Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi.

كَذَّبَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَاَتٰيهُمُ الْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ

keƶƶebe (e)lleƶīne min ḳablihim fe etāhumu l-ǎƶābu min Hayṧu lā yeş'ǔrūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1كَذَّبَkeƶƶebeك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanladılar
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3مِنْmin
4قَبْلِهِمْḳablihimق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekonlardan öncekiler
5فَاَتٰيهُمُfe etāhumuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekböylece onlara geldi
6الْعَذَابُl-ǎƶābuع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azab
7مِنْmin
8حَيْثُHayṧuح ي ثHer yerde, neredebir yönden
9لَا
10يَشْعُرُونَyeş'ǔrūneش ع رbilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi sözhiç farkına varmadıkları

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlardan öncekiler de yalanladılar da azap, hiç anlamadıkları, ummadıkları yerden gelip çatıverdi onlara.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlardan öncekiler de yalanladılar da azap, hiç anlamadıkları, ummadıkları yerden gelip çatıverdi onlara.

Adem Uğur

Onlardan öncekiler (peygamberleri) yalanladılar da farkına varmadıkları bir yerden onlara azap çattı.

Ahmed Hulusi

Onlardan öncekiler yalanladı da bu yüzden azap onlara fark etmedikleri bir yerden geldi.

Ahmet Tekin

Onlardan öncekiler de, peygamberlerin azapla ilgili uyarılarını yalanladılar. Hatırlarına gelmeyen, farkına varamadıkları bir yerden onlara azap yağdı.

Ahmet Varol

Onlardan öncekiler de yalanladılar. Bu yüzden kendilerine hiç düşünmedikleri yerden azap geldi.

Ali Bulaç

Onlardan öncekiler de yalanladı; böylece azab onlara hiç şuurunda olmadıkları bir yerden gelip çattı.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, senin) o kavminden evvelkiler de peygamberlerini yalanladılar. Bunun üzerine ummadıkları bir yerden kendilerine azab iniverdi.

Ali Rıza Safa

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Sonunda, beklemedikleri bir yerden ceza geldi.

Bayraktar Bayraklı

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da, onlara farkına varmadıkları bir yerden azap çattı.

Bekir Sadak

Onlardan oncekiler de Peygamberleri yalanlamislardi da farkina varmadiklari yerden onlara bir azap catmisti.

Celal Yıldırım

Onlardan öncekiler de (Hakk'ı) yalanladılar. Bu yüzden fark edemedikleri yandan azâb kendilerine geliverdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlardan öncekiler de doğruyu yalan saymışlar; bunun üzerine tepelerine, nereden geldiğini anlamadıkları bir azap inmişti.

Diyanet İşleri

Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi.

Diyanet İşleri (eski)

Onlardan öncekiler de peygamberleri yalanlamışlardı da farkına varmadıkları yerden onlara bir azap çatmıştı.

Diyanet Vakfi

Onlardan öncekiler (peygamberleri) yalanladılar da farkına varmadıkları bir yerden onlara azap çattı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlardan öncekiler de yalanladılar da kendilerine, hatırlarına gelmez yönden azab geliverdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlardan öncekiler de yalanladılar; yalanladılar da kendilerine hatırlarına gelmeyen yönden azap geliverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan evvelkileri tekzib ettiler, ettiler de kendilerine hatırlarına gelmez cihetten azab geliverdi

Erhan Aktaş

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da kendilerine hiç beklemedikleri yerden azap geldi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da kendilerine hiç beklemedikleri yerden azap geldi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da kendilerine hiç beklemedikleri yerden azap geldi.

Fizilal-il Kuran

Onlardan öncekiler de peygamberi yalanlamışlardı da farkına varmadıkları yerden onlara bir azab çattı.

Gültekin Onan

Onlardan öncekiler de yalanladı; böylece azab onlara hiç şuurunda olmadıkları bir yerden gelip çattı.

Hamdi Döndüren

Onlardan öncekiler de (elçilerini) yalanlamışlardı. Bu yüzden, azap, kendilerine beklemedikleri bir yerden gelivermişti.

Hasan Basri Çantay

Onlardan evvelkiler de (peygamberlerini) tekzib etdiler de hatırlarına gelmeyecek bir cihetden kendilerine azab gelib çatıverdi.

Hasib Asutay

Onlardan öncekiler (peygamberleri) yalanladılar da farkına varmadıkları bir yerden kendilerine azap geliverdi.

Hayrat Neşriyat

Onlardan öncekiler (peygamberlerini) yalanladı da hatırlarına gelmeyen bir yerden azab kendilerine geliverdi.

İbni Kesir

Onlardan öncekiler de peygamberleri yalanlamışlardı da hiç farkında olmadıkları bir yönden azab kendilerine çatıvermişti.

Mehmet Okuyan

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı ve bilemeyecekleri bir yerden onlara azap gelmişti.

Muhammed Esed

Onlardan öncekiler (de) hakikati yalanlamışlardı; bunun üzerine başlarına nereden geldiğini anlamadıkları bir bela gelmişti:

Mustafa İslamoğlu

Onlardan öncekiler de hakikati yalanlamışlardı; bunun üzerine, nereden geldiğini anlayamadıkları azap onları bulmuştu.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlardan evvelkiler tekzîp ettiler, sonra onlara azap hiç hatırlarına gelmeyen bir cihetten geliverdi.

Ömer Öngüt

Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) yalanladılar da, hiç ummadıkları bir yerden onlara azap geldi.

Suat Yıldırım

Kendilerinden önce geçmiş bazı halklar da peygamberleri yalancı saydılar da hak ettikleri azap onlara hiç farkına varmadıkları, hiç ummadıkları bir yerden geliverdi.

Süleyman Ateş

Onlardan öncekiler de yalanladılar, bundan dolayı hiç farkına varmadıkları bir yönden onlara azab geldi.

Süleymaniye Vakfı

Onlardan öncekiler de yalana sarılmışlardı. Sonunda azap onlara, hiç fark etmedikleri yerden gelmişti.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlardan öncekiler yalana sarılmışlardı da ummadıkları yerden kendilerine azap gelip çatıvermişti.

Şaban Piriş

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da hiç farkında olmadıkları bir yerden azap onlara geliverdi.

Tefhim-ul Kuran

Onlardan öncekiler de yalanladı; böylece azab onlara hiç şuurunda olmadıkları bir yerden gelip çattı.

Ümit Şimşek

Onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Sonra azap onlara hiç farkında olmadıkları taraftan geliverdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Fakat azap kendilerine, hiç farkında olmadıkları bir yerden geldi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlardan əvvəlkilər də peyğəmbərləri yalançı saymışdılar və buna görə əzab da onlara gözləmədikləri yerdən gəldi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlardan (Məkkə müşriklərindən) əvvəlkilər də (peyğəmbərləri) təkzib etmişdilər. Buna görə də heç özləri bilmədikləri yerdən onlara əzab gəlmişdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Viele Völker vor ihnen haben ihre Gesandten der Lüge geziehen. Da kam die vernichtende Strafe über sie, ohne daß sie sich dessen bewußt waren.

Almanca — Der Edle Quran

Für Lüge erklärt haben es diejenigen, die vor ihnen waren. Da kam die Strafe über sie, von wo sie nicht merkten.

Almanca — M. A. Rassoul

Es leugneten jene, die vor ihnen waren; da kam die Strafe über sie, als sie es nicht ahnten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Diejenigen vor ihnen leugneten, dann kam zu ihnen die Peinigung von da, wo sie nicht merkten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Similarly behaved those who preceded them and they were seized with a ruinous punishment they neither knew how it happened nor whence it came.

Abdul Haleem

Others before them also disbelieved, and the punishment fell on them unawares:

Abdullah Yusuf Ali

Those before them (also) rejected (revelation), and so the Punishment came to them from directions they did not perceive.

Abul A'la Maududi

Their predecessors gave the lie to the Truth and then chastisement came upon them from whence they could not imagine.

Aisha Bewley

Those before them also denied the truth and the punishment came upon them from where they did not expect.

Al-Hilali & Khan

Those before them belied, and so the torment came on them from directions they perceived not.

Ali Quli Qarai

Those who were before them impugned [the apostles], whereat the punishment overtook them whence they were not aware.

Amatul Rahman Omar

Their predecessors also cried lies (to their Messengers of God, ) so that (Our) punishment came upon them from quarters they little perceived.

Arthur John Arberry

Those that were before them cried lies, then the chastisement came upon them from whence they were not aware;

Bijan Moeinian

Many a people before them also chose to disobey. They got what they deserved when they least expect it.

E. Henry Palmer

Those before them called the (prophets) liars, and the torment came to them from whence they perceived it not;

Edip-Layth

Those before them have denied, and thus the retribution came to them from where they did not perceive.

George Sale

Those who were before them, accused their apostles of imposture; wherefore a punishment came upon them from whence they expected it not:

Hamid S. Aziz

Those before them (also) denied (the prophets or the revelation, the message), therefore there came to them the chastisement from whence they perceived not.

Mahmoud Ghali

The ones before them cried lies; then the torment came up to them from where they were not aware.

Marmaduke Pickthall

Those before them denied, and so the doom came on them whence they knew not.

Mohamed Ahmed - Samira

Those before them had denied, then punishment had overtaken them is from a quarter they did not suspect.

Muhammad Asad

Those who lived before them did [too] give the lie to the truth - whereupon suffering befell them without their having perceived whence it came:

Mustafa Khattab

Those before them ˹also˺ rejected ˹the truth˺, then the torment came upon them from where they least expected.

Progressive Muslims

Those before them have denied, and thus the retribution came to them from where they did not perceive.

Sahih International

Those before them denied, and punishment came upon them from where they did not perceive.

Sam Gerrans

Those before them denied, and the punishment came upon them whence they perceived not.

Shabbir Ahmed

Those who lived before their times, also denied the Truth. So the punishment befell them from directions they could have not imagined.

Syed Vickar Ahamed

(There were) those who rejected (the Message) before them and so (for them) the punishment came to them from directions they did not expect.

Taqi Usmani

Those before them had also rejected (the messengers) and consequently, the punishment came upon them in a way that they had never imagined.

The Monotheist Group

Those before them have denied, and thus the retribution came to them from where they did not perceive.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui ont vécu avant eux ont démenti (les Messagers), le châtiment leur est venu par où ils ne le pressentaient pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ên beriya wan bawerî (bi pêxemberê xwe) neanî, vêca ezabê Xwedê ji cihekî ku wan hizir nedikir, bi ser wan de hat.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die er voor hun tijd waren hebben ook van leugens beticht, maar toen kwam de bestraffing tot hen vanwaar zij het niet beseften.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij die vóór hen waren, beschuldigden hunnen gezanten van bedrog; daarom kwam eene straf op hen, van waar zij het niet verwachtten.

Hollandaca — Siregar

Degenen vóór hen loochenden, zodat de bestraffing tot hen kwam uit richtingen die zij niet vermoedden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Отвергали (посланников) те, кто был [жил] до них [до твоего народа, о, Посланник], и приходило к ним наказание, откуда они и не чувствовали [откуда они и не ожидали его прихода].

Rusça — Osmanov

Те, которые жили до них, также не признавали [посланников], потому и постигло их наказание оттуда, откуда они и не ожидали.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Andra folk) före dem förnekade (uppenbarelsens) sanning och straffet drabbade dem från ett håll varifrån de ingenting anade.