Duhan Suresi 18. Ayet — Elfaz
O, şöyle demişti: "Allah'ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim."
1اَنْendiyeTefsiriye Edatı
2اَدُّٓواeddūteslim edinEmir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · Tef'îl Bâbıا د يO getirdi veya ulaşmasını/gelmesini/varmasını sağladı, o getirdi/iletti/teslim etti, yerine getirme/ödeme, ödedi/yerine getirdi/beraat ettirdi.
3اِلَيَّileyyebanaHarf-i Cer+Zamir
5اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
6اِنِّيinnīçünkü benHarf-i Nasb+Zamir
7لَكُمْlekumsizin içinHarf-i Cer+Zamir
8رَسُولٌrasūlunbir resulİsimر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
9اَمِينٌemīnungüvenilirSıfatا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman