Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.
فَاِنَّهُمْ لَاٰكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَ
fe innehum lākilūne minhā fe māliūne minhā l-buTūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken onlar, onu yerler de karınları şişer.
Adem Uğur
(Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar.
Ahmed Hulusi
Muhakkak ki onlar (dünya yaşamı boyunca) ondan yerler ve ondan karınlarını doldururlar.
Ahmet Tekin
Cehennemlikler, kesinlikle bunu yerler. Karınlarını bununla doldururlar.
Ahmet Varol
Muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve karınları(nı) onunla dolduracaklardır.
Ali Bulaç
Artık gerçekten, ondan yiyecekler böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar.
Ali Fikri Yavuz
Muhakkak o kâfirler bundan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklar.
Ali Rıza Safa
Artık, kesinlikle ondan yiyecekler; karınlarını onunla dolduracaklar.
Bayraktar Bayraklı
Onlar kesinlikle ondan yiyip, karınlarını onunla dolduracaklar.
Bekir Sadak
Iste cehennemlikler bundan yerler, karinlarini onunla doldururlar.
Celal Yıldırım
Onlar (Cehennem'dekiler) mutlaka ondan yiyecekler de karınlarını onunla dolduracaklar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Zalimler mutlaka onu yiyecekler, karınlarını onunla dolduracaklar.
Diyanet İşleri
Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.
Diyanet İşleri (eski)
İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar.
Diyanet Vakfi
(Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Mutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Mutlaka onlar ondan yiyeceklerdir; yiyecekler de ondan karınlarını dolduracaklardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Her halde onlar ondan yiyeceklerdir. Yiyecekler de ondan karınlarını dolduracaklardır
Erhan Aktaş
Onlar, ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlar, ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlar, ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.
Fizilal-il Kuran
İşte cehennemlikler bundan yer ve karınlarını bununla doldururlar.
Gültekin Onan
Artık gerçekten, ondan yiyecekler, böylelikle karınlarını ondan dolduracaklar.
Hamdi Döndüren
İşte onlar, bundan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklar!
Hasan Basri Çantay
İşte hakıykat onlar bundan yiyecekler, bu suretle karınlarını bundan dolduracaklar.
Hasib Asutay
Mutlaka onlar (cehennemlikler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar.
Hayrat Neşriyat
Bundan sonra şübhesiz ki onlar, elbette bundan yiyecek kimseler olup, artık karınları(nı) bununla dolduracak olanlardır.
İbni Kesir
Onlar muhakkak ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.
Mehmet Okuyan
(Cehennemdekiler) ondan yer ve karınlarını ondan doldururlar.
Muhammed Esed
ve (zalim)ler ondan yemeye ve karınlarını onunla doldurmaya mahkumdurlar.
Mustafa İslamoğlu
ve onlar kesinlikle ondan yemeye ve karınlarını onunla tıka basa doldurmaya mecburdurlar;
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık şüphe yok ki onlar, ondan elbette yiyicilerdir ve ondan karınlarını dolduruculardır.
Ömer Öngüt
Cehennemlikler ondan yerler ve karınlarını onunla doyururlar.
Suat Yıldırım
İşte o zalimler bunları yer ve karınlarını tıka basa doldururlar.
Süleyman Ateş
Onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.
Süleymaniye Vakfı
Cehennemdekiler, kesinlikle ondan yiyip karınlarını onunla dolduracaklardır.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onlar çaresiz ondan yer; karınlarını onunla doldururlar.
Şaban Piriş
İşte onlar, bundan yerler ve karınlarını onunla doldururlar.
Tefhim-ul Kuran
Artık hiç tartışmasız, onlar, ondan yiyecekler, böylelikle karınlarını da ondan dolduracaklar.
Ümit Şimşek
Ondan mutlaka yiyecekler, hem de karınlarını tıka basa dolduracaklar.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar ondan mutlaka yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Günahkarlar ondan yeyib qarınlarını dolduracaqlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar (cəhənnəm əhli) ondan yeyəcək və qarınlarını onunla dolduracaqlar.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie werden davon essen und ihre Bäuche damit füllen.
Almanca — Der Edle Quran
Sie werden wahrlich davon essen und werden (sich) so davon die Bäuche füllen.
Almanca — M. A. Rassoul
Sie sollen davon essen und (ihre) Bäuche damit füllen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann gewiß, sie werden doch davon essen, dann werden sie davon die Bäuche voll füllen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
It is the source of aliment the infidels shall eat and fill their bellies.
Abdul Haleem
They will fill their bellies eating from it;
Abdullah Yusuf Ali
Truly they will eat thereof and fill their bellies therewith.
Abul A'la Maududi
(The people of Hell) will surely eat of it, filling their bellies with it.
Aisha Bewley
They will eat from it and fill their bellies with it.
Al-Hilali & Khan
Truly, they will eat thereof and fill their bellies therewith.
Ali Quli Qarai
Indeed they will eat from it and gorge with it their bellies.
Amatul Rahman Omar
And most surely they, (the inmates of Hell,) shall eat of it and fill (their) bellies with it.
Arthur John Arberry
and they eat of it, and of it fill their bellies,
Bijan Moeinian
Forced by hunger, the people of Hell [who do not have nothing else to eat] will fill up their bellies with this devilish fruit.
E. Henry Palmer
verily, they shall eat therefrom, and fill their bellies therefrom.
Edip-Layth
They will eat from it, so that their bellies are filled up.
George Sale
and the damned shall eat of the same, and shall fill their bellies therewith;
Hamid S. Aziz
Then verily, they shall eat of it and fill (their) bellies with it.
Mahmoud Ghali
Then surely they will indeed be eating of it, and so of it they will be filling their bellies.
Marmaduke Pickthall
And lo! they verily must eat thereof, and fill (their) bellies therewith.
Mohamed Ahmed - Samira
They will eat and fill their bellies with it,
Muhammad Asad
and they [who are lost in evil] are indeed bound to eat thereof, and to fill their bellies therewith.
Mustafa Khattab
The evildoers will certainly ˹be left to˺ eat from it, filling up their bellies with it.
Progressive Muslims
They will eat from it, so that their bellies are filled up.
Sahih International
And indeed, they will eat from it and fill with it their bellies.
Sam Gerrans
They will eat thereof, and fill thereof their bellies;
Shabbir Ahmed
Verily, from it they must eat, and fill their bellies with it. (37:68).
Syed Vickar Ahamed
Truly, they (the wrongdoers) will eat from there and fill their stomachs with it.
Taqi Usmani
So, they have to eat from it and have to fill their bellies with it.
The Monotheist Group
They will eat from it, so that their bellies are filled up.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ils doivent certainement en manger et ils doivent sʹen remplir le ventre.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Bêguman (dojehî) jê dixwin, vêca ew zikên xwe ji wê tijî dikin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Daar eten zij van en vullen hun buiken ermee.
Hollandaca — Salomo Keyzer
De verdoemden zullen daarvan eten, en hunne buiken daarmede vullen.
Hollandaca — Siregar
Voorwaar, dan zullen zij er van eten zodat zij er de buiken mee vullen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
А они же [многобожники] едят их [плоды заккума] и наполняют им животы.
Rusça — Osmanov
И они (т. е. обитатели ада) едят их и наполняют ими чрево,
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
som de (dömda) får äta för att stilla sin hunger.