bu sebeple ona acıklı bir azabı haber ver!

Mustafa İslamoğlu

(Bu tip) Allah'ın kendisine okunan ayetlerini işitir de, sonra onu hiç işitmemiş gibi küstahça bir direnişi sürdürür: artık böylesini acıklı bir azap ile müjdele!

Ömer Nasuhi Bilmen

Allah'ın âyetlerinin kendisine karşı okunur olduğunu işitir de sonra böbürlenerek ısrar eder, sanki onlar işitmemiştir. Artık onu acıklı bir azap ile müjdele!

Ömer Öngüt

Allah'ın âyetlerinin kendisine okunduğunu işitir de, sonra onları sanki hiç işitmemiş gibi büyüklük taslamada ısrar eder. İşte onu acıklı bir azap ile müjdele!

Suat Yıldırım

(7-8) Yalana, sahtekârlığa, günaha dadanan her kimsenin vay haline! Böylesi, Allah’ın kendisine okunan âyetlerini işitir de sonra kibrine yediremeyip büyüklük taslayarak, sanki onları hiç işitmemiş gibi inkârında direnir. Ona gayet acı bir azabı müjdele!

Süleyman Ateş

O, Allah'ın ayetlerinin kendisine okunduğunu işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onları işitmemiş gibi (küfründe) direnir. Onu, acı bir azab ile müjdele.

Süleymaniye Vakfı

O, Allah'ın ayetleri kendisine bağlantılarıyla birlikte okunurken dinler; sonra, sanki onları hiç dinlememiş gibi kibirlenmeye devam eder. Onu acıklı bir azapla müjdele!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Böyleleri, Allah'ın ona okunan ayetlerini dinler ama hiç dinlememiş gibi büyüklük taslayarak bildiğini okur. Sen ona acıklı bir azabı müjdele.

Şaban Piriş

Kendisine okunan Allah'ın ayetlerini duyar da, sonra büyüklenerek sanki onları hiç duymamış gibi ısrar eder. Acı azabı ona müjdele!..

Tefhim-ul Kuran

Kendisine Allah'ın ayetleri okunurken işitir, sonra müstekbirce (inatla büyüklük taslayarak) sanki onları işitmemiş gibi ısrar eder. Artık sen onu acı bir azabla müjdele.

Ümit Şimşek

Kendisine okunan Allah'ın âyetlerini dinler de, sonra onları hiç işitmemiş gibi, kasılarak inkârında direnir. Onu acı bir azapla müjdele.

Yaşar Nuri Öztürk

Ki Allah'ın ayetlerinin kendisine okunuşunu dinler, sonra böbürlenmiş olarak inadında devam eder. Sanki hiç duymamıştır onları. Artık acıklı bir azapla muştula böylesini!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O, Allahın ona oxunan ayələrini eşidir və sonra, sanki onları eşitməmiş kimi təkəbbür göstərərək inadkarlıq edir. Beləsini ağrılı-acılı bir əzabla müjdələ.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O, Allahın ayələrini özünə oxunduğunu eşidir, sonra guya onları eşitmirmiş kimi (Allahın əmrinə qarşı) təkəbbür göstərərək (küfründə) israr edib durur. (Ya Peyğəmbər!) Beləsinə şiddətli bir əzabla müjdə ver!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

der Gottes Verse hört, wie sie ihm vorgetragen werden und doch hochmütig auf seiner Ablehnung beharrt, als habe er sie nicht gehört! Verkünde ihm anstatt der Freudenbotschaft eine qualvolle Strafe!

Almanca — Der Edle Quran

der hört, wie ihm Allahs Zeichen verlesen werden, und hierauf hochmütig (in seinem Unglauben) verharrt, als ob er sie nicht gehört hätte! So verkünde ihm schmerzhafte Strafe.

Almanca — Muhammad Zaidan

der ALLAHs Ayat hört, wie sie ihm vortragen wird, dann in Arroganz sich erhebend beharrt, als hätte er sie nicht gehört. So überbringe ihm die ʺfrohe Botschaftʺ über eine qualvolle Peinigung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

A vesture of wickedness that makes him counsel deaf to Allah's revelations when they are recited, declaring to him what is in conformity with truth and in agreement with reality. He intentionally closes his heart's ears and exercises inordinate self-esteem as though he lacked his sense of hearing. Tell him O Muhammad to expect a condign punishment,

Abdul Haleem

who hears God’s revelations being recited to him, yet persists in his arrogance as if he had never heard them––[Prophet] bring him news of a painful torment!––

Abdullah Yusuf Ali

He hears the Signs of Allah rehearsed to him, yet is obstinate and lofty, as if he had not heard them: then announce to him a Penalty Grievous!

Abul A'la Maududi

who hears Allah's Signs being rehearsed to him, and yet persists in his pride, as though he had not heard it. Announce to him, then, the tidings of a grievous chastisement.

Aisha Bewley

who hears the Signs of Allah recited to him and then persists in his arrogance just as if he had never heard them. Give him the news of a painful punishment.

Al-Hilali & Khan

Who hears the Verses of Allâh (being) recited to him, yet persists with pride as if he heard them not. So announce to him a painful torment!

Ali Quli Qarai

who hears the signs of Allah being recited to him, yet persists disdainfully, as if he had not heard them. So inform him of a painful punishment.

Amatul Rahman Omar

Who hears the Messages of Allâh which are recited to him and then he very proudly persists (in his disbelief) as though he has not heard these (Messages). So give him the tidings of a woeful punishment.

Arthur John Arberry

who hears the signs of God being recited to him, then perseveres in waxing proud, as if he has not heard them; so give him the good tidings of a painful chastisement.

Bijan Moeinian

These sinful people listen to the word of God recited to them, then turn they back and proudly denounce it. Let them know that a terrible punishment is waiting for them.

E. Henry Palmer

who hears God's signs sent to him, then persists in being big with pride as though he heard them not - so give him the glad-tidings of grievous woe -

Edip-Layth

He hears God's signs being recited to him, then he persists arrogantly, as if he never heard them. Give him news of a painful retribution.

George Sale

who heareth the signs of God, which are read unto him, and afterwards proudly persisteth in infidelity, as though he heard them not: -- Denounce unto him a painful punishment: --

Hamid S. Aziz

Who hears the Signs of Allah recited to him, then persists proudly as though he had not heard them; so announce to him a grievous punishment.

Mahmoud Ghali

(Who) hears the signs (i. e. ayat, signs or verses) of Allah recited to him; thereafter he persists in waxing proud, as if he has not heard them; so give him the (good) tidings of a painful torment.

Marmaduke Pickthall

Who heareth the revelations of Allah recited unto him, and then continueth in pride as though he heard them not. Give him tidings of a painful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

Who hears the revelations of God being recited to him, yet persists in denying with arrogance as though he had never heard them! So warn him of a painful punishment.

Muhammad Asad

who hears God’s messages when they are conveyed to him, and yet, as though he had not heard them, persists in his haughty disdain! Hence, announce unto him grievous suffering –

Mustafa Khattab

They hear Allah’s revelations recited to them, then persist ˹in denial˺ arrogantly as if they did not hear them. So give them good news of a painful punishment.

Progressive Muslims

He hears God's revelations being recited to him, then he persists arrogantly, as if he never heard them. Give him news of a painful retribution.

Sahih International

Who hears the verses of Allah recited to him, then persists arrogantly as if he had not heard them. So give him tidings of a painful punishment.

Sam Gerrans

Who hears the proofs of God recited to him then persists in waxing proud as if he heard them not! Then give thou him tidings of a painful punishment.

Shabbir Ahmed

(The impostor) who hears Allah's Verses conveyed to him, yet he is haughtily obstinate, as though he never heard them. Hence, announce unto him grievous punishment.

Syed Vickar Ahamed

(To him) who hears the Signs (verses) of Allah recited to him yet, is unchanging (stubborn, haughty) and alone, as if he had not heard them: So tell him about a painful penalty!

Taqi Usmani

who hears Allah’s verses being recited to him, then he remains adamant out of arrogance, as if he never heard them. So give him the ‘good news’ of a painful punishment.

The Monotheist Group

He hears the revelations of God being recited to him, then he persists arrogantly, as if he never heard them. Give him news of a painful retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il entend les versets dʹAllah quʹon lui récite puis persiste dans son orgueil, comme sʹil ne les avait jamais entendus. Annonce-lui donc un châtiment douloureux.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ku ew ayetên Xwedê yên ku jê re têne xwendin seh dike, piştre xwe mezin didêre her wekî ku ew nebihîstine asê dibe, vêca mizgîniya ezabekî dijwar bidê!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

die Gods tekenen die Wij aan hem voorlezen hoort en dan in zijn hoogmoed volhardt alsof hij het niet gehoord had. Verkondig hem dus een pijnlijke bestraffing.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Die de teekens van God hoort, welke hem worden voorgelezen, en daarna trotsch in zijne ongetrouwdheid blijft volharden, al hoorde hij die niet! Bedreig hem met eene pijnlijke straf.

Hollandaca — Siregar

Hij hoort de Verzen van Allah die aan hem worden voorgedragen en vervolgens blijft hij hoogmoedig, alsof hij ze niet gehoord heeft. Verkondig hem daarom een pijnlijke bestraffing.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Слушает он знамения Аллаха [аяты Корана], читаемые ему, а потом упорствует, проявляя высокомерие, словно он не слышал их [аяты Корана]. Обрадуй же (о, Посланник) его [этого погрязшего в грехах лжеца] (вестью) о мучительном наказании (в Аду)!

Rusça — Osmanov

Он выслушивает аяты Аллаха, которые возвещают ему, а потом упорствует в гордыне, словно он и не слышал их. Порадуй же его вестью о мучительном наказании.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

som, när han hör Guds budskap läsas upp för honom, förskansar sig bakom en högmodigt avvisande hållning, som om han ingenting hört! Låt honom veta att (han skall få utstå) ett svårt lidande!