Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan mucizeler verdik.
وَاٰتَيْنَاهُمْ مِنَ الْاٰيَاتِ مَا فِيهِ بَلٰٓؤٌا مُبِينٌ
ve āteynāhum mine l-āyāti mā fīhi belā'un mubīnun
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve onlara, apaçık nîmetleri muhtevi deliller verdik.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve onlara, apaçık nîmetleri muhtevi deliller verdik.
Adem Uğur
Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan işaretler verdik.
Ahmed Hulusi
Onlara içinde apaçık bir imtihan olan işaretlerden verdik.
Ahmet Tekin
Biz onlara, içinde apaçık imtihan bulunan mûcizeler, deliller de vermiştik.
Ahmet Varol
Ve onlara ayetlerden (mucizelerden), her birinde apaçık bir imtihan bulunan şeyler verdik.
Ali Bulaç
Ve onlara, her birinde açık birer imtihan bulunan ayetler verdik.
Ali Fikri Yavuz
Ve onlara (denizin açılması, bıldırcın ve kudret helvası gibi) alâmetlerden öylesini vermiştik ki, onda büyük bir nimet vardı.
Ali Rıza Safa
Açık bir sınav olarak mucizeler de vermiştik.
Bayraktar Bayraklı
Onlara, her birinde açıkça bir sınav olan ayetler verdik.
Bekir Sadak
Onlarin, her birinde acikca bir imtihan bulunan, mucizeler verdik.
Celal Yıldırım
Onlara öylesine açık belgeler, mu'cizeler verdik ki, herbirinde hem açık nîmet ve bereket, hem de imtihan vardı.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(32-33) Bunları, bilerek (çağdaşları olan) diğer topluluklara göre seçkin kıldık ve onlara, kendileri için apaçık imtihan içeren mûcizeler verdik.
Diyanet İşleri
Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan mucizeler verdik.
Diyanet İşleri (eski)
Onlara, her birinde açıkça bir imtihan bulunan, mucizeler verdik.
Diyanet Vakfi
Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan işaretler verdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Biz onlara içinde apaçık bir imtihan bulunan mucizeler verdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve onlara mucizelerden içinde apaçık bir imtihan bulunan nimetler vermiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onlara ayetlerden öylesini vermiştik ki onda açık bir ni'met ile imtihan vardı
Erhan Aktaş
Onlara, içinde apaçık bela olan ayetlerden verdik.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlara, içinde apaçık bela olan ayetlerden verdik.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlara, içinde apaçık bela olan ayetlerden verdik.
Fizilal-il Kuran
Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan ayetler verdik.
Gültekin Onan
Ve onlara, her birinde açık birer imtihan bulunan ayetler verdik.
Hamdi Döndüren
Onlara, içinde açık bir sınama bulunan mucizeler verdik.
Hasan Basri Çantay
Bir de onlara ayetlerden, her birinde açık birer imtihan (gizlenmiş) bulunan, şeyler verdik.
Hasib Asutay
Onlara, içinde açık bir sınav bulunan işaretler verdik.
Hayrat Neşriyat
Onlara, içinde apaçık bir imtihan bulunan mu'cizelerden de verdik.
İbni Kesir
Onlara ayetlerden öylelerini verdik ki; her birinde açıkça bir imtihan vardı.
Mehmet Okuyan
Onlara, içinde apaçık bir imtihan bulunan deliller vermiştik.
Muhammed Esed
ve onlara açıkça bir sınavı haber veren (rahmetimizin) işaretler(ini) verdik.
Mustafa İslamoğlu
ve onlara sınav olduğu ayan açık belli olan mucizevi işaretler ver(miş)tik.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onlara kendisinde apaçık imtihan olan âyetlerden vermiştik.
Ömer Öngüt
Onlara âyetlerden (mucizelerden) öylelerini verdik ki, her birinde açıkça bir imtihan vardı.
Suat Yıldırım
Onlara, açık ve zahir nimetleri ortaya koyan nice mûcizevî haller verdik.
Süleyman Ateş
Onlara, içinde açık bir sınav bulunan ayetler verdik.
Süleymaniye Vakfı
Onlara açık bir imtihan vesilesi olan ayetler vermiştik.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onlara, ilimlerini gösteren öyle şeyler vermiştik ki her biri açıkça zorlu bir emek ürünüydü.
Şaban Piriş
Onlara, içlerinde apaçık imtihanlar olan ayetler verdik.
Tefhim-ul Kuran
Ve onlara, her birinde açık birer imtihan bulunan ayetler verdik.
Ümit Şimşek
Kendilerine, herbirinde aşikâr bir imtihan bulunan âyetler verdik.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan ayetler vermiştik.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlara içində açıq-aydın imtahan olan dəlillər verdik.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlara (özlərini necə aparacaqlarını bilmək üçün) hər biri açıq-aşkar bir imtahan olan möʼcüzələr (dənizin yarılması, bildirçin əti, qüdrət halvası və s.) verdik.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir gaben ihnen (durch Moses) allerlei Zeichen, die für sie eine offenkundige Prüfung bedeuteten.
Almanca — Der Edle Quran
und ließen ihnen von den Zeichen solche zukommen, die eine deutliche Prüfung enthielten.
Almanca — M. A. Rassoul
Und Wir gaben ihnen von den Zeichen, in welchen eine offenkundige Prüfung lag.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und WIR ließen ihnen von den Ayat zuteil werden, worin deutliche Prüfung ist.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And We conferred on them what was to their need: convenience and comfort and We bestowed on them -through Mussa acts of miraculous nature serving to demonstrate divine power and authority. All together, were a sure test of their actions and reactions which would echo their true beliefs and the prevalent inclination among them.
Abdul Haleem
We gave them revelations in which there was a clear test.
Abdullah Yusuf Ali
And granted them Signs in which there was a manifest trial
Abul A'la Maududi
and bestowed upon them the Signs wherein lay an evident test for them.
Aisha Bewley
and We gave them Signs containing a clear trial.
Al-Hilali & Khan
And granted them signs in which there was a plain trial.
Ali Quli Qarai
And We gave them some signs in which there was a manifest test.
Amatul Rahman Omar
And We gave them some of the signs wherein were (placed) unmixed blessings.
Arthur John Arberry
and gave them signs wherein there was a manifest trial.
Bijan Moeinian
I showed them so many proofs to test their believe [immediately after having seen the greatest proof, i. e., passage through the Red Sea, they worshiped a cow instead of God.]
E. Henry Palmer
and we gave them signs wherein was an obvious trial!
Edip-Layth
We granted them signs, which constituted a great test.
George Sale
and We shewed them several signs, wherein was an evident trial.
Hamid S. Aziz
And We gave them signs wherein was a clear trial.
Mahmoud Ghali
And We brought them (some) signs wherein there was an evident trial.
Marmaduke Pickthall
And We gave them portents wherein was a clear trial.
Mohamed Ahmed - Samira
And sent them tokens to bring out the best in them.
Muhammad Asad
and gave them such signs [of Our grace] as would clearly presage a test.
Mustafa Khattab
And We showed them signs in which there was a clear test.
Progressive Muslims
And We granted them signs, which constituted a great test.
Sahih International
And We gave them of signs that in which there was a clear trial.
Sam Gerrans
And We gave them among proofs that wherein was a clear trial.
Shabbir Ahmed
And We gave them Signs in which there was a manifest trial.
Syed Vickar Ahamed
And granted them Signs in which there was an open trial.
Taqi Usmani
And We gave them the clear signs in which there was a manifest blessing.
The Monotheist Group
And We granted them signs, which constituted a great test.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et leur apportâmes des miracles de quoi les mettre manifestement à lʹépreuve.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Me hin nîşan dane wan ku di wan de ceribandineke aşkere hebû.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En Wij gaven hun tekenen waarin een duidelijke beproeving was.
Hollandaca — Siregar
En Wij hebben hun van de Tekenen gegeven waarin een duidelijke beproeving was.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И Мы дали им [потомкам Исраила] (через пророка Мусу) (такие) из знамений, в которых (было) явное испытание (для них) [спасение от их врагов, устроили над ними облака в жаркой синайской пустыне, низвели им манну и перепелов, вывели из камней источники воды, и помогли им против врагов].
Rusça — Osmanov
Мы даровали им также знамения, в которых заключено явное испытание.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och Vi gav dem tecken (på Vår nåd) vars klara innebörd var att de sattes på prov.