Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükafat vereceğiz.

لٰكِنِ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَالْمُقِيمِينَ الصَّلٰوةَ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ اُو۬لٰٓئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ اَجْرًا عَظِيمًا

lākini r-rāsiḣūne fī l-ǐlmi minhum ve l-mu'minūne yu'minūne bimā unzile ileyke ve mā unzile min ḳablike ve l-muḳīmīne S-Salāte ve l-mu'tūne z-zekāte ve l-mu'minūne bi(a)llahi ve l-yevmi l-āḣiri ulāike se nu'tīhim ecran ǎZīmen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لٰكِنِlākinifakat
2الرَّاسِخُونَr-rāsiḣūneر س خSağlam, sabit, köklü, yerleşmiş olmak. Rasih - derin bilgili, sağlam yerleşmiş, iyi temellendirilmiş.derinleşmiş olanlar
3فِي
4الْعِلْمِl-ǐlmiع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameilimde
5مِنْهُمْminhumiçlerinden
6وَالْمُؤْمِنُونَve l-mu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanve mü'minler
7يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanırlar
8بِمَاbimāşeye
9اُنْزِلَunzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilen
10اِلَيْكَileykesana
11وَمَاve māve şeye
12اُنْزِلَunzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilen
13مِنْmin
14قَبْلِكَḳablikeق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmeksenden önce
15وَالْمُقِيمِينَve l-muḳīmīneق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve -doğrulmuş
16الصَّلٰوةَS-Salāteص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
17وَالْمُؤْتُونَve l-mu'tūneا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve vermiş
18الزَّكٰوةَz-zekāteز ك وArttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekatzekatı
19وَالْمُؤْمِنُونَve l-mu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanve doğrulaşmış
20بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'la
21وَالْيَوْمِve l-yevmiي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecive gününe
22الْاٰخِرِl-āḣiriا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımahiret
23اُو۬لٰٓئِكَulāikeişte onlara
24سَنُؤْتِيهِمْse nu'tīhimا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekvereceğiz
25اَجْرًاecranا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, karbir mükafat
26عَظِيمًاǎZīmenع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekbüyük

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Fakat onlardan bilgide ileri olanlar ve inananlar, sana indirilene de inanırlar, senden önce indirilenlere de ve namaz kılanlardır, zekât verenlerdir, Allah'a ve âhiret gününe inananlardır onlar ve biz onlara büyük bir ecir vereceğiz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Fakat onlardan bilgide ileri olanlar ve inananlar, sana indirilene de inanırlar, senden önce indirilenlere de ve namaz kılanlardır, zekât verenlerdir, Allahʼa ve âhiret gününe inananlardır onlar ve biz onlara büyük bir ecir vereceğiz.

Adem Uğur

Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekâtı verenler; Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya; işte onlara pek yakında büyük mükâfat vereceğiz.

Ahmed Hulusi

İçlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ile iman edenler, senden önce inzal olanla birlikte sana inzal olana da iman ederler. Salatı ikame eden ve zekatı veren; "B" harfindeki anlam kapsamınca Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman edenlere gelince. . . Onlara aziym bir mükafat vereceğiz.

Ahmet Tekin

Ama içlerinden ilimde yüksek payeye erenler, ehl-i tevhid olanlar sana indirilene, Kurân’a, senden önce indirilenlere, diğer kutsal kitaplara iman ederler. Onlar namazı âdâbına riayet ederek aksatmadan âşikâre kılanlar, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenler, Allah’a, Allah’a imanın gerektirdiği esaslara ve âhiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara büyük mükâfat vereceğiz.

Ahmet Varol

Ancak onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve iman edenler sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. (Onlar) namazı kılan, zekatı veren, Allah'a ve ahiret gününe inananlardır. İşte onlara büyük bir ecir vereceğiz.

Ali Bulaç

Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar; işte bunlar, Biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz.

Ali Fikri Yavuz

Fakat içlerinden ilimde kökleşenlerle müminler, senden önce, indirilenle beraber sana indirilene de iman ederler. Bunlar, namazı erkânı ile kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve âhiret günene inananlardır. İşte bunlara çok büyük bir mükâfat vereceğiz.

Ali Rıza Safa

Fakat onların bilgide derinleşmiş olanları ve inananlar, hem sana indirilene hem de senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inananlar; işte onlara, büyük bir ödül vereceğiz.

Bayraktar Bayraklı

Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya; işte onlara pek yakında büyük ödül vereceğiz.

Bekir Sadak

Fakat onlardan ilimde derinlesmis olanlara, sana indirilen Kitap'a ve senden once indirlen Kitap'a inanan muminlere, namaz kilanlara, zekat verenlere, Allah'a ve ahiret gunune inananlara, elbette buyuk ecir verecegiz. *

Celal Yıldırım

Ama onlardan ilimde kök salıp derinleşenler, sana indirilene de, senden önce indirilene de inanan, namazı kılan, zekâtı veren, Allah'a ve Âhiret gününe imân eden mü'minlere gelince: İşte onlara büyük bir ecir (karşılık ve mükâfat) vereceğiz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar arasından ilimde derinleşmiş olanlarla müminler -ki bunlar sana indirilene ve senden önce indirilmiş olana iman ederler- namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve âhiret gününe inananlar başkadır. İşte onlara pek yakında büyük mükâfat vereceğiz.

Diyanet İşleri

Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükafat vereceğiz.

Diyanet İşleri (eski)

Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlara, sana indirilen Kitap'a ve senden önce indirilen Kitap'a inanan müminlere, namaz kılanlara, zekat verenlere, Allah'a ve ahiret gününe inananlara, elbette büyük ecir vereceğiz.

Diyanet Vakfi

Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya; işte onlara pek yakında büyük mükâfat vereceğiz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve iman edenler, sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler. Onlar, namazı kılan, zekatı veren, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara büyük bir mükafat vereceğiz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve inananlar, senden önce indirilenle birlikte sana indirilene de iman ediyorlar. Özellikle namaza devam edenlerle zekat verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar yok mu, işte onlara yarın büyük bir mükafat vereceğiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Lakin içlerinden ilimde rüsuhu olanlarla mü'minler senden evvel indirilenle beraber sana indirilene de iyman ediyorlar, hele o namaza devam eden kullarıma bak, onlar ve zekat verenler, Allaha ve Ahıret gününe inanan bütün mü'minler işte hep bunlara yarın azim bir ecir vereceğiz

Erhan Aktaş

Ancak, onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve Mü'minler, sana ve senden önce indirilene iman ederler. Salatı ikame edenler, zekatı yapanlar, Allah'a ve ahiret gününe iman edenler; işte onlara büyük bir ödül vereceğiz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ancak, onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve Mü'minler, sana ve senden önce indirilene inanırlar. Salatı ikame edenler, zekatı yapanlar, Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman edenler; işte onlara büyük bir ödül vereceğiz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ancak, onlardan ilimde derinleşmiş olanlar, sana ve senden önce indirilene iman eden mü'minler, salatı ikame edenler, zekatı verenler, Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman edenler var ya işte onlara gelecekte büyük bir ödül vereceğiz.

Fizilal-il Kuran

Fakat onlardan bilim alanında derinleşenlere, hem sana ve hem de senden öncekilere indirilen kitaba inanan müminlere, namaz kılanlara, zekat verenlere, Allah'a ve ahiret gününe inananlara büyük bir mükafat vereceğiz.

Gültekin Onan

Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile inançlılar, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Tanrı'ya ve ahiret gününe inançlı olanlar; işte bunlar, biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz.

Hamdi Döndüren

Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olup, sana ve senden önce indirilmiş (kitaplara) iman eden mü’minlere, namazı dosdoğru kılanlara, zekâtı verenlere, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere büyük bir mükâfat vereceğiz.

Hasan Basri Çantay

Şu kadar ki onlardan ilimde yüksek payeye erenlerle mü'minler, (gerek) sana indirilen (Kur'an-ı Kerim) e, (gerek) senden evvel indirilen (kitab) lara iman ederler. (Onlar) namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allaha ve ahiret gününe inananlardır. İşte onlar (böyle) Biz onlara çok büyük bir ecir vereceğiz.

Hasib Asutay

Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanla ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilenlere inananlar, namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah' a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz!

Hayrat Neşriyat

Fakat onlardan (îmân ederek) ilimde râsih (derinleşmiş) olanlar ve mü’minler, sana indirilene (Kur’ân’a) ve senden önce indirilen (diğer kitab)lara îmân ederler. Ve(onlar) namazı hakkıyla edâ edenler, zekâtı verenler, Allah’a ve âhiret gününe îmân edenlerdir. İşte onlar var ya, kendilerine (pek) büyük bir mükâfât vereceğiz!

İbni Kesir

Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler; sana indirilen kitaba ve senden önce indirilmiş olanlara inanırlar. Namaz kılanlara, zekat verenlere, Allah ve ahiret gününe inannalara elbette büyük bir mükafat vereceğiz.

Mehmet Okuyan

Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilen(ler)e iman eden, namazı kılan, zekâtı veren, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara ileride büyük bir ödül vereceğiz.

Muhammed Esed

İçlerinden bilgide derinleşmiş olanlara, sana ve senden öncekilere indirilmiş olana iman edenlere, (özellikle) namazlarında dikkatli ve devamlı olanlara, karşılık beklemeden harcayanlara, Allaha ve Ahiret Gününe inananlara gelince; işte Biz, bunlara büyük bir mükafat bahşedeceğiz.

Mustafa İslamoğlu

Lakin içlerinde ilimde derinleşmiş olanlara, sana ve senden önce indirilene iman edenlere, özellikle de namazı istikamet üzre diriltenlere, zekatı gönülden gelerek verenlere, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inananlara; işte bunlara, zamanı gelince muazzam bir ödül bahşedeceğiz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Fakat onlardan ilimde mütehassıs olanlar ve mü'min olanlar sana indirilmiş olana ve senden evvel indirilmiş olana inanırlar, ve namazı dosdoğru kılanlar ve zekâtı verenler, ve Allah Teâlâ'ya ve ahiret gününe imân edenler var ya, işte onlara elbette azim bir mükâfaat vereceğizdir.

Ömer Öngüt

Fakat içlerinde ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. Namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte biz onlara büyük bir mükâfat vereceğiz.

Suat Yıldırım

Fakat onlardan geniş ilmi olanlar ile müminler, hem sana indirilen Kur’ân’a, hem de senden önce indirilen kitaplara iman ederler. O namaz kılanlar, zekât verenler, Allah’a ve âhirete hakkıyla iman edenler var ya, işte onlara yarın büyük mükâfat vereceğiz.

Süleyman Ateş

Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indiriline ve senden önce indirilene inanırlar. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükafat vereceğiz!

Süleymaniye Vakfı

Fakat onlardan (kitaptaki) ilmi kavramış olanlar, sana indirilene ve senden önce indirilenlere inanan müminler, hele namazı tam kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe güvenenler var ya! İşte onlara muazzam bir ödül vereceğiz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Fakat onlardan sağlam bilgi sahibi dürüst kimseler ile müminler, sana indirilene ve senden önce indirilmiş olanlara inanır; namazı tam kılar, zekatı verir, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenirler. İşte onlara büyük bir ödül vereceğiz.

Şaban Piriş

Fakat onlardan ilimde derinleşip sana indirilene, senden önce indirilenlere iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekat veren müminlere, Allah'a ve ahiret gününe iman etmiş olanlara işte onlara, çok büyük bir mükafat vereceğiz.

Tefhim-ul Kuran

Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar; işte onlar, Biz onlara büyük bir ecir vereceğiz.

Ümit Şimşek

Onlardan ilimde derinlik sahibi olanlar ile sana indirilene ve senden önce indirilene iman eden mü'minlere, namazlarını dosdoğru kılanlara, zekâtlarını verenlere, Allah'a ve âhiret gününe iman edenlere gelince, Biz onlara pek büyük bir ödül vereceğiz.

Yaşar Nuri Öztürk

Ama onların ilimde derinleşmiş olanları ve müminler, sana indirelene de senden önce indirilene de inanırlar. Namazı kılıcıdırlar, zekatı vericidirler, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar. İşte bunlara yakında büyük bir ödül vereceğiz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Lakin onlardan elmdə qüvvətli olanlar və möminlər sənə nazil edilənə və səndən əvvəl nazil olanlara inanır, namaz qılır, zəkat verir, Allaha və Axirət gününə iman gətirirlər. Biz onlara böyük bir mükafat verəcəyik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Lakin onların elmdə qüvvətli (möhkəm) olanları və möʼminləri sənə nazil edilənə və səndən əvvəl nazil edilənə və səndən əvvəl nazil olanlara inanır, namaz qılır, zəkat verir, Allaha və axirət gününə iman gətirirlər. Biz, əlbəttə, onlara böyük mükafat verəcəyik!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Diejenigen unter ihnen, die über ein fundiertes Wissen verfügen, sowie die Gläubigen, die sich zu den dir und vor dir herabgesandten Offenbarungen bekennen, und die, die das Gebet verrichten, die Zakât-Abgaben entrichten und an Gott und den Jüngsten Tag fest glauben, erhalten von Uns einen sehr hohen Lohn.

Almanca — Der Edle Quran

Aber diejenigen unter ihnen, die im Wissen fest gegründet sind, und die Gläubigen glauben an das, was zu dir (an Offenbarung) herabgesandt worden ist, und was vor dir herabgesandt wurde, und diejenigen, die das Gebet verrichten und die Abgabe entrichten und an Allah und den Jüngsten Tag glauben. Ihnen werden Wir großartigen Lohn geben.

Almanca — M. A. Rassoul

Aber denen von ihnen, die ein gründliches Wissen haben, und den Gläubigen, die da an das glauben, was zu dir hinabgesandt wurde und was vor dir hinabgesandt wurde, und denjenigen, die das Gebet verrichten und die Zakah entrichten, und denen, die an Allah und an den Jüngsten Tag glauben ihnen werden Wir einen großen Lohn gewähren.

Almanca — Muhammad Zaidan

Doch diejenigen unter ihnen, die über fundiertes Wissen verfügen, und die Mumin, sie verinnerlichen den Iman an das, was dir hinabgesandt wurde, und an das, was vor dir hinabgesandt wurde - und (insbesondere unter ihnen lobe ICH) diejenigen, die das rituelle Gebet ordnungsgemäß verrichten - ebenso diejenigen, die Zakat entrichten, und diejenigen, die den Iman an ALLAH und an den Jüngsten Tag verinnerlichen, diesen allen werden WIR übergroße Belohnung zuteil werden lassen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But those of them with well-founded knowledge who are acquainted with the facts, whose hearts have been touched with the divine hand, are they who give credence to all that has been revealed to you Muhammad and to all that was revealed to those who were sent before you; they constantly observe their act of worship and give alms, they believe in Allah and in the Day of Resurrection with hearts impressed with the image of religious and spiritual virtues. It is those whom We shall requite with a great reward.

Abdul Haleem

But those of them who are well grounded in knowledge and have faith do believe in what has been revealed to you [Muhammad], and in what was revealed before you- those who perform the prayers, pay the prescribed alms, and believe in God and the Last Day- to them We shall give a great reward.

Abdullah Yusuf Ali

But those among them who are well-grounded in knowledge, and the believers, believe in what hath been revealed to thee and what was revealed before thee: And (especially) those who establish regular prayer and practise regular charity and believe in Allah and in the Last Day: To them shall We soon give a great reward.

Abul A'la Maududi

Those among them who are firmly rooted in knowledge and the believers, such do believe in what has been revealed to you and what was revealed before you. (Those who truly believe) establish the Prayer and pay Zakah, those who firmly believe in Allah and in the Last Day, to them We shall indeed pay a great reward.

Aisha Bewley

But those of them who are firmly rooted in knowledge, and the muminun, have iman in what has been sent down to you and what was sent down before you: those who establish salat and pay zakat, and have iman in Allah and the Last Day – We will pay such people an immense wage.

Al-Hilali & Khan

But those among them who are well-grounded in knowledge, and the believers, believe in what has been sent down to you (Muhammad صلى الله عليه وسلم) and what was sent down before you; and those who perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât ), and give Zakât and believe in Allâh and in the Last Day, it is they to whom We shall give a great reward.

Ali Quli Qarai

But as for those who are firmly grounded in knowledge from among them, and the faithful, they believe in what has been sent down to you, and what was sent down before you —those who maintain the prayer, give the zakāt, and believe in Allah and the Last Day —them We shall give a great reward.

Amatul Rahman Omar

But those among them who are firmly grounded in knowledge and the faithful who believe in that (Divine Message) which has been revealed to you and that which was revealed before you, and (especially) the observers of Prayers, and those who go on presenting the Zakât, and believe in Allâh and the Last Day, it is they We will certainly bestow on them a great reward.

Arthur John Arberry

But those of them that are firmly rooted in knowledge, and the believers believing in what has been sent down to thee, and what was sent down before thee, that perform the prayer and pay the alms, and those who believe in God and the Last Day - them We shall surely give a mighty wage.

Bijan Moeinian

As to those of them who have devoted themselves to the discovery of the truth, have chosen to believe, believe in what is revealed to you as well as the previous Prophets, worship God on regular basis, engage in charity and believe in God and the Day of Judgment, I will give them a great reward.

E. Henry Palmer

But those amongst them who are firm in knowledge, and the believers who believe in what is revealed to thee, let what is revealed before thee, and the steadfast in prayer, and the givers of alms, and the believers in God and the last day,- unto these we will give a mighty hire.

Edip-Layth

But those of them who are firm in knowledge, as well as those who acknowledge, they acknowledge what was sent down to you and what was sent down before you; and those who observe the contact prayer, and those who contribute towards betterment, and those who acknowledge God and the Last day; to these We will give them their reward greatly.

George Sale

But those among them who are well grounded in knowledge, and the faithful, who believe in that which hath been sent down unto thee, and that which hath been sent down unto the prophets before thee, and who observe the stated times of prayer, and give alms, and believe in God and the last day; unto these will we give a great reward.

Hamid S. Aziz

But those amongst them who are firm in knowledge, and the faithful who believe in what is revealed to you, and what was revealed before you, and especially the steadfast in prayer, the givers of alms, the believers in Allah and the Last Day, unto these We will give a mighty reward.

Mahmoud Ghali

But the ones of them who are firmly established in knowledge and the believers believe in what has been sent down to you, and what was sent down even before you, and (the ones who) regularly keeping up the prayer, and bringing the Zakat, (i. e., pay the poor-dues) and believing in Allah and the Last Day, for those We will soon bring a magnificent reward.

Marmaduke Pickthall

But those of them who are firm in knowledge and the believers believe in that which is revealed unto thee, and that which was revealed before thee, especially the diligent in prayer and those who pay the poor-due, the believers in Allah and the Last Day. Upon these We shall bestow immense reward.

Mohamed Ahmed - Samira

But to the learned among them, and the believers who affirm what has been revealed to you and was revealed to those before you, and to those who fulfil their devotional obligations, who pay the zakat and believe in God and the Last Day, We shall give a great reward.

Muhammad Asad

But as for those from among them who are deeply rooted in knowledge, and the believers who believe in that which has been bestowed upon thee from on high as well as that which was bestowed from on high before thee, and those who are [es­pecially] constant in prayer, and spend in charity, and all who believe in God and the Last Day - these it is unto whom We shall grant a mighty reward.

Mustafa Khattab

But those with solid knowledge among them and those with true faith believe in what has been revealed to you ˹O Prophet˺ and what was revealed before you—˹especially˺ those who establish prayer—and those who pay alms-tax and believe in Allah and the Last Day, to these ˹people˺ We will grant a great reward.

Progressive Muslims

But those of them who are firm in knowledge, as well as the believers, they believe in what was sent down to you and what was sent down before you; and those who hold the contact-method, and those who contribute towards betterment, and those who believe in God and the Last Day; to these We will give them their reward greatly.

Sahih International

But those firm in knowledge among them and the believers believe in what has been revealed to you, [O Muúammad], and what was revealed before you. And the establishers of prayer [especially] and the givers of zakah and the believers in Allah and the Last Day - those We will give a great reward.

Sam Gerrans

But those firm in knowledge and the believers among them believe in what is sent down to thee, and what was sent down before thee, as do the upholders of the duty, and the renderers of the purity, and the believers in God and the Last Day — those will We give a great reward.

Shabbir Ahmed

Among them (the Jews) are those who are well founded in knowledge. And have attained conviction in what has been revealed to you, and in what was revealed before you. They are supporters of the Divine System and of the Just Economic Order, believers in Allah and in the Last Day. We shall soon give them an immense reward. (Islam is for all humanity. Any prior affiliations are irrelevant (2:62), (3:19), (4:125)).

Syed Vickar Ahamed

But those among them who are well-founded in knowledge and the believers, believe in what has been revealed to you and what was revealed before you: And (especially) those who establish regular prayers and practice regular charity and believe in Allah and in the Last Day: To them shall We soon give a great reward.

Taqi Usmani

But those well-grounded in knowledge among them, and the believers, believe in what has been revealed to you and what has been revealed before you, -as well as those observing Salāh and paying Zakāh, and those believing in Allah and the Last Day. To them we shall give a great reward.

The Monotheist Group

But those of them who are well founded in knowledge, and the believers, they believe in what was sent down to you and what was sent down before you; and those who hold the contact prayer, and those who contribute towards purification, and those who believe in God and the Last Day; to these We will give them their recompense greatly.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Mais ceux dʹentre eux qui sont enracinés dans la connaissance, ainsi que les croyants, (tous) ont foi à ce quʹon a fait descendre sur toi et à ce quʹon a fait descendre avant toi. Et quant à ceux qui accomplissent la Salât, paient la Zakât et croient en Allah et au Jour dernier, ceux-là Nous leur donnerons une énorme récompense.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Lê belê ji wan, ew ên ku di zanînê de kok berdane û yên bawermend, bi ya ku ji te re hatiye şandin û bi ya ku ji pêxemberên beriya te re jî hatiye şandin baweriyê tînin û ew ên ku nimêjê dikin, zekatê didin û baweriyê bi Xwedê û roja axretê tînin, ha em ê xelateke mezin bidin wan.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar zij onder hen die een diepgewortelde kennis hebben en de gelovigen, omdat zij geloven in wat naar jou is neergezonden en in wat voor jouw tijd is neergezonden, zij namelijk die de salaat verrichten, die de zakaat geven en die in God en de laatste dag geloven, zij zijn het die Wij een geweldig loon zullen geven.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar degene onder hen, die met grondige kennis zijn uitgerust, en de geloovigen, die gelooven in hetgeen hun door u werd nedergezonden, en dus wat hun vóór u werd nedergezonden, en die de bepaalde tijden in acht nemen en aalmoezen geven, en in God en den oordeelsdag gelooven, dezen zullen wij eene groote belooning geven.

Hollandaca — Siregar

Maar degenen onder hen die stevig gegrondvest zijn in kennis en (ook) de gelovigen, geloven in wat aan jou geopenbaard is en wat vóór jou geopenbaard is. Zij die de shalât verrichten; zij die de zakât geven en de gelovigen in Allah en de Laatste Dag: aan hen zullen Wij een geweldige beloning geven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Однако твердые в знаниях из них [знающие из числа иудеев, которые приняли Ислам] и верующие, которые веруют в то, что ниспослано тебе (о, Мухаммад) [в Коран] и (веруют в то) что было ниспослано до тебя [в книги Аллаха, которые были ниспосланы до Корана], и совершающие молитву, и дающие обязательную милостыню [закят] (со своих имуществ), и верующие в Аллаха и Последний День [День Суда], – таким Мы дадим великую награду!

Rusça — Osmanov

Однако Мы дадим великое вознаграждение тем из них, которые стойки в знании и веруют, которые уверовали в то, что ниспослано тебе и что ниспослано до тебя, которые совершают салат и вносят закат, веруют в Аллаха и в Судный день.