Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.
بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ يَلْعَبُونَ
bel hum fī şekkin yel'ǎbūne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | بَلْ | bel | ama | |
| 2 | هُمْ | hum | onlar | |
| 3 | فِي | fī | içinde | |
| 4 | شَكٍّ | şekkin | ش ك كşüphelenmek | şüphe |
| 5 | يَلْعَبُونَ | yel'ǎbūne | ل ع بOyalanmak, eğlenmek, vakit geçirmek, şakalaşmak, boş zaman geçirmek, amaçsızca oyun oynamak, saçmalamak, aptalca davranmak | oynuyorlar |
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Hayır, onlar şüphe içindedir, alay edip dururlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Hayır, onlar şüphe içindedir, alay edip dururlar.
Adem Uğur
Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.
Ahmed Hulusi
Hayır, onlar kuşkulu yaşam içinde, (dünya hayatıyla) eğlenip duruyorlar.
Ahmet Tekin
Fakat kâfirler, bir şüphe içinde oynayıp eğleniyorlar.
Ahmet Varol
Hayır, onlar şüphe içinde oynuyorlar.
Ali Bulaç
Hayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp oyalanıyorlar.
Ali Fikri Yavuz
Fakat onlar, bir şüphe içinde oynuyorlar, (yakînen Allah’a ve Peygambere inanmıyorlar, eğleniyorlar).
Ali Rıza Safa
Hayır, onlar, kuşku içinde oyalanıyorlar.
Bayraktar Bayraklı
Doğrusu onlar şüphe içerisinde oynamaktadırlar.
Bekir Sadak
Ama inkarcilar, dirilmekten suphededirler, bunu eglenceye alirlar.
Celal Yıldırım
Fakat onlar (o inkarcı sapıklar) şüphe içinde (Kur'ân'ı) alaya alıp (Onunla) eğlenmekteler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Gerçek bu iken onlar kararsızlık içinde oyalanıp duruyorlar.
Diyanet İşleri
Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.
Diyanet İşleri (eski)
Ama inkarcılar, dirilmekten şüphededirler, bunu eğlenceye alırlar.
Diyanet Vakfi
Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Fakat kâfirler bir şüphe içinde oynayıp eğleniyorlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Fakat onlar şüphe içinde oynuyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat onlar şekk içinde oynuyorlar
Erhan Aktaş
Hayır! Onlar, kuşku içinde eğlenip duruyorlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Hayır! Onlar, kuşku içinde eğlenip duruyorlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Hayır! Onlar, kuşku içinde eğlenip duruyorlar.
Fizilal-il Kuran
Fakat onlar şüphe içinde eğlenip duruyorlar.
Gültekin Onan
Hayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp yalanlıyorlar.
Hamdi Döndüren
Ama onlar, kuşku içinde eğlenip duruyorlar!
Hasan Basri Çantay
Hayır, onlar (tekrar dirilmekden) şübhe içindedirler. (Bununla} eğlenirler.
Hasib Asutay
Hayır, onlar şüphe içinde eğlenip duruyorlar.
Hayrat Neşriyat
Hayır! Onlar, şübhe içinde (eğlenip) oynuyorlar.
İbni Kesir
Hayır, onlar şüphe içinde oynayıp dururlar.
Mehmet Okuyan
Ne var ki onlar şüphe içinde eğlenip duruyorlar.
Muhammed Esed
Evet, ama onlar, (bütün kalpleriyle inanıp bağlanmaktan uzak olanlar), yalnızca kendi şüpheleriyle oyalanıp duruyorlar.
Mustafa İslamoğlu
Ama nerde! Onlar, şüphe bataklığında oyalanıp duruyorlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
(9-10) Fakat onlar, şekk içinde oynarlar. Artık gözet bir günü ki, gök, bir apaçık duman ile gelecektir.
Ömer Öngüt
Hayır! Onlar bir şüphe içindedirler ve eğlenip duruyorlar.
Suat Yıldırım
Fakat onlar şüphe içindedirler. Din gerçekleriyle alay edip eğlenirler.
Süleyman Ateş
Ama onlar, şüphe içinde oynuyorlar.
Süleymaniye Vakfı
Bütün bunlara rağmen onlar ikilem içindeler, eğlenip duruyorlar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Hayır, ötekiler şüphe içinde oyalanıp duruyorlar.
Şaban Piriş
Fakat, onlar şüphe içinde eğlenirler.
Tefhim-ul Kuran
Hayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp oyalanıyorlar.
Ümit Şimşek
Fakat onlar şüphe içinde, eğleniyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
İş, onların sandığı gibi değil! Bir kuşku içinde oynayıp oyalanmaktadırlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Lakin onlar şəkkə qapılıb əylənirlər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Lakin onlar (Məkkə müşrikləri) şəkk içində qalıb oyun oynayırlar (Allaha, qiyamətə ürəkdən inanmır, Qurʼana və Peyğəmbərə istehza edirlər).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie sind aber trotzdem im Zweifel darüber und treiben damit ein Spiel.
Almanca — Der Edle Quran
Aber nein! Sie sind im Zweifel und treiben ihr Spiel.
Almanca — M. A. Rassoul
Doch sie sind im Zweifel und betreiben ein Spiel.
Almanca — Muhammad Zaidan
Nein, sondern sie sind im Zweifel, sie treiben Unfug.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Yet they are objectively uncertain of the plain truth and they give occasion to uncertainty, and they follow that emotion which they think would help them attain the object from which pleasure and satisfaction are expected.
Abdul Haleem
yet in [their state of] doubt they take nothing seriously.
Abdullah Yusuf Ali
Yet they play about in doubt.
Abul A'la Maududi
(But the fact is, they lack certainty) and frolic about in doubt.
Aisha Bewley
Yet they play around in doubt.
Al-Hilali & Khan
Nay! They play about in doubt.
Ali Quli Qarai
Rather they play around in doubt.
Amatul Rahman Omar
Yet (they have no faith, ) they are steeped in doubt (and) occupied with unreal things.
Arthur John Arberry
Nay, but they are in doubt, playing.
Bijan Moeinian
What a shame that you doubt in the existence of God.
E. Henry Palmer
Nay, they in doubt do play!
Edip-Layth
No; they are in doubt, playing.
George Sale
Yet do they amuse themselves with doubt.
Hamid S. Aziz
Nay, but they make sport in doubt,
Mahmoud Ghali
No indeed, (but) they are in doubt, playing.
Marmaduke Pickthall
Nay, but they play in doubt.
Mohamed Ahmed - Samira
Yet they are lost in doubt and play.
Muhammad Asad
Nay, but they [who lack inner certainty] are but Dying with their doubts.
Mustafa Khattab
In fact, they are in doubt, amusing themselves.
Progressive Muslims
No; they are in doubt, playing.
Sahih International
But they are in doubt, amusing themselves.
Sam Gerrans
The truth is, they are in doubt, playing.
Shabbir Ahmed
Nay, but they are toying with their doubts.
Syed Vickar Ahamed
Yet, they amuse themselves in doubt.
Taqi Usmani
But they, being in doubt, are playing around.
The Monotheist Group
No; they are in doubt, playing.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Mais ces gens-là, dans le doute, sʹamusent.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Belkî ew (muşrik) di gumanê de ji xwe re dileyîzin (û bawerî nayînin).
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Toch schertsen zij in hun twijfel.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Thans vermaken zij zich door te twijfelen.
Hollandaca — Siregar
Zij blijven zelfs in twijfel doorspelen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Нет, они [эти многобожники] (пребывают) в сомнении (относительно истины) забавляясь [не подтверждая ее]!
Rusça — Osmanov
Но они (т. е. многобожники) легкомысленны [в своих] сомнениях.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Men de tvivlar och skämtar bort (frågans allvar).