Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.

وَمَا يُلَقّٰيهَٓا اِلَّا الَّذِينَ صَبَرُوا وَمَا يُلَقّٰيهَٓا اِلَّا ذُو حَظٍّ عَظِيمٍ

ve mā yuleḳḳāhā illā (e)lleƶīne Saberū ve mā yuleḳḳāhā illā ƶū HaZZin ǎZīmin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve mā
2يُلَقّٰيهَٓاyuleḳḳāhāل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.buna kavuşturulmaz
3اِلَّاillābaşkası
4الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerden
5صَبَرُواSaberūص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.sabreden(lerden)
6وَمَاve māve
7يُلَقّٰيهَٓاyuleḳḳāhāل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.buna kavuşturulmaz
8اِلَّاillābaşkası
9ذُوƶūolandan
10حَظٍّHaZZinح ظ ظİyi durumda olmak, şanslı olmak, zengin/varlıklı/gösterişli olmak, yeterlilik veya kifayet sahibi olmak, ihtiyaç duymamak, isteksiz veya az istekli olmak, bir kişiyi diğerinden üstün tutmak.şansı
11عَظِيمٍǎZīminع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekbüyük

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bu huy, sabredenlerden başkasına verilmez ve akıldan, tedbîrden büyük bir hisseye sâhip olmayanlara bu huy, nasîp olmaz.

Adem Uğur

Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuşturulur.

Ahmed Hulusi

(Bu özelliğe) sadece sabredenler kavuşturulur. . . (Bu sabıra da) sadece büyük nasip sahipleri kavuşturulur.

Ahmet Tekin

Bu güzel davranışa, bu olgunluğa ancak sabrederek mücadeleye devam edenler, sabrı huy edinenler kavuşturulur, bu olgunluğa büyük kabiliyetleri olanlar, büyük lütuflara mazhar olanlar kavuşturulur.

Ahmet Varol

Buna ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.

Ali Bulaç

Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz.

Ali Fikri Yavuz

İyilikle, kötülüğü önleme hasletine ancak sabredenler kavuşturulur. Buna (cennetde) büyük mükâfatı olan ancak kavuşturulur.

Ali Rıza Safa

Dirençli olanlardan başkası buna eriştirilmez. Büyük paya hak kazanmış olanlardan başkası buna eriştirilmez.

Bayraktar Bayraklı

Buna ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak büyük nasibi olan kimse kavuşturulur.

Bekir Sadak

Bu, ancak sabredenlere vergidir; bu ancak o buyuk hazzi tadanlara, vergidir.

Celal Yıldırım

Buna (bu güzel davranış ve duyguya) ancak sabredenler erişebilir ve buna ancak büyük pay sahibi olan kavuşabilir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bu sonuca ancak sabırlı olanlar ulaşabilir, yine buna ancak (erdemlerde) büyük pay sahibi olanlar ulaşabilir.

Diyanet İşleri

Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.

Diyanet İşleri (eski)

Bu, ancak sabredenlere vergidir; bu ancak o büyük hazzı tadanlara vergidir.

Diyanet Vakfi

Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuşturulur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bu olgunluğa ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak hayırdan büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O rütbeye ise ancak sabredenler kavuşturulur ve o rütbeye ancak (fazilette) büyük pay sahibi olan kavuşturulur.

Elmalılı Hamdi Yazır

O rütbeye ise ancak sabredenler kavuşturulur ve o rütbeye ancak büyük bir hazz sahibi olan kavuşturulur

Erhan Aktaş

Buna ancak sabredenler kavuşturulur ve buna büyük haz sahipleri kavuşturulur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Buna ancak sabredenler kavuşturulur ve buna büyük haz sahipleri kavuşturulur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Buna ancak sabredenler ve büyük haz sahipleri kavuşturulur.

Fizilal-il Kuran

Bu haslete ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak hayırda büyük pay sahibi olan kimse kavuşturulur.

Gültekin Onan

Buna da sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz.

Hamdi Döndüren

Ama buna, ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak hayırdan büyük payı olan kavuşturulur!

Hasan Basri Çantay

Bu (en güzel haslete) sabredenlerden başkası kavuşdurulmaz. Buna büyük bir hazza malik olandan gayrisi erişdirilmez.

Hasib Asutay

Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük bir pay sahibi olan kimse kavuşturulur.

Hayrat Neşriyat

Buna (bu güzel haslete) ise ancak sabredenler eriştirilir ve buna ancak (hayırdan yana) büyük bir nasîbi olanlar eriştirilir.

İbni Kesir

Bu, ancak sabredenlere vergidir. Ve buna ancak o büyük hazzı tadanlar kavuşturulur.

Mehmet Okuyan

Buna ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük payı olan kimse kavuşturulur.

Muhammed Esed

Ama (bu mazhariyet) sadece sıkıntıya karşı sabredenlere verilmiştir; yalnızca (faziletten) en büyük payı almış olanlara verilmiştir.

Mustafa İslamoğlu

Ne ki bu (meziyete) sadece sabırda direnenler ulaşabilir; yine buna, ancak kendisine büyük bir pay ayrılanlar ulaşabilir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve bunu (böyle bir tavsiyeyi) sabredenlerden başkası telakki edemez ve bunu pek büyük bir nâsip sahibi olandan başkası kabul edip yüklenemez.

Ömer Öngüt

Buna (bu güzel haslete) ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak büyük nasibi olan kimse eriştirilir.

Suat Yıldırım

Ama kötülüğe karşı iyilik hasleti, ancak sabredenlerin kârıdır, faziletten yana nasibi bol olanların kârıdır.

Süleyman Ateş

Bu (kötülüğü iyilikle savma olgunluğu)na ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak büyük şansı olan kavuşturulur.

Süleymaniye Vakfı

Buna ancak sabırlı olanlar /duruşunu bozmayanlar ulaştırılır. Buna ancak (iyi işlerden) büyük bir pay sahibi olanlar ulaştırılır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu davranışı ancak sabırlı olanlar gösterebilirler. Bu seviyeye ancak hayırda büyük pay sahibi olanlar ulaşabilirler.

Şaban Piriş

Buna sabredenlerden başkası ulaşamaz. Buna, büyük hazzı tadanlardan başkası ulaşamazlar.

Tefhim-ul Kuran

Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz.

Ümit Şimşek

Fakat buna ancak sabredenler erişir. Buna erişenler de büyük bir nasip sahibi olanlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Böyle bir tavra, sabredenlerden başkası ulaştırılmaz. Böyle bir tavra, büyük nasip sahibinden başkası ulaştırılmaz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bu isə ancaq səbir edənlərə verilir və ancaq böyük qismət sahiblərinə nəsib olur.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bu (xislət) yalnız (dünyada məşəqqətlərə) səbir edənlərə verilir və yalnız böyük qismət (savab, fəzilət) sahiblərinə əta olunur!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Diese Huld wird nur denen gewährt, die geduldig sind und denen, die ein Höchstmaß an innerer Größe besitzen.

Almanca — Der Edle Quran

Aber dies wird nur denjenigen dargeboten, die standhaft sind, ja es wird nur demjenigen dargeboten, der ein gewaltiges Glück hat.

Almanca — M. A. Rassoul

Aber dies wird nur denen gewährt, die geduldig sind; und dies wird nur denen gewährt, die ein großes Glück haben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und dies (diese Moral) wird nur denjenigen gewährt, die sich in Geduld übten. Und dies wird nur demjenigen gewährt, der einen gewaltigen Anteil (am Guten) hat.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Nor can such a disposition that is characterized with sublimity be attained except by those who exercise patience in adversity, forbearance under provocation and constancy in labour and effort. Nor can such a disposition be attained except by those who are so fortunate as to be divinely endowed with such a privilege.

Abdul Haleem

but only those who are steadfast in patience, only those who are blessed with great righteousness, will attain to such goodness.

Abdullah Yusuf Ali

And no one will be granted such goodness except those who exercise patience and self-restraint,- none but persons of the greatest good fortune.

Abul A'la Maududi

But none attains to this except those who are steadfast; none attains to this except those endowed with mighty good fortune.

Aisha Bewley

None will obtain it but those who are truly steadfast. None will obtain it but those who have great good fortune.

Al-Hilali & Khan

But none is granted it (the above quality) except those who are patient - and none is granted it except the owner of the great portion (of happiness in the Hereafter i.e. Paradise and of a high moral character) in this world.

Ali Quli Qarai

But none is granted it except those who are patient, and none is granted it except the greatly endowed.

Amatul Rahman Omar

Yet it is only the steadfast and patiently persevering who are allowed this (grace) and it is only those who possess a large share of good who are allowed this (moral standard).

Arthur John Arberry

Yet none shall receive it, except the steadfast; none shall receive it, except a man of mighty fortune.

Bijan Moeinian

None can attain such a greatness except those who practice patience; how fortunate they are.

E. Henry Palmer

But none shall meet with it save those who are patient; and none shall meet with it save those who are endowed with mighty good fortune.

Edip-Layth

None can attain this except those who are patient. None can attain this except those who are extremely fortunate.

George Sale

But none shall attain to this perfection, except they who are patient; nor shall any attain thereto, except he who is indued with a great happiness of temper.

Hamid S. Aziz

And none are granted this power but those who possess patience and self-restraint, and none are granted it but the owners of great happiness.

Mahmoud Ghali

And in no way will anyone be granted (such fairness) except the ones who (endure) patiently; and in no way will anyone be granted it except an owner of a tremendous fortune (Literally: Portion) (in the Hereafter).

Marmaduke Pickthall

But none is granted it save those who are steadfast, and none is granted it save the owner of great happiness.

Mohamed Ahmed - Samira

Only they attain it who forbear, and only a man of great good fortune can achieve it.

Muhammad Asad

Yet [to achieve] this is not given to any but those who are wont to be patient in adversity: it is not given to any but those endowed with the greatest good fortune!

Mustafa Khattab

But this cannot be attained except by those who are patient and who are truly fortunate.

Progressive Muslims

And none can attain this except those who are patient. And none can attain this except those who are extremely fortunate.

Sahih International

But none is granted it except those who are patient, and none is granted it except one having a great portion [of good].

Sam Gerrans

But none is granted it save those who are patient; and none is granted it save a possessor of tremendous fortune.

Shabbir Ahmed

Yet, none is granted this quality but those who exercise patience and restraint. And none is granted it except those who become worthy of great happiness and good fortune. This quality can make you outstandingly successful, winning. ('Zu-hazzin azim' = Extremely fortunate, includes the two meanings rendered here).

Syed Vickar Ahamed

And no one will be granted such goodness except those who use patience and self-control, (such people are) the only persons of the greatest good fortune.

Taqi Usmani

And no one is blessed with this (attitude) but those who observe patience, and no one is blessed with this (attitude) but a man of great luck.

The Monotheist Group

And none can attain this except those who are patient. And none can attain this except those who are extremely fortunate.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Mais (ce privilège) nʹest donné quʹà ceux qui endurent et il nʹest donné quʹau possesseur dʹune grâce infinie.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji wan kesên ku xweragir in pê ve tu kesên din nagihîjin vê radeyê û ji bilî wan ên ku di xêr û qenciyê de xwediyê pareke mezin in tu kesên din nagihîjin vê dereceyê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar het wordt slechts aan hen die geduldig volharden aangeboden; het wordt slechts aangeboden aan iemand met geweldig geluk.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar niemand zal deze volmaaktheid bereiken, behalve zij, die lijdzaam zijn; ook zal niemand die bereiken, behalve hij, die met een zeer gelukkig gemoed begiftigd is.

Hollandaca — Siregar

Maar dit wordt slechts gegeven aan degenen die geduldig zijn en dit wordt slechts gegeven aan de bezitter van een geweldig geluk.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не даруется это [такое достойное качество] никому, кроме тех, которые проявляли терпение (по отношению к тому, что им не нравится и заставляли себя делать то, что любит Аллах); и не даруется это [качество отвечать хорошим на плохое] никому, кроме как только тем, кто обладает великой долей [хорошим нравом в этом мире и большой наградой в Вечной жизни].

Rusça — Osmanov

И не обретет этого никто, кроме того, кто терпел; не обретет этого никто, кроме того, кто наделен великим уделом.