Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.

فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ اِذَا هُمْ يَنْكُثُونَ

fe lemmā keşefnā ǎnhumu l-ǎƶābe iƶā hum yenkuṧūne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken onlardan azâbı kaldırdık mı sözlerinden döndüler.

Adem Uğur

Fakat biz onlardan azabı kaldırınca, sözlerinden dönüverdiler.

Ahmed Hulusi

Kendilerinden azabı kaldırdığımızda, onlar hemen sözlerini bozdular!

Ahmet Tekin

Fakat azâbı, kendilerinden kaldırdığımız zaman, hemen sözlerinden döndüler.

Ahmet Varol

Fakat üzerlerinden azabı kaldırdığımızda hemen sözlerinden dönmeye başladılar.

Ali Bulaç

Fakat onlardan azabı çekip giderince, bir de görürsün ki onlar andlarını bozuyorlar.

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine kendilerinden azabı kaldırdığımız vakit, (yola geleceğiz, iman edeceğiz sözlerinden) hemen caydılar.

Ali Rıza Safa

Fakat onlardan cezayı kaldırınca, sözlerinden dönmeye başladılar.

Bayraktar Bayraklı

Fakat biz onları azaptan kurtarır kurtarmaz, bir de bakarsın ki sözlerinden dönüvermişler.

Bekir Sadak

Ama, azabi uzerlerinden kaldirdigimizda hemen sozlerinden donduler.

Celal Yıldırım

Kendilerinden o azabı kaldırdığımızda, birden verdikleri sözü bozdular (yerine getirmediler).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Dua sebebiyle) onların başından felâketi uzaklaştırınca bir de bakıyorsun sözlerinden dönüveriyorlar.

Diyanet İşleri

Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.

Diyanet İşleri (eski)

Ama, azabı üzerlerinden kaldırdığımızda hemen sözlerinden döndüler.

Diyanet Vakfi

Fakat biz onlardan azabı kaldırınca, sözlerinden dönüverdiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Fakat azabı kendilerinden kaldırdığımız zaman hemen sözlerinden dönüverdiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine kendilerinden azabı açtığımızda hemen cayıverdiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine kendilerinden azabı açtığımız vakıt da derhal cayıverdiler

Erhan Aktaş

Fakat onları azaptan kurtarınca da hemen sözlerinden döndüler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat onları azaptan kurtarınca da hemen sözlerinden döndüler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat onları azaptan kurtarınca da hemen sözlerinden döndüler.

Fizilal-il Kuran

Fakat biz onlardan azabı kaldırınca sözlerinden dönmeye başladılar.

Gültekin Onan

Fakat onlardan azabı çekip giderince, bir de görürsün ki onlar andlarını bozuyorlar.

Hamdi Döndüren

Ancak onlar, biz kendilerinden azabı kaldırır kaldırmaz, hemen sözlerinden döndüler.

Hasan Basri Çantay

Fakat biz onlardan azabı giderince bir de ne bakarsın: Onlar verdikleri sözü bozuyorlar bile!

Hasib Asutay

Fakat biz onlardan azabı kaldırınca, hemen sözlerinden dönüverdiler.

Hayrat Neşriyat

Fakat kendilerinden azâbı açıver(ip kaldır)ınca, onlar sözlerinden hemen döndüler.

İbni Kesir

Azabı üzerlerinden kaldırınca, hemen sözlerinden caydılar.

Mehmet Okuyan

Onlardan azabı (sıkıntıyı) her açıp kaldırdığımızda hemen sözlerinden dönmüşlerdi.

Muhammed Esed

Ama azaptan kurtarır kurtarmaz, bir bakarsın ki hemen sözlerinden dönüvermişler!

Mustafa İslamoğlu

Ama cezayı kaldırır kaldırmaz derhal sözlerinden caydılar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki, onlardan o azabı açıverdik, o zaman onlar sözlerinden geri döner oldular.

Ömer Öngüt

Fakat biz onlardan azabı kaldırınca sözlerinden hemen caydılar.

Suat Yıldırım

Fakat Biz, onlardan azabı giderince, hemen sözlerinden caydılar.

Süleyman Ateş

Fakat biz onlardan azabı kaldırınca sözlerinden dönmeğe başladılar.

Süleymaniye Vakfı

Biz onlardan azabı kaldırır kaldırmaz sözlerinden döndüler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Krizlerini giderince, derhal sözlerinden caydılar.

Şaban Piriş

Onlardan azabı kaldırdığımız zaman da hemen sözlerini bozuyorlardı.

Tefhim-ul Kuran

Fakat onlardan azabı çekip giderince, bir de görürsün ki onlar andlarını bozuyorlar.

Ümit Şimşek

Fakat azaplarını kaldırır kaldırmaz onlar yine sözlerinden dönüyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Fakat kendilerinden azabı kaldırdığımızda hemen yan çizmeye başladılar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz əzabı onlardan uzaqlaşdıran kimi, sözlərindən döndülər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onları əzabdan qurtaran kimi sözlərindən döndülər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Doch als Wir sie vom Unheil befreit hatten, brachen sie ihr Wort.

Almanca — Der Edle Quran

Als Wir dann die Strafe von ihnen hinwegnahmen, da brachen sie sogleich ihr Wort.

Almanca — M. A. Rassoul

Doch als Wir die Strafe von ihnen nahmen, siehe, da brachen sie ihr Wort.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als WIR ihnen die Peinigung wegnahmen, da waren sie wortbrüchig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when We delivered them from what was burdensome and exhaustive to the mind they simply broke their vow and their actions to their words did not accord.

Abdul Haleem

but as soon as We relieved their torment they broke their word.

Abdullah Yusuf Ali

But when We removed the Penalty from them, behold, they broke their word.

Abul A'la Maududi

But lo, each time We removed Our affliction from them, they would go back on their word.

Aisha Bewley

But when We removed the punishment from them, they immediately broke their word.

Al-Hilali & Khan

But when We removed the torment from them, behold, they broke their covenant (that they will believe if We remove the torment from them).

Ali Quli Qarai

But when We lifted the punishment from them, behold, they would break their pledge.

Amatul Rahman Omar

But no sooner did We relieve them of their affliction than they broke their word.

Arthur John Arberry

But when We removed from them the chastisement, behold, they broke their troth.

Bijan Moeinian

However, when I removed the plagues, they denied their promises [of following the right path. ]

E. Henry Palmer

And when we removed from them the torment, behold they broke their word.

Edip-Layth

But when We removed the torment from them, they broke their word.

George Sale

But when We took the plague from off them, behold, they brake their promise.

Hamid S. Aziz

But when We removed from them the chastisement, lo! They broke the pledge.

Mahmoud Ghali

Yet, as soon as We lifted off them the torment, only then did they breach (their promise).

Marmaduke Pickthall

But when We eased them of the torment, behold! they broke their word.

Mohamed Ahmed - Samira

Yet no sooner did We take away the affliction from them than they broke their pledge.

Muhammad Asad

But whenever We removed the suffering from them, lo! they would break their word.

Mustafa Khattab

But as soon as We removed the torments from them, they broke their promise.

Progressive Muslims

But when We removed the torment from them, they broke their word.

Sahih International

But when We removed from them the affliction, at once they broke their word.

Sam Gerrans

But when We removed from them the punishment, then they reneged.

Shabbir Ahmed

But as soon as we relieved their affliction, behold, they broke their word.

Syed Vickar Ahamed

But when We removed the penalty from them, look! They broke their promise.

Taqi Usmani

Then, once We removed the punishment from them, in no time they broke their promise.

The Monotheist Group

But when We removed the torment from them, they broke their word.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis quand Nous eûmes écarté dʹeux le châtiment, voilà quʹils violèrent leurs engagements.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca dema Me (bi duaya Mûsa) ezab ji ser wan rakir, wan di cih de peymana xwe şikand.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar toen Wij de bestraffing voor hen ophieven, braken zij meteen hun woord.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar toen wij de plaag van hen afnamen, ziet, toen braken zij hunne belofte.

Hollandaca — Siregar

Toen Wij dan de bestraffing van hen hadden weggenomen, braken zij hun belofte.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И после того же, как Мы отвели от них наказание, – вот, они нарушают данное слово. [После того, как пророк Муса обратился к Аллаху с мольбой, и Аллах избавил их от мучений в этом мире, они продолжают пребывать в заблуждении.]

Rusça — Osmanov

Когда же Мы отвратили от них наказание, они тут же нарушили клятву.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men när Vi befriade dem från straffet, bröt de sitt ord.