Şura Suresi 35. Ayet — Elfaz
Allah, böyle yapar ki, ayetlerimiz hakkında tartışanlar, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler.
1وَيَعْلَمَve yeǎ'lemeve bilsinlerBağlaç+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
2الَّذِينَ(e)lleƶīneİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3يُجَادِلُونَyucādilūnetartışanlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıج د لBir şeyi sıkıca bükmek, bir şeyi sağlam veya güçlü ya da kompakt yapmak, sert ve güçlü hale gelmek, bir anlaşmazlıkta/tartışmada şiddetli veya zorlu bir şekilde mücadele etmek veya dava açmak, birini yere atmak, sonraki kullanıma göre (avukatların) hangi kanıtların üstün olduğunun ortaya çıkması için [başka bir kişi veya kişilerle yapılan bir tartışmada] kanıtları karşılaştırmak, tartışma veya çekişmede ve [bununla] üstün gelme çabasında yarışmak, inşa etmek veya kurmak, bir şeyi çizgilerle düzenlemek [bir kitabın sayfa etrafına çizgi çekilmesi gibi].
4فِيfīhakkındaHarf-i Cer
5اٰيَاتِنَاāyātināayetlerimizİsim+Zamirا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.
6مَاmāolmadığınıHarf-i Nefi
7لَهُمْlehumkendileri içinHarf-i Cer+Zamir
8مِنْminhiçbirHarf-i Cer