Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, "Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?" derler.

وَاِذْ يَتَحَاجُّونَ فِي النَّارِ فَيَقُولُ الضُّعَفٰٓؤُ۬ا لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا اِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ اَنْتُمْ مُغْنُونَ عَنَّا نَصِيبًا مِنَ النَّارِ

ve iƶ yeteHāccūne fī n-nāri fe yeḳūlu D-Duǎfā'u li(e)lleƶīne stekberū innā kunnā lekum tebeǎn fe hel entum muğnūne ǎnnā neSīben mine n-nāri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶve
2يَتَحَاجُّونَyeteHāccūneح ج جDelil getirmek, kanıt göstermek, tartışmak, münazara etmek, yönelmek, ziyaret etmek, hac yapmak, kastetmek, amaçlamak, niyetlenmekbirbirleriyle tartışırlarken
3فِيiçinde
4النَّارِn-nāriن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakateşin
5فَيَقُولُfe yeḳūluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
6الضُّعَفٰٓؤُ۬اD-Duǎfā'uض ع فZayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha.zayıf olanlar
7لِلَّذِينَli(e)lleƶīne
8اسْتَكْبَرُواstekberūك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklük taslayanlara
9اِنَّاinnāelbette biz
10كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidik
11لَكُمْlekumsize
12تَبَعًاtebeǎnت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekuymuş
13فَهَلْfe hel-misiniz?
14اَنْتُمْentumsiz
15مُغْنُونَmuğnūneغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettisavabilir-
16عَنَّاǎnnābizden
17نَصِيبًاneSībenن ص بSabitlemek, yükseltmek/kurmak/tesis etmek, düşmanlık/husumetle hareket etmek, bir şeyi yere koymak, yorgun/bitkin, zorluk/sıkıntı/üzüntü çekmek, nasiba - özen göstermek, çalışmak/emek vermek, ısrarlı olmak.ufak bir parçasını
18مِنَmine
19النَّارِn-nāriن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakateşin

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve ateşte, birbirleriyle çekişmeye başladıkları zaman düşkünler, ululuk satanlara diyecekler ki: Gerçekten size uymuştuk, sizin adamlarınızdık biz, ateşin bir miktârını olsun defedebilir misiniz bizden?

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve ateşte, birbirleriyle çekişmeye başladıkları zaman düşkünler, ululuk satanlara diyecekler ki: Gerçekten size uymuştuk, sizin adamlarınızdık biz, ateşin bir miktârını olsun defedebilir misiniz bizden?

Adem Uğur

(Kâfirler) ateşin içinde birbirleriyle çekişirlerken zayıf olanlar, o büyüklük taslayanlara: Biz size uymuştuk. Şimdi ateşin birazını bizden savabilir misiniz? derler.

Ahmed Hulusi

Hani (o vakit) Nar içinde birbirleriyle tartışırlar da, zayıf olanlar büyüklük taslayanlara der ki: "Doğrusu biz sizin tabilerinizdik. . . Şimdi siz ateşi biraz olsun bizden uzaklaştırabilir misiniz?"

Ahmet Tekin

Kâfirler ateşin içinde birbirlerinden davacı olup, deliller getirerek tartışırlarken, zavallılar, büyüklük taslayan zorba iktidar sahiplerine: 'Biz size uymuştuk. Şimdi siz, biraz olsun, bizi ateşten kurtarabilir misiniz?' derler.

Ahmet Varol

Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıflar büyüklük taslayanlara derler ki: 'Doğrusu biz size uyanlardık. Şimdi, ateşten bir parçayı bizden savabilir misiniz?'

Ali Bulaç

Ateşin içinde, iddialar öne sürüp karşılıklı tartışırlarken zayıf olanlar, büyüklenen (müstekbir)lere derler ki: "Gerçekten biz, size uymuş (teb'anız) olan kimselerdik. Şimdi siz, ateşten bir parçasını olsun, bizden uzaklaştırabilir misiniz?"

Ali Fikri Yavuz

Hatırla o vakti ki, (kâfirlerin önderleri ile ayak takımları) ateşde birbirleriyle çekişirlerken zayıf olanlar, büyüklük taslıyanlara (önderlerine) şöyle diyecekler: “- Biz (dünyada) size itaatkâr idik. Şimdi siz, bizden ateşin bir kısmını savabiliyor musunuz?”

Ali Rıza Safa

Ateşin içinde birbirleriyle tartışacaklar. Güçsüzler, büyüklük taslayanlara, şöyle diyecekler: "Aslında size uyduk. Şimdi, ateşin bir parçasını bizden uzaklaştırabilir misiniz?"

Bayraktar Bayraklı

Kafirler, o gün ateşin içinde birbirleriyle çekişirlerken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, "Biz size uymuştuk: Şimdi ateşin birazını bizden savabilir misiniz?" diyecekler.

Bekir Sadak

Atesin icinde birbirleriyle tartisirlarken, gucsuzler, buyukluk taslayanlara: «Dogrusu biz size uymustuk, simdi atesin bir parcasini olsun bizden savabilir misiniz?» derler.

Celal Yıldırım

Ateşte karşılıklı delil getirip tartışırlarken, zayıflar, büyüklük taslayanlara: «Şüphesiz biz size uymuş kimselerdik. Şu anda bizden ateşin bir kısmını olsun savmaz mısınız ?» derler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ateşin içinde birbirleriyle çekişirken zayıflar, büyüklük taslamış olanlara, “Vaktiyle biz size uymuştuk, şimdi bu ateşin hiç olmazsa bir kısmından bizi kurtarabilir misiniz?” dediklerinde;

Diyanet İşleri

Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, "Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?" derler.

Diyanet İşleri (eski)

Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, güçsüzler, büyüklük taslayanlara: 'Doğrusu biz size uymuştuk, şimdi ateşin bir parçasını olsun bizden savabilir misiniz?' derler.

Diyanet Vakfi

(Kâfirler) ateşin içinde birbirleriyle çekişirlerken zayıf olanlar, o büyüklük taslayanlara: Biz size uymuştuk. Şimdi ateşin birazını bizden savabilir misiniz? derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hele ateş içinde birbirlerini protesto ederlerken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara: «Hani bizler size tabi idik. Şimdi siz bizden bir ateş nöbetini savabiliyor musunuz?» derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve hele ateş içinde biribirlerini protesto ederlerken zayıf olanlar büyüklük taslayanlara: "Hani bizler sizin yönettikleriniz idik. Şimdi siz bizden bir ateş nöbetini savabiliyor musunuz?" diyeceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hele ateş içinde biribirlerine (ıhticac) protesto ederlerken: o vakıt zuafa kısmı o büyüklük taslıyanlara diyorlardır: hani bizler sizin tebeanız idik, şimdi siz bizden bir ateş nevbetini savabiliyor musunuz?

Erhan Aktaş

Ateşin içinde birbirlerini suçlarlar; güçsüz olanlar, büyüklük taslayanlara: "Biz size uyduk, şimdi siz ateşin bir kısmını bizden savabilir misiniz?" derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ateşin içinde birbirlerini suçlarlar; güçsüz olanlar, büyüklük taslayanlara: "Biz size uyduk, şimdi siz ateşin bir kısmını bizden savabilir misiniz?" derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ateşin içinde birbirlerini suçlarlar; güçsüz olanlar, büyüklük taslayanlara: "Biz size uyduk, şimdi siz ateşin bir kısmını bizden savabilir misiniz?" derler.

Fizilal-il Kuran

Ateşin içinde birbirleriyle tartışırken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara dediler ki: «Biz size uymuştuk. Şimdi siz şu ateşin ufak bir parçasını bizden savabilir misiniz?»

Gültekin Onan

Ateşin içinde, iddialar öne sürüp karşılıklı tartışırlarken zayıf olanlar büyüklenen (müstekbir)lere derler ki: "Gerçekten biz, size uymuş (tebanız) olan kimselerdik. Şimdi siz, ateşten bir parçasını olsun, bizden uzaklaştırabilir misiniz?

Hamdi Döndüren

(İnkâr edenler) ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara derler ki: “Biz size uymuştuk. Şimdi siz, şu ateşin bir kısmını, üzerimizden kaldırabilir misiniz?”

Hasan Basri Çantay

(Kafirler) ateşin içinde birbiriyle hüccetler göster (erek çekiş) irlerken zaif olanlar o büyüklük taslayanlara "Biz, sizin tebeanızdık. Şimdi siz ateşden bir cüz'ünü olsun bizden savabilir misiniz?" der(ler).

Hasib Asutay

Ateşin içinde birbiriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara (19) 'Biz size uymuştuk, şimdi ateşin birazını bizden savabilir misiniz?' derler. (19. Liderlere.)

Hayrat Neşriyat

O vakit (Cehennem ehli) ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar o büyüklük taslayanlara der ki: 'Gerçekten biz (dünyada iken) size tâbi' olanlar idik. Şimdi siz ateşin birazını olsun, bizden def' edebilir kimseler misiniz?'

İbni Kesir

Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken güçsüzler, büyüklük taslayanlara derler ki: Doğrusu biz, size uymuştuk. Şimdi ateşin bir parçasını olsun bizden savabilir misiniz?

Mehmet Okuyan

(Kâfirler) ateşin içinde birbirleriyle çekişirlerken zayıf olanlar, (saptıran) kibirlilere “Şüphesiz ki biz size uymuştuk. Şimdi ateşin birazını bizden savabilir misiniz?” diyeceklerdir.

Muhammed Esed

Onlar, (hayatta iken hakikati inkar etmiş olanlar, içine atıldıkları öteki dünyanın) ateşi ortasında birbirleriyle tartışacaklar; ve zayıf olanlar küstahça böbürlenenlere: "Doğrusu biz sadece size uymuştuk, o halde, şu ateşten (bize düşen) payı hafifletebilir misiniz?" diyeceklerdir.

Mustafa İslamoğlu

Hani ateşin bağrında karşılıklı tartışırken onları (bir görmelisin): Nitekim zayıflar büyüklük taslayanlara: "Bizim sizin peşinize takıldığımız kesin; şu halde ateşin üzerimizdeki etkisini bir parça olsun hafifletemez misiniz?" diye yalvaracaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Hatırla o vakti ki, ateş içinde birbirleriyle muhasemede bulunurlar. O vakit zayıf olanlar, ululanmış bulunanlara derler ki: «Şüphe yok, biz size tâbi olmuş idik, şimdi siz bizi bir miktar ateşten kurtarabilir misiniz?»

Ömer Öngüt

Ateşin içinde birbirleriyle çekişip tartışırlarken; güçsüz ve zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara: "Biz size uymuştuk. Şimdi ateşin birazını olsun bizden savabilir misiniz?" derler.

Suat Yıldırım

Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken zayıflar, dünyada büyüklük taslayanlara: "Biz bunca zaman size tâbi olduk, bari ateş azabının bir kısmını olsun kaldırabilir misiniz?"

Süleyman Ateş

Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara dediler ki: "Biz size uymuştuk. Şimdi siz, şu ateşin ufak bir parçasını bizden savabilir misiniz?"

Süleymaniye Vakfı

O ateşin /cehennemin içinde birbirleriyle tartışırlarken, güçsüzler, büyüklük taslamış olanlara şöyle derler: "Biz hep sizin takipçiniz olduk. Şimdi ateş azabının bir kısmını bizden savarsınız değil mi?"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ateşin içinde birbirlerine baskın gelmeye çalışırlarken, güçsüzler, büyük saydıkları kişilere şöyle derler: "Biz size uyan kimselerdik. Şimdi ateşin bir parçasını olsun bizden savarsınız değil mi?"

Şaban Piriş

-Ateşte tartışırlar. Zayıf bırakılanlar, büyüklük taslayanlara şöyle derler: -Biz size uymuştuk. Şimdi ateşin bir kısmını bizden uzaklaştırabilir misiniz?

Tefhim-ul Kuran

Ateşin içinde, iddialar öne sürüp karşılıklı tartışırlarken zayıf olanlar, büyüklenen (müstekbir)lere derler ki: «Gerçekten biz, size uymuş (teb'anız) olan kimselerdik. Şimdi siz, ateşten bir parçasını olsun, bizden uzaklaştırabilir misiniz?»

Ümit Şimşek

Ateşte çekişip dururlarken, güçsüz olanlar, büyüklük taslayanlara derler ki: 'Biz size uymuştuk. Şimdi bizden ateşin birazını olsun savabiliyor musunuz?'

Yaşar Nuri Öztürk

O vakit onlar ateş içinde çekişir dururlar. Horlanan takım, böbürlenen takıma şöyle der: "Biz sizin uydularınız olmuştuk. Şimdi şu ateşin bir kısmını olsun bizden uzak tutabilir misiniz?"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O zaman onlar odda bir-birilə höcətləşəcəklər. Zəiflər təkəbbür göstərənlərə: “Biz sizin ardınızca gedirdik. İndi siz odun bir hissəsindən bizi qurtara bilərsinizmi?”– deyəcəklər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O zaman onlar od içində bir-birilə çənə-boğaz olacaq, acizlər (tabe olanlar) təkəbbür göstərənlərə (öz başçılarına) deyəcəklər: ″Biz (dünyada) sizə tabe idik. İndi siz cəhənnəm odunun (azacıq da olsa) bir hissəsini bizdən dəf edə bilərsinizmi?!″

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wenn sie im Höllenfeuer miteinander streiten, werden die Schwachen zu den Anführern sagen: ʺWir waren eure Anhänger. Werdet ihr nicht etwas vom Höllenfeuer von uns abwehren?ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und (denke daran,) wenn sie (dereinst) im (Höllen)feuer miteinander streiten, dann sagen die Schwachen zu denjenigen, die sich hochmütig verhielten: ʺWir waren doch eure Gefolgsleute; könnt ihr uns nun einen Teil des (Höllen)feuers abnehmen?ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Wenn sie miteinander im Feuer streiten, werden die Schwachen zu den Hochmütigen sagen: ʺWir waren ja eure Anhänger; werdet ihr uns deshalb nicht einen Teil des Feuers abnehmen?ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There and then shall all the inmates of Hell interchange altercating words and hold angry discourse and thus say the weak who lacked strength of purpose and will to those who were extravagant in their accounts of themselves "We were your followers: are you now going to carry on our behalf a share of this burdensome infernal afflictions?"

Abdul Haleem

In the Fire they will quarrel with one another: the weak will say to the haughty, ‘We were your followers, so can you now relieve us from some share of the Fire?’

Abdullah Yusuf Ali

Behold, they will dispute with each other in the Fire! The weak ones (who followed) will say to those who had been arrogant, "We but followed you: Can ye then take (on yourselves) from us some share of the Fire?

Abul A'la Maududi

Just imagine when they will remonstrate with one another in Hell. The weak ones will say to those who waxed proud: "We were your followers. Will you, then, lighten for us a part of our suffering of the Fire?"

Aisha Bewley

When they are squabbling with one another in the Fire, the weak will say to those deemed great, ‘We were your followers, so why do you not relieve us of a portion of the Fire?’

Al-Hilali & Khan

And, when they will dispute in the Fire, the weak will say to those who were arrogant: "Verily, we followed you: can you then take from us some portion of the Fire?"

Ali Quli Qarai

When they argue in the Fire, the weak will say to those who were arrogant, ‘Indeed we used to follow you; so will you avail us against any portion of the Fire?’

Amatul Rahman Omar

And (think of the time) when these (disbelievers) will argue one with another in the Fire and the humble will say to those who sought to be great, `Verily, we were your followers, will you not then relieve us of a portion (of the punishment) of the Fire. '

Arthur John Arberry

And when they argue one with the other in the Fire, and the weak say unto those who waxed proud, 'Why, we were your followers; will you avail us now against any part of the Fire?'

Bijan Moeinian

While in the Fire, the lower rank ones will say to their superiors: "We followed your orders blindly; now can you use your “power" to at least reduce our punishment?”

E. Henry Palmer

And when they argue together in the fire, and the weak say to those who were big with pride, 'Verily, we were followers of yours, can ye then avail us against a portion of the fire?'

Edip-Layth

When they argue in hell, the weak will say to those who were arrogant: "We used to be your followers, can you take from us any portion of the fire?"

George Sale

And think on the time when the infidels shall dispute together in hell fire; and the weak shall say unto those who behaved with arrogance, verily we were your followers: Will ye, therefore, relieve us from any part of this fire?

Hamid S. Aziz

And when they shall contend one with another in the Fire, then the weak shall say to those who were proud, "Surely we were your followers; will you then avert from us a portion of the fire?"

Mahmoud Ghali

And as they argue among themselves in the Fire, so the weak will say to the ones who waxed proud, "Surely we were a following to you; will you then avail us against any assignment of the Fire?"

Marmaduke Pickthall

And when they wrangle in the Fire, the weak say unto those who were proud: Lo! we were a following unto you; will ye therefor rid us of a portion of the Fire?

Mohamed Ahmed - Samira

As they will noisily argue in the Fire, the weaker ones will say to the arrogant: "We were your followers, so will you take over some of our share of the fire?"

Muhammad Asad

AND LO! They [who in life were wont to deny the truth] will contend with one another in the fire [of the hereafter]; and then the weak will say unto those who had gloried in their arrogance, "Behold, we were but your followers: can you, then, relieve us of some [of our] share of this fire?"

Mustafa Khattab

˹Consider the Day˺ when they will dispute in the Fire, and the lowly ˹followers˺ will appeal to the arrogant ˹leaders˺, "We were your ˹dedicated˺ followers, will you then shield us from a portion of the Fire?"

Progressive Muslims

And when they argue in Hell, the weak will say to those who were arrogant: "We used to be your followers, can you take from us any portion of the Fire"

Sahih International

And [mention] when they will argue within the Fire, and the weak will say to those who had been arrogant, "Indeed, we were [only] your followers, so will you relieve us of a share of the Fire?"

Sam Gerrans

And when they will dispute together in the Fire, the weak will say to those who had waxed proud: “We were your followers; will you avail us something against a portion of the Fire?”

Shabbir Ahmed

And behold! They will dispute with each other in the Fire. The commoners will say to the leaders, "Behold, we were following you. Can you, then, take away some of the Fire from us?" (14:21), (33:67), (34:32), (37:27-29), (38:60).

Syed Vickar Ahamed

And they will fight with one another in the Fire! The weak ones (who followed) will say to those who had been proud (and arrogant), "Verily, we only followed you: Can you then take (upon yourselves) from us some share of the Fire?"

Taqi Usmani

And (worth remembering is the time) when they (the infidels) will argue with each other in the Fire. So, the weak will say to those who were arrogant, "Surely, we used to be your followers, would you, then, stand for us in (suffering at least a) part of the (punishment of) Fire?"

The Monotheist Group

And when they argue in Hell, the weak will say to those who were arrogant: "We used to be your followers, can you take from us any portion of the Fire?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand ils se disputeront dans le Feu, les faibles diront à ceux qui sʹenflaient dʹorgueil: ʺNous vous avions suivis: pourriez-vous nous préserver dʹune partie du feu?ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wê dema ku di êgir de kafir bi hev dikevin; yên qels ji yên giregir re dibêjin: Em peyrewên we bûn, vêca ma hûn nikarin hinekî ji êgir ji ser me bidin alî?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer zij in het vuur met elkaar redetwisten en de zwakken tegen hen die hoogmoedig waren zullen zeggen: ʺWij waren toch volgelingen van jullie, baten jullie ons dan als bescherming tegen een deel van het vuur?ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En denk aan den tijd, als de ongeloovigen, in het hellevuur met elkander zullen twisten, en de zwakken tot de hoovaardigen (de grooten) zullen zeggen: Waarlijk, wij waren uwe volgers; wilt gij ons dus niet van een deel van dit vuur redden?

Hollandaca — Siregar

En wanneer zij met elkaar redetwisten in de Hel, dan zeggen de zwakken tot degenen die hoogmoedig waren: Voorwaar, wij waren volgelingen van jullie. Zullen jullie daarom ons tegen de bestraffing van de Het verdedigen?ʺ

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Когда они будут вступать в пререкания друг с другом в [адском] огне, униженные скажут возвеличенным [в мире земном]: ʺВоистину, мы следовали за вами во всем. Не можете ли вы хоть немного защитить нас от огня?ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH DE skall tvista med varandra i Elden och de svaga skall säga till dem som ansåg sig stå över de andra: ʺDet var er vi följde; kan ni låta oss slippa en del av Eldens (straff)?ʺ -