Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rüzgar, onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi.

فَسَخَّرْنَا لَهُ الرِّيحَ تَجْرِي بِاَمْرِهِ رُخَاءً حَيْثُ اَصَابَ

fe seḣḣarnā lehu r-rīHa tecrī bi emrihi ruḣā'en Hayṧu eSābe

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve ona rüzgârı râm etmiştik de emriyle dilediği yere hafif hafif esip giderdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve ona rüzgârı râm etmiştik de emriyle dilediği yere hafif hafif esip giderdi.

Adem Uğur

Bunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı.

Ahmed Hulusi

Bunun üzerine rüzgarı (gibi akıp gideni) Onun hizmetine verdik; Onun emriyle, dilediği yere, hiçbir şeyi sarsmadan - yıkmadan akıp giderdi.

Ahmet Tekin

Bunun üzerine, biz rüzgârı onun faydalanması için koyduğumuz kurala boyun eğdirdik. Onun yaptığı plan dahilinde, ulaşması gereken hedefe doğru kolayca akar giderdi.

Ahmet Varol

Böylece biz de rüzgârı onun buyruğuna verdik. Onun emriyle dilediği tarafa yumuşak bir şekilde akıp gidiyordu.

Ali Bulaç

Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine rüzgârı onun emrine bağlı kıldık; emriyle istediği yere rahatça akar giderdi.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, güçlü bir rüzgarı buyruğuna verdik. Onun buyruğuyla, istediği yöne kolayca eserdi.

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine biz,rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yöne doğru tatlı tatlı esiyordu.

Bekir Sadak

(36-38) Bunun uzerine Biz de, istedigi yere onun buyrugu ile kolayca giden ruzgari, bina kuran ve dalgiclik yapan seytanlari, demir halkalarla bagli digerlerini onun buyrugu altina verdik.

Celal Yıldırım

Rüzgârı onun emrine verdik. Rüzgâr Onun emriyle tatlı tatlı istediği yana eserdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(35-36-37-38) “Rabbim” dedi, “Beni bağışla; benden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver bana. Lutfu sınırsız olan yalnız sensin.” Bunun üzerine, emriyle dilediği yöne doğru tatlı tatlı esen rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan bütün şeytanları ve zincirlerle bağlanmış diğer yaratıkları onun buyruğuna verdik.

Diyanet İşleri

Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rüzgar, onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi.

Diyanet İşleri (eski)

(36-38) Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.

Diyanet Vakfi

(36-38) Bunun üzerine biz de, istediği yere onun emriyle kolayca giden rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğer yaratıkları onun emrine verdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine Biz rüzgarı onun emrine verdik. Emriyle istediği yere yumuşacık akardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine ona rüzgarı müsahhar ettik, emriyle istediği yere yumuşacık cereyan ederdi

Erhan Aktaş

Bunun üzerine rüzgarı onun emrine verdik. Onun emri ile dilediği yere yumuşak bir esinti ile akıp gidiyordu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine rüzgarı onun emrine verdik. Onun emri ile dilediği yere yumuşak bir esinti ile akıp gidiyordu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine rüzgarı onun emrine verdik. Onun emri ile dilediği yere yumuşak bir esinti ile akıp gidiyordu.

Fizilal-il Kuran

Bunun üzerine Süleyman'ın buyruğu ile istediği yere kolayca giden rüzgârı emrine verdik.

Gültekin Onan

Böylece rüzgarı onun kullanımına / boyunduruğuna verdik. Onun buyruğuyla dilediği yöne yumuşakça eserdi.

Hamdi Döndüren

Biz de rüzgârı Süleyman’ın hizmetine verdik; öyle ki onun buyruğu ile onun istediği yere akıp giderdi.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine biz de ona rüzgarı müsahhar etdik ki bu, onun emriyle, onun dilediği yere yumuşacık akar giderdi.

Hasib Asutay

Bunun üzerine biz rüzgârı ona boyun eğdirdik. Emriyle dilediği yere yumuşak eserdi.

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine rüzgârı ona boyun eğdirdik; onun emriyle istediği yere yumuşak olarak akıp giderdi.

İbni Kesir

Bunun üzerine Biz de rüzgarı emrine verdik. Emri ile istediği yere kolayca giderdi.

Mehmet Okuyan

Bunun üzerine O’nun (Allah’ın) emriyle istediği yere yumuşakça akan rüzgârı hizmetine vermiştik.

Muhammed Esed

Bunun üzerine rüzgarı o'nun emrine verdik ki o'nun direktifi ile istediği yöne doğru kolayca essin;

Mustafa İslamoğlu

Bunun ardından rüzgarı ona amade kıldık ki, onun emriyle (çalışan gemileri) istediği yöne doğru kolayca yüzdürebilsin;

Ömer Nasuhi Bilmen

(36-37) Artık onun için rüzgarı musahhar kıldık, O'nun emriyle dilediği yere mülâyemetle akar giderdi. Şeytanları da, herbir bina yapıcı ve dalgıç olanı da (musahhar kıldık).

Ömer Öngüt

Biz rüzgârı onun emrine verdik, onun emri ile istediği yere akıp gidiyordu.

Suat Yıldırım

Biz rüzgârı onun emrine verdik. Rüzgâr, onun emriyle istediği yere tatlı tatlı eserdi.

Süleyman Ateş

Biz, rüzgarı ona boyun eğdirdik. Onun buyruğuyla, onun istediği yere tatlı tatlı eserdi.

Süleymaniye Vakfı

Bunun üzerine biz de rüzgarı emrine verdik; onun belirlediği tarafa yumuşakça eserdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunun üzerine rüzgarı emrine verdik; onun belirlediği tarafa tatlı tatlı eserdi.

Şaban Piriş

Rüzgarı ona boyun eğdirmiştik. Emri ile dilediği yere yumuşak bir şekilde eserdi.

Tefhim-ul Kuran

Böylece biz, rüzgârı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.

Ümit Şimşek

Biz de rüzgârı ona boyun eğdirdik ki, onun emriyle istediği yöne doğru tatlı tatlı eserdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine, rüzgarı onun emrine verdik; onun emriyle onun istediği yere uysal uysal/tatlı tatlı akıp giderdi.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz küləyi ona ram etdik. Külək onun əmri ilə istədiyi yerə rahatca gedirdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir machten ihm den Wind dienstbar, der seinem Befehl gemäß folgsam überall hineilte, wohin er wollte.

Almanca — Der Edle Quran

Da machten Wir ihm den Wind dienstbar, daß er nach seinem Befehl sanft wehte, wohin er es für treffend hielt;

Almanca — M. A. Rassoul

Darauf machten Wir ihm den Wind dienstbar, auf daß er auf sein Geheiß hin sanft wehte, wohin er wollte.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann machten WIR ihm den Wind gratis fügbar - er wehte nach seiner Anweisung sanft, wohin er wollte -

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And there We subdued the wind and We made its activity subservient to his command, it flowed gently to wherever He willed and yielded to his demand.

Abdul Haleem

So We gave him power over the wind, which at his request ran gently wherever he willed,

Abdullah Yusuf Ali

Then We subjected the wind to his power, to flow gently to his order, Whithersoever he willed,-

Abul A'la Maududi

We subjected the wind to him, so that it blew gently at his bidding, wherever he directed it,

Aisha Bewley

So We subjected the wind to him to blow at his command, softly, wherever he directed.

Al-Hilali & Khan

So, We subjected to him the wind; it blew gently by his order whithersoever he willed,

Ali Quli Qarai

So We disposed the wind for him, blowing softly by his command wherever he intended,

Amatul Rahman Omar

So (We accepted his prayer and) We subjected to him a gentle wind. It blew gently according to his requirements in the direction he desired to go.

Arthur John Arberry

So We subjected to him the wind, that ran at his commandment, softly, wherever he might light on,

Bijan Moeinian

I [granted his wish and as a mean of the power] subdued the winds to him so that he may direct them anywhere he wants [and water that place. ]

E. Henry Palmer

And we subjected to him the wind to run on at his bidding gently wherever he directed it;

Edip-Layth

So, We committed the wind to run by his command, raining gently where he directed it.

George Sale

And We made the wind subject to him; it ran gently at his command, whithersoever he directed.

Hamid S. Aziz

Then We made the wind subservient to him; it made his command to run gently wherever he desired,

Mahmoud Ghali

So We subjected to him the wind, which ran at his command, gently where he would direct it light on,

Marmaduke Pickthall

So We made the wind subservient unto him, setting fair by his command whithersoever he intended.

Mohamed Ahmed - Samira

So we subjugated the wind to his service which carried his merchandise wheresoever he wished;

Muhammad Asad

And so We made subservient to him the wind, so that it gently sped at his behest whithersoever he willed,

Mustafa Khattab

So We subjected to him the wind, blowing gently at his command to wherever he pleased.

Progressive Muslims

So, We committed the wind to run by his command, raining gently where he directed it.

Sahih International

So We subjected to him the wind blowing by his command, gently, wherever he directed,

Sam Gerrans

So We made subject to him the wind — running by his command gently whithersoever he directed —

Shabbir Ahmed

So We gave him the science of making the wind serve him and it carried his ships wherever he intended (34:12).

Syed Vickar Ahamed

So, We made the Wind obey his power, to flow gently by his order, where ever he wanted—

Taqi Usmani

Then We subjugated the wind for him that blew smoothly on his command to wherever he wished,

The Monotheist Group

So, We commissioned the wind to run by his command, raining gently where he directed it.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous lui assujettîmes alors le vent qui, par son ordre, soufflait modérément partout où il voulait.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca Me jê re ba stûxwar kir ku devera ew bixwaze dê bi fermana wî bi nermahî bigere.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij maakten de wind aan hem dienstbaar, zodat die zich zachtjes op zijn bevel spoedde naar waar hij hem heen stuurde.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij onderwierpen den wind aan hem, die op zijn bevel zachtjes heengleed, werwaarts wij dien richtten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (Мы ответили на его мольбу и) подчинили Мы ему [пророку Сулайману] ветер, который течет, по его повелению, легким (и покорным), куда он пожелает, –

Rusça — Osmanov

Тогда Мы сделали подвластным ему ветер, который по его велению тихо веет, куда бы он ни пожелал,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Vi lät vinden tjäna Salomo - den blåste på hans befallning vart han ville -