Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.
فَهُمْ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ
fe hum ǎlā āṧārihim yuhraǔne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | فَهُمْ | fe hum | kendileri de | |
| 2 | عَلٰٓى | ǎlā | üzerinde | |
| 3 | اٰثَارِهِمْ | āṧārihim | ا ث رİz bırakmak, etki etmek, tesir etmek, işaret bırakmak, iz sürmek, nakletmek, rivayet etmek, tercih etmek, seçmek | onların izleri |
| 4 | يُهْرَعُونَ | yuhraǔne | ه ر عHızlı ve titrek bir yürüyüşle yürümek, koşmak veya atılmak, hızlıca akmak, acele etmek, telaşlanmak. | koşturuyorlar |
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Onlar da, koşa koşa onların izlerini izlemişlerdi.
Abdulkadir Gölpınarlı
Onlar da, koşa koşa onların izlerini izlemişlerdi.
Adem Uğur
Şimdi de kendileri onların peşlerinden koşturuyorlar.
Ahmed Hulusi
Böylece onların izleri üzerinde ısrarla koşarlar.
Ahmet Tekin
Hâlâ baskıyla, korkutularak izdiham halinde onların izinde koşturuluyorlar.
Ahmet Varol
Kendileri de, onların izlerinden koşturuluyorlardı.
Ali Bulaç
Kendileri de onları izleri üzerinde koşturup duruyorlardı.
Ali Fikri Yavuz
Kendileri de onların (sapık) izleri üzerinde koşturuluyorlardı.
Ali Rıza Safa
Şimdi, onların izinden koşuyorlar.
Bayraktar Bayraklı
- Şüphesiz onlar atalarını sapıklıkta buldular ve peşlerinden koşup gittiler.
Bekir Sadak
Oyleyken yine de onlarin izlerinden kovalanircasina kosturuyorlardi.
Celal Yıldırım
Onların izleri üzerinde koşturup durdular.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ama kendileri de çılgınca onların izinden koşuyorlar.
Diyanet İşleri
Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.
Diyanet İşleri (eski)
Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı.
Diyanet Vakfi
(69-70) Kuşkusuz onlar atalarını dalâlette buldular da peşlerinden koşup gittiler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Şimdi de kendileri onların izlerinde koşturuyorlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şimdi de onların izlerince koşturuyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şimdi de onların izlerince koşturuyorlar
Erhan Aktaş
Kendileri de onların izleri üzerinde koşturdular.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Kendileri de onların izleri üzerinde koşturdular.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Kendileri de onların izleri üzerinde koşturdular.
Fizilal-il Kuran
Öyle iken yine de düşünmeden atalarının peşinden koşuyorlardı.
Gültekin Onan
Kendileri de onların izleri üzerinde koşturup duruyorlardı.
Hamdi Döndüren
Ve kendileri de onların peşlerinden koşup gittiler.
Hasan Basri Çantay
Kendileri de onların izleri üzerinde (birbirini itib) koşduruluyorlardı.
Hasib Asutay
Kendileri de onların izlerinde koşturuluyorlar.
Hayrat Neşriyat
Fakat kendileri (de) onların izleri üzerinde koşturuyorlar.
İbni Kesir
Yine de onların izlerinde koşturuluyorlardı.
Mehmet Okuyan
Kendileri de onların peşlerinden koşturuyorlar.
Muhammed Esed
ve (şimdi) atalarının izinden gitmeye can atıyorlar!
Mustafa İslamoğlu
fakat kendileri atalarının izinden akılsızca seğirtiyorlar!
Ömer Nasuhi Bilmen
(69-71) Muhakkak ki, onlar atalarını sapık kimseler buldular. İmdi onlar, atalarının izleri üzerine koşturuluyorlar. Andolsun ki, onlardan evvelkilerin ekserisi de sapıtmış idi.
Ömer Öngüt
Kendileri de onların izlerinde koşturup gidiyorlar.
Suat Yıldırım
Bunlar da onların izlerinde koşmaya can atıyorlar.
Süleyman Ateş
Kendileri de onların izlerinde koşturuyorlar.
Süleymaniye Vakfı
Kendileri de onların peşinden körü körüne koşuyorlardı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Hiç düşünmeden onları takibe koyulmuşlardı.
Şaban Piriş
Onların izinde koşturmuşlardı.
Tefhim-ul Kuran
Kendileri de onların izleri üzerinde koşturup duruyorlardı.
Ümit Şimşek
Yine de izlerinde koşup duruyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Kendileri de hala onların eserleri ardınca koşturuyorlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
özləri də tez-tələsik onların izini tutub getdilər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Bununla belə yüyürə-yüyürə onların ardınca düşüb getdilər.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
und traten eilends in ihre Fußstapfen.
Almanca — Der Edle Quran
und so sind sie auf ihren Spuren eilig getrieben worden.
Almanca — Muhammad Zaidan
so stützen sie sich auf ihren Hinterlassenschaften.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And with their hearts' ears closed and with their minds' eyes blind they insisted on walking in their fathers' footsteps.
Abdul Haleem
and rushed to follow in their footsteps- before the disbelievers [of Mecca],
Abdullah Yusuf Ali
So they (too) were rushed down on their footsteps!
Abul A'la Maududi
and they are running in their footsteps.
Aisha Bewley
and they are following hard upon their heels.
Al-Hilali & Khan
So they (too) hastened in their footsteps!
Ali Quli Qarai
yet they press on in their footsteps.
Amatul Rahman Omar
And they are rushing on in their footsteps (as if driven by some inward urge).
Arthur John Arberry
and they run in their footsteps.
Bijan Moeinian
Knowing that their religion was keeping them in the wrong path [, they were not brave enough to break up with their wrong beliefs].
E. Henry Palmer
and they hurried on in their tracks;
Edip-Layth
So they too have hastened in their footsteps.
George Sale
and they trod hastily in their footsteps:
Hamid S. Aziz
So in their footsteps they hasten on.
Mahmoud Ghali
So they are made to hurry in their tracks.
Marmaduke Pickthall
But they make haste (to follow) in their footsteps.
Mohamed Ahmed - Samira
Yet they hasten to follow in their footsteps.
Muhammad Asad
and [now] they make haste to follow in their footsteps!
Mustafa Khattab
so they rushed in their footsteps!
Progressive Muslims
So they too have hastened in their footsteps.
Sahih International
So they hastened [to follow] in their footsteps.
Sam Gerrans
And in their footsteps are they hastening.
Shabbir Ahmed
But they made haste to follow their footprints.
Syed Vickar Ahamed
So they (also) were rushed down after them (in their fathers evil footsteps)!
Taqi Usmani
So, they used to run in their footsteps.
The Monotheist Group
So they too have hastened in their footsteps.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et les voilà courant sur leurs traces.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca wan jî di şopa bav û kalên xwe de dilezand.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
en zijn hen achterna gesneld.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En zij traden haastig in hunne voetstappen;
Hollandaca — Siregar
Toen volgden zij hen haastig in hun voetsporen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И они по их следам поспешили [не раздумывая последовали за ними].
Rusça — Osmanov
и они [сами] отправились по стопам [отцов].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och de hade bråttom att följa i deras spår.