Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık.
وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْبَاقِينَ
ve ceǎlnā ƶurriyyetehu humu l-bāḳīne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | وَجَعَلْنَا | ve ceǎlnā | ج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak | ve yaptık |
| 2 | ذُرِّيَّتَهُ | ƶurriyyetehu | ذ ر رSaçmak, serpmek, serpişdirmek, yükselmek. | onun zürriyetini |
| 3 | هُمُ | humu | onları | |
| 4 | الْبَاقِينَ | l-bāḳīne | ب ق يKalmak, sürmek, devam etmek, artakalmak, yaşamak, hayatta olmak, arta kalmak, geriye kalmak, beklemek, durmak, var olmak | kalıcı |
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve soyunu, yeryüzünde kalan bir soy haline getirdik.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve soyunu, yeryüzünde kalan bir soy haline getirdik.
Adem Uğur
Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık.
Ahmed Hulusi
Onun zürriyetini de devam ettirdik.
Ahmet Tekin
Biz onun neslini, işte onları payidar kıldık.
Ahmet Varol
Yalnız onun soyunu sürekli kıldık.
Ali Bulaç
Ve onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık.
Ali Fikri Yavuz
Hem (Nûh’un kıyamete kadar) zürriyetini, bakî kalanlar kıldık.
Ali Rıza Safa
Soyunu kalıcı yaptık.
Bayraktar Bayraklı
Sadece onun soyunu geriye bırakmıştık.
Bekir Sadak
Ancak onun soyunu surekli kildik.
Celal Yıldırım
Hem onun soyunu (yeryüzünde) baki kalanlar kıldık.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ve yalnız onun soyunu kalıcı kıldık.
Diyanet İşleri
Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık.
Diyanet İşleri (eski)
Ancak onun soyunu sürekli kıldık.
Diyanet Vakfi
Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Hem onun neslini bâki kalanlar kıldık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hem onun neslini sürekli kalanlar kıldık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem zürriyyetini bakıy kalanlar kıldık
Erhan Aktaş
Onun soyunu kalıcı kıldık.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onun soyunu kalıcı kıldık.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onun soyunu kalıcı kıldık.
Fizilal-il Kuran
Ancak O'nun soyunu sürekli kıldık.
Gültekin Onan
Ve onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık.
Hamdi Döndüren
Yalnız onun zürriyetini kalıcılar kıldık.
Hasan Basri Çantay
Zürriyyetini (yer yüzünde) devamlı kalanların ta kendileri kıldık.
Hasib Asutay
Onun soyunu (yeryüzünde) devamlı kalanların tâ kendileri kıldık.
Hayrat Neşriyat
Ve (yeryüzünde) onun neslini gerçekten kalıcı kimseler kıldık.
İbni Kesir
Ve onun soyunu süreklilerin kendisi kıldık.
Mehmet Okuyan
Biz onun (Nuh’un) soyunu -işte onları- kalıcı kılmıştık.
Muhammed Esed
soyunu (yeryüzünde) kalıcı yaptık;
Mustafa İslamoğlu
onun (inanç) soyunu da baki kıldık:
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onun zürriyetini (evet onları) payidârlar kıldık.
Ömer Öngüt
Yalnız onun zürriyetini kalıcılar kıldık.
Suat Yıldırım
Hayatta kalıp payidar olmayı da onun soyuna has kıldık.
Süleyman Ateş
Yalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik).
Süleymaniye Vakfı
Nuh'un soyunu kalıcı kıldık.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Soyunu devam ettirdiğimiz sadece onlar olmuştu.
Şaban Piriş
Onun soyunu da devam ettirdik.
Tefhim-ul Kuran
Ve onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık.
Ümit Şimşek
Yalnız onun neslini sağ bıraktık.
Yaşar Nuri Öztürk
Onun zürriyetini, evet onları kalıcılar yaptık.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Təkcə onun nəslini qoruyub saxladıq.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Məhz onun nəslini (qiyamətə qədər yer üzündə) baqi etdik.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir machten seine Nachkommen zu den einzig Überlebenden.
Almanca — Der Edle Quran
und machten seine Nachkommenschaft zu denjenigen, die Fortbestand haben.
Almanca — M. A. Rassoul
Und Wir machten seine Nachkommenschaft zu den einzig Überlebenden.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und WIR machten seine Nachkommenschaft die Übriggebliebenen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And We destined his posterity to be the survivors who inhabit the earth.
Abdul Haleem
We let his offspring remain on the earth,
Abdullah Yusuf Ali
And made his progeny to endure (on this earth);
Abul A'la Maududi
and made his offspring the only ones to survive,
Aisha Bewley
and made his descendants the survivors;
Al-Hilali & Khan
And, his progeny, them We made the survivors (i.e. Shem, Ham and Japheth).
Ali Quli Qarai
and made his descendants the survivors,
Amatul Rahman Omar
And We let his progeny alone to survive.
Arthur John Arberry
and We made his seed the survivors,
Bijan Moeinian
And established them on the earth.
E. Henry Palmer
and we made his seed to be the survivors;
Edip-Layth
We made his progeny the one that remained.
George Sale
and We caused his off-spring to be those who survived to people the earth:
Hamid S. Aziz
And We made his offspring the survivors.
Mahmoud Ghali
And We made his offspring the ones who are the (enduring) survivors;
Marmaduke Pickthall
And made his seed the survivors,
Mohamed Ahmed - Samira
And made his progeny survive,
Muhammad Asad
and caused his offspring to endure [on earth];
Mustafa Khattab
and made his descendants the sole survivors.[1]
Progressive Muslims
And We made his progeny the one that remained.
Sahih International
And We made his descendants those remaining [on the earth]
Sam Gerrans
And We made his progeny those remaining.
Shabbir Ahmed
And made his progeny and followers survive.
Syed Vickar Ahamed
And made his children (and descendants) to live (and stay on this earth);
Taqi Usmani
and made his progeny the sole survivors (from the Deluge).
The Monotheist Group
And We made his progeny the one that remained.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et Nous fîmes de sa descendance les seuls survivants.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Me zuriyeta wî tenê li ser rûyê erde hişt.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
en maakten dat het zijn nakomelingen waren die overbleven.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Wij deden zijne nakomelingschap den zondvloed overleven, om de aarde te bevolken.
Hollandaca — Siregar
En Wij maakte zijn nakomelingen tot voortlevenden.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И сделали Мы (так, что) его потомство осталось (после того, как его народ был потоплен).
Rusça — Osmanov
оставили его потомство в живых