Nisa Suresi 132. Ayet — Elfaz
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.
1وَلِلّٰهِve li (a)llahiAllah'ındırİsti'nafiye Edatı+Harf-i Cer+Lafza-i Celal
2مَاmāolanlarİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3فِيfīHarf-i Cer
4السَّمٰوَاتِs-semāvātigöklerdeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)
5وَمَاve māve olanlarBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
6فِيfīHarf-i Cer
7الْاَرْضِl-erDiyerdeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
8وَكَفٰىve kefāve yeterİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك ف يYeterli olmak, yetmek.
9بِاللّٰهِbi(a)llahiAllahHarf-i Cer+Lafza-i Celal
10وَكِيلًاvekīlenvekil olarakİsimو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.