(23-24) Andolsun ki biz Musa'yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun'a, Haman'a ve Karun'a gönderdik. Onlar ise; "Bu çok yalancı bir sihirbazdır" dediler.

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُبِينٍ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَقَارُونَ فَقَالُوا سَاحِرٌ كَذَّابٌ

ve leḳad erselnā mūsā bi āyātinā ve sulTānin mubīnin / ilā fir'ǎvne ve hāmāne ve ḳārūne fe ḳālū sāHirun keƶƶābun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2اَرْسَلْنَاerselnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebiz gönderdik
3مُوسٰىmūsāموسىMusa'yı
4بِاٰيَاتِنَاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizle
5وَسُلْطَانٍve sulTāninس ل طHüküm sürmek, egemen olmak, baskı yapmak, musallat olmak, üstesinden gelmek, yetki vermek, güç vermek, kuvvet vermek, hakim olmak, iktidar olmakve bir yetki ile
6مُبِينٍmubīninب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık
1اِلٰىilā
2فِرْعَوْنَfir'ǎvneفرعونFir'avn'e
3وَهَامَانَve hāmāneوهامانve Haman'a
4وَقَارُونَve ḳārūneوقارونve Karun'a
5فَقَالُواfe ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
6سَاحِرٌsāHirunس ح رBüyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vaktibir büyücüdür
7كَذَّابٌkeƶƶābunك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalancı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve andolsun ki Mûsâ'yı delillerimizle ve apaçık bir burhanla göndermiştik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve andolsun ki Mûsâʼyı delillerimizle ve apaçık bir burhanla göndermiştik.

Adem Uğur

Andolsun ki biz Musa'yı mucizelerimiz ve apaçık hüccetle, gönderdik.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Musa'yı işaretlerimiz ve apaçık bir karşı konulamaz delil ile irsal ettik.

Ahmet Tekin

Mûsâ’yı âyetlerimizle, mûcizelerimizle, apaçık bir ferman ile, ilâhî bir yetki ile özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamber olarak görevlendirdik.

Ahmet Varol

Andolsun ki, Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.

Ali Bulaç

Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik;

Ali Fikri Yavuz

Doğrusu biz, Mûsa’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille gönderdik:

Ali Rıza Safa

Ayrıca, gerçek şu ki, Musa'yı da mucizelerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik.

Bayraktar Bayraklı

- Andolsun ki biz, Musa'yı mucizelerimizle ve apaçık delille Firavun, Haman ve Karun'a gönderdik. Onlar, "Bu, yalancı bir büyücüdür" dediler.

Bekir Sadak

(23-24) And olsun ki Musa'yi, mucizelerimiz ve apacik delillerle Firavun, Haman ve Karun'a gondermisizdir. Onlar: «Bu, yalanci sihirbazin biridir» demislerdi.

Celal Yıldırım

(23-24) And olsun ki, biz, Musa'yı mu'cizelerle ve açık belgelerle Fir'avn'a, Hâmân'a ve Karun'a peygamber olarak gönderdik. Onlar ise, «bu çok yalancı bir sihirbazdır» dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(23-24) Andolsun biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir kanıtla Firavun, Hâmân ve Kārûn’a gönderdik; ama onlar, “O bir yalancı, bir sihirbaz!” dediler.

Diyanet İşleri

(23-24) Andolsun ki biz Musa'yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun'a, Haman'a ve Karun'a gönderdik. Onlar ise; "Bu çok yalancı bir sihirbazdır" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

(23-24) And olsun ki Musa'yı, mucizelerimiz ve apaçık delillerle Firavun, Haman ve Karun'a göndermişizdir. Onlar: 'Bu, yalancı sihirbazın biridir' demişlerdi.

Diyanet Vakfi

(23-24) Andolsun ki biz Musa'yı mucizelerimiz ve apaçık hüccetle, Firavun, Hâmân ve Karun'a gönderdik. Onlar: Bu, çok yalancı bir sihirbazdır! dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun Musa'yı âyetlerimizle ve açık bir delil ile gönderdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Musa'yı ayetlerimizle ve açık bir delil ile gönderdik,

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için Musayı ayetlerimizle ve açık bir bürhan ile gönderdik

Erhan Aktaş

Ant olsun ki, Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik:

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki, Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik:

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki, Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik:

Fizilal-il Kuran

Andolsun biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık yetki ile gönderdik.

Gültekin Onan

Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik;

Hamdi Döndüren

Andolsun biz, Musa’yı mucizelerimizle ve apaçık bir yetki ile gönderdik.

Hasan Basri Çantay

(23-24) Andolsun ki biz Musayı mucizelerimizle ve apaçık bir hüccetle Fir'avna, Hamane ve Kaaruna gönderdik de (ona) "Çok yalancı bir sihirbaz" dediler..

Hasib Asutay

Andolsun, biz Musa'yı mucizelerimizle ve apaçık delil ile gönderdik.

Hayrat Neşriyat

(23-24) And olsun ki, Mûsâ’yı da mu'cizelerimizle ve apaçık bir delîl ile Fir'avun’a, Hâmân’a ve Karûn’a gönderdik. Buna rağmen (onlar:) '(Bu) çok yalancı bir sihirbazdır!' dediler.

İbni Kesir

Andolsun ki; Biz, Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık burhan ile gönderdik.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki Musa’yı da ayetlerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a, Haman’a ve Karun’a göndermiştik de (onlar “Bu) bir büyücüdür; çok yalancıdır!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Biz, Musa'yı mesajlarımızla ve (Bizden aldığı) açık bir yetki ile göndermiştik

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz Musa'yı, mesajlarımızla ve (sahibinin doğruluğuna şahit olan) apaçık bir belgeyle elçi göndermiştik:

Ömer Nasuhi Bilmen

Andolsun ki, Mûsa'yı âyetler ve apaçık bir emr-i kahir ile gönderdik.

Ömer Öngüt

Andolsun ki biz Musa'yı âyetlerimizle ve apaçık bir delil ile gönderdik.

Suat Yıldırım

(23-24) Gerçekten Biz Mûsa’yı âyetlerimiz, mûcizelerimiz ve apaçık bir yetki ile Firavun’a, Hâman’a ve Kârun’a gönderdik de onlar: "Bu yalancı bir sihirbazdır!" dediler.

Süleyman Ateş

Andolsun biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetki ile gönderdik:

Süleymaniye Vakfı

Şu bir gerçek ki Musa'yı, ayetlerimizle /mucizelerimizle, apaçık ve güçlü bir delil ile elçi olarak gönderdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa'yı, mucizelerimizle ve açık bir delille gönderdik.

Şaban Piriş

Musa'yı mucizelerimiz ve apaçık belgelerle göndermiştik.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık ispatlı bir delille gönderdik;

Ümit Şimşek

Biz Musa'yı da âyetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle göndermiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, Musa'yı da ayetlerimizle ve apaçık bir kanıtla göndermiştik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz Musanı möcüzələrimizlə və aşkar bir dəlillə göndərdik –

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Həqiqətən, Biz Musanı ayələrimizlə və açıq-aydın bir dəlillə göndərdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben Moses mit Unseren Zeichen und mit deutlichen Autoritätsbeweisen entsandt

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir sandten bereits Musa mit Unseren Zeichen und mit einer deutlichen Ermächtigung

Almanca — M. A. Rassoul

Und wahrlich, Wir entsandten Moses mit Unseren Zeichen und mit einer klaren Machtbefugnis

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits entsandten WIR Musa mit Unseren Ayat und einem eindeutigen Beweis

English (26)

Abdel Khalek Himmat

To this effect I may example My Omnipotence and Authority by a brief account of Mussa (Moses) whom We sent equipped with Signs, serving to demonstrate divine power ant authority

Abdul Haleem

We sent Moses with Our signs and clear authority

Abdullah Yusuf Ali

Of old We sent Moses, with Our Signs and an authority manifest,

Abul A'la Maududi

Verily We sent Moses with Our Signs and a clear authority

Aisha Bewley

We sent Musa with Our Signs and clear authority

Al-Hilali & Khan

And indeed We sent Mûsâ (Moses) with Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.), and a manifest authority,

Ali Quli Qarai

Certainly We sent Moses with Our signs and a manifest authority

Amatul Rahman Omar

And indeed We had already sent Moses with Our Messages and a clear authority,

Arthur John Arberry

We also sent Moses with Our signs and a clear authority,

Bijan Moeinian

I sent Moses with such miracles that left no doubt about his prophet hood to Pharaoh, [his chief advisor] Haman and Korah [the wealthiest man of the time]. …

E. Henry Palmer

And we did send Moses with our signs, and with obvious authority,

Edip-Layth

We had sent Moses with Our signs, and a clear authority.

George Sale

We heretofore sent Moses with our signs and manifest power,

Hamid S. Aziz

And verily We sent Moses with Our revelations (message, communications) and a clear authority,

Mahmoud Ghali

And indeed We already sent Mûsa (Moses) with Our signs and an evident all-binding authority.

Marmaduke Pickthall

And verily We sent Moses with Our revelations and a clear warrant

Mohamed Ahmed - Samira

We sent Moses with Our signs and clear authority

Muhammad Asad

THUS, INDEED, did We send Moses with Our mes­sages and a manifest authority [from Us]

Mustafa Khattab

Indeed, We sent Moses with Our signs and compelling proof

Progressive Muslims

And We had sent Moses with Our signs, and a clear authority.

Sahih International

And We did certainly send Moses with Our signs and a clear authority

Sam Gerrans

And We sent Moses with Our proofs and a clear authority

Shabbir Ahmed

Thus indeed, We sent Moses with Our Messages and a clear authority.

Syed Vickar Ahamed

And indeed (earlier), We sent Musa (Moses), with Our Signs (verses) and a clear Authority,

Taqi Usmani

Indeed We sent Mūsā with Our signs and a manifest proof

The Monotheist Group

And We had sent Moses with Our signs, and a clear authority.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous envoyâmes effectivement Moïse avec Nos signes et une preuve évidente,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, Me Mûsa bi mucizeyên ji cem xwe û delîleke eşkere hinart.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hadden Moesa toch met Onze tekenen en een duidelijke machtiging gezonden

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij zonden vroeger Mozes met onze teekenen en duidelijke macht,

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, Wij hebben Môesa met Onze Tekenen en met een duidelijk bewijs gezonden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вот Мы послали Мусу с Нашими знамениями [с девятью чудесами] (которые указывали на истинность того, с чем он был послан) и ясным доводом [с доказательством того, что он сам тоже правдив] –

Rusça — Osmanov

Мы послали Мусу с Нашими знамениями и ясными доводами

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH VI sände Moses med Våra budskap och ett klart bevis på hans myndighet